![]() |
Politikanın oruspusu böyle olur!
Oruspunun da bir onuru vardır ama politik oruspunun onuru olmaz.
Dünyaya gelmiş-geçmiş en büyük politik oruspuyu tanıyın... http://i.hizliresim.com/5gzQl5.jpg Kaynak: http://odatv.com/tayyip-erdogani-dis...104171200.html "Tayyip Erdoğan'ı dışlayan bir hükümet milli bir hükümet olmaz" Vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek, "Bu koşullarda, Tayyip Erdoğan'ı dışlayan bir hükümet, Millî Hükümet olmaz, ABD'nin planladığı hükümet olur" ifadelerini kullandı. Vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek, bugün Aydınlık gazetesindeki köşesinde "CHP yönetiminin 'tanımıyoruz' iddiası ve Meclis'ten çekiliyoruz açıklaması da, ABD'nin iktidar projesiyle bağlantılıdır" derken "bu koşullarda, Tayyip Erdoğan'ı dışlayan bir hükümet, Millî Hükümet olmaz, ABD'nin planladığı hükümet olur" ifadelerini kullandı. Perinçek, Aydınlık gazetesindeki yazıda "AKP de artık farkında: Değerli dostum Musa Eroğlu'nun türküsünde söylediği gibi, 'Yolun sonu görünüyor.' AKP önümüzdeki Cumhurbaşkanı seçimini kazanamayacak. AKP, önümüzdeki seçimlerde Meclis çoğunluğunu da kazanamayacak" dedi ve "AKP iktidarının son bulması için, Türkiye'yi yönetecek bir hükümet seçeneğinin oluşması şarttır. Bu durumda, AKP karşıtlığı bir çözüm getirmiyor. Çözüm, AKP iktidarının yerine hangi hükümetin geleceğine verilen yanıttadır. O hükümet seçeneği oluşturulmadan, AKP iktidarı son bulmaz" ifadelerini kullandı. MERAL AKŞENER KANADI ATLANTİK HESABINDA Perinçek yazısının devamında hem CHP hem de Bahçeli muhalefeti için şunları dedi: "CHP yönetiminin 'tanımıyoruz' iddiası ve Meclis'ten çekiliyoruz açıklaması da, ABD'nin iktidar projesiyle bağlantılıdır. CHP yönetimi gözü kapalı Tayyip Erdoğan karşıtlığı nedeniyle her aşamada Abdullah Gül ve Davutoğlu'nun yanında mevziye girdi. HDP ve FETÖ mağdurlarıyla iktidara gelme hayalleri de hangi iktidar planına katıldıklarını göstermektedir. Ne var ki, CHP yönetiminin CHP'yi bu yönde sürükleme şansı çok zor gözüküyor. PKK ile birlikte sokak çağrıları birkaç saat içinde bocalama yaratmıştır. CHP Sözcüsünün Meclisten çekilme iddiası da, yine CHP Grup Başkan Vekili tarafından yalanlanmıştır. Atlantik hesapları içinde MHP'nin Meral Akşener kanadının bulunduğu da apaçık ortadadır. Devlet Bahçeli'ye karşı Meral Akşener'e umut bağlayanlar, niyetleri ne olursa olsun, kendilerini kısa süre içinde hiç istemedikleri bir planın içinde bulurlar. Ne kadar etkili olur bilemeyiz, ama bu uyarımız aynı zamanda Meral Akşener'in kendisinedir. Açıkça ortaya konmuş bir program ve stratejisi olmayan bir Devlet Bahçeli karşıtlığının savrulacağı yer bellidir. Umarız dönüşü olmayan bir eğilimin içine yuvarlanmamışlardır." Milli Seferberlik Hükümeti kurulmasını öneren Perinçek, koalisyon bileşimini ise şöyle anlattı: "Millî Seferberlik Hükümeti, bugünkü tabloda Vatan Partisi, AKP, CHP, MHP'nin katılımlarıyla kurulabilir. Elbette biliyoruz: Sayılan partilerin Atlantik planları içinde yer alan hizipleri Millî Hükümetin karşısındadır." ERDOĞAN'I DIŞLAYAN BİR HÜKÜMET MİLLİ OLAMAZ Perinçek, Erdoğan'ın durumu için ise şunları söyledi: "Bu süreçte canalıcı sorun, şu anda AKP'nin Tayyip Erdoğan ağırlığına karşı tutumdur. PKK'nın ve FETÖ'nün üzerine yürüyen Tayyip Erdoğan'ı baş düşman kabul eden kuvvetler, kaçınılmaz olarak ABD planı içinde mevzileniyorlar. Bu koşullarda, Tayyip Erdoğan'ı dışlayan bir hükümet, Millî Hükümet olmaz, ABD'nin planladığı hükümet olur. Bugünkü parlamento aritmetiği içinde veya yarın seçimle oluşacak parlamentoda, Tayyip Erdoğan'ı devre dışı bırakan planlar, hükümeti kime dayanarak kuracaklarını belirtmeliler. Belirtemiyorlar. Zaten bu gibilerin iktidar amaçları da yok. Kendilerini muhalifliğe kilitlemişlerdir. Sürekli yakınıyor ve ağlıyorlar. Tayyip Erdoğan düşmanlığıyla kurulan planların nereye varacağını anlamayanlar, zamanla anlayacaklardır veya düşmanın kullanım alanı içinde kalacaklardır. İçine girdiğimiz süreç erken seçimi de dayatabilir. Gerçi AKP, artık erken seçimden kaçıyor. Çünkü Cumhurbaşkanı seçimini de, meclis çoğunluğunu da kaybedecektir. Ne var ki, ekonomik gidiş ve siyasal krizler, seçimi kaçınılmaz kılabilir. O zaman ortaya çıkacak tabloda da, Tayyip Erdoğan'ı dışlayarak bir Millî Hükümet seçeneğinin oluşmayacağı olasılığı ciddidir." ERDOĞAN DÜŞMANLIĞINA KİLİTLENENLER ABD PROJESİNİN PİYONU Perinçek, önerdiği iktidar formülünü ise şöyle aktardı: "Bugün gerçekçi saptama şöyle özetlenebilir: Tek başına AKP yönetiminin sonu gözükmüştür. Ancak kurulacak Millî Hükümette, AKP'nin Tayyip Erdoğan kanadı da bulunacaktır. Tayyip Erdoğan'ı devre dışı bırakırsanız, ABD'nin planından başka bir çözüm bulunmamaktadır. Yaratıcılık tek cümleyle: Millî Hükümet seçeneğini oluşturacak süreçteki taktik buluşlar ve esnekliktir. Cesaret: Tayyip Erdoğan'a düşmanlığın sonuçlarını ortaya koymada gösterilecek cesarettir. Tayyip Erdoğan düşmanlığına kilitlenenler, ABD'nin iktidar projesinin piyonları olmaktan öte bir iş yapmıyorlar ve yapamazlar. Hesap kitap dışı şapşallıklara hiçbir zaman itibar etmeyeceğimizi dost düşman herkes bilmelidir. Tek başına AKP iktidarının son bulmasını isteyenler, içinde AKP'nin de bulunduğu Millî Hükümet seçeneği oluşturmak göreviyle yüz yüzedirler." |
"Gladyonun 1 numarası","Bop eş baskanıyla"milli hükümet" kurmayı! ,sadece Perinçek savunabilir,neden?.
