![]() |
Beyin ve Özgür İrade
Forumda "özgür irade yoktur", "beyin şöyle çalışır", "insanlar robottur" gibi yazıları gördüğüm için bu konuyu açmak istedim.
Şu ana kadar beynin information processing denen bilgi işleme fonksiyonları hakkında daha herhangi bir model ortaya çıkarılmış değil. (Bilen varsa, rica ederim kaynağını paylaşsın. Yok!) Beyin, binlerce neron aynı anda çalıştığından halen çözülemeyen çok komplike hesaplamalar yapıyor. 100 milyar nöronu geçin, tek bir neron başlı başına tek bir bilgisayar gibi çalışıyor ve kendi içinde hesaplamalar yapıyor. Dahası; Nöronu tek bir transistör olarak alıp, bilgisayarla karşılaştırsanız. Tek bir nöron bir transistör olsa aşağı yukarı 1.2 triyon transistör eder; Core 2 Duo'da 300 milyon transistör var. 4000 tane işlemciyi yan yana dizerseniz, bunun harcayacağı enerji 95 W x 4000 = 380.000 W. Beyin sadece 12 Watt ile bu işi götürüyor. Bunu nasıl yapıyor? Bilinmiyor. Rica ederim varsa geçerli bilimsel kaynaklar paylaşılsın. Atmasyon olmasın yani. Şu videoda METU'dan bir profesörümüz fMIR teknolojisiyle beyindeki kan dolaşımını görüntüleyerek hafıza modelini çıkarmaya çalıştıklarından bahsediyor. Daha aşamalar buralardayken insanların kalkıp "özgür irade yoktur" gibi kesin cümleler kurmaları doğru değil gibi gelmekte. |
Alıntı:
Aslında bu konu forumda oldukça hararetli bir şekilde tartışılmıştı: http://www.turandursun.com/forumlar/...+irade&page=18 Ancak bu konuyu yeniden tartışmaya başlayacaksak eğer o zaman şunu netleştirmeniz lazım: "özgür" kelimesinden ne anlıyorsunuz? Örneğin "keyfim bilir" tarzında bir cümle kurup bir eylem gerçekleştirdiğinizde bir ateist olarak bu keyfinizin kaynağının ne olduğunu düşünüyorsunuz? Elbetteki ortam ve koşulların etkilerinden, isteklerinizi yönlendiren bir takım parametrelerden bahsedeceksiniz ancak bu parametreler için de "kaynağı belirsiz, gaipten gelen, yoktan ortaya çıkan bir güdü" de var mı? "Özgür"lük tanımınızın içinde bu şekilde bir parametre var mı? Yoksa eğer; eğer "ben özgürüm, her istediğimi yaparım" dediğinizde kastettiğiniz irade; aslında binlerce parametresi bulunan bir matematiksel denklemin köklerinden birinin vuku bulması ise bahsettiğiniz o zaman kullanıldığı anlamıyla bir "özgür irade"den bahsedemeyiz. Basitçe özgür irade dediğiniz de yeter neden ilkesinin bir çıktısıdır. Evet ifade ettiğiniz gibi beynin nasıl bir çıktı ortaya koyabildiğine dair henüz bir bulgu yok ancak özgürmüşüz hissinin bir yanılsama olabileceğine dair 1980lerde yapılmış olan belki duyduğunuz şu meşhur deney var: Alıntı:
http://www.informationphilosopher.co...periments.html |
Alıntı:
|
Alıntı:
Beynin çalışması ile ilgili olarak Julian Jaynes'in "bicameral mind" adlı bir teorisi var. Alıntı:
Jaynes'e göre zamanla bu halisülasyon misali duyulan ses ve emirler, sessizleşti. Beynimiz de bu sessiz emirleri rasyonalize edecek ve kendi kararıymış gibi davranacak şekilde levrimleşti. David Eagleman mesela, Incognito adlı kitabında çok ender görülen bir hastalıktan bahseder: rasyonelleştirme yetisinin kaybolduğu bir hastalıktan: Alıntı:
|
Evrende fiziksel neden-sonuç ilişkisine bağlı hareket etmeyen herhangi bir şey var mı? yok diyorsan özgür irade de yoktur.
|
Özgür iradeden kastım ortaya dökülen eylemden önceki, "karar".
