![]() |
Sermaye Dikatörlüğünden Trump Diktatörlüğüne ABD
20. Yüzyılda 3 kavram iğdiş eidldi, diktatörlük, otokrat ve terör... Oysa 20. Yüzyılın başında diktatörlükler şahıslardan ziyade sınıf, grup veya politik tarafları temsil ederdi. Otokrasiye ise hiç girmeyelim zira, otokrasi dediğimiz şeyin temelinde sermaye ve güç yatar. Terör kavramına da girmeyelim çünkü o kavramda gerçek anlamından kopartıldı, egemen olanın, muhalif olanı keyfi biçimde isnat ettiği ve kendi şiddetine meşruiyet sağladığı bir taktiğe dönüştü...
Şimdi sermaye diktatörlüğününün kişiselleştirilerek(yani aslında çıplak otokrasi) yükselen yıldızı Trump'dır. Diktatörlükten(ki kapitalizm koşullarında sermaye diktatörlüğü Zeus'un emri) ziyade bunlar baron egemenlikleridir ve elbette burada kastedilen baronluk, feodal veya kapitalizm öncesi tanımla soylulukla ilgili değildir. Para, sermaye, güç bağlamında elde edilen hakimiyet alanlarının temsili şeklindedir. Baronluğu diğer yandan lordluk çerçevesinde de düşünebiliriz, ancak günümüzün tanımları veya bu tarz ağa, derebeyi, soyluların vb. ekonomi-politik açıdan ikamesi, feodalizmdeki gibi olmamaktadır, olamaz da. Kapitalizmin yönetim ve bürokrasi olgusu, feodalizmden farklıdır ve aile bağından ziyade para, servet, sermaye bürokrasisiyle etkin ilişki vb.gücüne dayanır. Diğer taraftan da bakılması gereken kişilerin yetkileridir. Kapitalizmde iktidar, esasında azınlık iktidarı şeklindedir, yani seçilmiş de olsalar, hükümet, bir azınlık tarafından oluşturulur ve idame edilir. Yani toplumsal bağlamda tabana, yerele yayılmış bir hükümet sistemi yoktur, yetki meselesi, küçük bir merkezde toplanır ve bu da en tepedeki ve yakınındakileri kral yetkileriyle donatır. Bu diğer taraftan da toplumlar nezdinde bir uyutma/aldatmacaya dönüşür... Sonuç olarak diktatörlüklerin çözümü, hükümetin temsili bir azınlık mı(ki kapitalizmde böyledir), yoksa toplum tarafından mı icra edildiği esasıyla değerlendirilmelidir. Ülkenin en ücra köşesindeki en ücra hanesi dahi, ülkede geçerli hukuk ve yasalardan ziyade tepedekinin iradesine bağlanmıştır ve dahi fabrika, kamu kurumları(!) ve işyerlerinde(neredeyse tüm toplumun ve hayatın gerçek anlamda icra ediliği yerler) ya monarşiler böylece baronlar-soylular egemendir ya da atama usülü süre giden anti demokratik krallık modelleri... Kısaca adına anayasa dedikleri yasaların bir anlamı, bağlayıcığı bulunmamaktadır. Geriye ne kaldı? Ülkenin genel siyasetinden öte bir anlamı kalmayan hükümetler, ülkenin genel siyaseti dışında mafya babaları gibi, bütün özel alanları da kapsamak üzere yönetmekte, hakimiyet kurmaktadır... Neyse meselenin farklı yönü, şimdilik buna da girmeyeyim... Yıllarca Çin üzerinden propaganda yaptılar ya, garip gelebilir, ama demokrasi konusunda Çin, ABD'den daha ileridedir, neresinden bakmamız ve baktığımıza göre değerlendirebiliriz. Eğer toplumun hiç olmazsa kendi yerel yönetimlerini icra edebilmesi ve çeşitli komisyonlar açısından bakarsak ABD demokrasiye temelden uzaktır ve demokrasiyi de sadece yasalar, hukuka bir de azınlık hükümeti biçimli parlamenter sisteme endeksli bir biçime indirgemiştir. (Kısaca demokrasi adına demokrasinin imkansızlaştırılması, aldatmaca). Bu arada Çin'de de tüm toplum seçime gider(Halk kongreleri ve köy komiteleri), idda edilip, anlatıldığı gibi Parti içi seçimle belirlenmez, ancak orada da hükümetin genel veya merkezi hükümet açısından bir bürokrasi hakimiyeti vardır(bu geçiş süreçlerinde bir dönem kontrol açısıdnan zorunludur ancak Çin bu süreci aşalı beri en azından 30 yıl geçti). Biçim olarak demokrasinin kurumları oluşturulup kullanılmakta, yalnız bu biçimde kalmaktadır, geriye halkın yine de kendi seçimleriyle oluşturduğu komisyonlar ve meclisler kalmaktadır, temel sorun ise yetki sorunudur... ABD'de ise halk kongreleri, iş