Seçime itiraz edilmemesini,kitlelerin meydanla oyuna(namusuna)sahip çıkmasına tek Perinçek karşı çıkabilir,neden? Gladyonun 4 numarası olabilirmi?olur tabiki ucube . Dönek bir alçak omurgasız bir alçak olabilirmi?.Bal gibi olur. Geçmişini bilmemiz gerekmezmi? Devrimcilerin ihbarcısımıydı geçmşte? Eveeett. Natoculuk,postal yalayıcılığı yapmışmı? bakmak gerekir. Emek cephesinde bölünmeye yol açmışmı?bakmak gerek. Pkk yanında-hemde karşısında olmuşmu ?bakmak gerek. Cinsi cibilyeti Tanrı Odine dayanıyormu? bakmak gerek.Dayanıyor"dedesi aynı Odin"kendi ifadesi Demirelin sol yumruğu olmuşmu?Olmuş.Sadık Perinçek, Demirelin vekiliydi.Samsun yürüyüşünü "komünistler var içinde " diye engellemeye kalktı.Deniz Gezmişi durdurmaya çalıştı.. Babasını dibine düşmüş bir meczup olablirmi? Ucube,fikrende ucube ise ! ... üstü kalsın. ******lar saygındır. Namussuzlar asla.! |
Perinçeği önemseyen yok gibi, değmez.
Yalnız sorun açıklamalarında ciddi bir sorun var. Refah Partisi var, AKP henüz ortada yok iken, ABD+İsrail tarafından, BOP ekseninide içine alan bir proje sunuluyor. tabi olumsuz yanıt alıyorlar. Olumlu yanıt ise Erdoğan'dan geliyor(ki sanırım kendisi belediye başkanı ikende aynı proje kendisine götürülmüş ama o zaman ret etmiş)... neyse, "Bu koşullarda, Tayyip Erdoğan'ı dışlayan bir hükümet, Millî Hükümet olmaz, ABD'nin planladığı hükümet olur", "Meclis'ten çekiliyoruz açıklaması da, ABD'nin iktidar projesiyle bağlantılıdır." Demiş öyle mi :) devam edelim; http://www.haberler.com/dogu-perince...035341-haberi/ "AKP iktidarı, artık ABD'nin güdümünde bir savaş çetesi olduğunu bütün dünyaya ilan etmiş bulunuyor. Vatan Partisi olarak, Türkiye'mizi bu belâdan kurtarmaya kararlıyız." Ne zaman demiş? Mart 2015. Nisan 2017 de ise; "Tayyip Erdoğan yönetimi, ABD ve İsrail yandaşlığına evet diyerek, Türk milletini karşısına aldı.", "ABD-İsrail cephesi, şer cephesidir." Uzatmayacağım 2005'li yılalrda ise Erdoğan ve Gül'ün ABD ajanı olduğunu, hükümetinde ABD projesinin ürünü olduğunu söylüyordu, bu sık, sık tekrar edip durduğu biçimde sürdü gitti... Şimdi ise, "Bu koşullarda, Tayyip Erdoğan'ı dışlayan bir hükümet, Millî Hükümet olmaz, ABD'nin planladığı hükümet olur" Diyor, yani ifadesi şu şekilde aslında; Bu koşullarda ABD nin planladığı ve ABD projesi olan mevcut hükümete karşı gelmek, ABD'nin planladığı bir hükümet olur vs(yani 2 söz var söylenen ikisinide kendisi söylüyor, mevcut olan ABD projesidir diyor, mevcut olana karşı etkili muhalefetide ABD projesi olarak işliyor). Siyaset açısından anlam ifade etmeyen saf-salak, boş-fırıldak tarzındaki siyaset lafazanlığı bunlar. Bir taraftan Erdoğan ve AKP hükümeti ABD projesidir diyor diğer taraftanda bu hükümetden kurtulma arayışları veya ortak olmama alternatiflerinide yine ABD projesi olarak işliyor, akıl, mantık lazım değil. kabul Perinçek'de sol içerisine sızdırılmış CIA projesi(Bahçeli gibi) o sebeple söylemlerinde akıl, mantık, tutarlılık aramamak gerekir, boş teneke gürültüsü vs ama ABD o kadar salak mı, kendi projelerinin başarısız olması için çalışsın. Neyse bu türden faşistlerin söylemlerine pek kulak asamamalı, sinir, stresede hiç girmemeli, çünkü Türkiye'de Hitler-Franko modeli tutmadı, ama siyasal islam modeli tuttu. Özünde, Perinçek bu tür boş söylemlerle fırsatlardan istifade kitle kafalamaya çalışıyor, işte 2016 yılı vatan partisi yılı oldu, 2017 de vatan partisi yılı olacak vs. kendisi her yıl, gümbür, gümbür geliyoruz, milyonlarca olduk, İşçi Partisi önümüzdeki seçimde tek başına iktidar olacak lafızları, yalanlarıylayıllarca propaganda yaptı, şimdi aynı türden propagandaları Vatan Partisi olarak yapıyor, zaten parti isminde vatan lafzının kullanımı dahi kolaya konmak içindi, o da tutmadı, ilerleyen süreçte belki, "Vatan İslam Türk Partisi" deneyebilir... |
Perinçeğin kendisini değil, verdiği zararın boyutunu ciddiye almak gerekiyor.
