![]() |
Bal arısı antibiyotiğe alternatif
İsveç Lund Üniversitesi bilim insanları, bal arısının midesinde bulunan bakterilerin, işlenerek antibiyotik gibi kullanabileceğini kanıtladı.
Arıların midesinde oluşan 13 farklı laktik asit türünde bulunan bakterinin bal, su ve şekerle karıştırarak bir sprey imal eden bilim insanları, bu ilaçla ayağı iltihap kapan bir atı iyileştirmeyi başardılar. Özel merhem MRSA'nin yol açtığı hastalıklara karşı büyük etki sağlıyor ve hastalıkla mücadele edebilen tek ilaç antibiyotikleri tahtından edeceğe benziyor. Antibiyotiklerin direnç düşüklüğü yapmasının önüne geçebilecek olan özel sprey gelecek yıllarda insanlar üzerinde denenecek. Üniversite doktorlarından mikrobiyolog Alejandra Vasquez ilacı anlattı: "Tedavi 8 ila 3 hafta arası sürüyor, ancak şu ana kadar tüm yaralar kısa sürede kapandı. Bu keşfimizle antibiyotiklere bir rakip üretebileceğimizi düşünüyoruz. Bu kadar iyi sonuçlar elde etmeyi beklemiyorduk." Geçtiğimiz yıllarda antibiyotiğe karşı direnç sorunu ve bağışıklık sisteminin düşmesi tıp alanında tartışmalar yaratmıştı. Kim bilir belki de soruna çare, arılardan gelecek. Haberi ve videosu için : http://tr.euronews.com/2014/09/15/ba...tif-mi-oluyor/ |
Bildiğim kadarıyla bal içinde mikrop(bakteri) üreyemeyen bir gıda. Ve varsa bakteride ölüyor. Bazı tedavi yöntemlerinde balı yaraya felan sürerler, böylece yara enfeksiyon kapmasın yani..
Sonuçta Arı bir mucize (=ulaşamadığımız çok üstün bir teknoloji).. |
Alıntı:
Alıntı:
Bir arkadaşım vardı, bal yemezdi. Bir gün neden yemediğini sordum. "Arkadaş, o arı o balı senin için üretmiyor, kendi için üretiyor. Biz ne yapıyoruz. Arının kendi için ürettiği o balı, arıdan ÇALIYORUZ." O yüzden ben bal yemiyorum demişti. -----* İki gün memlekette bir cenaze için gitmiştim, cenaze defnedildi, o akşam o evde kaldık ve süt filanda içtik, hatta içenler harikâ süt filan deyip içmişti, bende içtim tabi, süt enfesti. Sabah 7 de kalkıp, çevreye ahırlara baktım ev sahibiyle, sonuçta her gün köye gitmiyorum, 20 seneden sonra ilk kez gittim. Şartlar zor, neyse ahırda bir inek iki gün olmuş yavrulamış, yavruda çok sevimli bir yavruydu, kendi kendine zıplıyor filan, ama diğerleri gibi o da bağlıydı. Ev sahibi bağını çözer çözmez, buzağı acıkmış olmalı memeye öyle bir yapıştı ki sormayın, bende öyle baktım bu manzaraya. Bu arada ev sahibin hanımıda koca 1 kova sütü sağmış, üstünede bir kapak kapatıp dışarı koymuştu. Diğer kovayı sağarken, dışarı çıktım, baktım evin kangal köpeği kafasını kovanın içine gömmüş, sütü şap şap içiyor. Dedim köpek sütü içiyor, :D hoşt moşt dediler ama yapacakta bir şey yok, süt gitti, artık köpeğin yalına katarız diye sütü kaldırıp yukarıya astı. Bu arada ev sahibi kadın diğer kovayı sağmak için içeri girdi, ben dışardaydım, 1dk. sonra çıktı, inek tepti kova devrildi dedi. Hata kadıncağız bayağıda korkmuştu, bu yaşıma geldim ilk kez böyle birşey yaşadım, bu inek hiç böyle bir şey yapmazdı, ilk kez korkuyu hissettim dedi. Sonuç bir kaç dakika içinde iki kova süt puf oldu. Eskiler bu tip olaylara nazar derler, hatta bu olayı duyanlarda dediler zaten, bu bence daha derin ibretlik bir TABLO idi. Tabi bu benim için ibret, başkası için nazar, bir başkası içinde hiç bir şey ifade etmeyen bir olaydır. Bu inekte mesela sütü bizim için üretmiyor, yavrusu için üretiyor ama ne hikmetse bu "süt"te mucize olur, onu çalmamız hiç gündeme gelmez. Hatta böyle bir şey olsa bile, olur mu canım o insan için üretilmiştir, inek insana hizmet için vardır! denir. Bunu en modern kafada, en dindar kafada böyle düşünebilir, ayrımı yoktur, neticede insan için inek "süt fabrikasıdır" veya "organik makinedir" ötesi değildir. Özetle hastalıklara çare bulmak mı mucize? Yoksa neden hastalandığımızı bulmak mı mucize? Bilemedim. Bildiğim; insanoğlunun kendini inanılmaz şekilde kutsal gördüğüdür. |
Alıntı:
Yani bilirim eskiler söylerdi bizde, yavrusu olan ineğin yavrusuna danaya yani :) süt emzirmesine öncelik verilir. Ama yavru her zaman yokya, hem ineğin sütü yavrunun ihtiyacından da fazla gelir. O arkadaşa bu mesajı iletde balık da yemesin. Hem konu bu değil, bu da yan konusu diyelim de, 1 gram bal yapabilecek teknolojimizin olmadığı ne kadar acı değil mi ! Arı kendine yeterinden fazla bal yapar ayrıca, eğer arıya bal yetmeseydi arı ölürdü, hiç bir bal arıcısı arısını düşünmeden üretim yapmaz, arının kendi ihtiyacını ona bırakır, fazlasını alır, böylece üretim devam eder... Ayrıca arı ile ilgili daha çok şey var ki, beni bırak insanlığın gücü yetmez yazmaya. Mesela arıyı ilk inceleyen bilim adamlarına göre arı nın uçması imkansız mış, böyle aeordinamik olmayan bir böceğin uçması onlara göre şaşırtıcı. |
Alpha;
Doğadaki vahşi inekler yavrusu yokken(memeliler) süt üretmez. Az bilgilen bu konularda, sen evcilleştirip ıslah ettiğin için bol bol süt veriyor hayvanlar.Yani insan oğlu bozduğu için biyolojilerini süt verirler. Sen holştayn inekleri yaratılmış hazır süt makinası sanadur, karasığır hiç görmediğin nasılda belli.:) Bak bir anne emzirdiği sürece anne memesi süt üretir , işte bu sağma olayı emme işlevi gibi refleksle süt üretimini devamlı kılar. Sağma-emme olmadığında süt üretmez normal memeli canlılar. Şimdilik saygımla gittim... |
Vahşi inek ile vahşi olmayan inek ayrı tür bence.
