![]() |
Iaslamda Yolsuzluk ve Rusvet
Basta bu baslkik, hala diktatorune din ve iman ve de Allah ve inanc adina minnet edenlere biat edenlere duyurulur.
Diktatorun din iman ve inanc adina nasil politik cikar temelli dini imani ve inanci istismar ettigi ve bunu da bir duygu somurusu oy somurusu olarak kullandigi, hic bir yerde 17 Aralik ile gundeme gelen yolsuzluk, rusvet, kara para aklama, talan v.b. suclamalari INKAR ETMEDIGI ve sadece konuyu baska yonlere cekerek ort bas etmeye calisirken, bu yolsuzluklar icebergin tum boyutlarfini ortaya cikarmamasi adina yaptigi ve uyguladigi her turlu elindeki hukumet ve devlet yetkisini her yonu ile kendi cikarina kullanarak gorevlileri gorev lerinden alarak tehdit ederek ve onlerini tikayarak sonunda UCU SADECE KENDINE DEGIL TUM AILE VE SULALESINE UZANACAK BU DURUMUN topluma ve halka unutturulmamasi adina hem gundem degistirmkte, hem de eskiden bertaraf ettigi taraflara "goz kirpmaktadir." Amac icebergin olusmasinda bas rolu oynayan kendisinin pisliginin aciga cikmamasi ve bunun icin en basta oglunu "guvence altina" almis olmasidir. Inanin, oglu icin degil; sirf kendi pislikleri ortaya cikmasin diye. Insan haklari ve evrensel hukuk ta dunyanin hangi ulke ve cografyasinda iktidarin ve bakanlarinin adi karistigi yolsuzluklar, kara para aklamalar, rusvetler, talanlar v.s. kanuni bir suctur ve cezasi vardir. Kanun onunde de islenen sucta herkes esittir ayni suclardan ayni sekilde ceza gorur. Burada ortada olan bu suclarin cezasinin verilmesi gerekir. Koinu Anadolu ya da Dunya temelli direnis safsatasi altinda duygu somurusu yaparak islenen suclari ort bas etmek degildir. Bunu yapanlar zaten ne insanliktan ne vicdandan nasibini almamistir. Ustelik yaptigi duygu somurusu politik birt o.o.puluktur. Kim kanuni suc islerse kanun onunde hesabini vermelidir. Bunu sadece yapanlar degil, bu yapilanlari duygu somurusu ile ort bas etmek isteyenler de islenen suclarin ortagidir. Iste asil direnis dunyanin hangi cografya ya da toplumunda olursa oilsun bu yolsuzluklara ve onlari ort bas etmek isteyenlere karsi verilen "yaptiklarinizin hesabini verin" direnisidir. Herseyden once dunya orneginde bile adi yolsuzluga karisanlar insan olduklarini hatirlayip istifa ederler ve kanun onunde her bir vatandas gibi esit sartlarda hesabini verirler. Bata kendisini dindar gosteren ama dini duygu somurusune tasiyanlar ve din ile suvclarini ort bas etmek isteyenler bunu dusunmelidir. Bilmiyorlarsa demekki once dinlerini ogrenmeleri gerekir. Dinlerinde baskasinin hakkini haksiz yere yiyenlerin hesap verdigini kendileri daha iyi verirler. Kimse artik bu tip politikalarin dini icerdigini "yemiyor" ustelik din kullanilarak yapilan kanunsuzxluklar ort bas etmeye calisiliyor. O yuzden masali birakin duygu somurusunu birakin anadoluyu arkaniza alip dunyaya meydan okumak yerine; BU YOLSUZLUGU YAPANLARA MEYDAN OKUYUN. En azindan iman ettiginiz dininizin geregi adina. Hic bir insanligini kaybetmemis millet, yolsuzluklarin rusvetin kara para aklayanin ve ulkenin her turlu kurumunu sirf kendi cikari icin kullananlarin yaninda degildir ve olamaz. Zaten buna ummet olarak minnet ve biat edenler bile dinlerine ihanet etmekte kendi inanclari ile celismektedir. |
Yaptigim arastirmalar sonucu 1400 yil once yazilmis olan Kuran' da "Rusvet, yolsuzluk, kara para aklama, talan, yagma" v.s. temelli kavramlar gecmmektedir.
