![]() |
İsa'nın Tanrısı ve Tevratın Tanrısı
‘’Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, gerçek olanla sevinir.’' (1.Korintliler 14:4-5)
Pavlus sevgi kıskanmaz diyor. İsa, Tanrı sevgidir diyor. Yuhanna mektubunda Tanrı sevgidir diyor. Yahve ise ben kıskanç bir tanrıyım diyor! Öfkesiyle helak ediyor. İsa kimseyi yargılamamayı ve bağışlayıcılığı öğretiyor, Yahve ise birinin günahının hesabını sonraki nesillerden soruyor! İsa’nın Tanrısı ile Tevrat’ın Tanrısı farklıdır! Tanrı sevgidir ve sevgi böbürlenmez, şefkatlidir, kaba davranmaz, övünmez. Tevrat’ın Tanrısı ise acımasızdır, kin güder, birinin suçunu birkaç nesilden sorar, böbürlenir, övünür, kaba davranmanın ötesine geçer. İsa’nın Tanrısı farklıdır ve o Sevgidir, bu yüzden kaba davranmaz. Bunu sadece Pavlus değil Yuhanna ve İsa da söyler. İsa'nın Tanrısı maddeden münezzehtir, hiçbir şey yaratmamıştır. Çünkü madde kötüdür, İsa'nın Tanrısı ise iyidir ve iyi ağaç kötü meyve vermez. Madde bir uzaklaşma, yanılgı ve eksiklik halidir. Hakiki Tanrı bundan münezzahtir. Keza benlik ve beden de Hakiki Tanrının katından gelen ruh için bir hapishaneden farksızdır. Bu yüzden, ikincil bir varlık olarak Demiurgos'un (Yahve) yaratımı olan benlik, beden ve dünyayı, kısacası Yahve'nın yarattığı hiçbir şeyi sevmemek gerekir. ''Dünyayı da dünyaya ait şeyleri de sevmeyin. Dünyayı sevenin Baba’ya sevgisi yoktur. Çünkü dünyaya ait olan her şey –benliğin tutkuları, gözün tutkuları, maddi yaşamın verdiği gurur– Baba’dan değil, dünyadandır. Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrı’nın isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.'' (1.Yuhanna 2:15-17) İsa'nın Tanrısına göre diriliş, öldükten sonra bedensel diriliş değil, henüz yaşarken benlikten çıkıp Ruh'ta dirilmektir. Bunu yapan kişiye İsa gelir. Bunu yapan kişi yanılsamayı aşar, dünyayı, bedeni ve benliği aşar, yani onun için kıyamet kopmuştur artık. Böylece İsa'nın ikinci gelişini görür. Bu kişide İsa dirilir. Çünkü İsa'nın Tanrısı ölülerin değil dirilerin Tanrısıdır. Aksi halde aşağıdaki şu sözleri anlamak olanaksızlaşır ve bunlar gerçekleşmemiş vaat sanılır; ''Size doğrusunu söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, İnsanoğlu’nun kendi egemenliği içinde gelişini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.” (Matta 16:28) İsa'nın gelişini, imanlı kişinin benliği aşarak Ruhtan doğması ve İsa gibi olması olarak anlamazsak bu yazılan kısmı nasıl anlayacağız? İsa bir şey demiş ama gerçekleşmemiş olarak görünür. İsa kendi öğretisinin, inanırları, Tevrat'ın tanrısı olan Yahve'nin en büyük elçisinden bile üstün kılacağını söyleyerek Tevrat ve öğretisini küçümser; ‘'Bir peygamber mi? Evet! Size şunu söyleyeyim, gördüğünüz kişi peygamberden de üstündür. ‘İşte, habercimi senin önünden gönderiyorum; O önden gidip senin yolunu hazırlayacak’ diye yazılmış olan sözler onunla ilgilidir. Size doğrusunu söyleyeyim, kadından doğanlar arasında Vaftizci Yahya’dan daha üstün biri çıkmamıştır. Bununla birlikte, Göklerin Egemenliğinde en küçük olan ondan üstündür.’' (Matta 11:9-11) Bu ayette Yahya'nın 'peygamberlerden de üstün' olduğu ama İsa'nın öğretisi sayesinde girilen Tanrının Egemenliğinde en küçük olanın bile Yahya'dan üstün olacağı söyleniyor. Çünkü Yahya da Yasa'nın kuludur, bir köledir Yasa karşısında, Oğulluk almamıştır, benlikte yaşamaktadır. Benlikte yaşayanlar olgun değildir ve bir kölenin efendisinin yasasına bağlı olması gibi boyunduruk altındadır. Ölümü yenemezler. Ama Kutsal Ruhu alıp Tanrının Çocuğu olur ve olgunlaşır, benliğini çarmıhta aşarsa o zaman Yasadan da hür kalır. Yahya ise Tanrının Egemenliğine giremeyecek ve ölümü miras alacaktır. Çünkü egemenlikteki en küçük bile ondan üstün olacakmış. Keza, İsa İncil'de ‘iyi ağaç iyi meyve kötü ağaç kötü meyve verir; iyi ağaç kötü meyve vermez’ der. Yani iyi bir ağaçtan sadece iyi meyve çıkacağını