Bu ülkede Denizlerin emperyalizme karşı çıkışıyla birlikte aynı süreçte peydahlanan bir Perinçek var karşımızda. Elli yıldır yaptığı çeşitli ve farklı şovlarıyla bir yandan halkı sağcı-dincilere yönlendirdi diğer yandan solun sürekli bölünmesini getirdi. Son beyanları, bugün hayırcıların bir çatı altında olamaması, tek adamlığa geliş sürecinde en az feto kadar etkili olduğunun bir itirafıdır. Perinçek bu anlamda bir sinektir ama yemeği kirletmiştir. Yarın hayırcı cephenin ciddi bir atağa geçme olasılığı karşısında yine dönecektir. Onun için çok söz söylemeye gerek yok ama halkımız bir politik oruspunun nasıl olduğunu görsün, artık bu yapının dinci-faşizm kadar zarar verdiğini anlasın. Artık yanılma, kandırılma lüksümüz olmadığını anlayalım... |
Perinçek sadece siyaset yapmayı "cahil halkı manipüle etmek" sanıyor. Eski bir kemalist geleneğidir bu. "Cahil halk" hesapta bu beylerin anladığı gibi derin meseleleri anlayamıyor, o yüzden halka "ABD" veya "İsrail" gibi öcü isimleriyle mesaj veriyor. Böyle siyasi rakiplerini öcülerler birmiş gibi göstermek suretiyle halkı manipüle ediyor. Ya da ettiğini sanıyor.
Spartacus her nereden duymuşsa böyle acaip hikayeleri, meğerse 90larda ABD bizim ülkede iktidar yapmak için rasgele adam arıyormuş, belediye başkanlarına falan "bizimle çalışsana" demiş. Demişlerki "bak şimdi birkaç sene sonra biz 11 eylül yapacaz kendi kendimize, sonra da Afganistana ve Irak'a girecez, orada 10 sene falan kalıp 4 trilyon parayı çarçur edecez, Türkiyede islamcı bir iktidar istiyoruz, bize yardımcı olur musun?" Tayyip o zaman reddetmiş bu teklifi. Onlar da başkasına teklif etmişler. Sonra gasteye ilan vermişler. Zannedersem en son 28 şubat cuntasını, veya Ecevit hükümetini buldular. Ya da sonra tekrar Tayyibi. Çünkü kim iktidara gelirse ABD getiriyor. Seçim zamanı buraya birkaç milyon ajanlarını getiriyorlar, hepsi oy atıyor, istedikleri adamı seçtirip sonra geri gidiyorlar. Bütün bu gizli anlaşmalar, dönen dolaplar bizim solcuların eline telgraflarla, bazen de haberci güvercinlerin ayaklarına sarılmış notlar halinde geliyor. O yüzden solculara bu tür dönen dolaplar ayan beyandır. Zannedersem solcularımız Soğuk Savaş zamanı "ABD güdümlü" hükümet dedikleri kavramı "komunizme direnen, komünist devrim yapmak için iç savaş çıkarmaya çalışan örgütlerle mücadele eden, Sovyet güdümlü olmaya direnen, ve bu yüzden ABD ile ittifak halinde olan hükümet" manasına kulanıyordu. Soğuk Savaş bittikten sonra "ABD güdümlü" olmak ne manaya geliyor pek belli değil ama, belli ki bizim de öyle olmamız gerekiyor ABD için çok kritik. Çünkü biz öyle dünyanın merkezinde bir ülkeyiz ki.... Cennet vatanımız, boğazlar. tüm dünyanın gözü boğazlardadır. Dünyanın bugüne kadar olmuş tüm savaşları aslında Türkiyeyi fethetmek amaçlı olmuştur. Su uyur düşman uyumaz, ve herkes bilir ki dünyada Türkiye dünyanın ve tarihin merkeziddir ve hepsi sabah uyanır akşam yatana kadar Türkiyenin başına ne çorap örsek diye planlar kurarlar. Tabii çıkartılmak istenmeyen bor madenlerini, petrollerimizi falan unutmayalım. Ama dünyanın merkezinde olmamızın asıl sebebi bizim tarihin baş aktörü olmamız. Biz assolistiz. Çünkü başka türlü hayat niye var? Biz barşrolde değilsek bu dünya nedir? Ne oluyor? Avrupalı Amerikalı dünyanın merkezinde olacak hali yok. Eğer olsaydı biz orda olurduk. Ama biz burdayız, demek ki merkez burası. Herşey bizim etrafımızda dönüyor. Şimdi böyle olunca ABD bizden onlar güdümlü olmamızı istiyor. Bir de ABD cin gibi şeytan gibi iolduğu için, hepsi tek yürek yekpare bir millet, tek bir akıl hedefe kitlenmiş ve öyle şeytani bir zeka, öyle uzak görüşlü bir zeka, öyle kabiliyetli manipülatif bir eli kolu her yere uzanmaktır ki, 50 sene önceden dünyanın hangi oyunları sahneye koyacak