![]() |
Atatürk Kuran'ı niçin Türkçeleştirmiştir?
Atatürk kuran'ı insanlar kendi diliyle okuyup anlayabilsin diye hizmet olarak mı türkçeleştirdi yoksa okuyunca çelişki bulup din sevdasından vazgeçerler diye mi türkçeleştirdi?
|
Çok fark etmez, ikisi de insanlığa hizmettir.
Ancak bir fark var, kafa yobazsa Türkçe de olsa bir şey değişmez, değişmediği günümüzde malumunuzdur. Yobaz kafa alttakini okuduğu zaman, dinimiz ne güzelmiş der. "Bir kimsenin kalbi iman ile dolu olduğu halde, küfre sebep olan bir şeyi zaruret olmadan yapar veya söylerse, kâfir olur. Kalbindeki imanın ona hiçbir faidesi olmaz." (Uyûnül Besâir) Aydın kafa okuduğu zaman işaretlediğim yerin farkına varır. "Bir kimsenin kalbi iman ile dolu olduğu halde, küfre sebep olan bir şeyi zaruret olmadan yapar veya söylerse, kâfir olur. Kalbindeki imanın ona hiçbir faidesi olmaz." (Uyûnül Besâir) Zaruret varsa küfür edebilirsin diyor, hem de küfür kâfir yapar dediği aynı cümlenin içinde sinsi bir iki yüzlülük yapıyor. Hani İslam dininde küfür haram ve günah ya güya... |
- Batıdaki aydınlanma hareketinin başlangıcı Eski ve Yeni Ahit'in yerel dillere çevrilmesi, bunların çok miktarda basılması ve insanların bunları okuyup kendi kendilerine yorumlamaları ile başlar.
- Orta Çağda öyle herkes Eski ve Yeni Ahit okuyamazmış. Rahipler okuyup sonra onlar halka anlatırlarmış (Kimse yanlış yorumlamasın diye). Ben Arapça okunmasına karşıyım örneğin. Kutsal kitapları ilahiyatçı, aşırı dindar ve mistikler kendi dilinde okur. O da tercümanın çevirisi ile yetinmeyip, bazı ince anlamları kendileri yorumlayabilmek için. Bir yandan böyle düşünüyorum. Diğer yandan Ezanın Arapça olması daha iyi, çünkü Türkçe olması, günde beş defa, inanmayan kişileri ve farklı inancı olan kişileri rahatsız ederdi ve beyin yıkayıcı etkisi olurdu diye düşünüyorum. :) |
Atatürk kuran'ı insanlar kendi diliyle okuyup anlayabilsin diye hizmet olarak mı türkçeleştirdi yoksa okuyunca çelişki bulup din sevdasından vazgeçerler diye mi Türkçeleştir di?
------------------- 1-Kuran ın varlığı Atatürk ve düşüncelerine zararlımıy dı ? 2-Kuran arapça yazıldığında Araplar çelişkileri bulup dinden vaz mı geçiyor. 3-Din in devlet yönetenlere zararları nedir. |
Salağa yatma!
Alıntı:
Yok, ben inanmıyorum diyene, #109. mesajımdaki Falih Rıfkı Atay'ın şu sözüne bir baksın: Alıntı:
Falih Rıfkı Atay, Türk gazeteci, yazar, milletvekili. Cumhuriyet döneminin en etkin gazetecilerindendir. Yani sıradan biri değil! Falih Rıfkı Atay, 100 yıl önce Osmanlıca yazıyor ve okuyordu. Hatta yukarıdaki sözünün geçtiği "ZEYTİNDAĞI" adlı eserini Arapça yazmıştı. Çünkü eserlerinde sık sık tuttuğu günlük notlarından bahseder. Peki ne oldu? Kendisini oralardaki otelciye, lokantacıya, hatta posta memuruna anlatabilmek için "Yavaş yavaş Arapça öğreniyorduk!" diyor. Yani Falih Rıfkı Atay, Arapça yazar ama Türkçe konuşurdu! Buradan da anlaşılan şey, yazdığımız dilin değil ama konuştuğumuz dilin önemli olduğudur! Özetle, gerçekler böyledir ama sen yine yukarıdaki tipte istediğin fanteziye girebilirsin. Ama bu fantezilerini gerçek diye bize yutturmaya kalkma ya da salağa yatma! |
Atatürk kuran'ı insanlar kendi diliyle okuyup anlayabilsin diye hizmet olarak mı türkçeleştirdi yoksa okuyunca çelişki bulup din sevdasından vazgeçerler diye mi Türkçeleştirdi?
