![]() |
Beni Ben yapan Hafıza mı ?
Bir saniye öncemi dahi anımsayamasam Benin ben olduğunu nasıl biliceğim ki ?
Hafıza dediğimiz madde yada başka bir şey değilki ! Olanların kayıt olduğu ve duruma ve benim ihtiyaç duyduğum anda karşıma çıkan , bedensiz , maddesiz atomsuz acayip birşey. Hafıza öyle bir şablon ki ! Neyi açıklamak istersen onun üzerine koy ve ANLAMLANDIR. hafıza olmasa seninde , benimde bir anlamım yok. Hafıza yok iken , Tanrı mevzuun da , birisi karşınıza çıktı ve Tanrı dedi !! Hafızaya kayıt olmayan bu isim , bir an sonra ne ifade eder ki ? Anlamsız ! Manasız. Her şey gibi . Hafızam olmasa benim ben olduğumun hiç bir kıymeti olmayacak. Çok karışık . Benim bunu anlatmam mümkün de değil. Bilen varsa !! |
Benim bu konuda bizi biz yapan anılarımız ve geçmiş zamanı hatırlayışımız ile ilgili bir takıntım var.
Yani ya hafızayı sahte bilgilerle doldurursak ne olur, şeklinde. Yani diyelim senin adın Hasan. Yoksul bir aileden geliyorsun ama bir şekilde hafızanı sıfırlayıp senin adını Mehmet koysak, köken olarak zengin bir ailenin çocuğu olarak başka şehirde başka bir yaşam sürerek buralara geldiğini yüklesek beynine... Sen de samimi olarak inansan buna ve bir ömür buna inanarak yaşam sürsen...Burada kişinin yüzde yüz inandığı şey, onun gerçekliği oluyor sanırım. Daha sonra biz ne kadar, sen aslında o değilsin desek bile, o kişi kendini öyle görmeye devam edecek. Geçmiş zaman- hafızalarımızda kalan bilgi kadar- onu da ne kadar gerçekçi hatırlayabilirsek artık... |
Bir saniye oncesini dahi hatirlamiyor olsaniz da, yine ben babinda bilirsiniz.
Hafiza dediginiz bir organ degildir, beynin, geri cagirma yetenegidir sadece. |
Hafıza benliğin bir parçasıdır sadece.
Ama burada bir sorun var, ben-lik ile kastedilen nedir? Benliği anlamlı kılan faktörlerden birisi de diğerleridir. İşin aslına bakılırsa, ben-lik de verili durum-koşulda geçerli. Aslında daha önceki ben artık yoktur, verili koşul ancak kayıt altına alınarak, artık gerçeklik vasfı taşımayan, geçmişin veritabanı. Haliyle benliğin farkındalığı kadar bilincin şekillenişi de çevre faktörüne bağlıdır. Kısaca ortam, algılar ve tüm diğerleri, benliği anlamlı kılar. Hasılı zaten özünde veritabanı, çevre, yaşam ve etkileşimle oluşuyor. Eğer bir insanın hafızası tamamen silinip yerine başka birisinin hafızası yüklenirse, şimdiki ben olmayan geçmişteki bir başka ben hissi oalbilir, ama verili koşuldaki ben, hafıza olarak aktarılan ben'in kendisi değildir. Burada beyin bir işlemci gibi ve evet yüklenen yeni bellek, davranışları da değiştirecektir, zira işlemci veritabanındaki veriye göre de çalışacaktır ama benlik verili koşulda, diğerleriyle anlam kazandığı için, o benlik, aktarılan hafızadaki kişi-ben olmayacaktır. Kabaca, bir bilgisayara windows 7 yüklü iken format atılır, windows 10 yüklenirse, işlemci yorumlamaya yine devam edecektir, tabi artık windows 7 değildir, yine de bir şeydir. Kısaca insanın öznel, düşünme, inanç vb biçimini böylece karar mekanizmalarını da etkileyen, belirleyici rol almasını sağlayan, içinde bulunduğu çevre ve edinimleridir. Geçerken, yeri gelmişken, Marx iki yönden de(yukarıdaki ifadede belirtilen) haklıydı, diğeri ise yabancılaşma. Bu neoliberal sahtekarların hoşuna gitmese bile. Hafıza olmasaydı ben'lik olur muydu? Olurdu, ama bu düzeyde kapsamlı olmazdı. Refleks düzeyi de temelde yeterlidir ve bu bağlamda dönüp dolaşıp etkileşm faktörünün nelere kadir olduğu noktasına geliyoruz. Benliği anlamlı kılan temele... |
Bütün, parçaların toplamından daha fazlasıdır. Ben elim, kolum ya da beynim değilim. Bu parçaların birleşimi de değilim. Çünkü parçalar birleştiklerinde, kendilerinde olmayan yeni bir nitelik ortaya çıkarırlar. Hidrojen ile oksijen birleştiğinde, hidrojenlik ve oksijenlik özelliği dışında bir nitelik olan suyu ortaya çıkarmaları gibi.
Kolumu kessem o kol tek başına artık bendeki haliyle aynı olmaz. Kol bendeyken diğer parçalarla etkileşim halindeydi, ama tek başınayken bu etkileşime sahip olmaz. Ben nedir sorusu yerine elma nedir? sorusunu sorsak da cevap yine aynı temele dayanırdı. Elmayı rengiyle mi, kokusuyla mı, tadıyla mı, şekliyle mi, içerdiği elementlerle mi tanımlarız? Bunların hiçbiri tek başına elmayı tanımlayamaz. Beni ben yapan mekanizma ile evrimin işleyiş mekanizması arasında benzerlik görüyorum. Her ikisinde de bilginin kaydedilip aktarılması sözkonusu. Evrimsel işleyişte bilgi genetik ve kültürel olarak nesillere aktarılırken, ben mekanizmasının işleyişinde de deneyimlere dayalı kayıt ve aktarım geçerli. Her ikisinin de genel ilerleyişi kayıt ve aktarımdan ibaret. Beni ben olmayandan ayıran şey ise deneyimler. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Insanlarda da benzeri, verdigin ornekte de bolunme yasacaktir sonucta.. Sozgelimi cesitli sebeplerle alinan cocuklarin yetiskin doneminde, gercekte ailesinin farkli oldugunu ogrenmesi gibi..Bu kimi zaman cevresel kosullara iliskin bir reddedis icerse de, kimi zaman tam tersi de olabiliyor. |
Alıntı:
Lamba ömrü ve kalitesi kadar dayanır ve biter.. insan için flaşör etkisi ne gibi sonuçlara gider. İnsan bu duruma göre nasıl yaşayabilir ? Hafıza olmadan insanın kendisini bilmesi anlaması ve gelişmesi mümkün değil. Spartküs , benliği diğerleri ile anlamlandırıyor ancak bu durum hafıza varken geçerlidir. Hafıza yokken diğeri içinde geçerli olan benlik sorunu insanlar arasında hiçlik gibi bir sorun ortaya çıkarır. YAŞAM ANLAMSIZ olur. Hafıza olayı insanda nasıl evrimleşti bunu ben bilemem ancak HAFIZA yoksa , ne ben varım nede sen. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:26 . |