planlarlar, ve sonra da bu planları oynatırlar. Dünyada aslında hiç bir aktör yoktur ki ABD tarafından rolü yazılmamış, hatta kendisi bizzat ABD'nin maskeli kuklası olmasın. O derece ki denebilir ki dünyada ABD dışında bir özgür irade taşıyan bir aktör daha bulunmamaktadır. Ha Yahudiler var bir de onlar da öyledir. Zaten ABD yahudi aynı şeydir! Şimdi ABd bu kendi kurup oynattığı oyunda bizden çok şeyler istiyor. Mesela 1 Mart 2003'te bizden istedi ki Irak işgalini yaparken bizim topraklarımızdan girsinler Iraka. Biz izin vermedik. Bunun gibi daha pekçok kereler işleri düşmüştür bize. Hergün gelip başka birşey istiyorlar. Ama biz ABD güdümlü değiliz. Ya da öyleyiz. Bizi ABD yönetiyor çünkü zaten biz yokuz bile. Şu anda ABD bize o kadar muhtaç ki Suriye'de ne yapacğaını bilemiyor ve bizden ABD güdümlü olmamızı bekliyor. Biz ABD güdümlü olursak onlar da Suriye'deki bu çözümsüzlüğü çözecekler. Aslında çözermiş gibi yapacaklar çünkü çözmek değil bozmak istiyorlar. Suriye'deki her aktör aslında ABD'nin ajanı bile değil, bizzat kendisidir. Hepsi ABD'nin yazdığı bir senaryo. Ama ABd istiyor ki bu senaryoda bize de bir rol düşsün. O yüzden biraz ABD güdümlü olalım istiyor. Çok sıkışmışlar Suriye'de ve bize öyle muhtaçlar ki. Elimize bakıyorlar. Biz tabii diyoruz ki ona "hadi ordan, pis ABD". Biz öyle her önüne gelenle arkadaşlık etmeyi sevmeyiz. Zaten bir sürü bize çorap örülmüş. Hepsi de ABD'nin işi. Bu pis ABD ülkeye bir sürü Kürt getirmiş bunlar habire olay çıkarıyor. Sonra bunlara diyhor ki "siz terör yapın". Yoksa Kürtler aslında kalplerinde bilir ki hepsi Türktür. Terör yapmak istemezler. Ama bu ABD onları da güdüyor. Çünkü ABD'nin silah satması lazım. Ekonomileri buna bağlı. Her yıl PKK'ya 5000 tane kaleşnikof satıyorlar. Böylece ABD ekonomisi de yolunu buluyor. Çok şükür ki bizim ülkemizde sağcısından solcusuna kimse kül yutmaz. Bize oynanan oyunların hepsinin farkındayız. ABd sanıyor ki biz köyden dün gelmişiz. Biz bilmez miyiz onlar ne hindir. Fİlmlerde hep görüyoruz. Zaten bize haber de geliyor. İşte solcularımız bütün dönen dalaverelerden haberdarlar. Sağcılarımız da aslında. ABD İsrail. Mesela FEtö diye birşey çıkardı bu ABD. Aslında böyle birşey yoktu. Yani bizim ülkede kimse kalkıp Atatürkçü oligarşiyi yıkıp yerine şeriat kurmak gibi şeyler aklına gelmez. ABD kendi kendine dedi ki "Türkiyede olay çıkaralım." Dediler ki "orada İslamcılık olsun, çünkü İslamcılık iyidir, hem gelir bize de saldırırlar sonra, bizim insanlarımızı falan öldürürler, Avuprada falan terör ederleri, güzel olur yani". Hatta dediler ki "en güzeli aslında bu Türkler bırakalım Osmanlıyı tekrar kursun, cihat felsefesiyle tekrar Avrupaya hücum etsinler, belki bu sefer AVusturya falan komple alırlar, yani iyidir hilafet falan". Aslında ABD daha önce düşünmüş ki "yaw bu Osmanlı fazla güçlü, en iyisi biz bunu birkaç parçaya bölelim, sonra da orda laik cumrhuriyet kurarız ki artık bize saldırmasınlar, çünkü Türkler savaştı mı ooooo kimse karşılarında duramıyor!" Demişler ki "biz korkuyoruz, çocuklarımıza diyoruz ki türkler geliyor onlar da korkuyor yaramazlık yapmıyorlar". O yüzden bizi bölmüşler yoksa osmanlı daha giderdi bir süre daha. Ama şimdi bizi islamcı yapmak istiyorlar. Çünkü bunlar hin, şeytan. Azizim. Bilmez misin bunları. Şimdi de Tayyibi Türkiyeye salmışlar. Ama tayyibe karşı olursak ABD planı olmuş olur. Yanında dursak da öyle. Çünkü tek hikaye var onu da ABD yazıyor. Biz yokuz ki. |
Yazımda sana postalmarx değil postal olarak hitap etmeyi daha uygun buluyorum, sebebine gelirsek, nickin, her aklıma geldiğinde sistemin postalı canlanıyor gözümde, evet ezilen çimen olmuyor, ama kullanılan bir çift postal olunuyor öylece ve sanırım bu çimen olmaktan daha iyi bir yol sizin için...
