![]() |
Tufan Söylenceleri
,
* * * * Şimdiye kadar Nuh Tufanının Tevrat ve Kurandaki söylenişinin üzerinde durduk hep. Ve bu söylencelerin eski Sümer ve Babil deki kökenleri ile söylencelerin nasıl bire bir örtüştügünü ve temel motiflerinin bire bir aynı oldugunu tartıştık. * * * * Aslında tüm uygarlıkların ve toplumların ortak kültürel bazı motifleri var. Bunların başta gelenleri de tufan ve yaratılış mitleri. Yani yaratılış, yıkım ve yeniden yaratılış. Degişik kıta ve zamanlardan degişik uygarlıkların tufan mitoslarını derlemeye çalışacagım bu başlık altında. * * * * Bu mitosları okurken * * * *1- Tüm bu mitlerin eski dinlerin bir parçası oldugunu ve geçerli oldukları zaman diliminde nasıl bugün Kurana iman edenler varsa aynı şekilde bunlara da tartışılmaz bir tanrı kelamı olarak bakıldıgını * * * *2- Yeniden yaratılışta toplumda hangi madde geçerli ise onun baz alındıgını ve yaratılışın buradan başladıgını * * * * 3- Tarımsal üretimin agırlıkta olmadıgı, toplumun temel ekonomisinin avcılık ve toplayıcılık olageldigi daha erken toplumlarda tanrı fikrinden ziyade doga ve soyut ruh fikrinin agır bastıgını * * * * *dikkate alır ve toplumların yaşadıkları ortam ve cografyayı tahayyül edebilirseniz daha da ögretici ve açıklayıcı olacagı kanaatindeyim. * * * * *saygılarımla |
Re: Tufan Söylenceleri
, * *
* * * * Yunan Tufanı *: * * * *Olympos'un efendisi Zeus'un ilk egemenlik döneminde , sadece kendilerini düşünen bir insan ırkı yaşıyordu. Bunların hiç bir şeye ve de tanrılara saygısı kalmamıştı. Zeus bunu kendi gözleriyle görmek istedi. Bir dilenci kılıgında kral Lykaon'un sarayına gitti. Kral onu aşşagıladı ve kovaladı. Zeus kralın aşşagılayıcı sözlerine şöyle karşılık verdi : * * "Olympos'un efendisi Zeus için yolcuyla dilenciler degerli oldugundan yabancıyı aranıza kabul etmeniz daha uygundur. Kuzeydeki ülkelerden geldim ve konukseverliginizi bekliyorum. Önünüzde hem bir yabancı hem de Zeus, tanrıların ve ölümlülerin babası olarak duruyorum. " * * *Bu sözler üzerine soylular korkuyla Zeus'a baktılar. Ama Lykaon gülerek Zeus'u sınayacak bir yol bildigini ve tanrı mı ölümlümü oldugunu anlayacaklarını söyledi ve yabancıyı sofraya davet ederek yemek yemesine izin verdi. Taze hazırlanmış etlerden bir tabak getirmelerini istedi. Getirdikleri et insan etiydi. Zeus bunu farkeder farketmez bir anda yer gök inledi, alevler ve ateşler çıktı. Soylular hemen öldüler, Lykaon da bir kurt haline geldi. * * * Çok kızan Zeus bütün ölümlüleri cezalandırmaya karar verdi. Dünyayı yıldırımlarıyla yok etmeye karar verdi. Ancak bunun sonucu çıkacak alevlerden Olympos dagının da etkilenecegini düşünerek insanları dünyayı basan bir sel felaketi ile yok etmeyi tasarladı. Ve fırtına bulutlarını serbest bıraktı. Poseidon da tüm deniz , sel ve ırmakları serbest bıraktı. İnsanlar bu tufan fekaleti karşısında tepelere tırmanarak kurtulmaya çalıştılar, ancak durmadan yükselen sular en yüksek dag doruklarına kadar ulaştı. Bogularak ölmekten kurtulan bir kaç kişi de açlıktan öldü. * * * Yaratıcı titan Prometheus ilk ölümlüleri toprak ve sudan ortaya