belirtir. ''Dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanabilir mi? Bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir. İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve vermez.'' (Matta) İyiden kötü çıkmaz ama dünyamızda iyilik kadar kötülük de vardır! Oysa Tanrı iyidir ve sevgidir. O halde kötülük dolu dünyayı Tanrı yaratmış olamaz. ''Her ağaç meyvesinden tanınır''. O halde iyilik kadar kötülüğün de olduğu dünyayı ancak iyi olduğu kadar kötü de olan, hayır ve şerrin kendinden kaynaklandığı bir varlık yapmış olabilir. Hakiki Tanrı ise iyilik ve kötülüğün ötesindedir. İyilik ve kötülük Tanrısı adaletin/Yasanın Tanrısıdır (Yahve), iyi ve kötü ağacından yiyince O, Yasasıyla bize hüküm vermiştir. Lanetlemiş, 'deriden giysiler' dikmiş, Hakikat Ağacından uzaklaştırmış ve ölümlü kılmıştır. İsa'nın sözünü ettiği Tanrı ile Tevrat'taki Tanrının farklı olduğunun bir göstergesi de şudur, Yuhanna İncilinde İsa şöyle der; ''Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba’nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O’nu tanıttı.'' (Yuhanna 1:18) Oysa Tevrat'ın Yahvesini pek çok kişi görmüştür! Bakın; ''Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi dağa çıkarak İsrail’in Tanrısı’nı gördüler. Tanrı’nın ayakları altında laciverttaşını andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu. Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrı’yı gördüler, sonra yiyip içtiler. RAB Musa’ya, “Dağa, yanıma gel” dedi, “Burada bekle, halkın öğrenmesi için üzerine yasalarla buyrukları yazdığım taş levhaları sana vereceğim.” '' (Mısır'dan Çıkış 24:9-12) İsa'nın Tanrısı ile Musa'nın Tanrısı farklıdır. Eski Ahid'in Tanrısı Demiurgos'tur, maddesel-kötü alemin yaratıcısı, cahil, kötücül, ikincil bir varlıktır. İsa, onun de üzerinde bulunan, hakiki bir Tanrıyı vaaz etmiştir. Ama bu vaazı, eski inancın içinden giderek yapmıştır. Daha doğrusu havarilerin anlatımı bu yöndedir. Karışıklık buradan doğar. Günümüz Kutsal Kitap metinleri dünyaya dağılmış haldeydi. Bunları bir araya getirmek yönündeki ilk kanonik girişim Sinop'lu Marcion'un girişimidir. Luka İncili ile Pavlus'un mektuplarından oluşan bir kanon kurmuştur. Metinleri toplayıp kendi kanonlarını kurma fikri bunun üzerine Katolik Kilisesinde oluşmuş ve çalışmaları başlatmışlardır. Marcion ise üstte özetlediğim görüşlere çok benzer görüşler savunmuş, Tevrat'ı ve Tanrısını kabul etmemiştir. |
Butun olumsuz taraflarina gore, bir dikkat ceken tarafi, Incil gibi "sevgi" kavramini somuru icin kullanmayisidir.
Tanri profili adeta bizlerden biri gibidir, kizar, ofkelenir, boburlenir, kiskanir, bagislar vs.vs. Vahyi filan da gectim, insan urunu olusunu, nedense bazi kitleler kabul etmek istemezler. Onun yerine, habire bir guzel, iyi, hos Tanri profili anlatmayi yeglerler. Ha bir de hep merak ederim. Isa carmihta nicin Ilyas'i cagirir? Ilyas'in Tanri'sindan filan mi etkilenmistir? |
Alıntı:
Öncelikle biz Hristiyanlar, Tanrının sevgi dolu ve merhametli olduğunu söylerken onun aynı zamanda ''adil bir yargıçta'' olduğunuda unutmuyoruz. Bu açıdan Tanrının, insanları yaptıklarına göre yargılaması ve eylemlerinin iyiliklerine veya kötülüklerine göre cezalandırması onun sevgi dolu karakterine aykırı olmadığı gibi bilakis kutsallığının ve kusursuzluğunun bir sonucu olarak kendisinde varolması gereken adaletinin bir sonucudur. Zaten İsa Mesihin günahlarımıza karşılık çarmıhta gerçekleştirdiği eylemde bu adalet anlayışının bir sonucuydu. Tanrı neden beden alıp çarmıhta günahlarımızın bedelini ödeme ihtiyacı duydu veya sadece afettim dese yeterli olmazmıydı, hem Yeni Antlaşmada bize sürekli affedici olmamızı öğütlemiyormu diye bir soru sorabiliriz. Bu şuna benziyor bir Trafik polisi, bir sürücüyü kurallara uymadığı için cezalandırıyor ve ardından gerekli mercilere giderek bu cezayı kendisi ödüyor. Zira cezalandırdığı kişi