![]() |
Turkiye Turklerini Bekleyen Tehlike
Evrensel olarak hic bir zaman aklima hakim ve ustun duruma kendini getirmis ve bunu milli temel altinda birlestirmis, turklugu, Turku dolayisi ile turklugu iceren her turlu sosyo-etik degeri bugune kadar gorunur bir tehlike altinda olacagini getirmemistim.
Durum cok acik soyledir. Diktator emperyalizmin emir eri olarak hem sunni mezhepsel teokratik/otokratik diktatorlugunu politikasi olarak dayatmakta ve 2023 hedefini kendine turkiyedeki milli devleti ve milli olusumu tamamen dini devlet ve dini olusum ile belirlemistir. ABD ise O.Dogu politikasinda Turkiye diktatorunu kullanirken, kurdluge agirlik vermekte ve de diktatorun sunni ve de mezhepsel adimlarini da bir ISID olusmamasi Adina dikkatle takip etmektedir. Bu guidisat, turklugun, turk degerlerinin sonlanmasina ve turkiye'nin kurdluge ve islama peskes cekilmesine dogru gitmektedir. Turklugun icine dustugu bu gelecekte ve yakin gelecekteki tehlikede, yine her zaman dedigimi tekrarlayacagim. Turkiye cografyasinin korunmasi ve de uzerindeki her bir sosyo-etik firkin birlikte yasayabilmesi icin turk ve kurd halklari ve de digger halklar birlesmeli ve politikanin; Turk ve kurd milliyetciligine, terorizmin kurd ve sunni/selefi timeline diktatorun teokratik/otokratik gidisine dur demelidir. Bugun artik o didisen ve didismesinin timeline politik cikarin etnik ve mezhepsel duygu/akil ve vicdan somurusunde bulan halklar; turkiye halklari olarak birlesmeli ve kendi demokratik, laik, sosyal ve evrensel hukukun insan haklarina bagli hak ve ozgurlukcu ve politik olmayan tum halklari kucaklayan devletini kurmalidir. Bugun turkiye cografyasinin butunlugunu ve uzerindeki sosyo-etik dini ya da milli farklarin birlkikte yasayabilmesini saglayacak yegane care budur. Yoksa turkiye'nin bolunmesi ve bu cografyanin O.Dogulasmasi ve kurdlesmesi sadece BOP projesine, Israil'e, ABD ve AB'ye politik ekonomik cikar saglamaktan ve zamanla da yok olmaktan gelecekte gorunendir. Gezi bilinci ve bu bilinc temelindeki bir orgutlenme yani halklarin orgutlenmesi tek caredir. Zaman bunun aleyhinde islemektedir. |
Alıntı:
önerdiğin durum asla ve asla bu ülkeye yarar sağlamaz aksine zarar sağlar. bu ülkeyi mikro millieyetlere bölmek emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürmekten öteye gitmez.. bizi ırak, ve suriyenin durumuna düşürür. ülkede kan gövdeyi götürür.. bu durumdan ne Türkler nede Kürtler fayda görür.. bu ülkede tek kimlik olmalı oda Türk ve Türkiye cumhuriyeti kimliği.. ha kürt kökenli Türk olabilirsin. ermeni kökenli, rum kökenli, arap kökenli.... vs ülkeyi mikro milliyetlere bölersen eni sonunda yugoslavya gibi olursun şehir ülkelerine dönüşür koca ülke.. ondan sonrada dötümüzü parmaklarız.. |
Sayin evrensel insan senle sirt sirta dayaniriz veya bir cok ateist arkadasla islama buyuk bir darbe vururuz baska ne yapabilirizki?Dini halk icerisinde azaltamiyoruz.Umudum kalmadi savunduklarima guvenim kalmadi nerdeyse ey koca inssnlar.
|
Baylar, bilimsel olarak ortaya konan bir tespiti tartışmanıza hayret ediyorum.