ve köy komite kongre ve seçimleri ve bunların kendi yönetici komisyon ve kurumlarını oluşturup, yerel yönetimlerin yani asli hükümetin varlığından söz edilemez, bu durumda gerçek bir demokrasiden de söz edilemez. Orada hakim olan toplumsal demokrasi değil, burada kastedilen demokrasi sermaye gücüne dayalı azınlık hükümetlerinin kendi aralareındaki ilişki, meclisleriyle sınırlıdır. Antik çağın Roma demokrasisi, yani halkı ve yaşam alanları ve sorunalrını içermeyen-kapsamayan, soyuluların aralarındaki rekabeti nasıl sürdürecekleri, aralarındaki ilişkiyi nasıl yönetecekleri konusunda karar kıldıkları bir biçimdir. Çin'de Parti üzerinden gerçekleşen kontrol ve hakimiyet mekanizması, ABD'de bir azınlığın para, sermaye ve güce ve bağlı medya ve bürokrasi gücüyle sağlanıyor. Çin'de halk kongreleri, komisyon, köylü komiteleri ve halk kongresi meclisleri vb. var, ABD'de ise bu yok, ancak ABD'de de geçmiş yüzyıllarda sağlanmış bir kazanım var, eyalet yönetimleri ve üzerine de valilerin halktan seçiliyor olması, bu bir nebzede olsa demokrasi adına biçimsel de ve yine sermaye ve para gücüne dayanıyor, aldatıcı unsurlara veya zaaflara açık olsa da, yine de bir kazanımdır denilebilir... Allttan alta işleyen otokrasinin, su yüzüne çıkmış köpek balığı temsili Trump... |
Sevgili spartacus'a bir ekleme yapmak istiyorum.
Epstein davasında üzerinde çok durulmayan bir nokta var ki, sermayenin nasıl egemen olduğuna da açıklık kazandırıyor. Epstein yalnızca bir sapık, şerefsiz, pezevenk, istismarcı değil, herif Mossad ajanı. Epstein'in birincil amacı sapıklık, şerefsizlik, pezevenklik, istismarcılık ve bunların üzerinden para kazanmak değil, bunları kullanarak fiili/potansiyel yüksek mevkideki kişiler hakkında Israil-Mossad lehine şantaj unsuru olarak kullanılabilecek istihbarat toplamak. ABD'nin başkanları büyük ihtimalle bu yüzden Israil'i (her türlü soykırımcılığına, alçaklığına, savaş suçlarına, insanlık suçlarına rağmen) koşulsuz olarak destekliyorlar. Trump pedofilisi Mossad'ın rehin aldığı alçağın teki. Trump'dan öncekiler de böyleydi (Clinton pedofilisinin de Epstein belgelerinde adı geçiyor, Kennedy ve baba Bush da var). Tüm Dünyada çok güçlü olan Yahudi sermayesi, Mossad'ın marifetiyle ABD'yi başkanlık düzeyinde rehin almış. En az 8 başkanlık dönemi (2 kez Clinton, 2 kez Trump, Kennedy ve Bush'lar) ne istiyorlarsa yaptırmışlar. İngiliz Tony Blair'in de adı geçiyor. Alıntı:
|
Ve Mossad'ın emrindeki bu alçak herif, yine Mossad tarafından ortadan kaldırıldı...
Muhtemel binlerce kadın, çocuğa korku-gerilim filmlerinin, en korkuncunu yaşatıp, tanık ve delil olamasınlar diye canlarına da kıydılar ve muhtemel bazıları da bazı patronların cinsel sapkınlığı ve öldürme fantazisine(cinsel ilişki sürecinde kurbanı öldürme-boğma) kurban gitti... ----------------------------- Ve bana öyle geliyor ki, Trump'ı başkan yapan Epstein ve bu bence Mossad'ın Trump'ı kullanmasından ziyade menfaatleri çerçevesinde ortak hareket etmiş olabilirler. Trump bir çok yol, yöntem, tehdit ve şantajla önemli ve etkili isimler, mevkiler, medya ağı patronları, parti içi etkili kişiler, hatta muhtemel oy sayımlarında kritik noktada olanlar vs. vs.'yi satın aldı... |
Egemenlerin karanlık ve gerçek yüzü: Epsteingiller! Çağlar Tekin ile
|
Epstein şebekesinin Türkiye ayağı | Canlı Yayın | 02 Şubat Pazartesi 20:00
|
İşte sildirdiği sayfalar: Trump'ı götürecek süreç
|
Epstein şebekesinin Türkiye ayağı | Canlı Yayın | 02 Şubat Pazartesi 20:00
Bu videodan ben şunu çıkardım. Depremler, acılı ailelerin ve mazlum çocukların üzerinden yapılan pahalı pezevenklerin para kasasıdır, kapitalistlerin de zevk bahçesidir. |
Çıplak kapitalizm ve Epsteingiller! Fatih Yaşlı ve Çağlar Tekin ile
|
Bu davanın avukatlığını yapan Eren Keskin iddiayı doğruluyor. Haber yazısı aşağıda.
