Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Konu-dışı (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=12)
-   -   :) din dersinden notlar (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=6123)

sosyalist-R 21-05-2008 04:10

:) din dersinden notlar
 
DİN DERSİNDEN NOTLAR...

Çocuklar, kıyamet cuma günü şafak vaktinde olacaktır.
- Ama hocam nereye göre şafak vakti? Bizde şafak vaktiyken diğer tarafta gece oluyor..
- Numaran kaçtı senin?
- Ne oldu ki hocam?
- Çok güzel soru sordun 5 vericem..Cevabını bende bilmiyorum.


- Arapça bilenler el kaldırsın...(sadece 1 kişi el kaldırır...)
- Afferim kızım Ayşeeee... Siz niye bilmiyonuz? Nasıl dua ediyonuzzz?
- Hocam ben Türkçe dua ediyorum.
- Olmaazzz! Arapça edicen! Türkçe kabul olmaaazzz!
- Niye hocam, Allah Türkçe bilmiyo mu?
- Haaşaaaa! Sümmee haaaaşaaaa!!!


- Çocuklar Ahiret Gününde bütün herkes tartılacak, sevapları, günahlarından fazla olanlar Sırat köprüsünden geçerek Cennete ulaşacak
- Hocam nasıl bir şey o Sırat köprüsü?
- Kıl gibi ince kılıç gibi keskin
- Eee nasıl geçiyoruz ki biz oradan hocam? Ayağımız acır, duramayız üstünde.. Denge diye bir şey var herkes cehenneme düşer valla böyle hocam.
- Sevabı fazla olanlara o köprü böyle otoban gibi geniş gelecek
- Eee hocam sevabı fazla olanlar geçecekse kıldan köprüye otobana ne gerek var? Allah sevabı çok olana geç desin, geçsin, az olana Cehenneme git desin, gitsin… Sanki itiraz mı edicez...
- Sus eşşek sıpası aklın ermez senin Allah´ ın işine, tövbe sümme haşaaa, tööbeee..


- Bu evren, bu kuşlar, bu böcekler çicekler, hepsi yüce Rab’bimizin bizlere birer armağanıdır.. Kendi vücudunuza bir bakın.. Bu mükemmeliyeti başka kim yapabilirdi ki? Mesela gözlerimiz.. Yüzümüzde, yani ona en uygun yerde.. Gözlerimiz diz kapaklarımızda olsaydı ne kadar çirkin olurdu değil mi?
- İtirazım vaaaaaaaar!...
- Söyle çocuğum!
- Eğer gözlerimiz diz kapaklarımızda olsaydı değşsen hiçbir şey olmazdı, Çünkü herkesin gözleri diz kapaklarında olurdu, o zaman da siz ´´çocuklarım, gözlerimiz yüzümüzde olsaydı ne kadar çirkin olurdu" derdiniz, ben de yine “itirazim vaaaar!..” derdim..


- O derse aldığım kedi yavrusu sınıfta gezerken hoca: “kim soktu bu mendebur hayvanı sınıfa?” diye bağırdı..
- Beeen. ama hocam o da Allah’ın yarattığı bir varlık değil mi? Yazık...
- Eeee tabi, o da Allah-ı teala´nın yarattığı bir mahluk… Hem peygamber efendimiz de severmiş. Ay pek de sevimli kerata...
- Peygamberimiz Hazreti Muhammed salallahu aleyhi vesellem de iftarını hurma ile açarmış...
- Hocam, Mekke´ de iskender kebap mı vardı ki, onunla açssn?
- Sus! terbiyesiz, zındık, kafir!....