Alıntı:
İkincisi 11 eylül konusunu bilerek konuya dahil ettin. neden bu yola başvurduğunu, kullandığın aciz taktiği ise birazdan açıklayacağım. Aslında okuduğu işine gelmeyince kıvrılan kişler için harcayacak vaktim yok(israf), açık edilmiş CIA raporlarını bulman da yeterliydi. Yine de bir kaç örnekle değinmeliyim -ki böylece senin komplo teorisi deme, manipüle ve gerçekleri örtme yoluna neden gittiğini izah edebileyim... Örneğin Kübaya saldırabilmek için kaçırılan uçak krizi de sana göre komplodur, CIA kendi uçağını kaçırmıştır, CIA belgeleriyle bu itiraf da edilmiştir, ama sana göre komplodur, çünkü işler gizli, saklı yapılırsa senin gibiler komplo deyip gizleme yoluna gitmeliler, yani süreğen pislikleri örtmekle mükellefsin-çünkü o pislikten, dünyanın rezaletinden, insanalrın acı ve yoksunluklarından beslenip, geçiniyorsun bir mantar gibi ya da sözcülüklerini yapmaya soyunmuşsun-hangisidir bilmiyorum... başka bir alanda bilgi vereyim, zira araştırabilmen için önemli bir anahtar kelime vereceğim. Şunu araştır, PROMIS, Bill Hamilton ilgili programın yazılımcısı. Hamilton bu yazılımı adalet kurumları için geliştirmiş, savcılar bir kaç tıkla üzerinde çalıştıkları isimler, şirketler hakkında, çok çeşitli alanlarda(banka, kamu daireleri, evli, bekar, sicil, kütükler vs'e kadar) veri bankalarından çekilmiş verilerle muazzam bilgi edineceklerdi. Yıl 1990 ların başı, o zamanlar savcılar binlerce sayfalık evrak, dosyaları manuel biçimde karıştırmak-aramak zorunda kalıyorlardı bu da soruşturmaları sürüncemelere, çıkmazlara ve vaktinde bilgi alamamak noktasında zorluyordu, neyse... İlgili program, CIA+MOSSAD tarafından, casusluk yöntemleriyle çalınıyor... Bu program CIA tarafından bir çok ülkeye pazarlanıyor, istihbarat teşkilatlarına vb. Program resmen ABD,CIA,MOSSAD için çalışan bir casus yazılıma dönüşüyordu... Bu program ilk Ürdün ve Guatemala'da deneniyor, denenme süreci yılları-sonrası Guatemala bir dolu karışılık ve iç çatışmalara, hayatlara sebep oluyor. Irak'da da kullanılıyor çünkü NSA bu programı vaktiyle Irak'a da satmış... Ve ne yapılıyor bu programla, Irak'a silah satan şirketlerin temsilcileri ve işleri takip-tespit ediliyor. Irak devleti, istihbaratı vs programa veri girip, kullandığı için tüm bu bilgileri kendi elleriyle vermiş oluyorlar. Irak'a silah satmak adına görüşme yapan şirket temsilcileri böylece biliniyor ve MOSSAD tarafından öldürülüyorlar vs. Bizdede örneğin, MKEK(Makina Kimya End. Kurumu) ölümleri var. Hatta AKP tarafından bir çok insanın sahte belgelerle saf dışı bırakıldığı operayonlar var, senin sevinçten göklere çıktığın sahtelikler. bir çok bilgisayara casus yazlımlarla aktarılan sahte belgeler. Mesela bir tanesi ODA TV davasında açığa çıktı, bir tanesi Bilim ve Gelecek yazarına düzenlenen casusluk belgesiyle açığa çıktı, tümü de açığa çıktı ve geçen yıl muğlakça itiraf edildi. ne olacak bu yaşanmışlıklar, nesi savunalbilir sana göre? nasıl savunacaksın peki? Olayların biçimine bakıp, KOMPLO diyeceksin, nasılsa kandırabileceğin milyonlarca kafa mevcut tabi herkes yemez Postal... Herneyse Hamilton bir süre sonra programının çalındığını anlıyor, işi hukuka taşıyor ve bu süreçte Hamilton ile görüşen 2 gazeteci öldürülüyor... ABD, CIA-MOSSAD tarafından hırsızlıkla çalınmış bir programın asıl yazılımcısı fark etti diye, kendi vatandaşı 2 gazeteciyi öldürüyor, kaldı ki ülkelerin idaresini elinde tutmak adına projeler geliştiriyor, girişimlerde bulunmuyor olsunlar(bu konuda soğuk savaş dönemi, bir dolu belge, veri, itiraf ile dolup taşmış durumda, sen artık komplo diyerek geçiştiremezsin-elbette komplo teorilerine bende komplo teorisi diyorum! Ama 11 eylül adına komplo teorileri yazıldı diye yaşanmış ve yaşanan gerçeklerde komplo olmuyor, sen safsata yapıyorsun sadece)... örneğin Somali petrolü için BP ve petrol konsorsiyumları planlar, projeler yapıyorlar ve senin gibilerin komplo teorisi diye insanları kandırmaya çalıştığı bir dönemde artık saklayamaz hale geldikleri için BP'den itiraf gelmişti! Diledikleri kişileri ülke yönetimine geitiryorlardı, bizzat ülkeyi biz yönetiyorduk diyorlardı... Peki Somali'de hayat nasıl Postal? nasıl? Bir kaç bin kişi için(muhtemel sende ister ideolojik isterse artıkçısı olarak ortaksın onlara!) kaç milyon insanın hayatı karardı, her yıl binlerce insan nasılda acılar içinde can verdi, nasıl da ülke insanları kırım, kırım kırıldı? ne için, ne adına, kim için, haydi söyle. Peki ben gerçeği söylersem, neden sen-in gibiler- özel tutulmuş gibi karşı refleks ve kandırmaca, insanları yanıltma tavırlarına giriyor?... Yine bildiğimiz bir başka olay, Nikaragua'da iç karışıklık adına silahlı çeteler kuran CIA, çetelerin silah, mühimmat ve lojistiklerini sağlamakta, bütçe sıkıntısına düştüğü an, bizzat kendi ülkesinde, kendi vatandaşına uyuşturucu satıyor. Peki bunu açığa çıkartan gazeteciye ne oldu? Bütün işlerden kovuldu, hiç bir gazetede iş alamadı, evine kapandı ve intihar etti(muhtemel ettirildi, MKEK mühendisleri gibi) ve ne oldu CIA aradan