Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Erdoğan Aydın - Diyanete Kadro Verilmemeli, Fesh Edilmelidir (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3993)

gozde-1 28-04-2007 09:58

Erdoğan Aydın - Diyanete Kadro Verilmemeli, Fesh Edilmelid
 
DİYANET’E KADRO VERİLMEMELİ, FESHEDİLMELİDİR

[align=justify:1799bada50]Bizde din alanı, devlet tarafından toplumun tektipleştirilmesinin ve kontrol edilmesinin temel bir aracı olarak kullanılmaktadır. Bunun sonucudur ki, Diyanet devasa bir bütçe ve kadroyla beslenip büyütülmektedir.

Önce AKP hükümetinin Diyanet'e 150'si Kur'an Kursu Öğreticisi, 850'si imam hatip ve 600'ü müezzin kayyım olmak üzere toplam 1600 kadro tahsis etme haberi geldi. Bu kadarı bile yeterince vahimdi ve Diyanet'e ilişkin tartışmanın yeniden alevlenmesi için yeterliydi.

Öncelikle anımsanmalıdır ki, laik bir düzende din kamusal bir görev değil, aksine sivil topluma ait bireysel bir alandır. Devletin buradaki fonksiyonu, yurttaşlarının din ve vicdan özgürlüğünü sınırsız ve eşit bir şekilde güvenceye almak bağlamında biçimlenir. Din alanının devletçe örgütlenmesi ise, Onu laik bir düzenlemenin dışına çıkararak ya bir din devletine ya da halen olduğu gibi dini kontrol ve din aracılığıyla toplumu kontrol eden sözde laik bir konuma geri çeker.

İkincisi mevcut haliyle bile Diyanet'in personel sayısı, Dışişleri, Ulaştırma, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Orman ve Çevre Bakanlıklarının toplam personel sayısıyla eşittir. Dahası Diyanet, personel sayısı bakımından, genel bütçeye dahil kurum ve kuruluşlar arasında en yüksek personele sahip yedinci kuruluş durumunda (Ahmet Kıvanç, Radikal, 20 Haziran 03) Ancak AKP'nin sözkonusu kadro tahsisi bu kadarla kalmayacak ve Meclis Komisyonunda 10 kat arttırılarak 15 bine çıkarılacaktı.

Hükümetin reformcu uleması Mehmet Aydın ise, durumu camilerde cenazelerin kaldırılamadığını, ölü kefenlemenin ve dini görevlerin uzmanlık gerektirdiğini, halkın mağdur olduğunu, yıllardır Diyanet kadrosunun arttırılamadığını, bu rakamın zorunlu olduğunu, halen 65 bin olan cami sayısının mevcut 76 bin personelle yönetilemediğini söyleyerek durumu mazur göstermeye çalışacaktı. Dahası dinin siyasete alet edilmediğini ve bunun kefilinin de kendisi olduğunu söyleyerek bizleri "rahatlatma" yoluna gidecekti. Tam bir tilki masalıyla karşı karşıya olduğumuz açık!

Oysa devletin mevcut çarpık "laiklik" anlayışı içinde bile sorunun başka yollardan çözümü pekala mümkün; nitekim Alevi köylerine zorla yapılan camilere atanan boşoturur imamların geri çağırılması halinde bile imam eksikliği ortadan kalkmış olacaktır. Bu arada Osmanlıda bile din işlerinin parayla desteklenmediği, cami cenaze işlerinin inanan yurttaşların kendisine bırakıldığı anımsansın. Kaldı ki sorunun laiklik içinde çözümü böylesi palyatif yollardan değil, inanç alanının tüm laik ülkelerde olduğu gibi yurttaşlara bırakılması yoluyla yapılmak zorundadır.

Laik devlet ibadet alanına değil özgürlüklerin geliştirilip korunmasına yatırım yapar. Hele ki bu devletin anayasasında bir de sosyal ve demokratik iddiaları geçiyorsa, o durumda yapılması gereken, eğitim ve sağlığı her gün artan oranlı paralı yapmak şeklindeki uygulamanın aksine parasız hale getirmek, bunun için de bütçeden Diyanet'e ayrılan fonların eğitim ve sağlık alanına kaydırmaktır.