- Çocuklarım eğer Dünya Güneşe 1 cm. yakın olsaydı her yer erir, eğer 1 cm uzak olsaydı her taraf donar ve yaşayamazdık.... Allah´ın olduğunu bundan anlayabiliriz.
- Eee iyi de hocam Dünya Güneşe 18 ocakta yakınlaşır 21 Haziranda da uzaklaşır.. Hem de 1 cm değil yaklaşık 2 milyon kilometre... Eeee hiçbir şey olmuyor...
- İşte bu da Allah ´ın bir mucizesidir evladım... Otur.. Laubali, ukala...
__________________
hepinize enderin sevgi ve saygılarımla

Lestat 21-05-2008 04:26

hoca da bayaa anlayışlıymış:D Beni ilk cümlemde sınıftan atıyor:D

aparain 24-05-2008 04:10

nereden bilsin Muhammedcik bizde şafak doğarken, güneyde gece olduğunu?
demi ama haksızlık etmeyelim, o zamanın bilgisi de o kadarmış.ne yapsın yani:):)

sırat köprüsü cevabı süpermiş yahu:)

nymphee 27-05-2008 08:53

-iman yanan bi mumsa ibadet onu koruyan cam faunustur!
-e hocam o mum sonmez mi bi sure sonra?
-karisma sen allahin isine

-ben camlicada oturuyom. her sabah erkenden cikiyom serviz gelsin diye bekliyom bekliyom gelmiyo. sona bi sure gecti iki kisi beklemeye basladik ama serviz gene gelmiyo. sonunda birer birer arttik cogaldik ve camlicaya serviz cikti. neymisssssss? muslumanlar cogaldikca guclenirrrrr.

-bi gun yolda yuruyom ben, baktim kopek surusu kosuyo ustume ustume. "$ii$$$$" dedim kopekler korktu, sonra bi okudum ufledim secde ettiler bana. hepsi musluman kopek oldu

-evet oglum, ayni duydugun gibi. ayin ikiye ayrilma mucizesi gercektir. gercekten de ay boyle cattadanak ikiye bolunmus, sonra birlesmistir. bu birlesim yeri hala gozukur ve hatta uzaya cikanlar bunun fotorafini cekmislerdir. ama fotoraflar nasa'da gizli tutuluyor, muslumanlara karsi.

televizyon dalgalarını görüyo musunuzzz yoookkkk deeee mi ?! ee simdi cinler melekler yok diyebilir misiniz!!! televizyon dalgalrı yok muuuu vaaarrrrr! demek ki cinler de var melekler de var...

bu yüzden yaptıgımız hareketlere coook dikkat etmemizz icabb ederrr..yalnızken bile bu hususa diikkatt edinizzz.. mesela yalnız bile olsanız pestemalla yıkanıııınnn melekler görmesin!..

-adamın biri günün birinde köy yerinde aman canımmm kim görcek deyu bi calılıga isiycek olmuss gel gör küü ordaa kötü bir cin uzanmaktaymıs (cinlerin de iyisi kötüsü vardır cocuklarrr). bu cin adamı bi carpmıs isedigine pisman olmusssss...demek kii öylee ortalık yere isemiyceeezz hatta evdeyken bileee oturarak iseyin erkekleeerr mazallah tuvaleti mesken tutmus kötü iblisler sizi carpabilir..

-domuz eti yemek gunahtır cocuklar needeeen cunku domuz esini kıskanmazzzzzz..
-ee hocam siz hic namus cinayeti isleyen bir öküz veya aldatılma paranoyası yasayan bir inek gordunuz mu? gorduyseniz nası annadınız?
-sen sus

(alıntıdır) =) =)

Engse Hohol 24-01-2017 07:58

Evliya kerametleri sayesinde islam ülkeleri huzur içerisinde yaşıyorlar. Dünyada bilimsel gelişmelere öncülük ederek kendi ülkelerinde refah seviyesini artırdıkları gibi, islamdan uzak yaşadıkları için toplumsal sıkıntılara düşen batılı ülkelere de, özgürlükleri çerçevesinde huzurlu yaşam olanağı sunuyorlar. Bugün huzur islamda söyleminin gerçekliğine erişmişsek, hep evliyaların hürmetine erişmişizdir. İşte O evliyalardan birisi Şeyh Şerafettin Dağıstani hazretleridir.

