![]() |
Ataerkil - Anaerkil
Bir zamanlar bir kitapta, Zümrüd-ü Anka'yı tarif ederken,
"İsmi bilinen ama cismi bilinemeyen" bir kuş olarak yazıyordu, aynı bunun gibi pek çok kavramında aslında elân aynen böyle olduğunu gördükçe insan çokta şaşırmıyor. Örn. ruhlar Bu şiirde bundan bahsetmeye çalıştım ki cismi bilinemeyen bir şeyin şiiri olur mu denmesin, pekte güzel oluyor aslında. :) Şiir zaten bir şeyi açmak için değil, kapatmak veya muğlak bir anlam katmak içindir ki bu şiirde muğlak bir kavramın, muğlak bir yazım çeşitiyle takdimimdir. -----------------------------------------------* Ataerkil - Anaerkil İnsanlar görüneni tam görmezler, düşündüklerini görürler. Bir şeye önceden ne derlerse, sonradan da onu görürler. Burada göz her ne kadar yorumsuz olarak kayıt yapsada. Yorumu düşünce yapar, düşüncenin bu yorumunu görürler. Şu halde görünen ne olursa olsun, bu önemli değil midir?Dediğimiz gibi, göz kayıt yapan canlı kamera misalidir. O aldığı görüntüleri anında aktaran, acar bir muhabirdir. O görüntüler düşüncenin dev ekranında görüntülenirken. Nefs denilen spiker, bunları kendine göre değerlendiricidir. Bundan dolayı göz ne görürse görsün, değerlendirmeyi yapamaz.Nefs her görüntüye karışır ve olanı olandan farklı gösterir. Görüneni hiçe sayıp, görünene bin bir manalı yorum verir. Bu yorumda tüm bedeninde canlı olarak yayınlanırken. Etkilenmeyen tek bir hücrede kalmaz, onlar alıcılar gibidir. Beyin denilen vericinin, kimin emrinde hiç düşündün mü?Yanılma dostum, düşüncenin karteli nefsinin elindedir. O karteli sen doğarken ele geçirmiş, sana egemendir. Çocukken çizgi filmleri, oyunları, oyuncakları sevdirdi. Ta başlangıcına yerleşerek, kendini sende perde eyledi. Dahada büyüdükçe paraya, pula, eşlere, çocuklara.Nefs böyle bir yayın yaptıda, sen bunu daima aldın. Almamanın imkanı yok, her daim canlı yayındaydın. Hayatındaki en güzel olaylarsa, yani mutluluklarsa. Reklamlar misali gibiydi, umarım dediğimizi anladın. Reklam biter film devam eder, koltuğuna yapışırsın.Hayat böyledir, başkası izinden gidince başkası olursun. Sen sen değilsen, kazansan da kaybeden taraf olursun. Ölümsüz bir ruh iken, bir ölümlüye basit bir kul olursun. Doğmanın bedeli ölüm, yaşarken ruhundan uzak olursun. Nefs benlik üzerine kuruludur, gayesi "BEN"in ihyâsıdır.Ruhi ihyâ budur ki; kişi alemi sevgisiyle ihata eder. Alem onu ihyâ ettikçe, sanki o iadei teşekkür eder. Alem ona bütün güzelliklerini sınırsızca sunarken. O da aldığı bu güzellikleri, gerisin geriye iade eder. Bu ne güzelliktir heyhat, verende güzel alanda güzel.Bahsedilen güzelliğe ulaşılınca, ulaşanda bütünlük oluşur. Bütünden gözler ayrılamaz, ben demekte edepsizlik olur. Ben diyen biri, bütünün o güzelliğine nasıl ulaşabilir ki? Beni yok eden biride o güzellikten nasıl ayrı kalabilir ki? O bütünden ayrı olanlar, egoist olanlardır ki; onlar Nefsperesttir.Ruh: alemi görür kendini görmez. Nefs: kendini görür alemi görmez. Aynaya baktığında nefsini görüyorsun, ruhunu değil.Belkide kısmı nezâketendir, ruh değilde ruhlar vardır. Doğup büyüyen, yaşayıp ölende hayatın sırları vardır. O sır ki vahdet (teklik) değildir, kesret (çokluk) tir. Ruhlar ölümsüzdür, Vahdet-i vücutta da hatalar vardır. Vahdet-i vücut, Kesret-i vücuttur, bakmasını bilene.Gerek ruh gerek nefs, her ikisi de yaşam gücü enerjisidir. Bu ikisi birleştiğinde, yaşam enerjisi adeta nötrleşecektir. Bu da kadınla erkeğinin birleşmesinde ki çocuk misalidir. Yani çocuk, anayla babanın tüm özelliklerinin nötr halidir. Doğan çocuk, artık ne sadece ananın ne de babanındır.Doğan erkek çocuk, erkek gücünün simgesidir. (+) Doğan kız çocuğu da kadın gücünün simgesidir. (-) Bir birleşmede hangi güç egemense o doğacaktır. Bu doğan çocuk, ruhun mu, nefsin mi simgesidir? Bunun cevabını okuyana bırakalım, zira gerçekler acıdır.