![]() |
Bir kez daha intihar edin!
Geçmişte yapılanlara bakılınca aşağıdaki haberden bu anlam çıkıyor!
http://gazetemanset.blob.core.window...ab884f9254.jpg Biz Almanlar'a göre daha biraz daha şanslıyız! Nasıl mı buyrun! Almanya'da Başkanlık nasıl gerçekleşti? 30 Ocak 1933. Alman Tarihi’nde yeni bir dönem başladı. Hitler Başkanlık Sarayı’ndan Alman ulusunun yeni Şansölyesi olarak çıkıyordu. Hitler’in nihai güç olmasının önünde sadece, 87 yaşındaki Alman Başkanı (pos bıyıklı amca) Paul Von Hindenburg vardı. Kendisi o anda Prusya’daki mülkünde ölüm yatağında yatıyordu. Hitler için, Hindenburg’un ölümü daha iyi bir zamanda gerçekleşemezdi. Zorba Kahverengi Gömleklileri yeni yola getirmiş ve Ordu Generalleri’nden destek almıştı. Şimdi, tek çözmesi gereken sorun, Hindenburg’un yerine kimin Başkan olacağı idi. Hitler, elbette, Hindenburg’un yerine kendisini düşünüyordu. Ama Başkan olarak değil. Bunun yerine, “FÜHRER” olmak istiyordu: Alman Halkı’nın Yüce Lideri. 2 Ağustos 1934’te Hindenburg’un beklenen ölümü gerçekleşti. Saatler içinde Nazi Yönetimi Başkanlık Ofisi’nin Şansölyelik Makamı’yla birleştirildiğini duyurdu. Alman İmparatorluğu’nun Yüce Lideri’nin Adolf Hitler olduğu yasalara girdi. Ancak Alman Halkı bu Yasa için oy vermedi!. Her şey bir anda gerçekleşmişti. Yeni Führer’in ilanından hemen sonra ülke A’dan Z’ye elden geçirildi: Askerlik yemini, “Yeminime Tanrı şahit olsun. Adolf Hitler’e kayıtsız şartsız itaat edeceğim, Alman İmparatorluğu’nun ve halkının Führer’ine, Silahlı Kuvvetler’in Yüce Komutanına ve cesur bir asker olarak, bu yeminden itibaren hayatımı ortaya koyacağım!” şeklinde değiştirilen Alman Ordusu Alman Devleti’ne ya da Anayasası’na değil, doğrudan Hitler’in kişisel aracı haline geliyordu. 2 ay içinde Nazi kontrolündeki Parlamento’nun çıkardığı yasalar sonucunda, Hitler, diktatörlük yetkilerine kavuştu. Tüm Alman Kurum ve Kuruluşları ya Nazileştirildi ya da dağıtıldı (Bkz. “Hitler ve Naziler: Sezon 1: Bölüm 2, Parça 2, Bölüm 2: FÜHRER”). Yahudiler’e yapılan kötü muameleler komünistlere, sosyal demokratlara, liberallere (ki bu, genel anlamda Hitler’e muhalif olan tüm kesimler için geçerliydi. Bkz. “Yazdığım gibi burası bir faşist diktatörün sadece Yahudileri değil (ki, böyle yaygın bir yanılgı vardır), kıta Avrupasında ne kadar muhalif varsa tamamını topladığı, ölümüne çalıştırdığı, buna karşın aç bıraktığı, işkence ettirdiği, halen direnen varsa idam edilmesini istediği kamplardan biri!” ifadesine. “Ya ‘Evet’ çıkarsa”), çingenelere ve Alman olmayan diğer tüm zayıf kalmış insanlara genişletildi. Kılıçdaroğlu'nun bu konudaki düşüncesi şöyledir: Alıntı:
Çok ilginç bir tespitimdir: CHP, Atatürkçüleri gözden çıkarttığı an solcuları da otomatikman gözden çıkartmış oluyordu! |
Referandum için negatif dil kullanılmalı!
16 Nisan'daki Referandum için aşağıdaki haberdeki gibi negatif bir dil kullanılmalı.
http://gazetemanset.blob.core.window...6f9ab6ac65.jpg Neden? Çünkü gazete okumayan, okusa bile okuduğunu anlamayan, haber izlemeyen bir millet için bundan başka bir çıkar yol yoktur! |
Bir Düzeltme!
Alıntı:
Bu konuda Mustafa Mutlu'nun "BİR REFERANDUM HİKÂYESİ!" makalesi dikkatimi çekti ve NETFLIX belgeselindeki bu bölümün devamını Wikipedia'daki "1934 Almanya devlet başkanlığı referandumu"ndan öğrenebilirsiniz. Orada yalnız, şurası çok dikkatimi çekti: Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:01 . |