https://yeniyasamgazetesi9.com/susur...stismari-yuzu/ Alıntı:
|
Eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Organize Şubeden İsmail Öztürk'ün açıklamaları...
Dikkatle dinlenmesi gerekiyor, son 10 yılda kayıp çocuk sayısı, Çocuk Esirgeme kurumlarındaki 10-15 yaş arası çocukların pavyonlarda konsomatris olarak çalıştırılması, narkotik, asayişvb. polis, savcı ve en tepedeki valiye kadar yaptıkları örtbas veya görmezden gelme işleri ve sebepleri vs... Bir de sistemin koruyucuları üzerine söz ederken, "MHP'nin baron sisteminin koruruyucusu, koordinasyonu Mehmet Ağar, bütün bu kirli sistemin siyaset, bürokrasi ve medya ile ilişkisini sağlayan da Perinçektir, bilgi radyasyoncusu"... olduğunu da dile getiriyor... (ki bu isimler bellidir. MHP zaten biliyoruz(vatan, millet, sakarya= mafya), Mehmet Ağar zaten bilinen derin mafya devletinin eli kanlı, kirli kurmaylarındandır(vatan, millet, sakarya=yüce kahraman), Perinçek konusu da dikkate alınmalı çünkü özünde pratik olarak rahatlıkla anlaşılacağı gibi, dezenformasyonla alıştırıp, normalleştirme, sakızlaştrıp, içini boşaltıp, basitleştirerek görevini yerine getiriyor. En önemli saptırmalarından birisi de anti-emperyalizmin içini bolaştıp, deforme etmesi, bir Amerikan karşıtlığıymış gibi işleyip, her ota, bota ABD işi diyerek normalleştirmesi vb. gibi bağlı olduğu merkezin her türlü işini de ABD üzerine atarak Türkiye'de egemenlerin, sistemlerinin sorgulanmasını da engellemekte, hedef şaşırtmaktaydı.) Bu arada sık sık dile getirdiğim gibi, kapitalizmde demokrasinin bir aldatmaca, halkı kapsamadığı ve dahi koşulları ve olanağının olmadığı, eski sultanlıkların olduğu gibi devam ettiği, sadece makam, mevki sahibi olmanın "aile bağı, soy" değil para, servet, kısaca sermaye gücüyle belirlenmiş-soylanılmış(soylulaşma) olduğu, halkın aldatıldığı ve basit sözde özgürlük yalanlarınlarıyla(A kişisine ağır eleştiri getiriyorum bana bir şey olmuyor, işte çok sayıda gazete vb. çok parti var(%99 sermaye, baron partisi, basını, diğerleri ise sürekli sansür, kara propaganda, baskı, imkansızlık altındadır), kriterler bu biçimde) aldatıldığı vb... Neden sık sık başta ABD olmak üzere hakim olanın baron egemenliği olduğunu söylediğime dair ipuçları da içeriyor... Epstein davası da aslında üstü örtülmüş haliyle sergileniyor(buzdağının görünenen yüzü), Epstein'ın da adı çıkmış, oysa yüzyıldır bir çok ülkede, insan kaçakçılığı, kumar merkezleri ve adaları, hatta bazı ülkeler direk seks, kumar, afyon pazarı yapılmış, sıradan işler haline getirilmişti, sürdürmeye de devam edecekler. 1990'larda yanlış hatırlamıyorsam Tayvan olmalı, daha o zaman Epstein yoktu ve binlerce çocuk zenginlerin kölesi edilmiş, yüzlercesi kayıt dışı ve kayıp, gördükleri eziyetten bu çocuklar sadece sıvı tüketebiliyor(katı yiyecek tükemiyorlardı) ve medyada yayınlandığı halde dahi sürmeye devam etti, ediyor. İşte Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumundaki çocuklar konsomatris yapılmış.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:35 . |