çıkarmıştı.Ayrıca Prometheus'un kendisi ile ilgili olan hariç tüm gelecegi görme yetisi vardı. Zeus'un tüm insanlıgı yok edecegini görerek anladı. Ölümlü oglu Deukalion'u çagırdı. Uyumakta olan oglu Deukalion rüyasında babasının çok büyük bir sandık yaparak, içinde yiyecek, elbise, avadanlık gibi her çeşit malzemeyi saklamasını ögütledigini duydu. * * * *Zeus aşşagıya baktıgında, denizlerin, masum, iyilik dolu, tanrılardan korkan Deukalion ile eşi Pyrrha dışında erkeklerle kadınların tümünü bagmuş oldugunu gördü. Ve tufanın birmesini buyurdu. Yagmurlar durdu ve Dukalion ile Pyrrha Parnassos Dagı kıyısında karaya çıktılar. Dukalion " babam gibi yeteneklere sahip olsaydım,çamurdan insanlar yapar ve vücutlarına ruhlar yerleştirirdim diye düşündü" ve Büyük Themis' e giderek kehanet almaya karar verdiler. * * * *Themis " tapınagımdan ayrılınca kemerlerinizi çözünki giysileriniz serbest kalsın. Sonra yüzlerinizi saklayıp büyük annenizin kemiklerinizi arkanıza atın" dedi. * * * * Ne yapacaklarını düşünüp ilerlerken Dukalion " Ölümsüz tanrılar adildir, kötü bir şey yapmamızı emretmezler. Kerameti yanlış anlamadıysam dünya bizim büyük annemiz, kemikleri ise çevremizdeki taşlar, kayalar," dedi. * * * *Bunun üzerine Pyrrha ile Dukalion elbiselerini gevşettiler, başlarını örttüler, elbiselerini eteklerinde toplayarak çevrelerindeki taşları topladılar. Sonra Parnassos dagından aşşagıya dogru yürümeye başladılar. Taşları omuzlarından arkaya dogru atatrken sadece karşıya baktılar. * * * * Taşlar yere çarpınca sertliklerini kaybediyorlardı. Yumuşadıkça büyüdüler, insan şeklini almaya başladılar. Kısa süre sonra canlı görünmeleri için heykeltraşın son rötüşlarına gerek duyan pürüzlü mermer heykeller gibiydiler. Her kayanın katı bölümü insan kemigine dönüşürken, yumuşak nemli toprak içeren tarafı et oldu. Damarlar kayada oldugu gibiydi, sadece şimdi insan damarlarıydı. Deukalion'un attıgı kayalar erkek oldu, Pyrrha'nın kile kadın. Birlikte yaratıldıkları malzemenin kuvvetine, dayanıklılıgına sahip bir ırk yarattılar. * * * * *saygılarımla |
Re: Tufan Söylenceleri
,
* * * * * Hint Tufanı * * * *: * * * * * * Dünya sonsuz tekrar edilen döngülerde yaratılır, yok edilir ve tekrar yaratılır. Dünya Yaşamında bir yıla karşılık gelen 1000 Maha Yuga ( Büyük Çag ) sonunda büyük tanrı Vişnu, Şiva-Rudra 'ya dönüşecek ve tüm yaşamı yok edecektir. Bir gece dünyadaki yaşamda bir günlük bir süreç başlatacaktır. Önce güneş ışınlarına girecek ve dünya tüzeyindeki tüm suyu buharlaştıracak, ısıyı arttırmak için yüz yıl boyunca güneş ışınlarını yogunlaştıracaktır. Her üç dünya gökyüzü, yeryüzü ve yeraltı, bu korkunç sıcakta kavrulacak, büyük kuraklık ve kavurucu ateş, bomboş bir çöl yaratacaktır. Kıtlık evrende kol gezecek, 100 yıllık süre sona erdiginde , hiç bir canlı varlık kalmayacaktır. * * * * * * Ateşler 3 dünyadaki tüm yaşamı tükettiklerinde, Şiva-Rudra yani Vişnu' nun yıkıcı biçimi , korkunç fırtına bulutları püskürtecektir. Yüz yıl boyunca gündüz ve gece, dünyadaki her şey , yıkıcı sellerin derin suları altında yok oluncaya kadarbir yagmur tufanı