|
Alıntı:
İbret alınacak, alındı. Vahşi inekle evcil inek ayrı türdür, tanrısı evcil inek yaratmış alpha için.:) alpha insan yanılır, hata yapar, bunu inat ederek doğru yapamazsın. Bence zorlama . Şimdilik saygımla gittim... |
Konumuz arı, ve arı nın muhteşem bal ı..
Konuya dönelim derim; arı manyak, ihtiyacından fazla bal yapıyor, arı nın yaptığı bal alelade bir yiyecek değil, çok güzel ve oldukça faydalı, besleyici vs. Şimdi arı nın bu teknolojisine dünyadaki tüm bilim adamları birleşse ulaşamıyor. Ne onun gibi uçan bir şey yapabilirler, ne de onun yaptığı kalitede 1 gram bal yapamazlar. Ayrıca arıların çiçek tozlanmaları gibi (bizede yarıyor bu) faydaları var. |
Alıntı:
Et, balık, sütte yemesine gelince bu bir BİLİNÇ işidir, bu bilince ulaştığınızda da süt içersiniz, bal yersiniz sorun olmaz. Sorun insanın ne içtiğini ne yediğini İDRAK etmesindedir. Tanrı bunu bizim için yarattı dediğinizde, elbette ki onda "mucizeler" bulunacaktır, benimde sözüm zaten bu mucize meselesinedir. Mucize dediğimiz şey gerçekte nedir? Netice tüm modern insanlık sizin baktığınız açıdan olaya bakmaktadır, tüketim toplumu kavramı yeni bir şey değildir, insanlar ŞEHİRLEŞTİĞİ sürece kendi içinde gelişerek varola gelen bir şeydir. |
Şİmdi bala bakalım ;
- Balın içinde 15 çeşit şeker var. Şeker ancak sindirim sisteminde değişime uğradıktan sonra kana karışırken bal sindirime gerek olmadan çok süratli bir şekilde kana karışır. Dolayısıyla bal insan vücudunun en yüksek derecede ve en hızlı biçimde faydalanabileceği bir gıdadır. - Balda hiçbir mikroorganizma canlı kalamaz. Mikrop felan içinde olmaz yani. Bundan dolayıdır ki yaralara ve yanıklara sürülmüştür. - Bal içindeki hidrojen peroksit, tıbbi olarak kullanılan hidrojen peroksite üstündür. Balın içindeki hidrojen peroksit faal hale sulandırma sonucunda gelir. Yani, bal yara üzerine sürüldüğünde hidrojen peroksit yavaşca vücut sıvıları tarafından sulandırılarak etkili hale geçer. Hem yavaş olarak etkinlik kazanması hem de tıbbi hidrojen peroksitten daha düşük bir yoğunlukta bulunması balın mikropları öldürüp vücudun hücrelerinin zarar görmemesini sağlar. - Bal pH'ı 3.2 ve 4.5 arasında olduğu için enfeksiyondan sorumlu bakterilerin çoğalmasını önler. - Araştırmalara göre bal aynı zamanda bağırsaklardaki probiyotik bakteri florasını çoğaltabildiği için bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi kolesterolü düşürmekle beraber sindirimi kolaylaştırır ve kolon kanserini önlemede etkilidir. Bal anısı : Rize'ye gitmiş iduk, tur ilen. Bilişim Uzmanları gezisi, ist un bazı büyük firmalarının bilişimcileriyiz biz. Oraya vardik ve bal çarşisi gibi bir yere cittuk. Balcı dükkanları gezer iken, kaliteli balları testte ettik. Adam ortaya açdı balı, yan taraftaki dükkanda fırın. Aldık oradan ekmeği, 15-20 kişi idik başladık yemeye, hemde sohbet ediyoz balcı abiyle, öylemi böylemi şöylemi, felan filan, derken bi arkadaş dediki, abi bu anzer bali varya şimdi bunu nasıl ayırt edeceğiz ki dedi ?, abi de dur bi snye dedi, hemen arkaya ofis tarafına doğru geçti, ordaki dolaptan üstteki bi kapaği açdı, bir testi gibi bir kap çıkardı, dikkatlice bir çay kaşığına aldı, arkadaşa getirdi, dedi ki ahanda bak işte bu dedi, kaç paradır kilosu diye sordular abiye, 800 tl dedi, bi başkası hemen şaka yaptı: "1 kaşık yedin hakan, 25 tl öde :)". |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:56 . |