Dolayısıyla Mehmet Aydın'ın "cenazeler kaldırılamıyor" şeklindeki tilki masalına kanmak yerine Hükümetin 2003 bütçesinde Diyanet'e tam 771 trilyon 267 milyar lira ayırdığını da anımsayıp, laikliğin devlet ve hükümetler aracılığıyla bulandırılan anlamını yeniden yeniden anımsamak durumundayız.

Örneğin laik bir düzende din işlerinin kamusal değil özel olmak zorunda olduğu, devletin bu özel alanın, bütün inançlara eşit mesafede duran ve bir vicdan özgürlüğü olarak her inancın özgürce ifası için laik özgürlükler temelinde korunmasıyla yükümlü olduğunu anımsamak çok daha gerçekçi olacaktır. Oysa bizde din alanı, devlet tarafından toplumun
tektipleştirilmesinin, din aracılığıyla kontrol edilmesinin temel bir aracı olarak kullanılmaktadır.

Bunun sonucudur ki, Diyanet devasa bir bütçe ve kadroyla beslenip büyütülmektedir. Bu uygulama kuşkusuz şeriatçı çevreleri de görece rahatsız etmektedir; çünkü onlar dinin aynı zamanda siyasal alanı da belirlemesi gerektiğini düşünmekte ve devletin desteğini benimserken bu yolla devletin din alanı üzerinde elde ettiği kontrolün kalkmasını istemektedirler. Devlet ise hem çoğunluk mezhebi olan Sünni/Hanefi İslam doğrultusunda toplumu kontrol altında tutmakta hem de diğer inançların asimilasyonunu, Türk kimliğini bütünlemek üzere tektipleştirilmesini sağlamaktadır.

Özetle dinsel inanç, şeriatçı güçler yanı sıra devlet için de bir hak ve özgürlükler alanı değil, aksine iktidar alanı olarak hassasiyetle korunmaktadır. Bu ise laikliği, demokrasinin temel bir güvencesi olmaktan çıkarmaktadır.

Bu bağlamda laikçi yanı sıra şeriatçı tarafların dövüşü, toplumun gözünü boyamaya ve dönem dönem gündemin gerçek sorunlarını gizlemeye yönelik bir kayıkçı dövüşünden ibarettir. Yoksa Diyanet bu iki kesim ve onların ucube "laiklik" anlayışları için merkezi bir kurum olup, başta 15-20 milyon Alevi olmak üzere diğer İslam mezhepleri, gayrı Müslimleri ve din inancı olmayanları dışlayan bir anlayışa tekabül etmektedir.

Diyanet'i eksen alan bu yaklaşım laikliği ve demokrasiyi olduğu gibi sosyal devleti de kemiren ciddi bir handikap oluşturmaktadır. Nitekim Diyanet'e bahşedilen ve halen Sanayi ve Ticaret (126.882.000), Enerji ve Tabii Kaynaklar (195.064.000), Turizm (190.130.000), Çevre (43.651.000) ve Orman Bakanlıklarına (225.396.000) ayrılan toplam 779 trilyonluk bütçeye eşit olan 771 trilyon 267 milyarlık devasa bütçe, ülkenin temel gereksinimi olan eğitim, sağlık, bayındırlık, vb. pek çok yatırımı olanaksız kılmaktadır.

Özetle bir kontrol aracı olarak beslenen Diyanet, eğitimsizliği, sağlıksızlığı, işsizliği besleyen anti sosyal bir canavar olarak karşımızda durmaktadır.

Devlet nezdindeki değeri tam 5 bakanlığa eşit olan bu kurum, Başbakanlık'a ayrılan (697.390.000) bütçeden 74 trilyon, Dışişleri -Bakanlığı'na ayrılan (531.572.000) bütçeden 240 trilyon, Bayındırlık Bakanlığı'na ayrılan (414.621.000) bütçeden 357 trilyon, Kültür Bakanlığı'na ayrılan (349.327.000) bütçeden ise tam 422 trilyon fazla bir destekle beslenmektedir.

Dahası bize verilen personel sayısının, Diyanet'in gerçek personelinin çok altında gösterildiği gerçeği bir yana, Diyanet Vakfı aracılığıyla Diyanet'in aynı zamanda Türkiye'nin en büyük sermaye guruplarından biri olduğu anımsanacak olursa durum düşünülenden çok daha vahimdir.