sürece, ateş ve seller, yaşamla birlikte tüm diger tanrıları da yok edecegi için korkunç tufan yanında sadece büyük tanrı Vişnu varlıgını sürdürecektir. * * * * * Büyük tufan tüm yaşamı yok etmeye başladıgında, büyük bir altın yumurta ortaya çıkacak; bu yumurta tufan öncesi dünyada var olan tüm hayat biçimlerinin tohumlarını taşıyaca; dünya sulara gömlürken, bu yumurta sınırsız okyanusun suları üzerinde güvenlik içerisinde yüzecektir. * * * * * *Okyanus üç dünyayı tümüyle kapladıgında, Vişnu kurutucu bir rüzgar püskürtecek; yüz yıl boyunca bu rüzgar fırtına bulutlarını dagıtarak dünya çevresinde dolanacak; 1000 Maha Yuganın kalanında dünya yaşamındaki bir gecede Vişnu uyuyacak ve dünya da uyuyacaktır. * * * * * * *Uzun bir Maha Yuga gecesinin sonunda Vişnu uyanacaktır. Göbeginde muhtemelen bir lotus çiçegi çıkacak ve Vişnu, dünyadaki yaşamın yaratıcısı olan yaratıcı Brahma biçiminde bu çiçekten çıkacaktır. Lotus üç dünyanın temeli olacaktır. Brahma çiçekten çıktıgında onun üzerinde dinlenecek, sellerin tüm hayatı öldürdügünü kavrayan Brahma, yeniden doguş sürecini harekete geçirmek için yumurtayı kırarak açacaktır. Böylece Visnu tanrı Brahma olarak , dünyanın yaşamında yeni bir 1000 Maha Yuga zamanını müjdeleyecektir. * * * * * * * saygılarımla |
Re: Tufan Söylenceleri
,
* * * * * Çin Tufanı * : * * * * * *Çin de Ana Tanrıça Nugua ilk insanları yarattı. Kendisi de bir insana benziyordu, ancak bacaklarının yerinde bir ejderha kuyrugu vardı. Nugua' nın çocukları bir süre sonra evlerini yapıp, köylere ve çiftliklere yerleşerek günlük gereksinimlerini karşılamaya başlayınca, canavar Gong-gong çok kızdı. Başını gökyüzünü tutan daglara şiddetle vurdu. * Dag yere yıkıldı, gökyüzünde tuttugu bir bölümde büyük bir delik açıldı ve yeryüzünün pek çok yerinin çatlamasına neden oldu. Bazı büyük yarıklardan alevler fışkırarak evleri ve ekinleri yaktı. Nehirler yataklarından taştılar ve yeraltı sularının oluşturdugu seller yarıklardan fışkırarak eskiden köy ve çiftlik olan yerlerde büyük bir okyanus oluşturdular. * * * * * * * Büyük Tanrıça, dehşet içinde insanların bogularak ölmesini izledi ve yarattıklarını kurtarmak için harekete geçti. İlk önce nehir kıyısındaki sazları ateşe verdi ve küllerini ateşi söndürmek için yanan yarıklara doldurdu. Sonra sellerin topraga sızmasını ve sazların küllerini set gibi yıgarak, suların eski nehir yataklarından akmasını sagladı. * * * * * * *İnsanlar köylerine dönüp günlük işlerini yapmaya başlayınca, Nugua Sarı Nehire dogru süzüldü ve beş degişik renkte taş topladı. Bu taşları ocakta eriterek göklerdeki deligi bununla kapadı. Daha sonra dev bir kamlumbaganın dört ayagını aldı ve bunları gökyüzüne destek olması için, dünyanın dört köşesine ek sütunlar olarak yerleştirdi. Böylece Ana Tanrıça, Gong-gong' un düşüncesizce yol açtıgı yıkımı onardı. * * * * * * *saygılarımla |
Re: Tufan Söylenceleri
dilaver baba zihin dünyasının masalları bitmez. bu arada tüm dinler zihinsel masallardır. ama dinsiz olanların da zihni irdelemesi ve zihinsizliğe uğraması lazım. inanç değil anlayış lazım babacım. tanıklık lazım.