Bu konudaki ana baslik "haram" ve tartismali olarak "faiz yemek" ve de duygusal temeldeki "yetim hakki yemek" seklindedir. Bu baslikta bu temelde islamda gecen ve bir yerde islamin temelinde suc sayilan ve de Allah oteki dunya ya da bu dunya temelinde ceza gerektiren ayetler, aciklamalar asagidadir. Yolsuzluklari her turlu ort bas etmek basta zaten dine karsi suc islemektir. Benim dine yaptigim vurgu degil; sadece sizlerin dindar oldugunuz halde bu yolsuzluklari savunmanizin celiskisini ortaya koymaktir. Benim bildigim dindar kisi, herkesten once bu yolsuzluklara karsi gelen kisidir. "haram para" "tuyu bitmemis yetim hakkinin yemek" bunlar siz dindarlarin siarlari ve savunduklaridir. Ne oldu da simdi savunamaz hale geldiniz. Neden yolsuzluklari ort bas etmeye ugrasiyorsunuz Bunu hangi dini temelinize dayandiriyorsunuz Kuranda boyle bir ayet mi var "Yolsuzluklarin ustunu ortun" diye. Benim karsi cikisim zaten tamamen insan haklari evrensel hukuk ve etik temelindedir. Daha gecenlerde yolsuzluga adi karisti diye dunya da istifa eden yoneticiler buna ornektir. En azindan vicdan tasimaktadirlar ve yuzlerine surulen bu damganin hesabini vermektedirler. Siz burada yolsuzluklari savunarak ya da ort bas ederek neyin tartismasini savunusunu yapiyorsunuz? |
“Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (işbaşındakilere) (rüşvet olarak) vermeyin.” (Bakara, 2/188)
“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.” (Nisa, 4/29) “Resûlullah (SAV); hükümde rüşvet alan ve rüşvet veren -ve aracılık eden- kimseyi lanetlemiştir.” (Tirmizi, Ahkâm 9) “Sana gerçeğin ta kendisi olan Kur’an’ı indirdik ki insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma. Allah’tan af dile. Allah çok affedici, sevgi ve merhamet kaynağıdır; bundan hiç şüphen olmasın. Hainler adına mücadeleye kalkışma. Çünkü Allah, fıtratını bozarak günah işleyenleri sevmez. Onlar yaptıklarını insanlardan gizleyebilirler ama Allah’tan gizleyemezler. Halbuki O’nun kabul etmeyeceği sözleri sayıp dökerken Allah yanı başlarında! Allah onların yaptıklarını çok iyi biliyor. Diyelim siz bu dünya hayatında onlara arka çıktınız, fakat kıyamet günü onların arkasında kim duracak ve onlara kim vekil olacak? Oysa kim bir kötülük yapar veya fıtratını bozar da sonra Allah’tan af dilerse Allah’ı çok affedici ve merhametli bulur. Çünkü günah işleyen yalnızca kendine zarar verir. Allah her şeyi bilir, çok bilgedir. Kim bir hata yapar ve suç işler de sonra onu masum birinin üzerine atarsa, iftira etmiş ve açık bir günah işlemiş olur. Allah’ın sana cömertliği, sevgisi ve merhameti olmasaydı onlardan bir gurup seni bile şaşırtmaya çalışmışlardı. Oysa onlar yalnız kendilerini şaşırtırlar sana da asla zarar veremezler. Nasıl yapabilirler ki Allah sana kitap ve bilgelik vermiş ve bilmediklerini sana öğretmektedir. Allah’ın sana olan cömertliği gerçekten çok büyüktür. Onların kapalı kapılar ardında çevirdikleri entrikaların çoğunda hayır yoktur. Ancak doğruluk namına karşılıksız vermek, ortak iyi için çalışmak ve insanlık yararına