Şeyh Şerafettin Dağıstani hazretleri vefat ettiği zaman Şeyh Abdullah Dağıstani hazretleri onu yıkıyordu. Yıkayıp onu kefenledikten sonra ellerinden su fışkırmaya başladı. Şeyh Şerafettin hazretlerinin ellerinden parmaklarından su fışkırmaya başlayınca, onu yıkamakla görevli orada bulunan zatların hepsi, yapışmışlar Şeyh Şerafettin'in ellerine, o ellerinden fışkıran suyu içmişler. Şeyh Şerafettin Dağıstani öldükten sonra cereyan ediyor bu olay. Peygamberimiz dünyada ellerinden nasıl sular fışkırtmışsa Şeyh Şerafettin'in de aynı o şekil ellerinden su gelmeye, su akmaya başlayınca, hemen oradaki zatlar da "Büyük evliyadır Şerafettin Dağıstani, birazcık bereketlenelim ondan" diyerek Şeyh Şerafettin'in eline yapışmışlar ve parmaklarından çıkan o suları içmişler. Ölü Şeyh'in parmaklarını emen müslüman hiç iğrenir mi?





Vefik Sami 24-01-2017 12:55

Valla bu "kerâmet" denilen husus ile insanların bencilliği arasında sıkı bir bağlantı olduğunu fark ettim. Kerâmet; daha ziyâde İslâmi literatürde çok kullanılan bir kavramdır. Kendilerine "Evliyâ" denilen zâtlardan zuhur ettiğine inanılan fevkalâde hâller için yapılan bir betimleme. Peygamber aracılığı ile gerçekleşirse "Mûcize" diyorlar. Bahse konu "Mûcize-kerâmet" hikâyelerinin zihinsel olarak bazı insanları teskin edici özeliği var. Bunların olabileceğine çok inanan insanlar, aynı durumla bir gün kendilerinin de karşılaşabilecekleri umûduyla, rahatlıyorlar. Dinler tarihinden öğrendiklerime bakarsam; bir peygamberin ortaya çıkıp da dünyadaki tüm körlerin gözünü açtığını, tüm kötürümleri yürüttüğünü okumadım. Bu durumda İsrâilde yaşayıp da MESİH ile karşılşanlara ne dememiz gerekir ?

Şanslı mı ?

Sağlam inanç sâhibi birisi, hayâtında şans kavramına yer vermez. Çünki; karşılaştığı her şeyin Tanrı'nın izni ile olduğuna inanır. Bu durumda iman konusunda birileri "seçilmiş" ise bâzı kör ve topallar da "seçilmiş" mi oluyor ? Gerçekten içinden çıkılması zor bir durum.

Ara sıra Hristiyan Forum'a girip, sorulan soruları ve cevapları okurum. Benim gibi inancını aklına vuran birisi "Tanrı sevgidir" geyiğini epey eleştirmiş. Ortaya argümanlar koyup soru sormuş ve cevap istemiş. Romada Hristiyan teolojisi ile ilgili eğitim gördüğünü ileri süren bir zât-ı muhterem de epey "kem-küm"den sonra "Aklımızın ermediklerini imanla kabul ederiz" diyerek son noktayı koymuş.

Ben de diyorum ki, bu cümleyi kurmak için Vatikanda teoloji eğitimi almaya gerek var mı ?

Kaldı ki bu "gerekçe" akla ve mantığa saçma gelen hususlar için kullanılamaz. Sırf ebedi hayata ulaşıp, Cennet'e kavuşmak ve bunun için Tanrıdan "alacaklı" çıkma adına, aklın-mantığın kabul etmediği her saçmalığı Tanrı'ya yakıştırmak "iman" oluyorsa, yemişim ben öyle imanı. İnsan, aklı ve mantığını kullanarak anlayabileceği şeyleri kavrar. Elindeki bilgiler, akıl yürüterek bir sonuca ulaşılmasını sağlamıyorsa, o zaman; "şu anda elimdeki bilgiler sonuç almam için yeterli değil" diyerek muvzûyu bağlar. Misâl; "karadeliklerin varlığını biliyoruz. Ama tüm özellikleri hakkında bilgi sâhibi değiliz" gibi. Önümüze konan her tuhaflığı, imana bağlamak olacak iş değil. İşin daha da ilginç tarafı, başka bir inançla ilgili absürdlükleri son kertesine kadar didikleyenler, benzer hususlar kendi dinlerinde olunca "İmanla kabul ettik" demekteler.