Bu veriler yanı sıra din ve vicdan özgürlüğü bağlamında laikliğin kurumlaşabilmesi için yapılması gereken Diyanet'e yeni kadro vermek değil, acilen ve kayıtsız şartsız lağvedilmesidir. Diyanet'in lağvı sonrasında ülkenin parçalanacağı veya şeriatçıların at koşturacağı iddiaları ise, her şeyi kontrol altında tutmak isteyen, toplumun kontrolü ve manipülasyonu için böylesi işlevsel bir aracı terk etmek istemeyen bir devlet zihniyetinin ve tabii dini siyasal çıkarları için eğitim, sağlık, istihdam gibi sorumlulukların yerine ikamet etmek isteyen politikacıların klasik demagojisidir.

Laik bir düzende dindar yurttaş dini ihtiyaçlarının gerektirdiği maddi katkıyı yapmalıdır. Laik devlet ise, yurttaşa bıraktığı din işlerini iki alanda korumayı yükümlenir. Bunlardan birincisi, yurttaş hangi inanca sahipse onu özgürce ifa edebileceği bir atmosfer yaratmak, ikincisi, bu inanç gereksiniminin, başkalarının inançsal özgürlük ve eşitliğine saygı temelinde gerçekleştirilmesini sağlayacak güvenlik ve kültürel atmosferi yaratmaktır. Bunların yapılması halinde halen taraflarca istismar edilen sorunların bütününün orta vadede çözüleceği görülecektir. [/align:1799bada50]

24 Kasım 2005
Erdoğan AYDIN

gozde-1 28-04-2007 10:02

Re: Erdoğan Aydın - Diyanete Kadro Verilmemeli, Fesh Edilm
 
Arkadaşlar Erdoğan Aydın bu yazıyı 2005 yılında yazmış ama bence hala yazdıkları geçerliliğini sürdürüyor. Bu yazıyı asmamın sebebi konunun öneminin büyük olması ve gerektiği gibi anlaşılamamasıdır. Laik bir devletin diyanet işleri gibi bir kurumunun olmaması gerektiğine inanan biriyim. Siz ne düşünüyorsunuz ?

Saygılar.

K.C. 28-04-2007 11:11

Re: Erdoğan Aydın - Diyanete Kadro Verilmemeli, Fesh Edilm
 
Teşekkürler Özde,
Erdoğan Aydın'a tabii ki katılıyorum. Ve bu konunun da canlı tutulması gerektiğine inanıyorum.
Üstelik Diyanet İşlerinin tek geliri bütçeden kendisine ayrılan pay da değil.


Türkiye'nin kalkınması için icra edilebilecek bunca iş ve proje varken, bunları icra edecek kurumlardan, bakanlıklardan daha yüksek bir bütçenin Türkiye'nin kalkınmasında hiçbir fonksiyonu olmayan bir kuruma gitmesi bence hem üzücü hem de oldukça düşündürücü.

Bu aşağıdaki haber de 2007 bütçesiyle ilgili:

1.6 milyar YTL'lik bütçe Diyanet'i memnun etmedi

Diyanet İşleri Başkanlığı'na, 2007 yılı bütçesinden ayrılan 1.6 milyar YTL'lik pay, aralarında Ulaştırma, Enerji ve Bayındırlık bakanlıklarının da yer aldığı pek çok kurumun bütçesinin üstüne çıktı. Diyanet'e bütçeden ayrılan bu pay tartışma konusu olurken, imam açığı bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı, bu miktarın dahi yetersiz olduğu görüşünde. AKŞAM'a konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez, bütçenin büyük bölümünün imam maaşlarına gittiğini belirterek, 'Bu bütçe kesinlikle yetmez. Dinle ilgili görevlerimizi yapamıyoruz. Meclis'ten bütçenin artırılmasını isteyeceğiz' diye isyan etti. Diyanet İşleri Başkanlığı, 1.6 milyar YTL'lik pay ile çeşitli kurum ve bakanlıklar arasında 13'üncü sırada yer alıyor. Diyanet, personel giderleri açısından da 1.3 milyar YTL'lik miktarla, Milli Eğitim, Milli Savunma ve Sağlık bakanlıkları ile Emniyet ve Jandarma gibi kurumları geride bırakıyor.