Şartlar kadınla erkeği bir birine karıştırırsa, ne fark eder. Ruhu insan olmayan cinsiyetiyle öne çıksa, ne fark eder. Ne erkekler yere vuruldu, ne de kadınlar göğe çıkarıldı. Gerçeği anlatmak içindir ki bu semboller sadece kullanıldı. Şimdi nefs spikeri bu sembolleri de şöyle bir okuyacak.Erkeğin egemen olduğu anlayış vardır ki; ona Ataerkil derler. Kadının egemen olduğu anlayış vardır ki; ona Anaerkil derler. Çocuğun egemen olduğu anlayış ki; ona da Çocuk erkil derler. Birde hakkın egemen olduğu anlayış vardır ki; o da Adalettir. Şimdi tüm bu anlayışlara hak egemen değilse, acaba ne olur.Hak herkesin hakkıdır, hiç kimseyi diğerinden ayırmadan. Hak güneştir anaya, ataya, çocuğa yaratılış lütuflarından. Bunların hangisi diğerinden daha fazla üstün görülebilir ki? Bir yanlışlık varsa o da ayırmaktır, vücudu diğer azalarından. Yaşadığımız hayat anayla, atayla, çocukla bir vücut değil midir?Elbette hatasıdır, cinsiyet, yaş vede etiketler öne çıktıysa. Kadın erkeği, erkekte kadını cinsiyetinden ötürü dışladıysa. Çok bilen az bilene, sen bilmezsin oku muamelesi yaptıysa. Cehaletler ayyuka çıkar, hele şimdi ki gibi sevgisiz olunursa. İşte dönüp dolaşıldı sonuç gene sevgisizliğe bağlanıldı.Sanma dostum bu yazanlar, birden bire aniden geldi. Bu denenleri yaşamak, akabinde düşünmekten geldi. Ama genede bu yazılanları yüzeysel olarak görürsen. Derine sende inersin, kötülemek devriyse sona geldi. Devir sona geldi, Ataerkilin kara güneşi, ha battı ha batacak. |
Eğer başıma bir şey gelmeyecekse, bu şiiri daha güzel buldum. Önceden okuduğum, gördüğüm, düşündüğüm bir sürü şey gördüm. Elinize sağlık... Gözlerim doldu. İzninizle birkaç örnek vermek istiyorum.
Görüş, nefs ve yorum: Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok. Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok. Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok. Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok. Gören göze güzel, çirkin hepsi bir; Aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir; Ermiş ha çul giymiş, ha atlas; Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir. Bunlar Hayyam'dı. Bunlar da Tebriz-i: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir. Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Ve en sevdiklerim: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir. Sarhoş oldum mu aklım azalır; Ayıldım mı sevincim dağılır. Ne sarhoş, ne ayık bir hal var ya? En güzeli öyle yaşamaktır. Hepsi yakından veya uzaktan konuyla ilgilidir. |
Alıntı:
Hayyam müthiş biriymiş, vakti zamanında öyle şeyler söylemiş ki bugün insanlar bunu ulu orta bile okumaktan söylemekten bile çekinir olmuşlar. O devirler daha mı iyiydi, insanlar mı daha esnekti yoksa Hayyam'ın gücümüydü bilinmez elbette ama sarhoşluğu böyle olanın ayıklığı kim bilir nasıl diyede düşünmüyor değil insan. Aslında bende küçük bir çapta berduş diye bir çalışma yaptım ama bu Hayyam'ınkilerin yanında esamesi bile okunmaz. Belkide be ne edepsizlik demek daha doğru olur. Bu şiirsel anlatıma gelince, doğrudur bu diğer ruhlarla ilgili yazdığım ile farklı boyuttadır. Bu daha bilinen tasavvufi yaklaşımdır, öteki daha farklı yaklaşımdır diyebilirim. Alıntı:
Sevgiler |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:45 . |