|
Re: Tufan Söylenceleri
,
* * * * * Nijerya Tufanı *: * * * * * * En büyük gücün sahibi Olorun gökyüzüne, ve tanrıça Olokun uçsuz bucaksız sulara ve bataklıklara hükmederdi. Evren yukarıda gökyüzünden ve aşşagıda su ve ıssız bataklıktan oluşmaktaydı. Genç tanrı Obatala aşşagıdaki krallıktan hoşnut degildi. Olorundan izin alarak altın zincirle gökyüzünden yeryüzüne inerek, aşşagı krallıkta topragı ve insanı yarattı. Obatala balçıktan şekiller yaparak Olorundan bunlara hayat vermesini istedi. Bunun üzerine Olorun Obatala'nın yaptıgı heykelciklere soluk üfledi ve insanlar oldu. * * * * * * Tanrıça Olokun Obatala'nın yaptıgı işlerden memnun degildi. Obatala' nın gökyüzündeki evine dönmesini bekledi. Sonra da engin okyanusun bütün dalgalarını topladı ve dalgaları Obatala' nın yarattıgı topraga akın yapmaya gönderdi. Dalgalar göz alabildigince uzak yerler su altında kalıncaya kadar birbiri üstüne yeryüzüne aktı ve sonunda okyanusun dalgalarının ardında yalnızca bataklık kaldı.Sag kalan insanlar tepelere kaçtılar ve Obatala' yı yardıma çagırdılar. Obatala'yı bulamayaınca aralarında yaşayan tanrı Eşu'yu Olorun'a haber vermeye gönderdiler. Bu arada bir de keçi kurbanı sundular. * * * * * * *Eşu altın zincirle gökyüzüne tırmanarak Obatalaya olan biteni anlattı. Obatala ne yapacagını bilmiyordu. Orunmila' ya akıl danıştı.Orunmila ne yapacagını biliyordu, altın zincirin yardımıyla yeryüzüne indi. Özel bilgisini kullanarak dalgaların çekilmesini suların geri çekilmesini sagladı.Dalgalar kesilir kesilmez, bataklıgı kuruttu ve Tanrıça Olokun'un Obatala'ya kaptırdıgı bölgeyi geri alma girişimlerine bir son verdi. * * * * * * * *Tufandan sag çıkan insanlar Orunmila' yı kahramanları olarak selamladılar., ona kendileriyle birlikte kalarak kendilerini koruması için yalvardılar. Orunmila İfe' de kalmaya istekli degildi , ama yine de orada yaşayan tanrılara ve insanlara göremedikleri güçlere hakim olabilmeleri için gelecegi önceden nasıl bilebileceklerini ögretmeye yetecek kadar kalmayı kabul etti. * * * * * * * saygılarımla * *devam edecek |
Re: Tufan Söylenceleri
.
