![]() |
Tanrıyla empati kurmak.
Tanrının var olduğunu kabul edersek onunla empati kurmanın gerçekçi olamayacağını düşünüyorum. Mesela şu tarz sorular hep empati kurmayı gerektiriyor.
Tanrı bizi neden yarattı Bizi neden test ediyor Cennet cehenneme ihtiyacı var mı Tanrı şuan nerede napıyordur, canı sıkılmıyor mudur hiç Her şeyi nasıl bilebilir ve her şeye nasıl gücü yetebilir Tanrının amacı nedir, hedefleri var mıdır Bizim ibadetlerimize ne ihtiyacı var Tanrıyı ne mutlu eder, veya hiç üzülür mü Gibi birçok sorunun temelinde tanrıyla empati kurmak vardır. Belki kısmen bu empatiyi felsefi anlamda gerçekleştirebiliriz. Ama tam olarak gerçekçi olamayız.Çünkü insani önyargılarımız var. Bazı önyargılardan kurtulmamız mümkün değil. Belki tanrı dediğimiz varlıkta, herhangi bir sıkılma duygusu veya amaç edinme duygusu yoktur. Herhangi bir nedene ihtiyacı yoktur. Onun bakış açısından her şey çok daha farklı olabilir. O yüzden eğer tanrı varsa bu soruları sormak anlamsızdır. Bir bakteri düşünün ki benim davranışlarımı anlamlandırmaya çalışsın. Bu örnek bile yetersizdir. Çünkü bakteriyle insan arasındaki kategori farkı, tanrıyla insan arasındaki farktan daha azdır. |
Alıntı:
Bir yandan Tanrı ile empati kuramayız derken, bir yandan da Tanrının bir din göndermesi gerekliliğinden bahsetmek, bir yandan neden yarattığını anlayamayız derken bir yandan gönderdiği iddia edilen ayetleri anlamaya, açıklamaya çalışmak çelişir. Belki Tanrı şöyledir, böyledir vb. tarzında kafanda istediğin derecede soyut, afaki varlıklar tasarlayabilirsin. Bertrand Russell'ın ifade ettiği bir şey vardır: "İnananlar, inançlarını ispatlamak yerine, başkalarının bunları çürütmesini beklerler. Ben de hiç bir teknik imkanla algılanamayacak küçücük bir çaydanlığın dünyanın etrafında döndüğüne inanıyorum. Hadi çürütün bakalım" Bu ifadenin bir örneği de senin bu tür belki şöyledir, ya da böyledir, öyle ise bu olabilir tarzı yaklaşımlarındır. |
Alıntı:
Tanrının bakış açısından olan cevaba empati dedim ben. Ama din gönderip neden yarattığını açıklaması insan açısından nedendir. Yani bizden ne bekliyor onu anlatmak için din gönderir, insan açısından nedeni budur. Ama dediğim gibi tanrının açısından baktığımızda empati kurulamaz. Verdiğin örnekler hep anlattığım mantıkla ilgili. Bizim için ''neden'' farklı, tanrı için ''neden'' farklı. Hatta tanrı için herhangi bir neden bile var olmayabilir. |
Alıntı:
Yani buna inanmayı tercih ediyorsan yorumum yok. |
Alıntı:
Ve bu soruları tanrının varlığına ya da yokluğuna dair argüman olarak kullanamayacağımızı savunuyorum. Yine de felsefi anlamda sınırları zorlayarak ' tanrı bizi neden yaratmıştır ' sorusuna tanrı açısından cevap vermeye kısmen çalışılabilir. Şimdi tanrının iki seçeneği var, yaratmak ve yaratmamak. ikisinden birini seçecek. Hangisini seçerse bunu neden yapmış diye sormamız gerekir mi ? Yaratmasaydı biz soramazdık zaten ama bu soru mevcut olurdu. Neden yaratmadı sorusu. Yaratması mı daha beklenir yoksa yaratmaması mı. Düşünelim şimdi bir varlık var ve bu varlığın yaratma kudreti var. Tabiki yaratması beklenir. Yaratmamış olsaydı daha enteresan olurdu. Ayrıca varlık yokluktan iyidir. |
Alıntı:
Yokluk daha basit iken o zaman ne diye varlık var? "İyilik" kıstası mantıklı bir kıstas değildir, ne neye göre daha iyidir, buna kim karar verecektir. Yalan söylemek bazen iyidir, bazen kötüdür. Hangi felsefe ile baktığına göre değişir. Ben vereyim bir cevap: Çünkü yokluk imkânsızdır. İmkân dahilinde olsaydı şüphesiz olurdu, ve yokluk/hiçlik bir kere gerçekleştikten sonra bir daha varlık diye bir şey ortaya çıkamazdı. Çünkü yoktan bir şey var olamaz. Olan şey şudur; hep var olan bir Tanrı'nın hiçlikten bir şey yaratması değil, hep var olanın (buna ister madde de, ister enerji de, ister Tanrı de) kendisini dönüştürmesidir. Hep ve heryerde olan kendi dışında bir şey yaratamayacağına göre (çünkü kendi dışı diye bir şey söz konusu değil, heryerde çünkü) kendisini dönüştürmüştür... Eğer bu benim varsaydığım teori ile başlar isen o zaman Tanrı dediğin kavram da, varlığın amacı da daha anlaşılabilir hale gelecektir... |
Alıntı:
Ben de mutlak hiçliğin olmadığını düşünüyorum. Sanki hep bir şeyler vardır gibi. Ama o şeyler bizim dışımızda olabilir ancak. Hiçliği nasıl tanımladığımıza da bağlı. Tanrının hiçlikten bir şeyleri nasıl var edebildiği sorusu aklımıza gelecek. Yine anlayamayacağız tabi. Başlıktaki sorularımdan biri de buydu. Belki de o da hep bir şeyleri birbirine dönüştürüyor. Bunlar hep tanrı açısından baktığımızda karşımıza çıkan sorular. İnsanın algıları kadarıyla bakarsak, evren yoktan var olmuştur. Bizim açımızdan hiçlik de budur. Tanrı açısından hiçlik var mıdır bilemem. |
Tanri ile empati kurmak, apati yapmaktir. Yani empatetik olarak, sempati ya da antipati duymak degil; apati duymaktir.
Bu da tanri kavramini notrlemek ve bu kavrama disaridan bakmak bu kavrami ifade ederken, varliksal/inancsaal/ideolojik ve izmsel bir olumlu/olumsuz taraf olmamak demektir. (Qua felsefesi) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:31 . |