![]() |
Alevilik yol’unu kİmden ÖĞreneceĞİz?
Hakk Erenleri'nin ikrar imanla gittikleri bir Yol'ları vardır. Yol doğruluk üzerinedir. Dinlerin ve inançların kavramları Yol'u anlatamaz çünkü Yol baki dünyası olarak içinde yaşadığımız dünyayı kabul etmektedir. Fani dünyası ise yok hükmündedir.
Dinler ve inançlar yaşadığımız dünyayı fani olarak, geçici olarak kabul etmektedir, bunun için de cenneti ve cehennemi bir gerçek, kurtuluşu ise ruhun kurtuluşu olarak önümüze koymaktadırlar. Sürgünlüğün, ruhun hapisliğinin, nefsin öldürülmesinin anlatıldığı tasarımların Hakk Yol'unda geçerliliği yoktur. Cennetin ve cehennemin var olduğunu söyleyen, ispat eden peygamberlerdir. Bugüne kadar cennete veya cehenneme gidip gelen var mıdır? Baki dünyasına insanlar gelir ve giderler. Eğer geçicilik var ise gelen ve gidenlerdir. Dünya kalıcıdır ve devamlıdır. Gelenler kadın ve erkek bir gömleğe girerler, bir can olurlar. Kırklar da bir gömleğe girip tek can olurlar. Devriye çocuğa geçer ve bu böyle sürer. "Hayatı olan", yaşamı "hayatı olan"a bırakır. Evrene, dünyaya, canlı ve cansız varlıklara ve de insana dair anlatımlar ve yapılan önderlikler her din ve inançta farklı farklıdır. Bazılarının rahipleri, hocaları, hahamları, bazılarının da şamanları, büyücüleri vardır. Hakk Erenlerinin Yol önderlerine ise Mürşid, Pir, Dede ve Rehber denir. Bu kategorilerin ortak adıdır dede. Dede Yol önderidir. Olmazsa olmazdır. http://www.gencalevilerharekati.de/Y...hp?f=14&t=1224 |
Dede'ye uymayanin durumu nedir peki? Herhangi bir ceza, yaptirim vs. var midir?
|
Cem suresi icinde Edep Erkana uymiyan tutum ve davranislar varsa... (Gulmek, Alay etmek,) vs gibi davranislarda kisi kim olursa olsun Dara cekilir, Cem bitene kadar ceza verilir.
Onun disinda (Cem Disinda) Dede`ye inanmiyan, Dede`ye tepki gosterenlerin ceza verilmesi gibi bir yaptirim yoktur. Dedelik makami Egitici ve Ogretici (Insan-i Kamil) makami oldugundan dolayi Cem suresi icinde Egiticiye ve Ogretici kimligine vede orada bulunan topluluga karsi saygisizlik etmis oldugundan dolayi, bir nevi disiplin uygulamasidir... Cem esnasinda kuskunlerin ve darginlarin baristirilmasi, kisilerin hata ve yanlislarin, agirligina gore iki ayri ceza verilir, Muskul Cezasi gecici hafif cezalardir, Talip verilen cezaya uymak zorundadir, uymadigi taktirde sebep ve gerekcesi (Mantikli ve Gecerli mazeret) aklin yolu kabul etmiyecek duzeyde ise, DUSKUNLUK cezasina carptirilabilir Duskun ilan edilen kisiler icin geri adim atilmaz, Mali malimizdan Cani canimizdan Yolu yolumuzdan ayri olmak sarti ile bir daha toplum icine alinmamaksizin O toplumdan dislanir.... Saygi ve Insani Sevgilerimle. |
Yani duskun'e af yok hicbir sekilde, dogru mu anladim?
|
Alıntı:
Birine tecavuz etmek, iftira atmak, Misayibin ve Kivrenin (Ikrarin) yakinina kotu gozle bakmak, birini kisiligini ve onurunu zedeliyecek iftira ve yalanlara bas vurmak vs vs gibi buyuk suclar isliyenler icin verilir ve Af`i yoktur.... Saygi ve Insani Sevgilerimle |
düşkünlük konusu geçmiş iken aklıma geldi, yıllar önce gördüğüm bir haber...