İCRACI BAKANLIKLARI GEÇTİ

Ülke genelindeki yaklaşık 70 bin camiden, sadece 50 bininde Diyanet tarafından görevlendirilen imam bulunuyor. 9 bin camide hiç imam bulunmazken, 4 bin camide ise kadro olmasına rağmen atama yapılmadığı için Diyanet'e bağlı imam yok. Her fırsatta imam açığının kapatılmasını dile getiren Diyanet İşleri Başkanlığı, 2007 yılı taslak bütçesinin hazırlanma sürecinde de Hükümetin kapısını çaldı ve bütçeden ayrılacak payın yükseltilmesini istedi. Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın, bu talebi Bakanlar Kurulu'nda dile getirdi ve böylece Diyanet İşleri'nin 2007 yılı bütçesi 1.6 milyar YTL olarak belirlendi.

Diyanet bütçesi, icracı bakanlıklardan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın dört, Bayındırlık ve Ulaştırma bakanlıkları bütçelerinin iki katından fazlaya denk geliyor. Ancak bu bakanlıkların yatırım kalemleri, 'yap-işlet-devret' projeleri nedeniyle geçtiğimiz yıllara oranla daha düşük.

BÜTÇEMİZ ARTIRILMALI

Enerji Bakanlığı baraj ve santralları, Bayındırlık Bakanlığı yol ve köprüleri, Ulaştırma Bakanlığı da havaalanı ve limanları bakanlık bütçesine dokunmadan özel sektöre yaptırıyor.

Görmez, 1.6 milyar YTL'lik bu bütçenin Meclis'teki görüşmeleri sırasında artırılması gerektiğini de belirterek, 'Şüphesiz bu bütçenin artırılmasını isteyeceğiz. Mutlaka bu talebimiz olacak' dedi.

Diyanet kimleri solladı?

Kurum Bütçesi (milyon YTL)

Diyanet 1.600

Başbakanlık 1.541

Kültür Bk. 809

Ulaştırma Bk. 806

Bayındırlık Bk. 733

Dışişleri Bk 690

Enerji Bk. 377

TBMM 361

Sanayi Bk. 316

Cumhurbaşkanlığı: 33




--------------------------------------------------------------------------------



Bütçenin % 92'si personele gidiyor

DİYANET İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez, Diyanet'in bütçesinin her zaman tartışma konusu olduğunu belirterek, 'Bu tartışmalar ya bütçenin mahiyetini bilmedikleri için ya da saptırmak istedikleri için çıkıyor. Bütçemizin yüzde 92'si, sadece personel maaşlarına gidiyor. Çok personelimiz ve çok camimiz var ama daha da eksiklikler var. Hiçbir kurumun bütçesinin yüzde 90'ı aşkın kısmı personel maaşı değildir' dedi. Görmez, bazı bakanlık ve kurumların bütçesi ile Diyanet'in bütçesinin mukayese edilmesinin son derece yanlış olduğunu vurguladı.

PERSONELE GİDİYOR

Kendilerine ayrılan bu 1.6 milyar YTL'lik miktarın da kesinlikle yeterli olmadığını vurgulayan Görmez, 'Bütçemizi personel giderlerine harcadığımızdan, din hizmetlerini yürütmek için hiçbir politika geliştiremiyoruz. Ancak kendi imkanlarımız, yardımlar ve vakıf aracılığıyla bu işleri yürütmeye çalışıyoruz. Din görevlilerimizin eğitimini tamamlayamıyoruz. Yurtdışından din görevlileri ve öğrenciler eğitim için geliyor. Onlar için bütçeye konulmuş bir şey yok. Maaşlar dışında yapmamız gereken 30 kalemlik iş var. Hiçbiri için bütçeye para konmuyor. Camiler bakımsız. Suyu ve elektriğinden tutun da temizliği için bütçemize para konmuyor. Bunlar için para konsa da bütçemizin daha büyük olması lazım.'

pante 28-04-2007 12:06

Re: Erdoğan Aydın - Diyanete Kadro Verilmemeli, Fesh Edilm
 
Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasının yegane sebebi hilafetin kaldırılışıdır. Din işlerinin o tarihe dek devlet eliyle yürütülmesi nedeniyle bir boşluğun doğmaması, dini gereksinimlerin karşılanması amacıyla hilafetin kaldırıldığı gün 3 Mart 1924'de Diyanet işleri başkanlığı kurulmuştur.