zaman geçtikten sonra, itiraf etti, senin gibi düşünen bir çok postal yalayıcısı hala komplo teorisi demekle meşgulken-elinde hiç bir veri yok madem bari sus değil mi? neye göre komplo, verecek tek bir cevapları dahi yoktu veya safsatadan başka, o bunu yapmaz, ABD bunu yapmaz-inanca başvurma safsatası-, işime öyle geliyor demekten başka-!... Bir şeyi komplo yapan veya yapamayan olayların biçimi değil, gerçeklikle olan ilişkisidir ve sen bunu bilmiyorsun, biliyorsun da işine gelmiyor. Türkiyeden örnek vereyim, 1961 Nükleer füzeleri(Çiğli'ye yerleştirilen Jüpiter füzeleri-İbrahim kod adıyla ve o bölgedeki halkı Minare diyerek kandırdıkları füzeler). gizli, saklı olduğu için, açığa çıkarsa Postal için kandırmaca işi kolaydı, komplo teorisi deyip geçebilirdi, hem 11 Eylül içinde komlo teorileri yazılmamış mıydı? Kulandığın taktiklerin farkındasın elbette, ama sistemin cüppelisi olmak durumu, burada sırıtır Postal... Solcular diye ne kastediyorsun bilmiyorum senin sol ve sağı tanımlama kapasiten olmadığını uzun zaman önce öğrenmiştim, ama ben solcu değilim ve kimsenin subjektif, absürt sloganik, ajitatif boş lafları beni bağlamıyor, bağlamaz, bağlamayacak. Sadece gözlem yaparım, yeni doğmuş bir bebeğin bakışları gibi, bunu başarmaya gayret ederim ve topladığım verileri yorumlarım, sağlık kriterlerini de sorgularım. Elbette senin işine gelmeyecek, örneğin Afganistan'da bir kadın, muskacı bir soytarının tekerine-çıkarına, yani seninde birleştiğin kapitalist çıkarlarına- çomak soktu diye oracıkta katledildi- Kimin ne dediği, neyci olduğu, olmadığı beni bağlamaz, ilgilendirmez, sadece verilere bakarım, gözlemler ve değerlendirmelere... Bu yöntemi sana da tavsiye ederdim, ama sen o muskacı gibi davranıyorsun... O sebeple ne zaman bir gerçeği dile getirsem karşımda seni veya türevlerini bulmam kadar doğal bir şey yok ve bu beni rahatsız etmiyor, aksine yorumlarımın sağlaması oluyorlar ve rahatsız olmanız da diğer sağlayanı oluyor... Perinçeği yine Perinçeğin kendi sözleriyle değerlendirdiğim bir yazıydı -komplo demeye kalktığın ilk paragraf için ise yine aynı söylemlerde olma durumu Perinçeğe aitdi! Bu gün söylediğine zıt şeyleri 2 yıl önce söyleyen Perinçekti... yine de sana çok daha basit alanlarda oynanmış senaryolardan örnekler verdim, senin dün belkide hala bile komplo teorisi diye kestirip atabileceğin. Çünkü sana göre dünyanın rezilliklerini açık eden her bilgi komplo teorisi diye bastırılmalı, engellenmeli, insanlar olabildiğince gerçeklerden uzak tutulmalı, bazılarının ve sistemden geçinenlerin sistemin selahiyeti için ve dünya dönüyorsa bu senin çıakrına ters ise dünya dönüyor demekden rahatsız olman, kaygı duyman gayet anlaşılır bir durum. Bildiğim, derebeyi veya derebeylerinin soytarılarılarının bakış açısıyla, avamın da, derebeyininde dünyasını görebilme açısıyla gözlem yapan birisi için, gördüğü, yaşadığı gerçek bir olur mu? Hem sizlerin, ne düşündüğünüz beni bağlamıyor da, ilgilendirmiyorda-taki seninle aramızda ceryan eden ve kaynağı senin-benim olan bir konu olmadıkça-... Dünya dönüyor postal, istesende, istemesende ve ben herkesin foyasının açığa çıkacağı dönemlerinde geleceğini, mutlak kalıcılığın hayal olduğu, dünyanın değişeceğini düşünüyorum(geçmişe bakılınca gelecek için öngörülebilir oluyor)... |
Alıntı:
Nedir bu Abd seviciliğinin nedeni?,toz kondurmuyor,durmadan övüyor,yüceltiyorsun.Yem torban ellerindeymiş gibi. Kemalizme batı cephesinden saldırmak ne kadar aşağı olduğunu ortaya koyuyor ,sanki ergenekon tertipçisiymş gibi. Kart postal zenci sanki çok sevindirmiş seni. Siktirin gidin bu siteden biz kendi yağımızla kavrulalım,bari burada namuslu insanlarla tartışalım.Ajanların en cahili kartpostal. Nikinin sonuna yüksekte yazsan alçak,hatta çukursun siktir git ,bizi rahat bırak adi sıfatsız,hain. |
Alıntı:
Benim anlamadığım ben niye "postal" temsil ediyorum. Ben faşist de değilim ki? Atatürkçülükle nasıl bir problemim olduğunu görmüyor musun? Benim demokrasiye inanan birisi olduğumu bu kadar senedir anlayamadın mı? Burada "postal"ın temsil ettiği şeyden en uzak benim. Hepiniz öyle veya böyle insanları zorlamaya, emrivaki yapmaya, hatta "devrim" dediğiniz iç savaş yoluyla topyekün milletlere tepeden inme mühendislik ve dizayn yapmaya, tarihsel deneyler yapmaya inanıyorsunuz. Jakobenler sadece faşistlere değil komünistlere de ilham oldu. Faşistler ve komünistler birbirine layıktır. İkisi de postal yalayıcısıdır. Sadece ikisi de kendi diktatörünün postalını yalar. Ben çok komünistle konuştum buralarda Stalin'in 4 milyon Ukraynalıyı açlıkla "terbiye edip" soykırım etmesini bile savunanı gördüm. Be hey, bana ne anlatıyorsun. Şimdi komünistler savaş başlatırsa, ve ABD savunma yaparsa, ki Soğuk Savaş budur, o zaman ABD'nin tarafını tutmak niye yanlış? Burada insan ya ABD tarafındadır ya Sovyet tarafında. Ama senin yaşadığın ülkede her halükarda postal olacaktır. Ya komünistlerin ya faşistlerin postalı. Demokrasi de postal olmaz ama savaş başlatarak demokrasinin ağzına kim sıçtı? Komünistler savaş başlatmasa faşistlere mecbur kalmayacaktı millet. Ne diye pislik yaratıyorsunuz? siz kendiniz postal rejimi kurmak için demokrasi ortamını zehirliyorsunuz sonra da elalemi mi suçluyorsunuz? Alıntı:
Alıntı:
Sen benim düşünme tarzımı anlayamıyorsun. Git evrim tartışmasında SaveTheDay ile konuşmama bak. Ben bu konularda gayet tutarlıyım. Ben sadece güvenilir merkez kaynaklara bakarım. Bilim "evrim var" diyorsa inanırım. Haberlerde "müslüman teröristler ikiz kulelere uçak düşürdü" derse inanırım. Bunu dışındaki marjinal kaynaklara güvenmiyorum. Ama burada gelip "sen bunların üstünü örtmekle mükellefsin" diye iyice şizofrenleşiyorsun. Benim bu olaylar içersinde nasıl bir rolüm veya konumum var ki benim bir mükellefiyetim var sana göre? Ben ajan mıyım veya ben maaş mı alıyorum bu sikindirik kenarda kalmış Türkçe forumda "11 eylül gerçekti" propagandasını yaymak için? Siz hepiniz gerizekalı mısınız? |
ERDOĞAN'I DIŞLAYAN BİR HÜKÜMET MİLLİ OLAMAZ
Perinçek, Erdoğan'ın durumu için ise şunları söyledi: "Bu süreçte canalıcı sorun, şu anda AKP'nin Tayyip Erdoğan ağırlığına karşı tutumdur. PKK'nın ve FETÖ'nün üzerine yürüyen Tayyip Erdoğan'ı baş düşman kabul eden kuvvetler, kaçınılmaz olarak ABD planı içinde mevzileniyorlar. ------------------------------------ Perinçek le Bahçeli ne kadar birbirine benziyor. Sanki ikisi aynı yerden yönetiliyor veya ikisi de aynı örgüte bağlı gibi. Erdoğan sız olmazmış çünkü Erdoğansız bir yönetim düşünenler ABD planı içinde mevzilenmişler. Bu ülkede yaşamasak, bu ülkede siyasetin göbeğinde olmasak, Erdoğanı 40 yıldır tanımasak veya uzayda yaşayıp bu ülkeye tesadüfen gelmiş olsak bu sözlere inanır gibi olacağız. Belli ki Perinçek te diğerleri gibi Erdoğan dan nemalanmak istiyor .Erdoğan dan nemalanmak isteyen her kes öncelikle Erdoğan muhaliflerine küfrediyor. Erdoğan PKK ya karşıymış FETO ya karşıymış kim demiş hiç inandırıcı değil. Erdoğan dün karşı olduğuna yarın dostum dediğini çok duyduk. İşte örnek Rusya Esat FETO yarın kim olacak belli ABD Mısır Israil hatta AB bunu bilmek için ulama olmaya gerek yok Perinçek i bilmek içinde Ulama olmaya gerek yok. Onu da 40 yıldır tanıyoruz. Bu sözleri ciddiye almak için hangi ağızdan çıktığı önemli milli mutabakat hükümeti önerisi belki kriz dönemleri için önemli bir çıkış olabilir. Bu çıkış ne kadar önemli ise bu çıkışta Kriz çıkaranla Kriz çözmek hiç de mantıklı bir öneri değildir. Bu ülkede ekonomik krizden çok siyasi kriz var ve bu krizin başı da 14 yıldır bu ülkeyi yönetenlerdir. Bu yöneticiler bu ülkeyi 2008 den beri kriz çıkararak yönetmekteler.Bunlarla çözüm olmaz olmayacağı 2015 haziran seçimlerinde belli olmuştu. İşte yine aynı kriz 16 nisan 2017 referandumunda yaşandı. Bu siyasetçiler ve iktidarı işgal edenler derhal oturdukları koltukları boşaltmalı. İşte o zaman çözüm için bir şeyler düşünülebilir. |
Alıntı:
Alıntı:
Keza daha geçen haftalarda Suriye'ye ABD merkezli bir füze saldırısı oldu. Bu saldırı hem Trump'ın çıkarlarıyla ilgiliydi(içine düştüğü çıkmazı aşmak), hem de petrol, silah tekellerinin çıkarlarıyla ilgiliydi(pastadan pay, Rusya'nın varlığıyla gittikçe azalıyor). Suriye'de bir Rusya varlığı artık önlenemez durumda, uzatmayacağım detaylar çeşitleniyor, bu bağlamda ABD Suriye'de daha etkin, POSTAL üzre etkin olmanın yollarını arıyor. Bütün mesele Suriye petrolü, bölge stratejisinde yeri, İsrail meselesi... ABD füzeler yolladığında sevinmişsindir, ben desem ki Suriye veya Rusya tarafından herhangi bir kimyasal saldırı olmadı, bu tür iddialar ABD nin manipülatif tutumuyla ilgiliydi desem komplo teorisi der çıkarsın. Oysa ilk açıklamalarda IŞİD'e ait silah depolarının vurulduğu, bu depolarda ise depolanmış kimyasalların olduğu üzerine, bunu ifade edenler kendilerinin kimyasal bir saldırı yapmadığını biliyor, geriye ne kalıyor? Ya IŞİD yaptı ya da gerçekten mühimmat deposu sanılırken, kimyasal silah depoları da vuruldu. Alıntı:
yani işi keyfiyete sanki istenç, iradeye bağlıymış gibi çarpıtıyorsun, 20 yüzyılın en büyük hatası TEPEDEN MÜHENDİSLİK deneyi iken, bunu salt bir kesime yıkmaya çalışıyorsun, kapitalizm dünyayı tepeden, toplum mühendisliğiyle şekillendirdi, -hala öyle çünkü toplumların bilinçlenmesi sistemin çıkarına ters!, onunla çatışanlarda başka türlüsünü görmedi, aynı uygulamayı denedi, verili koşullarca buna zorlandı. Bu herhangi bir ekonomi-politik, veya dünya görüşünün karakteri değildir, tamamen siyasi alanda kullanılan taktik, tercihler üzerinedir, herhangi bir görüşe endeksleyemez, bu şekidle ikiyüzlü tutum sergileyemezsin, yapmamalısın. Ben uzatırsam, kapitalizmin dünya üzerinde yüzyıllarca yaptığı uygulamları birer, birer dökerim, şimdi yaptıklarını da, ama senden bir tanesine bile itiraz gelmeyeceğinin farkındayım. Normalde toplumlar çatışma değil, ÇÖZÜM isterler, talep ederler, toplumsal talebin seyrine göre hakimler, eğer toplumsal bilinç ve talepler ve çözüm kendi çıkarlarıyla uyuşmuyorsa, işte tam da savunduğun biçimde sistemin postal yüzünü gösterirler. REFERANDUM ortada işte, milyonlarca insan göz, göre göre yapılan hileye karşı hukukun işletilmesini ve gereğini talep ediyor, peki sonuç ne? Değişmiyor, toplum ısrarcı olmalı, olursa, bu sefer hakim olanlar postallara sarılacak, en tabi haklarını talep ettiler diye toplum mu suçlu şimdi? Sana göre öyle! Senin anlayışın, bir insan birisini öldürmüşse ama öldüren zengin, kapitalist, güçlü-HAKİM!