* * * * * * *İnka Tufanı * : * * * * * * *Başlangıçta herşeyin prensi ve yaratıcısı olan efendi Kon Tiki Virakoça hiçlikten çıktı ve dünyayı ve gökyüzünü yarattı. Sonra hayvanları ve henüz herhangi bir ışık biçimi yaratmadıgı için sonsuz bir gecenin karanlıgı içinde , dünya üzerinde yaşayan dev insan ırkını yarattı. Bu ırkın davranışı Virakoça' yı kızdırınca , bu defa Titikaka Gölünde yeniden ortaya çıktı ve bu ilk insanları taşa çevirerek cezalandırdı. Daha sonra büyük bir tufan yarattı. Kısa zamanda en yüksek dagların dorukları bile sular altında kaldı. * * * * * * * Virakoça selin tüm canlıları yok ettiginden emin olunca yeryüzü tekrar açıga çıkana kadar suların çekilmesini sagladı.Yaratıcı gücü o kadar büyüktü ki , güneşin Titikaka adasında dogup göklere yükselmesini saglayarak gündüzü yarattı. Aynı biçimde ay ve yıldızları yarattı. ve her bir parlak ışıgı kendi yoluna yerleştirdi. Elinin bir işareti ile ve agzından çıkan bir emirle bazı dag ve tepeler çökerek vadi oldu. Bazı vadiler de tepe *ve dag oldular. Bir başka el işareti ve emirle, kayalıklardan tatlı sulu dere ve nehirler fışkırdı, dagların kenarından dökülerek vadilerin içinden aktılar. * * * * * * * * Bundan sonra Virakoça dikkatini yeni hayvanlar ve yeni bir insan ırkı yaratmaya çevirdi. İlkin kuşları yarattı, her türden kuşa söylemesi için ayrı bir melodi verdi. Sonra yeryüzünde dört ayak üzerinde yürüyen hayvanları ve karınları üzerinde sürünen canlıları yarattı. Bunları da alçak ve yüksek yerler arasında paylaştırdı. * * * * * * * * *Tüm hayvanları yarattıgında, Virakoça artık insanları yaratmaya hazırdı. Onları taştan şekillendirmeye karar verdi, taştan adamlar, taştan kadınlar ve taştan çocuklar biçimlendirdi ve boyadı.Son olarak Virakoça, taştan heykellerini gruplara ayırdı. Her bir gruba yetiştirecegi yiyecegi, konuşacagı dili ve söyleyecekleri şarkıları verdi. Sonra taştan heykellerin hepsine, yeryüzünün altına gömülmelerini ve kendisi ya da yardımcılarından biri onları çagırana kadar orada kalmalarını emretti. * * * * * * * * * *Virakoça kendisiyle beraber Titikaka gölünden çıkan dostlarına görevlerini açıkladı. Böylece Virakoça' nın dostlarından herbiri yaratma işlemine yardımcı oldu, ve ülkeye pek çok insan grubu yerleştirdi.Her bir Virakoça kendi taştan grubunu çagırdıgında , Virakoça, evreni yaratan Kon Tiki Virakoça, insanlarına yarattıgı taş heykellerden dışarı çıkmalarını ve bölgeye yerleşmelerini istiyor, bölgenizde yaşayın ve sayınızı arttırın diye bagırdı. * * * * * * * *saygılarımla |
Re: Tufan Söylenceleri
,