Adam sağken, kendisinden hiç bir olağanüstü durum zuhur etmemiş, ölünce parmaklarından su akmış.
Kime ne yararı var bunun ?

Evliyâ odur ki ettiği hikmetli sözlerden herkes istifade ede. Uzakdoğu filozoflarından Konfiçyüs'ün, Lao Tzu'nun, ilkçağ Yunan filozoflarının öğretileri çağlar sonrasında bile insanları iyiye güzele yönlendirirken, filancanın ölünce parmağından aktığı iddia olunan sudan "kerâmet" diye söz etmek komik ötesi yahu !...

Aklı iptal eden inanç, Tanrıdan olamaz, olmamalı.
Ateistlerin, inancın bütününe yönelik eleştirilerine kartılmamakla birlikte, bu tür iddialarla ilgili olarak getirdikleri eleştirilerde haklı olduklarını anlamaya başladım artık.
Şu fıkra da epey güzelmiş. :D

Alıntı:

sosyalist-R´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 109085)
DİN DERSİNDEN NOTLAR...
- Çocuklarım eğer Dünya Güneşe 1 cm. yakın olsaydı her yer erir, eğer 1 cm uzak olsaydı her taraf donar ve yaşayamazdık.... Allah'ın olduğunu bundan anlayabiliriz.
- Eee iyi de hocam Dünya Güneşe 18 ocakta yakınlaşır(*) 21 Haziranda da uzaklaşır.. Hem de 1 cm değil yaklaşık 2 milyon kilometre... Eeee hiçbir şey olmuyor...
- İşte bu da Allah'ın bir mucizesidir evladım... Otur.. Laubali, ukala...

(*) En yakın olduğu tarih, 3-4 Ocak;
En uzak olduğu tarih ise 3-4 Temmuz.

bilgivehis 24-01-2017 13:57

Müslümanlarda el-etek öpme yetmiyor artık.
Kadın çocuguna şeyhin ayagını öptürüyor.
Muhammed görse herhalde kıskanırdı...

https://www.youtube.com/watch?v=u5Gg5nt6mos

Felâsife 24-01-2017 14:27

Alıntı:

Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 594845)
Valla bu "kerâmet" denilen husus ile insanların bencilliği arasında sıkı bir bağlantı olduğunu fark ettim.

Kerameti gösteren kadar gören de önemli diye bir şey vardır, o yüzden böyle bir şeyi görmek, o kişiyi alır götürür.
Olay Voav! ben neymişime gelir, gördüya sanki o yaptı o kerameti.
Tabi gerçekten gördü mü, yoksa görmek istediğini mi gördü, orasını kimse hesaplamaz.
Ayrıca gören kadar, duyan, duyduğunu anlatan da bundan istifade eder, pastadan payını alır.
Geçen ki paylaşım meselesine gelir dayanır iş, aslında hiç yaşamadığı bir şeyi paylaşırlar.

Adam hacca gider, daha gitmeden sanki Mekke bu geldi diye ayrı bir şereflenmiştir, melekler yere inmiş, atmosferi havası değişmiştir, adeta Kabe buna secde etmiştir, ballandıra ballandıra anlatır.
Az yavaş hacı, alt tarafı turist gibi hacca gidiyorsun, paran var gitmişsin, turistsin, rehberlerin, kafilelerin olmasa kaybolursun, pasaportun olmasa hacılığının bile bir anlamı yok, ne yedin ne içtin onu anlat yemekler nasıl, onu söyle...
Turistsin ötesi yok! :D

Hasılı her zaman hayalin müşterileri olur vesselam.