Bilindiği gibi, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüyle birlikte bağrından birçok ulusal devlet çıktı: Irak, Suriye, coğrafya olarak Arabistan, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya vs. 1789 Fransız devriminden sonra, özellikle Napolyon'dan sonra yavaş yavaş Milliyetçilik filiz vermeye ve akabinde de bu ulusal devletler ortaya çıkmaya başladı. Bunlar Osmanlı İmparatorluğu'na katıldığı ilk andan şimdiye kadar hep kendi ulus formları içinde yaşadılar ve Osmanlılar da bunlara karışmadı. Fakat Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüyle birlikte ayrılan bu devletlerden sonra Osmanlı İmparatorluğu'ndan kala kala yalnızca Anadolu coğrafyası kaldı. Batı burada yaşayanlara "Türkler" diyor ve kaynaklarında, en erken 13. y.y.'ın başındaki Latince bir kaynakta, böyle yazıyordu. Yani biz ne kadar, büyük Türk devletlerinden, "Selçuklular" ve "Osmanlılar" desek de Batı, bizi "Türk" olarak görüyor ve o şekilde çağırıyordu. İşte bu sebeple, 28 Nisan 1930 tarihinde, Atatürk’ün de bizzat katıldığı Türk Ocakları’nın VI. Kurultayı’nın son oturumunda, O’nun direktifleriyle, Âfet İnan tarafından 40 imzalı bir önerge sunulmuş ve “Türk tarih ve medeniyetini ilmî surette tedkik etmek için hususi ve daimî bir heyetin teşkiline karar verilmesini ve bu heyetin azasını seçmek salahiyetinin Merkez heyetine bırakılmasını teklif ederiz” denilmiştir. Bu, bilimsel bir tespit idi. Ama Atatürk'ten sonra ulus adı olarak "Türk" ve rejim adı olarak "Türkiye Cumhuriyeti"nin katı bir şekilde uygulamaya konulması nedeniyle hoş olmayan sonuçlar çıkmış ve şimdiki ayrışma noktasına gelmiş bulunmaktayız. Güzel, Fransızlar, bu vartayı kendi Cumhuriyetlerini numaralayarak aşmaya çalışmışlardır. Ama bu uygulamayla sorun halen çözülmüş değildir. Bu arada, Fransa'da "Cumhuriyet" adının Napolyon öncesinde de kullanılmış olduğuna dikkat ediniz. O, Fransa'da yaptığı reformlarla "Milliyetçilik" ilkesinin tüm Avrupa'ya yayılabileceğinden habersizdir. 1821'deki ölümü sonrasında milliyetçilik Avrupa'ya dalga dalga yayılır ve bu yüzden yukarıda adlarını verdiğim ülkeler Osmanlı İmparatorluğu'ndan parça parça kopmaya başlar. 20. y.y.'ın başına gelindiğinde bize Osmanlı İmparatorluğu'ndan 7'de 1'i kadar bir yer, Anadolu kalır. Sonuç olarak, Atatürk'ün 1930'da kurduğu TTK, bilimsel olarak işte bu tespiti yapar: "Türk". |
Alıntı:
Ilki antiayrimcilik ve insan haklarinin evrensel hukuk ile tanidigi hak ve ozgurluklerdir, ikincisi ise emperyalist zihniyetin mikroayrimciliginin propagandasi ve farklari biribirinden ayirarak biribiri ile savastirmasidir. Ikincisi su an O.Dogu ve Turkiye'de yapilmak istenendir. Ilki ise bir utopia degil, cagdasligin bilgi ve bilisim toplumunun biribirine saygili olarak ve biri birini Kabul ederek farklari ile birlikte ayni cografya da yasamasidir. Simdi Turkiye'yi bunu yapmayarak emperyalizmin eline oyuncak gibi verenler ve onun mikroayrimcilik cikar politikasinin vucut bulmasina izin verenler dusunsun. |
Alıntı:
Yani nasilOsmanli'yi din ile parcalayamayacagini bilen emperyalizm, milli temelli turk kavrami ile osmanli'yi tarihe gomdu. Simdi de milli temele dayanan T.Cumhuriyetini etnik mikroayrimcilik ve mezhepsel mikroayrimcilik ile tarihe gommek istiyor. Kendi bolge cikari Adina da bu bolunmeden ortaya cikacak olanin da diktatorun istedigi gibi, sunni/selefi radikalve seri bir islamn olmasini istemiyor. Sonucta O.Dogu'da bunun kendisine cikardan ziyade zarar verdigini algiladi. O zaman tek care, emperyalizme gore kullandigi ve isini bitirdigi turklugu ve her turlu turk degerlerini ortadan kaldirmak. Bu konuda da dictator ile hemfikir. Farklilastiklari nokta ise, turklugun yerine ne geleecegi. Iste burda diktatorun istedigi islami degil; aksineBOP temelinde Israil ile Ermenistan arasi bir cografyayi kapsayacak kendine bagli bir kurdistani istiyor. Turkiye cografyasinin en az ucte birini iceren bu toprak parcasinin disindakalan cografya ile de vardir bir dusundugu. |
Aslinda digger bir tarihi gerceklik te, Bati'da (Bulgaristan/Yunanistan) oldugu gibi, O.Dogu'da bir turk ve turkluk degerleri varliginin olmamasi.
