![]() |
"İlah"ın Evrimi: "Al Lat" ==> "Al Lah" ==> "Allah" ==> "Al İlah"
Evet, arkadaşlar. Uzun süredir kafamı meşgul eden bir konuyu başlıkta belirttiğim üzere tartışmaya açıyorum.
Herkes Mezopotamya'daki tanrıların ve putların adının genel olarak "Al İlah" ile tanımlanmış olduğunu zanneder ama bu doğru değil. Bu genelleme İslamiyet geldikten sonra "Allah" ile diğer putları "Al İlah"ı birbirinden ayırt edilmesi için kullanılmıştır. Bu durumu en güzel şekilde "La ilahe illallah" ifadesiyle başlayan Kelime-i Tevhid'te görebilirsiniz. Anlamı, "Allah'tan başka bir İlah yoktur". İlk Müslümanlar bu ifadeyi mezarlarda, madeni paralarda, Kubbet-üs Sahra'da ve daha birçok yerde kullanmışlardır. Ama onlar bunu "Al Lat"tan türettikleri "Al Lah"tan keşfetmişlerdir. Çünkü "Al Lah" ile "Al İlah" kelimelerinin her ikisinin yazılışı aynıdır; fark, yalnızca seslendirilişindedir. Yoksa, ortada bir "Al İlah" kelimesi yoktu. Bu konuda "İsa kimdir?" tartışmasında aşağıdaki açıklamalarda geçen "Elohim"den "Al İlah" çıkarımı doğru değildir. Kaldı ki, İsa çarmıhta iken "Elohim" ilgili bir söz (ki bu, "Elî, Elî, lema şevaktani!" şeklindeydi) söyleyip söylemediği kesin değildir. Sadece bir rivayet bu! Alıntı:
Özetle, tartışmayla ilgili kısa bilgilendirmem budur. Daha sonra arkeolojik bulgularla açılımına geçerim. |
Alıntı:
Hasan AKÇAY kardeşim, bir de şu konuya el atsak: "İlah"ın Evrimi: "Al Lat" ==> "Al Lah" ==> "Allah" ==> "Al İlah" Arkeolojik kayıtlar ve Arapça'nın kronolojisi "İlah" kelimesinin evriminin böyle olduğunu gösteriyor bize. Örneğin, Safaitic (9)'daki şu kayanın üzerinde "E'Lat" ve "Slm (Selam)" yazar: |
Alıntı:
İkinci olarak, kaya yazıtlarından bahsetmişsiniz. İslam öncesi kaya yazıtlarında Arapça'dan başka bir dil (Nebatice, Güney Arapça, Grekçe, Süryanice vs.) kullanılması, Arapça'nın henüz emekleme devrinde olduğunu gösterir. Örneğin, Safaitic (9)'daki aşağıdaki kayanın üzerinde geçen "E'Lat" ve "Slm (Selam)" yazıtı buna güzel bir örnek teşkil eder: Burada gördüğünüz gibi, Arapça henüz emekleme devrindedir. Çünkü kaya üzerindeki Arapça harfler ayrı ayrı teker teker yazılıyordu. Buna göre, alttaki satırda sağdan sola doğru ilk 3 harf "Hal Lat" ve sonraki 3 harf de "slm" kelimesini gösterir. Ama bu kelimelerdeki harfler bitişik değil ayrı ayrı yazılmıştır. Oysa şimdi böyle değil. Bism-il-Late-el-Menat-el-Uzza (Lat, Menat ve Uzza'nın adıyla), Burada "Hal Lat" kelimesi düşeyde yazılmış "H" harfiyle başlar. Bu, bizim bildiğimiz "Al Lat" Tanrıçası'nın adıdır. "Al Lat" İslamiyet gelmeden önce Arabistan'da tapınılan en büyük Tanrıça idi. Araplar tıpkı günümüzde Besmele çeker gibi her işe onun ve muhtemelen diğer iki Tanrıça'nın adıyla (Menat ve Uzza) başlıyorlardı. Ben de onu diyorum işte! O günkü Araplar, adlı makalemde bu Tanrıçalara tapınırken (ki onlara ilişkin kayıtları Arabistan çöllerinden topladım), ne oldu da onları terkettiler? Acaba Araplar, siyasetimizdeki gibi kötü anlamda, değişip geliştiler mi? Neden Araplar, atalarını terkettiler? |
|
Alıntı:
|
...Arapça'dan başka bir dil (Güney Arapça)...
