![]() |
İnsanlık dinsiz yönetilemez
''Tanrı yoktur ama bunu sakın hizmetkarıma söylemeyin, yoksa geceleyin beni öldürür.'' - Voltaire.
Bu sözü de değerlendirerek dinleri ortadan kaldırmanın riskli sonuçları olabileceğini düşünüyorum. Bu riskler şunlar olabilir; 1- Birçok insan, ahlaki kurallarını dinlerden alıyor. Şayet bu insanlara dinlerin doğru olmadığını gösterirsek rahatlıkla birine tecavüz etme potansiyeli oluşabilir. Ne kadar hukuk kurallarıyla engellemeye çalışsak da kendisini gökten izleyen ve cehenneme atacak birinin var olmadığını hissederse bunu yapabilir. 2- Dünyada ezilmiş insanları dinsiz kontrol etmek zorlaşır. Şu an dünyada oluşturulmuş sistem, bazı insanları zengin ve patron yaparken bazılarını köle yapmaktadır. Alt seviyedeki bu insanların önemli bir kısmı ancak ''cennet hayaliyle'' kontrol edilebilir. 3- Dinin yerini dolduracak amaç ve anlam bulmanın zorluğu. Yine birçok insan için hayatın amacı ve anlamı dindir. Dinin doğru olmadığını gösterdiğimizde yerini dolduracak anlam ve amaçlar da bulmalıyız ve göstermeliyiz. 4- İnsanlığın dinsiz yaşayabilecek zekaya ulaşamamış olması sorunu. Evet insanlık geçmişte dinleri icat edecek zekaya ulaşmıştır fakat onların doğru olmadığını anlayacak zekaya ve bilince henüz ulaşamamıştır. Toplumdaki düzeni sağlamak adına hukuk kuralları yeterli görünmüyor. İnsanların vicdanına da güvenemeyiz. Bu durumda toplumu dinsiz yönetebilmek için şu durumların oluşması gerekir; 1- Bütün insanların refah içinde yaşaması şarttır. İnsanların hayat biçimleri arasında uçurumsal farklar ortadan kaldırılmalı. 2-İnsanların ömürleri uzatılmalı. En az birkaç yüzyıl yaşamalarını sağlayacak teknolojiye ulaşmalıyız. Böylece ölümden sonra hayata ihtiyaç duyulmasın. 3- Evrimsel süreçte insanlar duygulardan arınmalı ve kısmen robotlaşmalı. Olaylara mekaniksel açıdan yaklaşıldığında kötülük kalmayacaktır. Bu durumda insanlar ''birey'' olarak değil ''tür'' olarak yaşayacaktır. Kötü şeyleri hissedecek ve yapacak duygulardan arınacaktır. Yani dinlerin ortadan kalkması için önümüzde binlerce yıl var gibi görünüyor. Ama bu demek değildir ki insanları gerçekler hakkında bilinçlendirmeyelim. Hayır tabiki bilinçlendirmeliyiz ve gerçekleri anlatmalıyız, fakat bunu toplumun her kesimine yapmak zorunda değiliz. Dinleri ortadan kaldırmak yerine, kendiliğinden ortadan kalkmasını beklemeliyiz diye düşünüyorum. Ya da dinleri reformize ederek zararlarını kaldırıp sadece toplum düzenini sağlayacak kısımlarını bırakmalıyız. |
Alıntı:
|
Alıntı:
2- Evet ezilen, fakir, zavallı insanlar ölümden sonra cennet vaadi olmadığı zaman kabul etmeyeceklerdir bu dünyadaki durumlarını. Etmelerini isteyen kim zaten? Etmesinler ki dünya kaynakları adil dağılsın insanlara. Bir Iphone 2900 TL iken bir işçi günlük 70 TL yevmiye almasın. 3- Dünya anlam bulmak için yeterince dolu ve büyük. Kimi model oyuncakta anlam bulur, kimi okyanus dalgalarının etkisini incelemede vs. Boşluk olduğu sürece insanlar o boşluğu doldurur. Dinin insanların yaşamındaki anlamları yönünden düşündüğünüz kadar çok etkisi olduğunu düşünmüyorum. 4- Dine inanmama için kritik bir zeka seviyesi belirtebilir misiniz? Dine inanç zeka ile mi daha çok ilişkili yoksa eğitim ile mi ilişkili? Eğer zeka ile ilişkili olsaydı japonya'da norveç'de bu kadar yüksek oranda ateist olabilir miydi? Hepsi mi zeki bu insanların? Halbuki ortala IQ seviyesinde benim bildiğim ülkeden ülkeye maksimum 10 puan filan fark ediyor. |
Alıntı:
''Tanrı yoktur ama bunu sakın hizmetkarıma söylemeyin, yoksa geceleyin beni öldürür.'' - Voltaire. bu söze nerden baksan problemli. "hizmetkarım" : sınıf farklılığına inanmış "beni öldürür" : tespit süper, inançsız bir birey bunu çok rahat yapar tabi adam hiciv ustası, normal. |
Başından sonuna kadar karşı çıkıyorum.