Bunun da nedeni, O.Dogu'nun henuz din mezhepciliginden milli ve etnik bilince gecmemis olmasi. Iste bunun da O.Dogu'daki varligi Kurd ve kurdluk degerleri olmasi. Bu da kurdlerin de kendi bunyelerinde farklilastigini gosteriyor. Mesela pesmerge ile PYD'nin bir birini "sevmemesi" kurd farklilasmasinin bir ornegi. Bolge kurd halklari ve PKK, YPG, YPJ, PYD, Pesmerge ve daha bir cok silahli milis ve terrorist orgutlenme, O.Dogu'da cirit atiyor. Burada Irak ve Suriye cografyali kurdlerin de farklilasabilmesi soz konusu. Ayrica kurdlerin dini mezhepsel farklari da var. Sunni, Alevi, Ezidi v.s. |
Mesela benim bireysel olarak taa 1700'lere kadar bildigim baska dilim ve etnisitem yok.
Osmanli'nin Anadolu'lu muslimi olarak turklugu kolayca Kabul etmis ve benimsemisiz. Belki de bir etnisitemin olmamasi, ayni zamanda milliyetci olmami da onlemistir. Ustelik bu ayrimci sosyo-etik degerlerin farkindaligini ve bilincini kazandirmistir. Birey olarak ta tabi bir etnisitesi olanin ve bunu talep etmesinin savunusu ve destegi, benim; evrensel hukuk insan haklari ve hak ve ozgurlukler farkindaligi algi ve bilincimden gelmektedir. Belki de bu turklugun her turlu yok olma tehlikesi temelinde, turklugu benimsemis bir birey olarak yapacagim talep te turkluk ile ilgili olacak ve ben nasil digger etnisitelere destek olduysam ve onlarin hak ve ozgurlugunu savunduysam, onlarin da benim turkluk taleplerime destek vereceklerini ve savunacaklarini ve kendi etnisite hak ve ozgurluklerini de talep edeceklerini beklemek hakkim. Zaten gezi bilinci de bu degilmiydi. Sosyo-etik her turlu farkin hak ve ozgurluklerde birlesmesi. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Turkiye cografyasinin korunmasi ve de uzerindeki her bir sosyo-etik firkin birlikte yasayabilmesi icin turk ve kurd halklari ve de digger halklar birlesmeli ve politikanin; Turk ve kurd milliyetciligine, terorizmin kurd ve sunni/selefi timeline diktatorun teokratik/otokratik gidisine dur demelidir. Simdi bu aciklamaya gore neye itiraz ediyorsan, onu acikla. Alıntı:
Yani turkluk bir kimlik olarak milletin Adina verilmis. Benim etnisitem, Anadolu temellidir. Dilim de turkcedir. Babam cok guzel arapca ve farsca konusurdu. Burada ben samimi olarak kendim ile ilgili durumu acikliyorum. Yoksa etnisitenin ne oldugunu zaten acikladigim basliklar mevcut. Turk denilenler etnisite olarak bir savasim vermemistir. Direk oosmanlidan milletin adini almistir. Turkluk etnisitesiz milliliktir. Dogal gelisim ise, etnisitelerin verdigi millet olma savasimidir. Etnisite demek cografyadaki digger etnisitelerden olan fark demektir. Sen bugun kendine turk diyenin, dil disinda hangi etnisiteden yasam ve iliski olarak bir farki vardir? Ustelik hangi kendine turk diyen aile ya da akraba sulale olarak Turkiye cografyasindaki hangi etnisite ile karismamistir? Benim cografi ve tarihi sosyo-etik farklarim ancak; yabanci bir cografya da ortaya cikar. Umarim sen yazilanlari anlarsin. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:44 . |