* * * * * Maya Tufanı : * * * * * *Başlangıçta sonsuz karanlıgın içinde, yalnızca yukarıda gökyüzü aşşagıda deniz vardı. Suyun içinde, yeşil ve mavi tüylerin altında yaratıcılar gizlenmişti.Pek çok şeyi yarattıktan sonra yaratıcılar insanı yaratmaya karar verdiler. Önce çamurlu topraga şekil vermeyi denedilr, fakat bu malzeme çok yumuşaktı. Bunlar hiç bir zaman yaşayamayacak ve çogalamayacaklardı. * * * * * * *Sonra yeni yaratıkları tahtadan oymayı denediler. Bu malzeme tam bize uygun diye düşündüler, saglam ve dayanıklı. Tahtadan canlılar yaşadı ve çogaldılar, ama hiç kimse söylediklerine bir anlam veremiyordu ve içlerinde ruh, ellerinde ve ayaklarında kuvvet yoktu. * * * * * * *Tahtadan yapılma yaratıklar yaşayıp çogalmak için yeterince uygun degil diye bagırdı Yaratıcılar. Ve bu tahtadan yaratıkları yok etmeye karar verdiler. * * * * * * * Yaratıcılar gökte özsuyundan büyük bir sel oluşturdular ve yeryüzüne döktüler. Sel tahta yaratıkların kafalarına çarptı ve onları agaç gibi devirdi. Sonra bir kartal üzerlerine geldi ve gözlerini oydu. Bir yarasa üzerlerine geldi ve kafalarını kopardı. Bir jaguar üzerlerine atladı ve kemiklerini kııp dagıttı. Yeryüzü karanlıkla örtüldü ve aralıksız kara bir yagmur yagdı. * * * * * * * *Bir kaçı dışında tahta yaratıkların tümü yok olmuştu. Digerleri şekilsiz yüzleri ve çeneleri ile sag kaldılar ve onların soyundan gelenlere maymun adı verildi. * * * * * * * *Dört hayvan; dag kedisi, koyot, karga ve küçük bir papagan Yaratıcıların önüne geldiler ve onlara yakında bolca yetişen sarı ve beyaz başaklı mısırdan bahsettiler. Yaratıcılar hayvanların gösterdigi yola koyuldular. Mısırı buldular, ögüttüler ve bu yiyecekten soylu yaratıkları biçimlendirdiler. Böylece ilk dört Ata yaratıldı. Yaratıcılar gövdelerini mısır unundan yaptılar. Ögütülmüş sarı ve beyaz mısırdan içecekler yaptılar ve bunlar yeni yaratıklara kas ve et oldu ve bunlarla birlikte güç vermek için onları beslediler. * * * * * * * saygılarımla |
Re: Tufan Söylenceleri
,
* * * * Aztek Tufanı * *: * * * * * Beş dünya yaratıldı, her birinin kendi güneşi vardı, her biri bir öncekinin ölümünü izledi. İlk dünya yeryüzü güneşi ile aydınlatıldı. Bu ilk dünyanın insanları uygunsuz davrandılar ve tanrılar onları, jaguarları etleriyle ziyafet çekmeye göndererek cezalandırdılar. Hiç kimse sag kalmadı ve güneşleri de onlarla beraber öldü. * * * * İkinci dünya, havanın güneşiyle aydınlatıldı. İnsanları bilgelikten uzak davrandılar ve kasırga rüzgarları yeryüzüne indi ve insanlar maymunlara dönüştürülerek cezalandırıldılar. Hayvanlara dönüştüklerinde güneşleri de öldü. * * * * Üçüncü dünya, ateş yagmurunun güneşiyle aydınlatıldı. İnsanları tanrılara kurban vermeyi reddederek onlara saygısızlık ettiler ve depremler, yanardaglardan fışkıran ateşli küller ve başka ateşli ölümlerle cezalandırıldılar. Güneşleri de onlarla beraber yanarak kül oldu. * * * * Dördüncü dünya, suyun güneşiyle aydınlatıldı. Büyük Tanrı Ketzalkoatl, küllerden bir insan ırkı yarattı. İnsanlar açgözlüydüler ve büyük bir selle cezalandırıldılar. İnsanların çogu balıga dönüştügünde güneşleri de boguldu. * * * * Her şeyden kudretli varlık bir çift insanı tufandan kurtarmaya çalıştı. Sesi onlara geldi ve dedi ki : Büyük bir agaç bulun, gövdesinde içine saklanabileceginiz bir delik açın ve sel suları çekilene kadar orada kalın. Eger aç gözlülügünüzün üstesinden gelir ve yalnızca birer koçan mısır yerseniz sag kalacaksınız. * * * * Karı koca, Her Şeyden Kudretli Varlıgın emlerlerine uydular. Büyük bir agaç buldular, içlerine saklandılar ve selden sag olarak kurtuldular. * * * * saygılarımla |