kendi oğlu çıkıyor. Zaten Hristiyanlık öğretisi bizlere affetmeyi öğütlerken karşılaştığımız haksızlıkların cezasının kalmayacağını, bilakis yargıyı ve yargının getirdiği mahkumiyeti Tanrının vereceğini söylüyor. Çünkü; Eski ahitte olduğu gibi Yeni Ahitte de Tanrı adil bir yargıçtır. Gerçektende Eski ahit ile Yeni ahit arasındaki Tanrısal üslup arasında bazı farklılıklar sezinlenebilir ki sizinde yazınızın ana temasını bu oluşturuyor. Bunu ise İsa Mesihten önce günahın tutsağı olan insan ile kutsal olan Tanrı arasındaki ilişkinin olması gereken kusursuzluğa erişememesi ile açıklayabiliriz. İsa Mesihten önce insanoğlu günahın tutsağı olduğu için Tanrıyla kutsal bir iletişim kuramıyordu ve günahın sebeb olduğu engel her zaman insan ile Tanrı arasında bir uçurum teşkil ediyordu. İşte İsa Mesihin çarmıhtaki işi sayesinde günahtan kaynaklanan uçurum ortadan kalktı ve adil bir yargıç olarak Tanrı, günahlarımızı görmezden gelmek yerine günahı ve onun sebeb olduğu mahkumiyeti kendi üzerine alarak insan ile Tanrı arasında sevgi ve kutsallık temeline dayalı yeni bir ilişkinin kapısını açtı. Artık şeriatın değil, sevgiye ve esenliğe dayanan lütfun yasası altındayız ki Eski ve Yeni Ahitteki üslup farklılığıda bunun bir sonucudur. Dostlukla... |
Alıntı:
|
Bu arada, konu başlığıyla ilgili şu örneği de vereyim. Tevrat'ın Tanrısı insan biçimlidir. İnsan gibi bir bedeni, eli, ayağı vardır. İnsanı da kendi benzeyişinde yaratmıştır. Buyurun;
(Tevrat, Yaratılış 1:27) ''Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.'' (Tevrat, Yaratılış 2: 8-9) ''Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler. RAB Tanrı Adem'e, “Neredesin?” diye seslendi.'' Görüldüğü üzere Tevrat'taki Tanrı bahçede yürüyor, Adem'e neredesin diye soruyor, insan ondan gizlenebiliyor v.b.. Böyle Tanrı mı olur? İsa'nın Tanrısı ise Ruhtur. Bedensel bir varlıktır değildir. Yahudilerin Tanrısı ise benlik dahilinde düşünülmüş, bedensel, cahilce bir Tanrıdır. İsa ise başka bir Tanrı öğretisini bu inancın içinden giderek vaaz etmiştir. Bunlar tümüyle farklı Tanrılardır. Veya 'Tanrıya ilişkin çok başka ve zıt bakış açılarıdır' dersem daha doğru olur. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Iyi ya ben de Incil'den bahsediyorum. Incil, Isa'dan aktarilan sozlerin yazili oldugu kitap degil mi? Isa carmihta iken yaninda olmadiginiza gore, Isa'nin Ilyas'i cagirmadigina nasil eminsiniz merak ettim. Isa'nin oluleri diriltmesi ile Ilyas'in cocugu diriltmesi son derece benzesiyorken!? Ilyas'in goklere alinisi kasirga ile olurken, Isa'nin olumunde yerin yarilmasi, cesetlerin ortaya cikmasi, sarsinti olmasi vb.. Yani hikayeler cok benzesiyor. Kaldi ki Isa'nin sayet gercekten yasadiysa, donem Roma'sinin kanunlarina gore goksel tanrica'ya kurban edildigini biliyoruz. O donem Roma 12 tablet kanunlari ortada zira. Isa'ya gore Ilyas, nasil Yahya oluyor? Bilgi verebilir misin Jolly? |
Alıntı:
Daha fazlasi icin; http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=18082 |
Ayrıca tanrının sevgi olduğu iddiası üzerine http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=20635
|
Alıntı:
''Öğrencileri O'na şunu sordular: “Peki, din bilginleri neden önce İlyas'ın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?” İsa, “İlyas gerçekten gelecek ve her şeyi yeniden düzene koyacak” diye yanıtladı. “Size şunu söyleyeyim, İlyas zaten geldi, ama onu tanımadılar, ona yapmadıklarını bırakmadılar. Aynı şekilde İnsanoğlu da onların elinden acı çekecektir.” O zaman öğrenciler İsa'nın kendilerine Vaftizci Yahya'dan söz ettiğini anladılar.'' (Matta 17:10-13) İsa'nın gerçekte yaşadığını sanmam. Ama şu 12 tablet yasası hakkında biraz daha bilgi verir misin sevgili Neva? Eğer hakikaten bir Tanrıça'ya kurban edildi ve Baba'sı buna sessiz kaldıysa bunun ezoterik bir manası olabilir. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:44 . |