yapılan işlerde hayır vardır. Ve her kim bunu Allah’ın rızasını arayarak yaparsa yarın Biz ona büyük bir ödül vereceğiz. Kim de doğruluk ve dürüstlük yolu apaçık gösterildikten sonra peygamber ile bağını koparır ve müminlerin yolundan başka bir yola girerse onu girdiği o yolda bırakır ve kendisini cehenneme atarız. Ne kötü gidiştir o!” (Nisa; 4/105-115). (Nisa; 4/105-115). Aciklama; Dikkat ettiniz mi Kur’an hırsızlık ve yolsuzluk yapan sahabeye “hain” diyor. İslam’dan döndüğü için değil; yolsuzluk yaptığı için hain oluyor. Çünkü “davadan” dönüyor. Dava ne? Doğruluk, dürüstlük, hak, adalet, yoksulun, öksüzün davası… Peygambere, ‘sakın hainleri savunma, onlara arka çıkma’ diye tehbihliyor. Hatta zahire bakıp lehlerine hüküm vermeye eğilim göstermesini bile çok görerek “Allah’tan af dile, hainleri savunmaya kalkma” diyor. Ardından “Allah’ın sana cömertliği, sevgisi ve merhameti olmasaydı onlardan bir gurup seni bile şaşırtmaya çalışmışlardı.” diyerek bu tür olaylara asla göz yumulamayacağı, işte böyle anında deşifre edilip ifşa edileceği ve “davanın” yara almasına asla müsaade edilemeyeceği gösterilmiş oluyor. Zırhı çalıp suçu Yahudi’nin üzerine atan Tu’me ibn Ubeyrik “din, iman” perdesi altında yolsuzluğunu örtbas ettireceğini sanıyordu. Ve “Nasıl olsa bir Müslümanı Yahudi karşısında zor duruma düşürmez, ‘bizden’ diye göz yumar” diye Peygambere gelip cilalı boyalı laflarla kendini suçsuz göstermeye kalktı. Peygamberimiz de “zahire bakarak”, lehine hükmedecekken Kur’an otomatikman harekete geçti ve virus proğramı gibi olayı “delete” etti. Yukarıdaki ayetler işte bunu anlatıyor. “Ders ve ibret olsun” diye de Nisa 105-115 ayetleri olarak evrenselleştirip kalıcı hale getiriyor. Gördüğünüz gibi bayağı da uzunca bir bölüm. Tam da günümüzü anlatıyor. Demek ki bu tiplerin hiç biteceği yok. Peki “hortumcu” Tu’me ibn Ubeyrik ne mi yaptı. “Beni bırakıp Yahudi’yi savunan böyle bir din olmaz olsun” diyerek peygamberle bağını kopardı, “mü’minlerin yolundan” ayrıldı ve Mekke’ye gidip müşriklere katıldı. Dikkat ediniz, bu kişi “peygambere bağlanmış” ve “müminlerin yolunda” olan birisiydi. **** Demek ki “mü’minlerin yolu” (sebilu’l-mü’minin) sadece “İman ettik” demekle yürünen bir yol değildir. İman ettik demekle cennete girilebilecek bir yol değildir. Yolsuzluk ve haksızlık (adalet-zulüm) meselesinde nerede duruyor, ne yapıyorsunuz, asıl mesele budur. Kur’an’a dikkat edin bir takım ifşa ve deşifreler görürsünüz. Son günlerin moda tabiriyle “one minute” çektiği yerler görürsünüz. Bunların hepsinin doğrudan veya dolaylı olarak mal, mülk, hırsızlık, yolsuzluk, yoksulluk, öksüzlük, gariplik ve kimsesizlik ile ilgili meseleler olduğunu görüyoruz. Örneğin Peygamberimiz “yoksul ve kör olan sahabeye surat asan zenginlere” gereğinden fazla ilgi göstererek yoksulu ve körü ihmal edince derhal uyarılır (abese)… Sahabenin birisi yolsuzluğa bulaşınca derhal ifşa edilir… Hatta hanımları arasındaki ifşalar bile bununla ilgilidir. Mısırlı bir çingene olan Maria diğer hanımları arasında kıskanılıp