![]() |
9 Mayıs Zafer Gunu
Bugün fasizmin kaybedisinin yil dönümüdür. Muzaffer Kızıl Ordu'ya, kadın-erkek partizanlara, kahraman Sovyet halklarına ve Stalin'e şan olsun!
http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye...er-gunu-237046 Alıntı:
|
Tarih kitaplarında en sevdiğim resimlerden biriydi:
http://kcmeesha.com/wp-content/uploa...212-flag01.jpg |
Faşizm Almanya ile sınırlı bir şey değil Kapitalizm le sınırlı. Yani henüz zafer kazanılmış değildir bayram için de erkendir.
İşte sonuç 1945 te kazanılan 1989 da kaybedildi. Bence komünistler nasıl kazandıktan söz etmemeli nasıl kaybettik. O soruya cevap bulmalı. |
Alıntı:
Kalıcı devrimlere giden süreç sadece sınıflar çatışmasıyla sınırlı değildir, bunun bir de toplumların evrim geçirme ve gelişme boyutu vardır. Geçmişte yapılan devrimler güncele dayanan etki-tepki olayıdır, oysa kalıcı devrimler toplumun gelişmesiyle doğru orantılıdır, toplumlar gelişmeden devrimler kalıcı olmaz. Bugün kapitalizmin kendisi izin verse dahi toplumlar devrimin nihai değerini ve hedefini anlayacak kapasitede değiller. On binlerce yıllık sömürü, ırkçılık ilkelliği ve hurafeye alıştırılmış bir türe devrim yapma ve onu koruma bilinci bir asır gibi kısa süre içinde beklenemez. Toplumlar devrim yapa yapa gelişecektir ve hayal ettiğimiz nihai hedef olan komünizme ancak böyle varılacaktır. Bu yüzden devrim sürecini iki kere iki dört eder şeklinde düşünmemeliyiz, bir çok aşamalardan geçmek zorunda olduğumuzu kabul etmeliyiz, daha doğrusu önce bu gerçeği görmeliyiz... Ayrıca finneas arkadaşımıza bu güzel yazıyı paylaştığı için teşekkür ederim. |
Sn bilgiveis.
Nasıl ve neden kaybettiğinin hesabını yapmazsan yeni kuracağını da kaybedersin. İnsanlar zaferlerden ders almaz, yenilgilerden alır. Kur kaybet kur kaybet, işte bu da güvensizlik ve teslimiyet yaratır. Rakiplerin boş durmuyor Kapitalizmden sonra illada komünizm diye bir şey yok. Tarih yeniden köleciliğe dönebilir. Farklı biçimde bile olsa. Biz bayramları daha sessiz yenilgileri daha yüksek sesle dillendirmeliyiz. Yenilgilerimize samimi ve eleştirel bakmadığımızda toplumun güveni kalmaz. O zaman bayramları bekleyen çocuklar gibi olur bir türlü büyüyemeyiz. Devrim sadece komünistlere ait değil Kapitalistlerde sürekli devrim yapıyor. İşçi sınıfından kurtulup robotlu üretime geçmek üretici güçler de devrim değil mi. Ya yapay akıl. Biz devrimi avuçlarımızın içinde kabul edersek başarılı olamayız. Onun için kaçırdığımız fırsatların öz eleştirisi bayram sevincinden daha önemli. Ömrümüz bu ve buna benzer yazıları okumakla geçti. kafamıza çarpan başka şey. |
Stalin, dahi mi paranoyak mı?