------------------- 1-Kuran ın varlığı Atatürk ve düşüncelerine zararlı mıydı ? 2-Kuran arapça yazıldığında Araplar çelişkileri bulup dinden vaz mı geçiyor. 3-Din in devlet yönetenlere zararları nedir. Kardeşim sen ruh hastası mısın? 89 yıl önce Osmanlıca dilini kullanırken halk Arapça bilmiyordu. Arapça bilenler Elmalılı Hamdi Yazır gibi yalnızca Kuran ilimleriyle uğraşan top kesimdi. Dolayısıyla Arapça'yı bilmeyen halk, Kuran'ın içeriğini de bilmiyordu. Yani halk Kuran'ı okuyabiliyor ve yazabiliyordu ama kelimelerin anlamını bilmiyordu. Bu da, milletin Kuran karşısında bir papağandan öteye gitmediğini gösterir. ---------------- Sen ruh hastasımısın. Sorulan sorular var bende cevap niteliğinde soru soruyorum . Sana sorayım yukarda maviye boyadığım soruları yalnız iyi oku anlamadan ancak bu tepkiyi veriyorsun. |
Alıntı:
"Evet Karabekir, Arap oğlunun yavelerini(saçma sapan söz) Türk oğullarına öğretmek için Kur'an'ı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım! Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler."Gerçekte ne olduysa bilinmez, neticede siyasi ve dini bir mesele ki bu mesele, taraflar meseleyi illa kendince anlayacaklar/anlatacaklardır. Bildiğim kadarıyla Osmanlıca olarakta tercüme edilmiş mealler vardı, hatta matbu basılmış birine şöyle bir bakmışlığım bile vardır, çok değişik bir şey görmemiştim. Yalnız Elmalının tercümesini bugün okuyupta anlayacak sanırım olmasa gerektir, bildiğin Osmanlıcanın Türkçe Latin harflerle anlatımıdır o kadar. Sevgiler |
Son meclis konuşması; meclis tutanağı
http://belgelerlegercektarih.files.w...ttan.gif?w=593 --- http://belgelerlegercektarih.com/tag...lis-konusmasi/ M. Kemal'e ait olduğu öne sürülen başka bir el yazması; http://belgelerlegercektarih.com/tag...lis-konusmasi/ https://belgelerlegercektarih.files....smani-mi-2.jpg https://belgelerlegercektarih.files....smani-mi-3.jpg https://belgelerlegercektarih.files....smani-mi-1.jpg Alıntı:
Alıntı:
|
Atatürk'ün kafasındaki vatandaş tipolojisi şöyleydi (ki, bunu İttihat Terakki'den ve kurucularından almış) :
- Türk olacak. - Türk değilse de Türk olacak (Asimile olacak, boyun eğecek veya taklit edecek, Türk'ü övecek). - Müslüman (Aleviler ve tüm İslamdan türeme tarikatlar) ise Sünni olacak. - Tarihi, dini, milliyeti devlet belirleyecek, herkes bunu itirazsız kabul edecek. Bu kapsamda Alevilik, Atatürk'ün varlığına izin vereceği bir yapı değildi. Çünkü Alevilikte Dedelik diye bir makam var, Dedeler Alevi toplumlarında birer önderdir, danışma ve hüküm makamıdır. Dinden, eğitimden hukuka kadar her şeyi onlar belirler, yönetir, son sözü söyler. Dedelik makamı, devlet otoritesi ile halk arasına giren bir tehdit idi Atatürk'e göre. Bu yüzden tüm Alevi dergahlarını, tekkelerini kapattırdı. Diyaneti kendi kontrolündeki Sünni İslam'a teslim etti. Alevilerin yoğun olduğu illere göçmenleri yerleştirdi, Alevileri göç ettirdi, böldü, birliklerini zayıflatmak için elinden geleni yaptı. İrili ufaklı bir çok Alevi katliamı gerçekleşti. Bu anlayış şimdi de sürmekte. Bu devlette Alevi'nin adı yok, inancıyla ilgili hiç bir hakkı yok. Sünni İslamın önü ise -devlet güvencesinde- sonuna kadar açık. Alevi katliamlarından yargılanan, ciddi bir hüküm giyen yok. |
Alıntı:
İkinci ve üçüncü bölümler ise ilginç geldi bana. Aleviler ekseriyetle hala CHP içindedirler. Tunceli'de dahil. Atatürk'e toz kondurmaz hatta tartıştığın an saldırganlık içine girerler. Atatürk Kur'an-ı Kerim'i Türkçeye çevirmek zorundaydı. Türkçü gayelerle kurulan bir devlet yapılanmasına Arapça Kur'an ters düşerdi. İslam dininin saçma olduğunu ve herkesin kendi okuyup karar vermesi gerektiğini, doğal olarak dini bırakacaklarına inanıyordu. Ancak başaramadı. Üst üste gelen Şapka Kanunu ve ikinci İstiklal Mahkemeleriyle, daha sonraları İsmet İnönü'nün sert tutumları yüzünden tutmadı. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:47 . |