Alevilikte 'Düşkün'lük Cezası... http://im.haberturk.com/2010/07/07/5...jpg?1278482918 Tekin ATAY/ AHT Burdurlu bir Alevi, kendisini zinadan ‘düşkün’ ilan eden Alevi dedeye ‘hakaret’ davası açtı. Mahkeme, vatandaşı haklı buldu ‘ZİNACIDIR, CEMEVİNE ALMAYIN’ Burdur Niyazlar Köyü’nde yaşayan Şeref İpek, zina yaptığı iddiasıyla Alevi dede tarafından ‘düşkün’ ilan edildi. Köyün Alevi dedesi Halil Yılmaz, civardaki cemevlerine de “Bu kişiyi 4 yıl boyunca cemevine almayın” yazısı yazdı. DEDE: BU ALEVİLİKTE BİR İLK Şeref İpek, “İftira” diyerek dede ve 2 yakınına hakaretten dava açtı. Yargı, İpek’i haklı buldu ve sanıklara 87’şer gün hapis verdi. Alevi dedesi Yılmaz, “Bir talip, mürşidini dava etti. Şaşkınım. Bu Alevilikte bir ilk” dedi. Tekin ATAY/ AHT Alevi hukuku yargıdan döndü Burdur’da, Şeref İpek isimli Alevi vatandaş tarihte ilk kez Bektaşi hukukunu yargıya taşıdı. Kendisini düşkün ilan eden Alevi dedesi Halil Yılmaz ile kardeşi Hüseyin Yılmaz ve eşi Dudu Yılmaz’a dava açan İpek, haklı bulundu. Mahkeme Yılmaz Ailesi’ne 87’şer gün hapis cezası verdi, ardından 1740’ar lira paraya çevirdi BURDUR’un Yeşilova İlçesi’nde, Alevi bir vatandaşa, “örf hukuku” uyarınca verilen “düşkünlük” cezası tarihte ilk kez yargıya taşındı. Düşkün ilan edilen Şeref İpek, iftiraya uğradığını ileri sürerek, Alevi dedesi Halil Yılmaz ile kardeşi Hüseyin Yılmaz ve eşi Dudu Yılmaz’a dava açtı. Mahkeme Halil, Hüseyin ve Dudu Yılmaz’ı hakaret suçundan 87’şer gün hapis cezasına mahkûmetti. Ardından cezaları bin 740’ar lira para cezasına çevirdi. Evli ve 4 çocuk babası Şeref İpek (52), bir kadınla ilişkisi olduğu gerekçesiyle, Alevi dedesi Halil Yılmaz’ın (80) denetiminde yapılan cemtoplantısında, Aleviliğin örf hukuku uyarınca “düşkün” ilan edildi. Düşkünlüğü haksızlık olarak gören İpek, Halil Yılmaz ile kardeşi Hüseyin Yılmaz (74) ve eşi Dudu Yılmaz’ı (73) kendisine iftira attıkları gerekçesiyle savcılığa şikâyet etti. ‘KARAR CEM TOPLANTISINDA ALINDI’ Alevi dedesi Halil Yılmaz, yaptığı açıklamada “Şeref İpek hakkında pek çok iddia vardı. Kendisini defalarca uyardık. Son olarak cemevinde toplantı yapıp, hakkındaki iddiaları sorduk, kendisi cemde toplantıyı terk etti. Toplumdaki birçok kişi bana, ‘Bunlar artık cemevine gelmesin, istemiyoruz’ dedi.Mürşit olarak ben görevimi yaptım. Oylama yapıldı ve karar alındı” diye konuştu. ‘BİN YILLIK KURALLAR VAR’ Halil Yılmaz, “Bir talibin (öğrenci)mürşidine (Alevi dedesi) açtığı belki de tarihteki ilk davadır. Konu sadece ceza hukuku açısından değerlendirilmiştir. Alevi-Bektaşi inancının, bin yıllar değişmeyen kuralları göz ardı edilmemeliydi. Yargı bizi suçlu buldu, boynumuz kıldan ince ancak inancımızın gereklerini de uygulamak zorundayız” dedi. DÜŞKÜNLÜK CEZASI NEDİR? DÜŞKÜNLÜK, Alevilerin kendi içlerinde oluşturduğu bir ceza sistemidir. Geçici ve sürekli olmak üzere iki tür düşkünlük vardır. Haksız yere eşini boşayana, haram kazanç sağlayana, yalancı şahitlik yapana, nefsine hâkim olmayana, hırsızlık yapana, adam öldürene, vatan borcunu ödemeyene, annesine-babasına evlatlık görevini yapmayana, insanlara zarar verene, Allah’ı, peygamberi ve Kuran’ı inkâr edene, komşusunu incitene, işçi ve yetim hakkı yiyenlere, Kuran’da evlenmeleri yasaklanan kimselerle evlenenlere, ikrardan dönenlere ve zina yapanlara verilmektedir. Düşküne selam verilip alınmaz, konuşulmaz, evine düğününe gidilmez, kısacası toplumdan tamamen dışlanır. Düşkün hatalarını düzeltip af dilerse, yine cem toplantısında cezası kaldırılır. Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk: ‘Hukuka uygun karar’ “BU karar, dine dayalı bir örf hukuku ile laik temele dayanan ceza hukukunun çatışmasıdır. Bizim ceza kanunumuz din temeline dayanmadığı için, bu tür davalarda hiçbir mahkeme, ‘dini esasları’ dikkate alarak karar veremez. Mahkemenin, dini kuralları veya geleneğe bağlı yaptırımları dikkate alması mümkün olmadığı için neticede hukuka uygun bir karardır.” Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız: ‘Örf hukukuna uymalıydı’ “ALEVİ-Bektaşi kurallarına göre, düşkün ilan edildiği için haksızlığa uğradığını düşünen kişinin itiraz edeceği makam, bağlı bulunduğu mürşidin bir üst makamıdır. Yani yine örf hukuku içinde itirazını yapabilir. Fakat bu konu laik temele dayalı yargıya taşınırsa, doğal olarak böyle bir sonuç çıkabilir. Çünkü yargı, dini unsurları esas almayacaktır. Ancak inancımızın gereği bellidir, kuralı bellidir. Bundan kimsenin vazgeçmesi mümkün değildir.” |
Boşa dememişler düşküne yolu yolumdan ayrı olsun diye....
Alıntı:
Ayroca burada baya bi kararma olmuş. Kırmızı ile işaretlediklerimi ben ne duydum ne gördüm... Böyle düşkünlük sebebi olmaz. Ayrıyetten turuncu yaptıklarımda illa düşkün olucak diye bir durum yoktur. Burada dede durumu ölçer bicer olayı düzeltmeye çalışır ki bunu yapamasa bile illa düşkünlük vericek diye bir şey yoktur bunlar daha çok müşkül durumlardır. Yanlış söyledim ise af ola... |
tutulacak en iyi yol tümünden de arınmaktır, alevilikte buna dahil....
Çünkü mitoloji, tersine döneceği umulan bir su değirmenidir artık. Ne unu olur ne de ekmeği... tabi aleviliğin özü önemli o da sevgidir, osmanlı dönemi ya da başlarında iyice sokulan islami figürlerin, kötüleme, kara çalmaların, karalamaların alevilik ile uzak yakın ilgisi yoktur aslında... Baba, baba, ana, ana diye bu gün alevilerce ulunanan kişilerdir asıl aleviliği islamlaştıranlar... Alevilikte cennet-cehennem inancı olmaz -ki kuran'ın buyrukları lafzı olsun... namaz, niyaz, gaddar ALİ vs sonradan dahil olmadır, islami kökenlidir... Ha bu günün alevileri alevi midir? değildir elbette. Neye yakındır denirse açık fikrimi söylüyorum kitapsız müslümandırlar, ama resmi ideolojiye göre kitap-cami de eklenirse işlem tamam olacak... Alisiz alevilik vb çabalar bana göre ütopya, dahi gereksizdir, anlamsızdır, insan olmak neye yetmiyor da hala kendimizi etiketleme gereği duyuyoruz... artık insanlar kendisini feodal kökenli etiketlerle ifade edemezler, etmemeliler, eni sonu artık çağımızda ayrımlar siyasi-ideolojik olabilir, dinsel, mezhepsel, soysal, sopsal, ırksal ayrımlar bir çuval çürük domates.... |
Ben alevi kökenli biri olarak kafa karışıklığı yaşıyorum...
Bana kalırsa alevilik Anadolu'nun yerli halkından kalandır. Luviler, Hititler uçup gitti mi... Hitit devleti sona erdi diye bu insanlar buhar mı oldular... Yıllarca İslam bölgeye hakim oldu ve alevilerde İslam'a kayış oldu bana kalırsa. |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:59 . |