- ise, diğer tarafın talebi göemezden gelinmeli, ısrar ederse susuturuılmalı, isnatlarla karalanmalı-tutumun bu postal! Bırak benim neyci olduğumu bu bir şeyi değiştirmiyor, belirlemiyor.Kaba anlatıyorum, öyle olmalı, eğer çatışmalardan rahatsız isen, insanalrı hedefe koyup saldırmamalı, çatışmalara dönüşen koşulları ortadan kaldırmak zorundasın ve senin kendine ne dediğinin hiç bir önemi yok(anlayabiliyor musun?), ama bu istencin dahi mevcut olanla çatışacak postal çünkü ne yazık ki sorunların çözümü mevcut olanın değişimleri üzerinden geçiyor, haliyle değişime direnç gösterimidir çatışmayı getiren, senin çözüm istencin değil. Kimse senin ne kadar iyi niyetli olup olmadığına bakmaz. Alıntı:
Oysa mesele verili koşulların çözümlenmesi olunca, kimin ne yaptığına bakmıyorum, bu şekilde nasıl ki kapitalizmin bilinci, asli temeli, ekonomik yapısı, politik yapısı, üretim biçimleri ele alınamazsa, elbette mevcut olanın açmazları, çelişkileri üzerinden açığa çıkacak çözümler içinde kullanılamaz. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
11 Eylüle komplo teorisi yazan çıktı diye, Irakın talan edilmesinde öne sürülen KOMPLONUN bizzat ABD tarafından yapıldığı gerçeği değişmiyor, yani benim ifadelerim değil senin savunuların komplo, bu değişmiyor ve dürüst isen bana akrşı çıkmaktansa komplo diyebilmelisin(zira zaten itiraf edildi). örneğin Küba krizi adına kendi uçağını kaçıran CIA'nın yaptığı -ki buda belgeli, itiraflı- gerçeği komplo olmuyor, aksine CIA nın yaptığı tüm dünya kamuoyuna karşı düzenlediği bir komplo oluyor. Böylece benim ifadelerim komplo teorisi olmuyor, komployu açığa çıkartan ifadeler oluyor, ve herkesten çok senin katılım göstermen gerekirken, aksine rol çiziyorsun, demek ki söylemlerinde dürüst değilsin, gerçek komploları gizleyip, gerçeği ifade eden söylemlerede komplo deme yoluna gidiyorsun... örneğin CIA kendi insanına eroin satıyor, bunu ifade edersem sana göre komplo teorisi ifade etmiş oluyorum, işine geliyor, çünkü komplo teorisi dersen gerçeklikle olan bağını kopartırsın. senin mantığınla bakarsak kapitalizm kendi uçağını kaçırıyor, kendi insanını öldürüyor, sömürüyor, dayattığı koşullarla hizmet-kölelikten başka alternatif bırakmıyor-ama 2 hap veriyorum, birisi ölüm, diğeri yaşam, ama yaşamı seçersen bana köle olmak zorundasın, ben seni zorlamıyorum, seçim senin diyor-hakkını vermeli, kişisel anlamda hiç zorlamıyor-, kendi insanına eroin satıyor, başka insanlara bomba yağdırıyor, en ufak bir demokratik hak talebinin karşısına asker, polis çıkartıyor.. O halde senin açınla, kapitalizm kendi insanına eroin satan, komplolar düzenleyen, bir çok ülkelerde darbeleri tezgahlayan-itiraf etmekten de çekinmeyen- postal bir sistemdir. itiraz etmemen gerekiyor, çünkü eğer ben komünist olmakla iç çatışmalar döneminin siyasal örnekleriyle, kafana göre bilmem ne oluyorsam, sende kapitalist olmakla, darbeci, savaşçı, bombacı, kendi insanını zehirleyen, başka bir kaba detayla karşılığı ödenmiş olduğu koşullarda bile adaletsizlikle 60 küsür yaşında emekli eden, ancak o zaman sağlık adına sosyal güvence vereceğini söyleyen ve kandıran birisi oluyorsun.. 2 yazı yazdın ikiside ad-hominem ve farklı bir kaç safsatayı kullanmak, dürüst değilsin... Dürüst olsaydın, sözde safsata yaklaşımın gereği milyon kat gerekçeyle önce kapitalizme karşı çıkardın, alternatif arardın ismi önemli değil!.... neyse bu konuda ben Perinçeği yine kendi sözleriyle değerlendirdim, 2005 li yıllardaki ifadelerinin kaynağı bağlamında Dilipak, ABD-İsrail projesi ifadesine girmiştim, sayende her evrim karşıtı ve bilime uzak -sende dürüst biçimde ekonmi-politik bilince sahip olmamakla- H.Yahyacının yaptığı gibi konuyu dağıtmayı başardın. İnsanlık gelişecek, onlarda, muadilleri ve aslında hiç bir farkı olmayan-çıkarı için omurgasızlık- sizlerde bir gün tarih olacaksınız. benim için etiketlerin önemi yok, sömürü ortadan kalksın, eşit, kataküllesiz bir dünya, doğa ve insan, sınırsız, abuk, subuk ayrımsız, otoritesiz, sınıfsız bir hayat olsunda, etiketi şu ya da bu olsun önemi yok. Her dönem gerçeği söyleyene senin yaptığın gibi yalanlamalar, sahtekarlıklar, isnatlar, cadı, şeytanın adamı vb yapılmıştır, hatta dünya dönüyor diyenin karşısında bile bir Postal hazır olmuştur, ama insanlık bir gün, senin gibi ortaçağ şovalyelerine rağmen, günümüz cadıları olarak, cadılar bayramını kutlayacak. Gerçekleri gözleyip -su 100 derecede kaynıyor gözlemledim-, görüşlerimi belirtiyorum diye neden şizofreni -cadı- oluyorum ki, çapın belli Postal, ama dürüstlerde, sahteciler kadar cesur olmalı... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:45 . |