aşağılanmaya maruz kalınca onu koruyan ayetler gelir… Eski bir köle olan Zeyd, Zeyneb’e karşı korunur ve onu boşama hakkı savunulur. Yani bir eski kölenin Arap aristokrat kızını boşayabileceği söylenir… Bunların hepsi Kur’an’ın davasının esas itibariyle yoksulun, öksüzün, mağdurun, mazlumun, kimsesizin davası olması sebebiyledir… Çünkü Kur’an’ın “davası” öyle sanıldığı gibi sırf inanıp inanmama davası değildir. Gerçek hayatta karşılığı olmayan teolojik, felsefi, kelami, ruhani bir tartışma değildir. Gerçek hayatın sorunları ile ilgilenen; yoksulluğu, yolsuzluğu, kimsesizlerin durumunu, aç sabahlayanların halini kendine misyon belleyen bir davadır. “Rabb” de, “tevhid” de, “şirk” de bununla ilgilidir… Kanımca Ebuzer’in açlıktan ölüp çöle gömüldüğünden beridir Müslümanlar bu konularda derin bir aymazlık ve duyarsızlık içine girmişlerdir. Hocaların ve şeyhlerin çoğu hala Ebuzer’in görüşlerini “aşırılık” olarak görürler. Halbuki aşırı giden Ebuzer değil; Kur’an’ın ruhunu Ebuzer ile birlikte o çöle gömenlerdir. Yoldan çıkanlar, sapanlar, Muhammed’in getirdiği dini ters yüz edenler hala ‘ne şiş yansın ne kebap’ türünden fetvalar verip duranlardır. Bunlar kapitalizme boy abdesti aldırırlar. Faizsiz bankacılık dolambaçlarına fetva verirler. “Allah nimetlerini kulları üzerinde görmek ister” derler ancak nimetin doğruluk, dürüstlük, infak, güzel ahlak, paylaşım gibi değerler olduğunu bilmezler. Nimetin zenginlik ve cipe binmek olduğunu sanırlar. “Kırkta bir” diye bir şey tuttururlar. Halbuki “kırkta bir” aslında münafıklar için konulmuş bir orandır. Kaçmasınlar diye onlara öyle söylenmiş. Gel gör ki bu oran ‘ortodoks fıkhın’ temeli olmuş. Oysa gerçek (sıdk/sadık) mü’minler senin-benim davası gütmezler. İhtiyaçtan fazlasını yanlarında tutmazlar. Darlıkta ve bollukta infak ederler, paylaşırlar, bölüşürler. Hem de zor zamanda, darlıkta, hazarda seferde, barışta savaşta, iyi günde kötü günde… Keza nefis tezkiyesinin zikirle, tespih çekmekle olacağını sanarlar oysa adı üzerinde nefis tezkiyesi (kişilik arınması) maldan vererek olur. “Tezkiye” zekat ile aynı köktendir ve zekat “mal ile arınma” demektir. Sürekli ve ihtiyaçtan fazlasını tutmayarak, oran yok… Kerpetenle koparır gibi vereceksin, acıtacak, yoksa arınamazsın! “Arınıp temizlenmek için malını veren (kurtulmuştur)” -Ellezî yu’tî mâlehu yetezekkâ- (Leyl; 92/18). Peygamberimiz böyle yapmış, Hz. Ebubekr, Hz. Ömer, Hz. Ali, Ebuzer, Ammar hep böyle yapmış… Hz. Ebubekr’in Mekke’de Müslüman olduğunda 40 bin dirhem (yaklaşık 600 milyar) serveti vardı. Medine’ye geldiğinde ise 4-5 bin dirhem (yaklaşık 60 milyar) kalmıştı (İbn Saad). Halife iken vefat ettiğinde ise sadece beytü’l-maldan aldığı ‘kamu maaşı’ dışında mirası bile yoktu… Yani ‘Harun gibi gelip Karun gibi’ olmamış; tam tersi ‘Karun gibi gelip Harun gibi’ olmuştu! Çünkü Hz. Peygamber etrafındakilere sürekli olarak ‘yıllık ihtiyacınız olan 4 bin dirhemden fazlasını üzerinizde tutmayın’ diyordu… Keza Hz. Ömer 4 bin dirhemden fazlasını zenginlerden alacağım dediği için, dahası