Sayin upuaut, Güney Arapçasi baska bir dil degil Arapçadir ama Arapçanin degisik bi agzidir. Ama o kadar degisiktir ki kuzeyde yasayanlar anlayamazlar onu. Ebrehe yazitina bakar misiniz. Güney agzindadir. Kuzeylilerin onu, birakin anlamalari, ordaki sesleri çikarmalari bile mümkün degil. Imrul Kays ise, yapilan kurgulamaya göre, güneyli bir kraldir ama kuzeyliler tarafindan gayet kolay anlasilir çünkü o uyduruk kralin uyduruk kasideleri kuzey agzindadir. Örnegin "Language Barrier"da sunulan kaside. Hani derler ya, seytan ayrintida gizlidir. Enayi yerine konmak istemiyorsak ayrintilara dikkat edecegiz. Arapça'nın henüz emekleme devrinde olduğunu gösterir. Yok öyle sey. Her dil mükemmeldir. Yani o devirde Arap diye bir halk mevcut olduguna göre o halk söylemek istediklerini o dilde gayet rahat söylemistir. Bakin "linguistics"in su yasasi bütün dilleri baglar: Hiç bir dil baska bir dilden daha gelismis, daha zengin degildir. Örnegin Swahililer çölde bol bol yürürler ve her yürüyüs için degisik bir kelime üretmislerdir: yavas yürümek, hizli yürümek, yan yürümek, öne bakarak geri yürümek, süklüm püklüm yürümek, gururla yürümek, öne egilerek ilerlemek, (ip altindan geçer gibi) arkaya egilerek yürümek... Hepsi tek kelime. Yani konu yürümek oldugunda dünyanin en gelismis, en zengin dili Swahilicedir. Ingilizce ise dünyanin az gelismis, en fakir dili. |
Alıntı:
Alıntı:
Buna göre, ilk Kuzey Arapça yazıtları Güney Arapçası'ndaki gibi harfleri ayrı ayrı, teker teker olarak yazılmıştır. Bu konuda elimizde sayısız örnek vardır (Bkz. "İslam Öncesi Arapça Yazıtları"na). Bu durum Kuzey Arapçası'nın henüz emekleme devrinde olduğunu gösterir. Peki, Hasan Bey, eğer Kuzey Arapçası henüz emekleme devrinde değil idiyse, o zaman "Sitchin Ahiret'ten Bildiriyor!" makalemin 5. sayfasında "İslamiyet ve Kuran (Inside Qur'an)" adlı belgeselde geçen şu sözlerin ne işi var? Alıntı:
Hayır. Çünkü bizim yazıtlardan gördüğümüz ve güç-bela söktüğümüz bu gerçeği Luxenberg biliyor ve programda onun sözcüsü Marcus Gross dile getiriyordu. Eğer bu doğru olmasaydı, bizim İslamiyet öncesi döneme ait daha çok sayıda metin ve daha büyük metin parçalarını görmemiz gerekmeyecek miydi? Kesinlikle öyle. Yani bu durum programda üstüne özellikle basılarak vurgulanır. İslamiyet öncesinde bazı Kuzey Arapça yazıtlar görmek mümkündü ama bunlar küçük metinlerdi. Çünkü Kuzey Arapça Güney Arapçası'na göre çok geride idi ve bu yüzden emekleme dönemini yaşıyordu. Kuran bu bakımdan Kuzey Arapçası ile yazılmış ilk metin olarak göze çarpar. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bilindiği üzere, Kuran'ın bir kitap halinde ilk yazımı Emeviler döneminde 8. y.y. başına rastlar. Bundan önce (Kubbet-üs Sahra'daki birkaç ayeti saymazsak) elimizde herhangi bir kayıt yoktur. |
soruma cevap verilmemiş.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:52 . |