Vefik Sami 24-01-2017 15:48

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 594852)

Adam hacca gider, daha gitmeden sanki Mekke bu geldi diye ayrı bir şereflenmiştir, melekler yere inmiş, atmosferi havası değişmiştir, adeta Kabe buna secde etmiştir, ballandıra ballandıra anlatır.
Az yavaş hacı, alt tarafı turist gibi hacca gidiyorsun, paran var gitmişsin, turistsin, rehberlerin, kafilelerin olmasa kaybolursun, pasaportun olmasa hacılığının bile bir anlamı yok, ne yedin ne içtin onu anlat yemekler nasıl, onu söyle...
Turistsin ötesi yok! :D

Hasılı her zaman hayalin müşterileri olur vesselam.

Müslüman olarak yaşadığım dönemin son beş yılı Nakşî bir tarikâte intisablı geçmişti. Sohbetlere katılmaya, dinlemeye pek hevesli idim. Genellikle, ikindi sonrası adına "hatme" dedikleri bir toplantı olur, sofiler gözlerini kapayıp bir takım sûre, âyet ve dualar okurdu. Bu esnâda kimi sofilerden tuhaf sesler çıkardı. Önceleri ne olduğunu anlamamıştım. Sorduğumda "Sofinin cezbe hâlidir" dediler. "Bende neden olmuyor ?" diye sorunca da "Onu şeyh efendi bilir" dediler.

Uzun bir müddet bu cezbeli sofilere özene özene katıldım hatmelere. Bir gün benim de cezbeye tutulacağım ânı özlemle bekleyerek. Onca sene geçti aradan; ne cezbe hâli var bende, ne de seyr-i sülûkte gözle görülür bir ilerleme. Sonra, mutad sohbetlerin birinde, konuşmacı bir zât-ı muhterem, "En büyük kerâmet, istikâmettir" dedi. Bu söz âdetâ şimşek hızıyla kendime getirdi beni. Öyle ya; istikâmeti tutturamadıktan sonra, cezbenin, kerâmetin ne önemi vardı ?

Haklarını yiyemem. Oradan da epey öğrendiklerim oldu. Fakat; baktım ki, öğrenmelerim artıyor ama; bende olumlu yönde herhangi bir değişme yok."Ben buraya adam olmaya gelmiştim. Şimdi ise amelî münafık olmuş bulunuyorum" diyerek ayrıldım oradan.

Sonrası mâlûm işte...

Felâsife 24-01-2017 20:09

Alıntı:

Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 594855)
"Ben buraya adam olmaya gelmiştim. Şimdi ise amelî münafık olmuş bulunuyorum" diyerek ayrıldım oradan.

Sonrası mâlûm işte...

:D
Bu aslında hep böyledir, bir şeyi tam yaşamadan, onun boyutları hakkında bilgimiz olmaz.
Olaya tersinden bakınca o söz size ta baştan söylenseydi o etkiyi etmezdi, zira ilk başların beklenti ve hayalleri başka olur, ne zaman ki onlar tüketilir, beklentiler azalır, o zaman onu duyarsınız.

Bu yollarda zamanında kimi bugünün rektörlük derecesinde unvanlarını bile bırakmışlar, yanlış yapmışım, yanlış yoldaymışım diye.
Ama illa sona gelmeden anlaşılmaz bu işler, bu yüzden ben insanlara yanlış yapmışın, bırak o yolu filan diyede çok demem, zira onu illa kendi anlayacak, kendi anlaması içinde, onun içinde epey zaman geçirip yaşaması gerekiyor.

Benim de farklı değil neticede, düşünce orucu diye yazımda uzunca da bahsetmiştim,
"benim doğruya ulaşmam, artık yapacak başka yanlışım kalmadığı için olmuş!?" diye demiştim. :D

Tabi bu anca bir adımdır, tamamı değildir, öteki türlü doğruyu buldum işlem tamam demek, anca kişinin kendini kandırması olur.

Yanlışı anlamak bile bir kriter, bir referans, bir bilgi o yüzden yanlış veya doğru bu açıdan fark etmiyor bile diyebilirim.
Nihayetinde yaşadıklarımızı her zaman en sonunda anlıyoruz.

Sevgiler


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:23 .