![]() |
Mesih’in Ölümünün Anılması
İsa Mesih ölmeden önceki gece takipçilerinden ölümünü anmalarını istedi.
Şöyle dedi: "Beni anmak için bunu yapmaya devam edin" (Luka 22:19). İsa Mesih'in ölümünün anılması için her yıl yapılan bu toplantıda sizi de aramızda görmekten mutlu oluruz. Bu yıl bu toplantı 19 Nisan Cuma günü akşamı yapılacak. İlgilenen varsa, daha fazla bilgi için, jw.org sitesi "bize ulaşın" bölümüne yazabilir. Sevgiler |
Doğumunu anarken KANLI NOEL
Ölümünü anarken KANLI ......... birşeyler yaparsınız falan. Sizde Islamcılar gibi seviyorsunuz. KANLI KANLI. |
Alıntı:
|
Sevgili hur-kus,
Alıntı:
yaptığınız din tebliğinin yersizliği-tuhaflığı bir yana, inanmadığımız bir dinin, yaşamamış, haliyle ölmemiş liderinin, söylememiş olduğu bir cümle içinde geçen, uyduruk anmasıyla ilgili, ne yapmalıyız sizce? |
Alıntı:
Kağıt üstünde kalan bir şey yok. Benim ki gerçek üstünde. Benim Komünizm tarifimde Komünizm kağıt üstünde değil doğa da. Özgür doğa da birebir var. Doğa da birebir var- Bilinçte birebir var. Bir bilinç devrimi olarakta ayrıca var. Ben sınıfsız değil de, kast hiyelaşsisiz yani altsız üstsüz özelsiz/seçkinsiz toplum diyorum çok basitçe. Doğa gibi. Benim Komünizmim çok basit ve doğada birebir var. Form almış biçimde. Kapitalizm doğanın zıttı... Kastlar hiyeralşisi var. Boğucu otorite var. Bunun baskısı basıncı var. Özgürlük yok. Kapitalizm doğaya göre hapishanedir. Örneğin hayvana göre hayvanat bahçesiyle kafes arası bir yapı neyse odur. Benim komünizm kavramımım Bay Marks'tan tam ya da birebir esinlenmiyor. Esinleniyorsa da yarı esinleniyor ama doğadan geri yeniden ç-özümleniyor ve tekrar sentezleniyor ve tarihi gövdeye tekrar oturtuluyor. Yani yeniden yapılandırılıyor. Benim komüzmizn kavramım kent toplumlarına ya da moddern topluma -tam- -ve pek- uyarlanamaz ya da oldukça hayali zorlamalar ve ekler gerekir. Benim komünizm kavramım astı üstü yani kismenin başı başkanı olmamasıdır. Ast üst olmamasıdır çok basit. Toplumsal alt üst yoktur hepsi budur kolaylıkla. Hiç kimse özel seçkin değildir. Benim komünizm kavramım toplumda özel ve seçkin birey olmamasıdır. Çok basittir. Doğa toplumculuğudur. Doğal komünal yapılar bulabilirdik. Benim Komünizm kavramımda hiçbir karamsarlık yok. Bol bol mutuluk, neşe ve eğlence var. Kağıt üstünde değil. Ödevde yok. Sınıfta yok. Okul da yok. Doğa okul kendi. Çocuğun oıyanması öğrenim. Bana kalırsa Kızılderili toplumu da Aborjin toplumu da yarı buçuk komünal örneklerdir. Orda diyelim bir Şef var ama yönetmez. Yaşlıdır, bilgedir, görüş istenirse verir değil mi? Yönetici değildir o. Kimsenin sahibi değildir. Kimse onu kafasında bizi yönet diye tutmaz. Din sınıfı yok. Ahkam sınıfı yok. Kimse kimsenin işini yapmıyor. Kimse kimsenin işini yapmıyor en önemlisi bu. Kimse kimseye tahakküm etmiyor, şunu getir bunu götür demiyor en önemlidi bunlar. Kimse patron değil. Şimdi Komünizm bu demek. Bir de benim Komünizmim de alternatif arayışlar var. Ya ortak doğa mülkiyeti ,alan mülkiyeti ya da herkese tam eşit adil bölüşülmüş eşit ortak bireysel mülkiyet. Herkesin ev yapma hakkı olan, herkesin bireysel evi olan Şirinler Köyünü düşünün. Herkesin özel