Kendime iki seçenek sunuyorum ve aşağıdaki iki harften birisini seç ve yaz diyorum. X ve Y harfleri --- Karar Anı --- "Y" yazdım. Burada Libet'in deneyine göre beynim buna (Y harfine) önceden kendisi karar verdi ben bunun sonradan farkına vardım. Fakat Libet'in deneyi birçok bilim adamı tarafından hatalı yapılmış bir deney olduğu ve özgür irade deneyi olmadığı şeklinde kabul ediliyor. Mesela; Beynin çalışma algoritmasına göre deneyin yapılmadığı karşı çıkılan konulardan sadece 1 tanesi. Duyulardan gelen elektrik sinyallerinin beyne gecikmeyle ulaştığı biliniyor. Düğmeye basışını geç farketmesi ki bu normal, kararı kendisinin almadığını göstermez denmekte. Eğer amacınız özgür iradenin olmadığına kendinizi inandırmak ise, "Libet'in deneyi doğru" dersiniz ve bunu forumda paylaşırsınız, amacınız gerçeği aramak ise "Libet'in deneyine karşı çıkışları" ki; Bu deneyden çok sonra farklı deneyler de yapılmıştır. Örnek; 2009 yılında daha gelişmiş teknoloji ile yapılan bir deney, Libet'i yalanlıyor. http://www.newscientist.com/article/...after-all.html "Bunları niye yazmadığınızı merak ediyorum." Rahatsızlık duyduğum konu sürekli karşılaştığım bu durumdur. |
Alıntı:
iyi sohbetler. |
Alıntı:
Bunu napacaksınız? Beynimiz atomlardan oluşmuyor mu? Belirsizlik ilkesi ile klasik mekaniğin arasındaki bağlantıyı şu an kuramıyor oluşumuz beynimizin atomlardan ve kuantum mekaniğinden bağımsız çalıştığı anlamına mı geliyor? Açıkçası siz "özgür irade yoktur" diye bir şeye inanabilirsiniz. Ben ise "bilmiyorum" diyorum şu an için. Bu başlığı da özgür iradeyi tartışmak için açmamıştım zaten. Başlık; "Beyin ve Özgür İrade" Daha nasıl çalıştığı "tam olarak" çözülememiş, bu organı, "özgür iradenin yokluğuna" kanıt şeklinde sunulmasına karşı çıktığım için açtım. İnsanların robotlara benzemesi de normal. Çünkü robotları doğaya ve kendimize bakarak yapıyoruz. Bu insanın robot olduğu anlamına gelmez. "Biz robotları kendimize benzetiyoruz." Onun için; "Robotlar belki bir gün insan olabilir fakat insanlar robot olamaz" düşüncesindeyim. Ben de "benzetme" için kullanmıştım birkaç kez bunu, fakat çarpıtıldığını görünce artık "insan ve robot" benzetmesini yapmamaya karar verdim bundan sonra. |
Alıntı:
Fakat karşılaştırmaların nasıl yapıldığı bilinmiyor. Karar eyleme döndükten sonra, eylemin beyin tarafından tekrar algılanması bunu da gecikmesizmiş gibi yansıtması durumu var. Fakat bu durum kararı kendimizin almadığını göstermez. |
Alıntı:
Gelelim bahsettiğiniz şu yüksek teknolojili deneye. Sizin gibi art niyetli biri olsam ben de düşüneceğim ki acaba bu Boolean efendi "özgür irade yoktur" diyenleri atmasyon konuşmakla suçlayarak, "şu az bilmişlere özgür iradeyi ispatlayayım" edasıyla açtığı konuda daha önce hiç duymadığı Libet'in deneyini öğrenince apar topar çürütecek materyal araştırmaya girişti de bu deneyi öyle mi buldu diyeceğim. Ya paylaştığınız haberi kendiniz okumadınız, ya da deneyi okurken mantık devreleriniz işlemedi: Paylaştığınız haberde iddia ettiğiniz gibi Libet'in deneyi de yalanlanmıyor. Bilakis bu yeni deneyi gerçekleştiren Miller ve Trevena, tıpkı Libet gibi eylemden ya da karardan önce artan RP sinyali gözlemliyorlar. Ancak bu arkadaşlar iki önkabulde bulunuyor: 1. Ses dalgası verildiğinde RP sinyali daha fazla artmalı (Nereden varmışlar bu sonuca?) 2. Hangi ellerini kullanacaklarına karar vermelerini istediğimizde beynin sağ ya da sol yarım küresinde daha fazla artış olmalı (RP sinyalinin doğası böylemiymiş?) Ve sonuç olarak demişler ki bu sinyal sadece "readiness potential" ile ilgili olabilir. Yani vatandaş hazır bekliyor ya her an aksiyona, onun belirtisinden başka bişi değildir demişler. Halbuki Libet de deneylerinde readiness potential'ı gözlemlemiş ve bu potansiyelin gerçekleşen aksiyon ve farkındalıktan hemen önce artışa geçtiğini tespit etmiş. Kaldı ki sizin verdiğiniz örneğin Libet'i "yalanlamadığının" bir ispatı da yine kendi paylaştığınız yazıdaki şu yorumdur: Alıntı:
Yani bilim dünyası bu konuda bir uzlaşıya varmış değil ve Libet'in deneyi hakkındaki tartışmalar devam ediyor. Kaldı ki bizde paylaşırken bu deneyi kesin bir doğru olarak değil, bir yorum olarak bahsettik. Diğer bir hususa gelelim. Size net ve açık şekilde bir soru sormuştum: Alıntı:
Nedensizlikle ilgili olarak da başka bir cevapta "belirsizlik ilkesi"nden bahsetmişsiniz. Hatırlatalım ki belirsizlik ilkesi bir gözlemci olarak bizlerin bir parçacığın konum ve momenteni aynı anda ölçemeyeceğimizden bahseder. O parçacığın konum ve momentinin nedensiz olduğundan değil. Paylaştığınız linkleri daha iyi analiz etmenizi tavsiye eder, tırnak içi "gönderme"lerde daha yerinde olmanızı dilerim. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:41 . |