bunu uygulamaya kalktığı için öldürülürdü… Hz. Ali ise miras bırakacak tek kuruşu olmamasına rağmen ‘infak şampiyonu’ olmuştu… Ebuzer’in ise durumu malum… Bunların nasıl insanlar olduğunu anlıyor musunuz? Bunlar işin çekirdeği, özü, sayıları sanıldığından çok az. Oysa Peygamberimizi veda hutbesinde 100 bin kişi dinlemişti; kırkta bircilerdi çoğu! Gerçek İslam’ın yolu bu çekirdeğin yoludur ve bu yol Ebuzer’in çöle gömülmesiyle birlikte doğduğu topraklara gömülüp gitmiştir! İşte İslam, o gömüldüğü yerden yeniden dirilecek ve hırsızlık ve yolsuzluk çağına cevap asıl buradan gelecek! Receb İhsan ELİAÇIK recepihsan@gmail.com http://ihsaneliacik.wordpress.com/ Haber 10 - Gülen hareketinin değişen algısı - Fahrettin Altun - Haber10.com "Allah'ı dost edineni dost edineceğime, Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık yapacağıma dair Allah'a söz verdim." YOLSUZLUK VE HIRSIZLIKLA İLGİLİ AYETLER AL-İ İMRAN SURESİ 161. Bir peygambere, emanete hıyanet yaraşmaz. Kim emanete (devlet malına) hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığa uğratılmaksızın-kazandığı tastamam verilir. 162. Allah'ın hoşnutluğunu gözetenle Allah'ın hışmına uğrayan bir olur mu hiç? Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varış noktasıdır. MAİDE SURESİ 38. Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir. "Eğer size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz" (Nisa:31) Rasullulah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyuruyor: "Helak edici yedi günahtan sakının: Allah'a şirk koşmak, sihir, adam öldürmek, yetim malı yemek, faiz yemek, savaş meydanından kaçmak, masum kadınlara iftira atmak "(Buhari,2766) Aşağıdakiler İmam Zehebi'nin Kitabu'l-Kebair adlı kitabından sadece bir kısmıdır. YÜCE ALLAH'A ŞİRK KOŞMAK ADAM ÖLDÜRMEK NAMAZI TERKETMEK SİHİR ZEKAT VERMEMEK ANNE BABAYA KARŞI GELMEK FAİZ YEMEK HIRSIZLIK YALAN SÖYLEMEK ZİNA ETMEK İÇKİ İÇMEK İNTİHAR LANET OKUMAK AKRABA ZİYARETİNİ KESMEK SAVAŞ MEYDANINDAN KAÇMAK YOL KESMEK İNSANLARIN MALLARINI ZULÜM İLE ALMAK KİBİR, GURUR, KENDİNİ BEĞENME UCUB, BAŞKALARINI HOR GÖRME ÖZÜRSÜZ OLARAK RAMAZAN ORUCUNU YEMEK İFFETLİ KADINLARA İFTİRA ATMAK KÖTÜ HAKİM KAN, ÖLÜ VE DOMUZ ETİ YEMEK RİYA HİYANET BAŞA KAKMA MÜNECCİM VE KAHİNLERE İNANMAK KOĞUCULUK ALLAH'TAN BAŞKASI ADINA HAYVAN KESMEK ÖLÇÜ VE TARTIDA HİLE YAPMAK BABASINDAN BAŞKASINI BABA OLARAK İDDİA ETMEK UĞURSUZLUĞA YORMA KUMAR RÜŞVET 2/ el-Bakara -188- Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin. 7/ el-A’râf -169- Derken kitabı (Tevrât’ı) mîras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. ALLÂH’a karşı hakk’tan başka bir şey söylemeyeceklerine dâir kendilerinden o kitabın hükmü üzere mîsâk alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa âhiret yurdu ALLÂH’dan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? -Günümüzde hâkimlerin “cüzdanları ile vicdanları arasında kaldığı” gerçeği yargının en üst makamlarında telaffuz edilmişti. Rüşvet, bir toplumun felâketi demektir. Benim bulabildiklerim bu kadar. Haram temelindeki ayetler genelde yiyecek ve cinsi temelli pek ekonomi ve para uzerine haram ile ilgili bir yer bulamadim. Sadece faiz uzerine celiskili aciklamalar var. Dindeki islamdaki iman ve inancindaki 17 Aralik temelinde yapilanlar ile ilgili dinin ne dedigiugini bu baslikta isleyebiliriz. Belki boylece diktatore biat edenler en azindan temellerini dine islama imana ve inanca oturtamazlar. |
