![]() |
Allahü teâlâ ile ilgili mecazlar
Birçok kelimenin bir hakiki manası, bir de, kinaye mecaz manası olur. Kinaye, bir şeyi, açık anlamı başka olan kelimelerle anlatmaktır. Kur’an-ı kerimde mecazi ifadelerden başka, Müteşabih âyetler vardır. Bunlara görünen manayı vermek çok yanlış olur. Özellikle Allahü teâlâ ile ilgili mecazlar, müteşabih olanlar daha önemlidir.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Leyse kemislihi şeyün [Onun benzeri hiçbir şey yoktur].) [Şura 11] (Sübhanekellahümme [Allah’ım, Seni noksan sıfatlardan tenzih, kemal sıfatlarla tavsif ederim].) [Yunus 10] Allahü teâlâ hiçbir şeye benzemez. Ancak benzediği sanılan âyetler de vardır. Birkaçı şöyledir: (Kıyamette yeryüzü Allah’ın kabzasında olur, gökler de sağ eliyle dürülür.) [Zümer 67] (Yahudiler, Allah'ın eli bağlıdır, dediler. Hayır, Allah’ın iki eli de açıktır.) [Maide 64] (Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir.) [Fetih 10] (Doğu da batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır.) [Bekara115] (O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istiva edendir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir.) [Hadid 4] (Allah yerin ve göklerin nurudur.) [Nur 35] Bu âyetlerde bildirilen el, yüz ifadeleri, bir mahlukun eli veya yüzü gibi sanılabilir. Halbuki Allah hiçbir mahluka benzemez. İstiva kelimesi oturmak sanılırsa Allah mahluklara benzetilmiş olur ve yukarıdaki âyetlere aykırı olur. Nerede olursanız sizinle beraberdir ifadesi de mecazidir. Çünkü O mekandan münezzehtir. Son âyette Allah nur sanılır. Halbuki nur da yaratıktır. http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3058 |
kıvırmanın da bu kadarı yani... pes:)
|
Güncelleme.
|
Alıntı:
|
........
İstiva, demek oturmak demek değildir, esasen,
yükselmek, konuşlanmak, ve en ilersi ise yörüngeye girmek demektir. yani allah teala dünya galaksisindeki işleri yerine koyduktan sonra, arş-u ala da konuşlandı, yörüngeye girdi anlamındadır. eli onların üzerinde olmak, deyimdir, kontrolü allah tadır anlamındadır. allah ı yüzü bir tarafta olmak ise ona ne tarafa dönersek dönelim, bizi gören bizi duyan olarak bulacağımız anlamındadır. ancak buna rağmen, unutmayın ki, allah ı görebileceğiz, ama izin verilenler.. sevgiler |
Alıntı:
Hıristiyan veya ateist olarak müslümanları küçük düşürmek istesem, ancak belki zekamıda zorlayarak böyle bir yazı yazabilirdim. Kabul ediyorum''Dünya, bir galasidir'' hemde dünyanın en büyük galaksisi. Allah ta yörüngeye girmiştir.Hayırlı yörüngeler. |
Allah'ı Arş-u ala'da konuşlandırabilmek için bayağı bi diyete sokmanız gerekmiyormu,?
Malum, xxxxxxxxL olan Allah "s" beden arş'a zor sığar :) Ama siz genede Allah bu kardeşim saç telinin üzerin dede tek ayak üstü denge de durabiliyor derseniz onuda değerlendirmeye alabilirim :D |
islam kelamcıları tefsircileri. dinle ilgili her sıkıştıklarında ya takiyye yaparlar yada tefsire sarılırlar örneğin kuranda arş açık seçik bir şekilde yazılıdır anlamıda ''taht yüce makamdır''
bu anlam olduğu gibi kabul edilirse tanrı lemyelid velem yulede olmaktan çıkıp veled olur. buda kuranın tanrısına yakışmaz çünkü oda böyle olursa YARADILMIŞ OLUR. BU YÜZDEN BU CENAZEYİ KALDIRMAK tefsircilere düşüyor. alın size bir savunma ve böyle binlerce sebeb bulunur Arş-ı Alâ, Arş-ı Rahman, Arş-ı İlâhi, Arş-ı Yezdan, Felek-i Eflâk, Felek-i Atlâs, Felek-i Azâm gibi isimlerle Cenab-ı Hakkın izzet ve saltanatından kinaye olarak söylenir. (O.S) (... Arş: Zâhir, Bâtın, Evvel, Âhir isimlerinin halita ve karışığıdır. Bu halitada dahil olan İsm-i Zâhir itibarı ile Arş Mülk; kevn, Melekut olur. İsm-i Bâtın itibarı ile Arş, Melekut; kevn, Mülk olur. Demek Arşa ism-i Zâhir nazarı ile bakılırsa; kendisi zarf, Kevn de mazruf olur. İsm-i Bâtın gözü ile bakılırsa; kendisi mazruf, kevn zarf olur. Ve kezâ ism-i Evvel itibârı ile uzun lafın kısası islamda yalansız din yaşayamaz.kim kral çıplak deme cesaretini gösteririse katli vaciptir. |
aklımızın almayacağı şeyleri aklımızın kabulu mümkün olabilir mi ,
gerçektende allah hem vardır, hem burdadır, onun burda olması zatının burda olması demek değildir, allah burdadır, bizi görür, duyar, yaptıklarımızı ses, görüntü kayıtlar, ama zati itibari ile burda değildir, allah insan değildir, insan gibi de değildir, yaşlanma susama vs ihtityaçları yokdur, onun zatı farklıdır, bunu biz bilemeyiz, anlıyamayız, onun zati "mutlak varlık" dır. o izin verirse biz onun zatini görebileceğiz, görmemize imkan vardır, ama ancak izin ile, buna rağmen onun zati yanimizda olmasa dahi o bizi hep görür, allah her yerdedir demek, o nun zatinin heryerde olması demek deildir, o burdadır, ama nasıl ? bunu ne sen ne ben anlayabiliriz, ama sein okuduğunu yazdığını hep görür. illa zati ile yanina gelmesi gerekmez. bunu anlayamayız. o nu sen, ben ali veli ahmet gibi bir insan şahsı gibi düşünürsen içinden çıkamazsın, bildiğin kaplarla bildiğin cetvellerle ölçemezsin, ölçemediğin zaman, inkar yolunu seç, bu senin için kolaydır, bilim ile allah aynıdır, bilim allah a aittir, o koymuşdur kuralları, ve kendi koyduğu kuralların dışına çıkmaz, |
Bugün allah'ın mecazları denilen o kavramlar 620'li yıllarda mecaz değillerdi. Siz allaha yardım edin allah da size yardım etsinin neresi mecaz? Savaşa katılarak size sunulan allah uğruna ölünki, siyasetteki lideriniz amacına ulaşsın demenin örtülü ifadesi değil mi, allahın dinine yardım edin kavramı? İslam dini inanırına bu yaşantısında çektiği acıların bir sonraki yaşantısında ödüllendirileceğini öğretmeseydi, Muhammed'in savaşlarına kim katılırdı?
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:06 . |