Diyanet İşleri başkanlığı kurulduğunda Türkiye henüz laik değildi. Daha devrimlerin dahi önemli bir kısmına henüz başlanmamıştı. Laiklik ise 1937'de kanunlaştı.
Hilafete alternatif gibi kurulmuş olan Diyanet, din işlerini gerici ve yobazların eline bırakmamak, bilinçli din adamları yetiştirmek ve hurafeleri, akıl ve bilim dışı sapkınlıkları yok etmek amacıyla sürdürüldü.

Ancak 1950'lerden itibaren başlayan gerici zihniyetin gelişmesi ve son dönemde ise dinci akımların yoğunlaşması ile DİB amacı dışına çıkmıştır. İktidarların desteği ile Diyanet kadroları şeriatçilerle doldurulmuş, laikliğe karşı bir duruş sergilemeye başlamışlardır. Diyanetin, müftülükler ve cami görevlileri vasıtasıyla bir mezhebin temsilcisi olarak işlevde bulunması, bütçesini tamamen bu mezhebe yönelik kullanmış olması da ülkede mezhep ayrılıklarını körüklemiş ve adaletsiz bir durum oluşturmuştur.

Diyanetten önce Türkiye'de dinci faaliyet amacıyla kurulmuş olan tarikatler ve mezhep uzantısı cemaat dernek ve kurumları kapatılmalıdır. Laikliğe karşı tavır sergileyen, cumhuriyete, demokrasiye, Atatürk ilke ve devrimlerine, çağdaş uygarlığa, insan haklarına aykırı faaliyetlerde bulunan dini faaliyetlere de müsaade edilmemelidir.

Bunlar yapılmadan diyanet kaldırıldığı takdirde bu tarikat ve cemaatler din işlerini tamamen ellerine geçirecek ve daha içinden çıkılmaz sorunlar ortaya çıkacaktır.
Bu aşamada mezhep farklılığını önleme amacıyla mağdur edilen Cemevlerine de bütçeden adaletli bir pay ayrılmalıdır.

AB'yle müzakere süreci içinde, yani 10 yıllık bir planla gerekli alt yapının oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapılıp uygun ortam hazırlanarak Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır.

InVitatio 28-04-2007 17:57

Re: Erdoğan Aydın - Diyanete Kadro Verilmemeli, Fesh Edilm
 


hmmm Diyanet....
Devletin Bürokratik hantal Din kurmu.......ne isa'ya ne musa'ya yaranabilen bir kurum.....

Diyanet kesinlikle kalmalidir !
ama icerigi *reforme edilip günün ihtiyacalarina göre yeniden yapilanmalidir !

Demokrasi kültürünün , karsilikli sevgi, saygi ve hosgörünün , farkliliklara tehamülün
henüz daha güclenmemis toplumlarda, bu kurumu ortadan tümü ile ortadan kaldirirsa
her sokak kösesinde basi bos bir cüppeli hoca kendince "din egitimi verecek"
daha henüz var olanlari sorgulamayi basarmiyan toplum,
bu sarikli cember sakalli yobazlari ve onlarin zirvaliklarini da sorgulayamayacaktir....
insanlar umustuzluklarina bu tarikatlar sayesinde bir nebze umut bulurken,
diger taraftan "sömürüldüklerinin" bile varkina varamaycaklardir.....
"gönülden iman yerine" grup zorunlugu hareket etmek mecburi kilincaktir..... Diyaneti ortan kaldirdiniz , Insanlar *benim Dini degerlerimi de mi kaldircaksiniz diye devletin adalet anlayisini
sorgulayacaktir !

amaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

tabiki Diyanet 'de artik kendisine ceki düzen vermek zorunda'dir
Türkiye'deki tüm monoteist dinlerin temsilcilerinin icinde örgütlenebilecegi bir kurum olmali,
vatandaslardan toplanan vergi , insanlarin dini tercihlerine göre insanlara tekrar yatirilmali....
bu neyi gerektirecektir ?
Cesitli Dinlerin kendi icindeki cesitli kollari devletin tek muhatabi olabilmek icin
uzlasmasi gerektigini görecektir ....uzlasi kültürü dinlerin toplum icindeki konumunu daha
hümanist yapacaktir....
bakin almanyanin ikinci büyük dini olan Islamin , almanya'da devlete muhatap olabilecek bir
kurmu bile yok.....lobbycilik sifir....her sokak kösesinde tarikat ve siyasi güdümlü ibadet haneler....
bu is en cok kime yariyor ? kendi statükolarini korumak isteyen tarikatlara...
en cok zarari kim görüyor.....tabiki müslümanlarin geneli cünkü, kendi demokratik haklarini
savunamadiklari gibi, agirlik kazandiramiyorlar.....alman devleti birlesin karsima gelin diyor...
alman devletini takan yok :)

ne zaman halkin refah seviyesi yükselir
gercekten laik ve hukuk devleti olur bu devlet
ne zaman bu halkta bir karsilikli kabul edebilme kültürü gelisir
iste o zaman insanlari özgürce inanmakta serbest birakilabilinir

hic sordunuz mu kendinize....
Diyanetin imanlarini oldugu camiler dururken insanlar neden tarikatlara giderler ?
Müslümanlarin Diyanet'den beklentileri nedir ki ? Burnu salya sümük olup vaaz veren bir vaizi dinler ?
Hic aranizda Diyanetin sorumlu oldugu camilere gidip bir hutbe veya vaaz dinlemis olan varmi ?
gitmeyenlere söyleyim.....
tam bürokratik tek tip vaazlar var :)
bu millet artik adesti bozan halleri ....ana baba hakini.....faiz'in haram oldugunu....
cocuk sevgisinin cok güzel bir sey oldugunu .....biliyor.....
o yüzden farkli seyler , daha güncel sorunlarin dince yorumunu dinlemek icin
tarikat imanlarinin yaninda bagdac kuruyorlar....



InVitatio

dolfen 30-07-2007 22:25

Re: Diyanet'e Kadro Verilmemeli, Feshedilmelidir
 
Diyanet İşleri Başkanlığı, Diyanet Vakfı tarafından çıkarılan “Yaşayan Hurafeler” isimli kitaptan...
* Cenaze yıkanırken teneşirin altına dökülen su, bir şişeye doldurulup habersiz sarhoşa içirilirse, sarhoş içkiyi bırakır.
* Dişi ağrıyan bir kişi mezarlığa gider, bir mezartaşını ısırır ve ardına bakmadan geri gelirse, diş ağrısı kesilir...
* Kısa boylu kadın uğursuzdur. Aybaşılı kadın, bir bostandan geçerse sebzeleri kurutur… Hamileyken yumurta yiyen kadının çocuğu yaramaz olur.
* Çocuk dünyaya geldikten sonra yıkanıp tuzlanır ve sofraaltı bezine sarılırsa tok gözlü olur. Yeni doğan çocuk, bayram günü dişi eşyeğe bindirilip küp etrafında dolaştırılırsa ömrü mutlu geçer.
* Bazi türbelerin toprağından çıkan solucanlarıi yiyen kadınların kısırlığı gecer. İlk çocuğun erkek olması isteniyorsa yatağa bir erkek çocuk yatırılır.
* Sürekli ağlayan çocukların kafası hafifçe bir caminin dört duvarına vurulursa ağlaması şıp diye kesilir.
* Nikah yapılırken tavana ve tabana bıçak saplanırsa o yuva kötülüklerden korunur.
* Evlenememiş kızlar türbeye gidip “kilit açma” talimleri yaparsa, hemen kısmetleri çıkar.

osiris 31-07-2007 00:03

Re: Diyanet'e Kadro Verilmemeli, Feshedilmelidir
 
abi bu millet okadar aptal ki belki o paranın bir kaç katınıda *camilere ve cemaatlere bağışlıyordur eğre tutupda diyanet fesh edilirse millet elinde avcunda ne varsa bu kan emicilere verir açlıkdan ölmeyi bile göze alır nasıl olsa allahları öte tarafta onlara misliyle verecektir ne diyelim millet keriz oldukça daha çok fetullahlar,cemaletin kaplanlar,yimpaşlar,kombassanlar görüceğiz tanrılar sonumuzu hayır etsin


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:34 .