mülkiyeti olursa? Özel mülkiyet denen tüm herkese ait eşitlenmiş eşit hak olursa? Bu kavramlar yanlış ele alınıyor. Doğa gözlenmedi. Kır yaşamı bilinmiyor. Doğa yaşamı bilinmiyor. Doğal serbestlik bilinmiyor. Kent yaşamına uyarlanamaz. Benim kavramım kent yaşamına -tam- uymaz. Ben modern teknoloji ve kent yapısıyla uyumlu Komünizm önermiyorum ve hiç bir Komünizm biçimini de bugünkü modern teknoloji ve kentlerle -tam- uyumlu -yeterli- görmüyorum. Gerçekleştiremezler. Sınıflar yaratırlar. Ya da çok zor olur. Döngülü çalışma modelleri ve toplumsal görev/ödev dönemleri, bölüşümleri ya da tersi herkesin işçi olduğu (her işi sırayla ve döngüyle yaptığı) çalışma dinlenme ve rahat dönemleri vb. üretmeleri gerekir. Yarı Kapitalizm olur. Komünizmi tarif etmez. Askerlik ödevi gibi zorunlu kamu ödevleri üretilmesi gerekir ancak örgütlü toplumdaki seçkin üreten yapılar -sınıflar hep dağılması gerekir. Bunun dışında boşa üretim sektörleri, kapatılması gerekir. Bir çok optimize gerektirir. Çok zor olurdu. Ya da doğa da serbestleşme olmadan bu iş olmaz. Çocuk doğada sosyalleşecek diğer türlü Komünizm gelişmez zaten-oluşmaz Çocuk toprağa basacak-şart. Erken yaşta mutlaka. Doğal materyalle birebir oynayacak ve iş görecek, eli tutacak, olmaz. Başka türlü olmaz, gelişmez. Sanal dünya olmamalı. Kati. İlk 10 yaş TV, Telefon gibi bir iletişim olammalı. Bunun dışında benim görüşüm odur ki yaşamının ilk 5-10 yılını serbest doğa, toprak, köy, kır üzerinde geçirmemiş ya da çiftçilik vb. etkinlik üretmemiş insan bu tip tez-teori konusuna modern toplum gözlemiyle çok fazla asılmamalıdır-girişmemelidir. Olur olmaz öyle şey üretmemelidir. Boşa sallıyorlar. Toprak mülkiyetliliği kavramıyor. Doğa mülkiyetliliği bilmiyor anlamıyor sonra eksik yapılandırıyor. Şimdi kentli komün kuramı üretemez. Yarı buçuk kalır. Akıl almalı.. .... |
Alıntı:
|
Alıntı:
bu forumda "Hristiyanlık" diye bir bölüm varsa, ve özgür bir forumsa ki ben öyle olduğunu düşünüyorum; bu bölümde bu inanışa mensup az da olsa benim gibi üye veya ziyaretçi varsa yaptığım şey neden yanlış olsun? Özellikle "ilgilenen varsa" diye yazdım. Buyrun siz de gelin isterseniz, gözlemci olarak katılabilirsiniz bunda ne var? Sizin ateist inancınıza uygun bir toplantı veya organizasyon olduğunda bunu ilan ederseniz ben bunu saygıyla karşılarım, belki de katılmak da isterim. Mesih'in ölümünün anılması Hristiyanlar için çok önemli bir konudur. Bundan bahsetmek veya böyle bir kutlamayı haber vermek neden yanlış olsun? Yok "bu forumda çoğunluk ve güç bize, bizim dışımızda kimse olmasın, başka fikirler konuşulmasın" diyorsanız, dinlerle ilgili bölümü kapattırın olsun bitsin. Yeri gelince insan hakları demokrasi dersini herkes güzel veriyor. Ülkemizde tek sesliğe, güçlünün azınlıktakileri ezmesine alıştık nasılsa,, :) Umarım burası bozulmaz Saygılar |
Sayın hur-kus