Dün sabah,
haberini okuyordum ve haberin altına hemen bir yorum yaptım (Bkz. Soner adlı yoruma). Bu arada, yorum yapmadan önce haberin altında hiçbir yorum görmediğimi de belirtmem gerekiyor! Çok ilginçtir, STALİN, 700 yıl sonra TÖTENLER'in torunlarını adıyla anılan şehirde (Stalingrad) karşısına çıktığını görüyordu ama "Faşist" ve "Tiran" olarak andığı kişinin öldüğüne bir türlü inanamıyordu! Sputnik’in haberine göre, Nazi ordusundan (Wehrmacht) beyaz bayraklı bir grup subay, 1 Mayıs saat 8.00'de, Sovyetler Birliği’nin 8. Muhafız Ordusu'nun karşısına çıktı. Parlamenter gruba öncülük eden Kara Kuvvetleri Komutanı General Hans Krebs, Ordu Komutanı Vasili Çuykov’a önemli ve ivedi bir mesaj aktarması gerektiğini bildirerek, görüşme talep etti. Hitler’in özel sekreteri Martin Bormann ve en sadık yandaşı Joseph Goebbels tarafından imzalanan mesajda, Stalin’e Adolf Hitler’in 30 Nisan 1945’te saat 15.50’de intihar ettiği bildiriliyordu. 1945 Mayıs'ının sonunda Sovyetler Birliği Birinci Belarus Cephesi komutanı Mareşal Georgiy Jukov, 4 yıllık savaşın belki de en önemli raporunu Moskova'ya gönderdi. Rus komutan, Sovyetler Birliği eski lideri Joseph Stalin’i Adolf Hitler’in intihar ettiği konusunda bilgilendirdi. Belgenin tam metni ilk kez yayımlandı. İşte Mareşal Georgiy Jukov’un 4 sayfalık telefon mesajı, hem Hitler’in ölümüyle ilgili ayrıntılara, hem de can çekişen Nazi Almanyası’ndaki siyasi duruma ışık tutuyor: STALİN, kuşkusunda haksız değildi. Çünkü FBI'ın 752 sayfalık gizli belgelerinde, 1945 yılının 29 Nisan'ında intihar ettiği açıklanan Hitler'in aslında intihar etmediği belirtiliyor. Birçok Amerikalı Hitler'in ölümüne inanmıyor ve o dönemin FBI müdürü J. Edgar Hoover'e mektup gönderiyor. Los Angeles'taki FBI bürosu ise 21 Eylül 1945 tarihinde şu notu düşüyor: "Hitler ve 50 en yakın güvendiği kişi Berlin'in düşüşünden yaklaşık 10 gün sonra iki denizaltı ille Arjantin'in güneyine ulaştı. Bıyığını kesen Hitler burada bir çiftlikte saklanıyor. Astım ve gastriti var." Son bir söz: Dün TELE 1'deki 18 Dakika programında "Nazi faşizminin yenildiği gün" bandında geçtiği gibi ülkemizdeki 16 yıllık Dinci Faşizm'in yenildiği gün, 24 Haziran 2018 olacaktır: |
Alıntı:
Zaten buralarda yaptığımız tartışmalarda bunun için yapılıyor, geçmişten ders almak, bugün veya gelecek için çözüm üretmek. Ezilenlerin asıl savaşı kaybettikten sonra başlıyor... |
Bazı anti komünistler Stalin yüzünden Lenin e haksızlık yapmak için sebep yaratıyorlar. Buna malzeme veren bir çok Stalinci günümüzde hala var.
Bunlar ya Stalini iyi tanımıyor ya Marks dan Lenin den uzak kahramanlık peşinde koşan asalaklar. Komünizm i kahramanlık sanıyorlar. En keskin Stalinci olan Nazım Hikmet bile Sovyetler Birliğinde yaşadıktan sonra Stalin i nasıl tanıyor 1961 te yazdığı şiirle anlatmıştır. Biz diktatöre başkasının olduğu için karşı çıkmayız. Diktatör olduğu için karşı çıkarız. Nazım Hikmet ten Stalin e taştandıtunçtandı alçıdandı kağıttandı iki santimden yedi metreye kadar. taştantunçtan alçıdan ve kaattan çizmeleri dibindeydik şehrin bütün meydanlarında. parklarda ağaçlarımızın üstündeydi; taştan tunçtan alçıdan ve kaattan gölgesi taştan tunçtan alçıdan ve kaattan bıyıkları lokantalarda çorbamızın içindeydi odalarımızda taştan tunçtan alçıdan ve kaat tan gözleri önündeydik yok oldu bir sabah yok oldu çizmesi meydandan gölgesi ağaçlarımızın üstünden çorbamızdan bıyıkları odamızdan gözleri ve kalktı göğsümüzden baskısı binlerce taşın tunçun alçının ve kaadın Nazım Hikmet Ran 1961 moskova. |
Stalin , Dünyanın önünde saygı ile eğilimesi gereken bir lider.