Birincisi dinler bizi oluşturmadı biz dinleri oluşturduk. Yani ahlakı biz oluşturduk. Yasaları, kuralları biz oluşturduk. Toplum oldukça buna ihtiyacımız var. İkincisi günümüzde dinlerin kurallarını uygulamıyoruz artık. Detaylı bakarsanız din kuralları ile yasalarımız çelişir. Gelelim geleneklere onlar dinle bazı noktalarda örtüşebilir ama birçok noktada din kurallarından serbesttir. Eğer dini kaldırırsanız geleneklerimiz bize detaylarımız idararesinde yetecektir. Zira gelenekler yapısı itibari ile değişkendir. Zaman geçtikçe yerini bir başka serbestliğe bırakır. Din gibi kalıcı kurallar değildir. Tecavüz örneği spesifiktir. O dinlerden önce de sonrada kötü bir şeydir. Lakin hep olacaktır gibi geliyor bana. Tıpkı yalan söylemek gibi. Önüne geçmek çok zor. Temelinde beyinsel arızalar var çünkü. Üçüncüsü ekonomik sistemin dinle alakası yok. Liberal sistemi çöpe atıp sosyalist sisteme geçersiniz sorun çözülür. Ne ezen kalır ne ezilen. Kaldı ki cennet vadiyle bir kesimi uyuşturmak, ezmek ahlaksızlıktır. Onların isyan etmesi için yüzyıllardır bekliyoruz biz. Dördüncüsü Din bir zeka ürünü değil zamanı içinde kural koyup toplumsal yaşayışı temelleştirmek için gerekli görülen sistemdi. Lakin deneyimlerimiz dinin önündedir ve sürekli ara açılacaktır. Ta ki din gözden kaybolana kadar. Biz hali hazırda dinleri üreten varsa zekadan çok ama çok ama çok ilerideyiz. Din kuralları ile yönetilen ve refah içinde olan ülke örneği veriniz lütfen. Son olarak dinler elbette ortadan kalkacaktır. Kaçınılmazdır. Bunun zamanını belirlemek çok zor. Elimizden geleni yapmak ise mecburiyettir. Akıllı bir insan olarak vazifedir. Her insana kalbin düşünemeyeceğini, kalbin göremeyeceğini söylemek lazım. Bir insan sadece aklı ile var olabilir. Akıl yürütmeyi bıraktığında doğa acımaz ve neslini tüketir. Sadece güçlüler ve akıllılar ayakta kalıp neslini devam ettirir. Din yerine aklımızı koymalıyız. Ayrıca belirtmek isterim ki ben din inancı olmayan biri olarak hiç kimseye tecavüz etmedim. Hırsızlık yapmadım. Dolandırıcılık yapmadım. Zengin olmak uğruna kimsenin emeğini gasp etmedim, kandırmadım. İyi olmaya çalışmayı cennet için değil akıllı bir insan olduğum ve bunu yapmamın daha doğru olduğunu bildiğim için yapıyorum. Bu kadar umutsuz olmamak lazım bence. |
Alıntı:
"Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir" |
Alıntı:
Zaten mantığa ters, dinler kalmışsa, zaten o dediğin riskler artık anlam taşımıyor demektir ya da o riskler varsa, demek ki hala din egemendir. Yani önce o saydığın riskler, risk olmaktan çıkar, sonra dinler biter. Bu birbirinden yalıtık, kopuk ele alınamaz. Şu an Dünya nüfusu ve gidişat sanırım yeterli bir örnek, bu özünde bir toplumun seviye atlamasıdır, bir alt seviyede kaldığı sürece dinler egemen olur, üst seviye de ise riskler ortadan kalkar, haliyle din olsa da olur, olmasa da. Kişilerin inancına kalmış, din ise işin siyaseti, inanca dönerse yine sorun yok. Sorun dinlerde, yapısındaki hakimlik, hükmetmek, iktidar olmak ve iktidarını kendi çıkarına göre yasalaştırmak gibi şeyler, geçmiş dünyanın çıkarlarını yansıtır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
ama siz bu sınavlardan geçtiyseniz tebrik ederim. |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:46 . |