Bir de şöyle düşünün. İsa'nın ölümü adı altında kutlanan şey bu taraflarlar da mışıl mışıl uyuyan ilgililerinin ve kabaca genellenen bir topluluğun kendi acziyetini ya da eline verilmiş kutsal/sahte yalanları kutsaması ve hastalıklı uyuşukluğunu sürdürmesi gibi Diğer yandan İsa'nın ölümünü iki yönlü yorumladığımızı belirtmiştik. Hem halka gerçekleri anlatmak, konuşmak üzere eyleme çıkan birinin, oluşturulan karmaşa ile halkın gözü önünde küçük ve aciz düşürülerek yenilmesi ve buradaki ezikliğin dayatımı, kitlelere yansıtımı (bunun kanıksatılması) Diğer yandan da hikayeye örülen yalan süsü ile birlikte yalanın kanıksatılması. İsa tek bir figürdür ve -tek- başına, tek kendini Tanrının oğlu sanarak başarısız olmuştur. Bu hikaye bize bunu anlatmıyor mu? Aydınlanma çağı, Rönesans denen döneme kadar tüm bir Batı da bilgi üretmek isteyen herkes ya da özgür gerçeği, bilimi açık vicdanı konuşan herkes Kilise denilen otorite tarafından yine İncil ve Hristiyanlık denilen şahsında cezalandırılmamış mıdır? Nasıl bir İsa görüyorsunuz? Kim görüyorsunuz? Bugün üretilen hürriyet-ler ya da Batı toplumunun bugünlerde tükettiği rahatlık Hristiyanlık denilenin getirisi mi? Aydınlanma, bilim ve fesefe çağının bir getirisi olarak ,Nietsche ve Marks gibi (ve ona öncül daha) bir çok filozof'un çıkarak güçlüce dini ve toplumunu sorgulaması aydınlatması ya da bilgiyi soruşturması iyiyi/doğruyu savunması/koruması sonucu mu oluşmamış mıdır? Siz o rahatlığı size-bize kilise mi verdi bahşetti sanıyorsunuz? Yoksa gerçek Hristiyanlık denilen karanlık orta çağı ve geçmiş çağları mı temsil ediyor? Batı toplumundan tarihler boyu kiliseye ve engizsiyona ve bilime karşı kafa tutabilmiş, yazabilmiş ya da kutsal sayılan gerçekler ve tabular aleyhine yazabilmiş, tanrıyı sorgulabilmiş aktörleri çıkarırsak kim kalır ve ne kalır sanıyorsunuz? Bu hak ve özgürlükleri kilise mi sağladı-bahşetti sanıyoruz? Onu geçtim biraz önce beğenmediğiniz, kağıt üstünde dediğiniz Marks'ı Avrupa ve Dünya tarihinden ben çıkarsam, siz nasıl bir Avrupa ve Dünya bulurdunuz/bulurduk onun hesabını kendi vicdanınıza bir verin-sorun düşünün isterdik. Sizin henüz anlamadığınızı ve girişmediğinizi varsaydığınzı politika ve felsefe -bilim bilgi- dediğiniz alanlar sizi o vahşi dinin elinden koruyordu aynı zamanda o dini evcilleştiriyordu... Batı da ya da Hristiyanik kitle de din etkisi, dindarlık günden güne (tarihler boyu) azalıyor mu çoğalıyor mu? Matematiksel olarak dinsel etkinin ve özgürleşmenin böyle süreceğini varsayarsak 300-500 ya da 1.000 sene sonra da sizce İsa'ya ve kutsal Hristiyanlığa inanan olacak mı? kalacak mı? Benim şimdilik söylebileceklerimiz, katabileceklerim bunlar Anma gününüz geceniz,etkinliğiniz, toplantınız kutlu mutlu bol mesihli olsun umarım.. Ben değil, biz değil, yoo durun ve düşünün. Nietzsche'nin size o salona haykırdığını düşünün. Düşüncelerini yönelttiğini düşünün. Nietsche'ye göre kimsiniz, kimdiniz, kim oluyorsunuz? Bir onu düşünün, derim... Bay Nietsche sizden kim diye sözederdi ya da nasıl sözederdi acaba? ... |
Hur kuş hristiyanlığın sorgulanması başka senin tebliğ yapman başka.
Tebilg ve davetine katliam riski icerdigi için gelmek mumkun degil dedik.. Olmayan birinin adına dogum ve katliam yapmış olan hristiyanlar Ölümü içinde TEBLIG ve davet yöntemi ile katliam yapabilirler .. |
Bu 1 saat sürüyo kutlu doğum denen hafta sürüyor.
Adres niye gizli ki |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:30 . |