Stalin nin , hitler ve düşüncesini yerle bir etmesi , şöyle sağlamından Komunist tokatı ile yere sermesi takdir edilecek bir durumdur. Dünyada ki stalin karşıtlığının kin nefret ve öfkenin sebebi budur. Stalin , hitler denilen maymunu yere serdiği için yurdumdaki hitler hayranları çılgına döndü , kudurdular , tırnaklarını yediler , hasetinden çatladılar , geceleri uyumamalarının sebebi budur. Halen daha uyuyamıyorlar. Hitler in dünyanın gözü önünde yaptığı vahşeti durduran birisine BAL şeker tatlı denilir. Staline resimlerinden bakın ŞEKER gibi adam. Adam gibi adam. abd denilen yumuşakcalar olaya sonradan dahil olmasının ise hiç bir önemi yoktur. Üç bestane , kişiliksiz onursuz ve şerefsiz amerikan conisinin normandiadan çıkması bu onursuzların heyecan arayışından başka bir şey degildir. abd li soysuz coniler almanyada ganimet pesine düşmüş ve hatta hırsızlıklar yapmıştır. Yahudilerin bu gün abd li soysuların dibinde durması onlarında staline ahde vefasızlığıdır. Stalin yahudileri kurtarmıştır. Stalinin bunları yapması , ONUR mücadelesi idi . Digerlerinin yaptıgı ise soysuzluk ganimetciliktem başka bir şey değildi. Soysuzlar hitlerin yok edilmesinden sonra bile halen hitleri anmak için Stalin gibi büyük bir lidere saldırmak icin fos iddialarla ortaya atlıyorlar.. tabiki ipleyen yok.. Ha pardon şu abd nin buradaki itleri hariç. |
genellikle bu ve benzeri konularda en fazla değinilen şey sovyetler birliğinin çöküşü ve yenilişine dair yazılar oluyor.
sovyetler birliği'nin çöküşünü diyalektik olarak incelediğimizde ikinci dünya savaşından sonra kapitalist eğilimlerin ve korkunun arttığını ve stalin'in ölümüyle birlikte bu korkunun tavan yaptığını görüyoruz. savaştan sonra geçici olması gereken rahatlama havasi sürekli hale getirildi. komünist parti halkın önüne onları inandıracak ve ateşleyecek yeni hedefler koyamadı. işçi sınıfı siyaset sahnesinden yavaş yavaş çekildi. bütün bunlarla birlikte ülkenin adım adım kapitalizme doğru gittiğini görüyoruz. doğrudur sosyalizm geçici bir yenilgi aldı ve kimse bunun özeleştirisi verilmesin demiyor. ancak bunu sık sık dile getiren tayfanın tezleri özeleştiri falan değil revizyonizm'e dayaniyor. kapitalizm'in marx'ın ölümünden sonra epey değiştiği doğru. elbetteki bu değişikliklere göre veya ülkemizin-yaşadığımız toplumun ve kültürün yapısına göre yada bugünkü siyasetin güncelliğine göre bir devrim teorisi oluşturmak zorundayız. bu zaten leninizm'de ''devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz'' yada ''somut durumun somut tahlili'' gibi başlıklarda kendini yer bulmuştur. ancak kapitalizm'in değişmesi emek-sermaye çelişkisinin, sınıf mücadelesinin, sömürünün, toplumsal sınıfların, emperyalizmin vs vs. değiştiği veya yok olduğu anlamına gelmiyor. ancak bu revizyonizm, ''new left'' veya ''batı marksizmi' tayfasına bakarsanız bunlardan söz etmek artık gereksiz. işçi sınıfının devrimci olmadığı, tarih sahnesinden çekildiği, tarihin sonunun geldiği gibi bir yığın saçmalıktan söz ediyorlar. dünyanın tek sanki tek derdyimiş gibi solu çevrecilik, lgbt veya ulusal sorunlar-ırkçılık gibi meseleler içerisine hapsetmeye çalışıyorlar. sanki bu sorunların kapitalizm ile hiç bir ilişkisi yokmuş ve solun tek derdi buymuş gibi. özellikle dünya solu açısından günümüzde marx veya lenin aşılabilmiş değil. bu sorunlar devam ettikçe zaten bu mümkün değil. ancak bu çok uzun bir konu olduğundan uzatmak istemiyorum. kartopu gibilerin anlamadığı şey şu, komünistler gidip te umudu düzen partilerine oy vererek aramaz. ''bu düzen değişmeli'' der ve ona göre siyaset yapar. bize göre siyaset zaten sınıf mücadelesinde taraf tutmaktır. lenin ile stalin arasında bir ayrım olmadığını zaten çok önceden yazmıştım. sürekli nazım hikmet örneği veriliyor. ama nazım hikmet'in stalin'den nefret ettiği falan yok. o dönemde oluşan destalinizasyon havasından fazlaca etkilenerek yanlış bir şiir bir kaleme almış o kadar. zaten illaki bir karşılaştırma yapılacaksa, dünya komünistlerinin ezici çoğunluğu gibi pekala che guevara, fidel castro, mao zedung, hikmet kıvılcımlı, mahir çayan, deniz gezmiş, mihri belli, andreas baader vs vs. hatta ve hatta şu ''neo-marksist'' tayfadan zizek gibi stalin'i seven ve saygı duyan komünistler örnek gösterebilir. kimse stalin' e karşı düzenin ağzıyla ettiği hakaretleri ''özeleştiri'' adı altında sunmaya kalkmasın. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:15 . |