Sevgili evrensel-insan,
Türkiye'de yaşayan Müslümanların ezici çoğunluğu Müslümanlıklarını yaşamadıklarına öyle inandırıldılar ki, darül İslam'da (İslam ülkesi) değil darül harp'de (kafir ülkesi) yaşadıklarını düşünüyorlar. İmamı Azam adlı bir İslam önderinin bu konuda geniş açıklamaları olmuş. İmamı Azam'a göre: 1- Yaşanılan yurda Müslüman komşu ülke yoksa, 2- Yaşanılan yurtta ezan okunmuyorsa, cami yoksa, 3- Müslümanlar dini vecibelerini yerine getiremiyorsa O yurt darül harp'tir. O yurtta yaşayan bir Müslüman için iki seçenek vardır: 1- Ya en yakın darül İslam yurduna göç edecektir. 2- Ya yaşadığı yurdu darül İslam yapacak bütün girişimlerde bulunacaktır. Bu ülkede işlediği -İslama göre suç sayılan- eylemlerinden muaf sayılır. Türkiye'deki İslam önderleri/akademisyenleri Türkiye'nin darük harp olmadığı konusunda açıklamalar yapıyorlar ancak, benim halkla konuşmalarımda şahit oldum söylemlere göre, özellikle laikliği istemeyen şeriatçı kesim darül harp'te yaşadığını, bu sebeple İslamda yasak olan eylemler yapsalar dahi ayıp/günah/din dışı olmadığını düşünüyor. Örneğin, hırsızlığını yakaladığım şeriatçı biri hiç bir utanma/pişmanlık emaresi göstermeden "gavur malı yağmalamak helaldir, yaptığım hırsızlık değildir" demişti. Sanırım evde zorla tutulan %50 ve iktidar partisindeki kadrolar içinde böyle düşünenlerin sayısı oldukça fazla. Konuya bir de bu açıdan bakın. Sevgiler |
Alıntı:
Diyelim din devleti olmayan bir ulkede yasiyorsa; seriat kanunlari olmadigindan mi yolsuzluk yapiyor, yoksa yolsuzluk yapmanin dinen bir olumsz degeri yok mu? Ya da kendini neye gore yaptigi yolsuzluk konusunda hakli cikartabiliyor? Diktator bile bunu yapamadi. Ayrica ortada gavur yok ise yani iki taraf da muslumansa o zaman durum nasil cozulecek? Su an O.Dogu da musluman musluani katletmiyor mu, ya da her turlu pisligi yapmiyor mu? "Gavur cani mali helaldir" algisinda kim kimi neye gore gavur ilan ediyor? Ya da benim verdigim ayetler, kiler icin ve de ne zaman gecerli. Yani simdi diktator ve surekasi yaptigi yolsuzlukta "gavur mali" mi goturmustur ve o yuzden de bu suc degil midir? Iyi de "gavur mali" kime neye gore. Burada "tuyu bitmemis yetim" ve "hakki yenen kul" gavur olarak mi addediliyor? Yani bu inanca gore her turlu pislik yapilmadan once "gavur mu/degbil mi?" kontrolu mu var. Turkiye'deki yolsuzluktaki ayakkabi kutusunda bulunan 4.5 "gavur parasi" mi? Kimse boyle bir aciklama yapma di. Sen "esegin aklina karpuz getiriyorsun!" :) |
Sevgili evrensel-insan,
Alıntı:
- Gavur devleti yağmalamak helal, ve yağmalanıyor. - Gavur halkı yağmalamak helal, ve halkın tamamının malı yağmalanıyor, evde zor tutulan %50'ye fasulye, nohut, kömür, sosyal yardım, iş verme şeklinde fazlasıyla iade ediliyor. Bu yakınlarda halka yolsuzluk meselesini soran bir röportaj videosu yayınlandı, özellikle aşırı dindar kesimin verdiği cevaplar ilginçti, hırsızlığı-yolsuzluğu kınamıyor, "kendi hakkından çalıyorsa" lanet ediyordu. Yani "Müslüman bakış açısıyla" not veriyorlardı. Dikkat ettim, iktidardan nemalanan kesim "yolsuzluk yapsa bile helal olsun" anlayışıyla cevaplar verdi. Facebook ve twitter'da bunu doğrulayan binlerce yorum bulabilirsiniz. Aklı başında dindarlar ve laik kesim ise "evrensel etik" bakış açısıyla değerlendiriyor, her türlü hırsızlığı-yolsuzluğu lanetliyordu. Bunca olan bitene rağmen iktidar partisinin oylarının hala %43 olması başka türlü açıklanabilir mi, bilemiyorum. İktidar kalsa da gitse de bu %43 ile birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Toplumumuz için çok önemli bir sorundur bu, hepimiz bunun sebeplerini araştırmalıyız ve mutlaka çözmeliyiz. Sevgiler |
[QUOTE=Deist_tr;510097]Sevgili evrensel-insan,
Alıntı:
Ayrica 1960'lara karar T.C.'n de islam ve muslumanlik sadece dini uygulamasli bir inancti. Kisaca islamin ve imanin sartlari ile sinirliydi. Ustelik kimse kimsenin dinini muslumanligini olcmuyor ve hatta karismiyordu. Ornek "laik/deist/devrimci/asnti kapitalist muslumanlik" Bu konuda iki tane ata sozu var "her koyun kendi bacagindan asilir/kendine musluman" kisaca bugunku dinin politik iktidara gelme ve de rejimi teokratik otokrasi olarak degistirme temelleri 1980 sonrasi atildi. Hatta Erbakan bile dini polituikaya alet etmiyordu. Farkindaysan diktator tarihteki karakterleri sayarken, Erbakan'i saymaz. Menderes'i Ozal'i sayar. Iste bu imam hatipli genclik yani bugunku AKP Erbakan ya da paralel partilerde yetisti ve onlardan ayrildi ve tek basina iktidara geldi. Hatta cemaatci kanadin AKP bunyesinde olanlarda dahil, A.Gul'de dahildini bir devlet politikasinin yonlendirimi yapma egilimide degil. Bu acidan bakarsak, bu yeni yetisen arap muslumanligi ve dedigimiz temeldeki bir sunni/seri devlet algisini ve teokratik bir otokrasiyi ulkeye getirmek isteyenlerin nicelik orani kactir? Cunku ben AKP'yi o eskiden destekleyen, liberaller, 2. cumhuriyetciler, askeri vesayet karsitlari, bazi aydin ilerici devrimci ve sol ve sosyalist kesimin sadece degil; cemaatin ve cemaat kanadinin ve yukarida saydigim cesit muslumanlarin da destekledigini dusunmuyorum. O zaman bu AKP'nin arap muslumanliginin (O.Dogu "Musluman Kardesler ornegi) diktator eli ile iktidara gelmesini isteyecek geriye kimler kaliyor ve bunlarin oy % si kac? |
Sevgili evrensel-insan,
Alıntı:
--/-- Antikapitalist Müslümanlar dindeki çağ dışılığı reddederek, demokrasiyi destekleyerek iyi bir şey yapıyorlar. Gezi'de de görüldü ki, dini görüş farklılıkları asla sevgi saygı içinde birlikte yaşamaya engel değil. Onların dinine inanmasam da, onların inanma/ibadet özgürlüklerini -çocukları, kadınları ve başkalarını baskı altına almadıkları sürece- desteklerim. Şimdilik küçük bir yüzde oluşturuyorlar, umarım çağdaş çizgilerini korur, ilerletir, tabana yayılır, sayılarını arttırırlar. --/-- Şu araştırmada da görülüyor ki, AKP'nin seçmen sayısı okuma oranı ve gelir düzeyi ile ters orantılıdır. Başbakanın kullandığı üslup ve hitap ettiği kesim bellidir. AKP, Türkiye'nin seçmen profilinde çoğunluğa göre politika, slogan, icraat üreten bir partidir. Başbakan da bu profili avucuna alabilecek uygun bir karakterdir. --/-- AKP seçmeninde kim ne kadar emir kuludur bilmem. Mürsi, Rabia, Suriye ile savaş, Müslüman Kardeşler vs. konularına destek verenlerin sayısı az değildi. Son araştırmaya göre AKP'nin, yani yolsuzlukların üzerinin örtülmesini destekleyenlerin oy oranı %43. Hadi diyelim ki, bunun %50'si yolsuzlukları duymadı veya ne olup bittiğini anlamayacak kadar düşkün, kalan %20 bile olsa 50 milyon seçmenden 10 milyonu yolsuzlukların üzerinin örtülmesini destekliyor demektir. Dediğim gibi, bu çok çok önemli bir toplumsal histeridir, sapkınlıktır, bozulmadır. Tüm dünya akademisyenleri için çarpıcı ve önemli bir araştırma konusudur. Sevgiler |
Alıntı:
Alıntı:
Yalniz daha once konustugumuz bir konu var "gavur/kafir" onyargisi. Iste asil sorun bu. Cunku bu cikar temelli bilgisiz biatci 14. yuzyildan kalma kesim hala ne olursa olsun "Erdogan iyi yapiyor, cunku kafirlere/gavurlara yapiyor" temelli degerlendirme mevcut. Mesela bu yolsuzlugu "kafiri/gavuru soymak sevaptir" gibi. Iste ben tam da bunun ki zannedersem bu beynin dogumu 1980 olmasa bile 1990 lardir. yani gezi bilinci icin sokaklara dusen genclik ilre ayni yasta. Iste ben bu tam arap temelli sunni/seri bir sistem isteyen teokratik otokrasi isteyen CEKIRDEK KESIMIN su anki % sini sana sormustum. Buna hapisten cikarilan hizbullahi da ekle. Ya da bazi tarikatlari v.s. Zannedersem buna % 43 diyemeyiz. Ayrica yerel secimlerde uc ana sehrin (Ank, Ist, Izm) AKP'nin elinden alinmasi yada oralari kaybetmesi cogu seyi de degistirecek. Ben izmir icin zaten umitliyim. Ankara ile ilgili de iyimserim. Istanbul icin ise henuz kararsizim. Ayrica sence daha once AKP elinde olmayipo ta, bu yerel secimlerde AKP eline gecebilecegini dusundugun bolgeler var mi? yani Diktator adina bir arti teskil edecek olan? Alıntı:
Buna U.Kocasakal'in bir terimi var "genetigi bozulmus nesil" :) Aslinda turkiye dunya da her bakimdan ve her turlu tarihsel yasanmisligiyla dunya da bilim kisilerinin uzerinde insanoglu yasam ve iliskisi v.s. olarak en cok sorgulama gozlem ve degerlendirme yapip istatistiki ve de baska temelde veriler ortaya koymasi gerekenb bir cografyadir. Aslinda nedeni de aciktir. BILINEN ISLAM VE MUSLUMANLIGIN ISLAM VE MUSLUMANLIGINI KORUYARAK SINIRLARI DISINA CIKAN ILJ ULKEDIR. Ayrica her yonden cografi ve tarihi temelde dunya da BATI VE DOGU KULTURUNU BILGISINI DUZEYINI BEYNINI BERABER YURUTMEYE CALISAN; her yoinden stratejik cografi yeri itibari ile uc kitaya komsu tek ulkedir. (Avrupa asyanin yaninda afrikayi da ekledim-zaten orta dogu ve uzak dogu ve de Rusya bu alanin icinde) |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:44 . |