Re: Tufan Söylenceleri
,
* * * *Navajo Kızılderililerinin Tufanı *: * * * * * *Bu Navajo mitinde de beş dünya vardır. Çekirgenin önderliginde böcekler yolculuga çıkar ve insanlarla karşılaşır muhtelif aşamalardan sonra dördüncü dünyaya gelirler. Burada hep çekirge önderlik etmektedir. Gene bu mitolojinin degişmez kahramanlarından biri olan Koyot bir gün Pueblo halkına gider ve su canavarını kumar oynamaya çagırır. Koyot hile yaptıgı için Su Canavarı her şeyini hatta kürk mantosunu bile kaybeder. Koyot Su Canavarının kürk mantosunu içinde uyuyan bebekleri ile birlikte alır götürür. * * * * *Su Canavarı Koyot' un bebeklerini de mantosuyla birlikte götürdügünü anlayınca yüregi öfkeyle doldu. Dördüncü dünyanın topragını ve üzerinde yaşayan tüm insanları yok edecegim diye bagırdı. Denizin dibine daldı ve yeryüzünün altındaki suları tutan tüm bentleri açtı. Sular okyanusa aktıkça deniz yükseldi ve kuru topragı kaplamaya başladı. Okyanus yatagına daha çok su doldukça, daha çok su karaya kızgın siyah dalgalar halinde yayıldı. Dalgalar gittikçe yükseldiler, en yüksek daglar kadar *sudan duvar oluşturdular. * * * * *İnsanlar dagın zirvesinde toplandıktan sonra , her biri 32 Navajo kabilesinin birinden gelen bilge adamlar bir çember oluşturdular ve her biri birer bambu tohumu ekti. Beşinci günün şafagında bambu gövdeleri birleşerek içi boş dev bir agaç oluşturdular. İnsanlar agacın dogu tarafına bir kapı açtılar ve birer birer içeri girdiler. Örümcegin yaptıgı merdivenleri kullanarak yukarılara tırmandılar. * * * * * Dagın tepesine en son gelen hindiydi. Her tohumdan biraz toplayarak tüylerinin arasına saklamıştı. Bunlar arasında beyaz, mavi, sarı, kırmızı ve çok renkli mısır, beyaz ve siyah fasulye kabak, kavun, balkabagı, tütün ve ayçiçegi tohumları vardı. Sel suları çekildiginde yaşama yeniden başlamak için gerekli her şeyi toplamıştı. * * * * * Bambu agacından ilk ayrılan çekirge oldu. Gökte bir delik açtı ve beşinci dünya da buldugu adayı dördüncü dünyanın insanlarına kazandırdı. Dördüncü dünya insanlarının sonuncusu da beşinci dünyaya geçti ve burada yeni bir yaşam kurdular, fakat sular yükselmeye devam ediyordu. Su Canavarının kendilerine *kızdıgını anladılar ve nedenini aramaya başladılar. * * * * * Sonunda İlk Kadın ile İlk Erkek Koyot' un oyunda kazanmış oldugu kürk mantonun içinde Su Canavarının bebeklerini buldular. Su Canavarının mantosunu cebinde bebeklerle beraber bir kayıgın içine yerleştirdiler ve kayıgı göle yolladılar. Kayk gölün ortasında yüzen büyük bir su kabarcıgına yaklaştıgında, kabarcık birden patladı ve kayık, manto ve bebekler gözden kayboldular. Su Canavarı bir daha da insanları rahatsız etmedi. * * * * * * saygılarımla * * *devam edecek |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:39 . |