![]() |
İstanbul Fethi'nin Mitleri
İstanbul'un fethi üzerine birkaç mit var ama ben özellikle şu gemileri karadan aşırtma mavalı üzerinde durmak istiyorum.
Bilindiği gibi sözümona 72 parça kadırgalı, karadan geçirilmek suretiyle Haliç sularına inmiş ve bunu gören Bizans'lı askerler şok içinde kalmışlar, moralleri bozulmuş. Olayın saçmalığı daha buradan başlıyor. Sen o kadar ağacı kes, yol açmaya çabala da bu uzun hazırlığı Bizanslılar farketmesinler ! Sonra, 72 parça kadırgalı nasıl bir teknoloji ile bir gecede o kadar yol taşınmış, sormak lazım. En iyi ihtimalle her gemiyi 10 dakikada taşısalar ki müthiş kısa bir süre 720 dakika yapar ! İşin imkansızlığı bir yana, gemileri Haliç'e sokmak için daha mantıklı yöntemler varken böyle bir efsaneye sarılmak başta Fatih'e hakarettir. Haliç'in daha içlerinde, Eyüp'te tersane kurup gemi yapmak varken neden bu kadar masraflı ve gereksiz bir işe girişilsin ki ? Hadi onu da geçtik ! Zincir'in bir ucu Bizanstaysa diğer ucu nerede ? Elbet Cenevizliler'de ! Fetih öncesi, Osmanlıların Cenevizlilerle anlaştıkları biliniyor zaten ki anlaşmamış olsalar bile o koca topları kalelerine doğrulttuklarında zincire diğer taraftan müdahale etme imkanları oldukça yüksek, hatta kesin ! İşte böyle safsatalarla hem Yunanlılar yenilgilerine kılıf buluyorlar hem bizler ne büyük işler yapmışız diye böbürleniyoruz. Ama gerçeklerle bağdaşmayan böbürlenmeler gün gelir insanı hayal kırıklığına uğratabilir. Saygılar |
bende eski bir yazımı ekleyeyim.
Masalların gerçek olabileceği ihtimali var mıdır? Tabiki yoktu.r Ama *toplumların zihninde, uydurulan yanlışı ,''doğru'' olarak telakkilendirme sayesinde *''gerçek'' *oluyor. Bu uydurma ''gerçeklerden'' biride Ebu Eyyub el Ensarin'nin kabridir ''Gerçek'' olarak nitelendirilen hikayeyi kısaca hatırlayalım.. ''Yezid'in kumandasındaki , İstanbulu fethetmek için gelen *Arap ordularıyla *birlikte yaşı seksene dayanmış bir ulu zatta gelmiştir. Yezid'le gelen *bu ulu zat! Ebu Eyyub-el Ensaridir. Eyyub'un ''ululuğu'' Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicretinde *Muhammed'e ve yandaşlarına evini açmasından kaynaklanmaktadır. Neyse Yezid'le gelen Eyub el -Ensari , kuşatma başlamadan İstanbul'a yakın bir yerde ahirete intikal etmiştir. Eyüb'ün istanbu'lla ilgili * bilgi *bu kadardır. İstanbul'un kuşatma altında olduğu sırada(Fatih tarafından) *Akşemseddin *''ilahi bir sezgiyle'' Eyüb'ün mezarını bulmuş ve *Fetihten sonraFatih'te onun adına bir cami * ve ''anıt mezar'' yaptırmıştır. Bu camide herkesin bildiği , Eyüp'teki ,Eyüp Sultan Camisi'dir. Şimdi gelelim ''Eba Eyyüb-el Ensari vakasındaki çelişkilere. Yezid 80 yaşındaki Eyüb'ü *İstanbula niye getirsin? Ne bir harp dahisi, nede stratejist bir adamdı..Hadi Yezid *''gelmesini'' teklif etse bile, Eyüb'ün gelmemesi gerekirdi . *Muhammedi gerçekten seviyorsa * bir caniyle (Yezid) niye istanbula gelsin? *o Yezidki muhammedin iki çiğerparsesi olan torunları *hüseyni öldürmüştü, babasıda Hasanı .Eğer Yezid'le İstanbula kadar geliyorsa ,bir menfaat peşinde olmalı, menfaat peşinde değilse, Muhammedin hatırasına torunlarının canına kıyan (babası, muaviyeyle) * *Yezid 'le ne işi vardı? Yezidle gelmemeliydi. Eğer gerçekten geldiyse ya Muhammede olan bağlılığı ve büyük sahabiliği palavradır. Yada, Yezidin işbirlikçisidir. Eyübün İstanbula gelip ,İstanbula yakın bir yerde öldüğü sadece bir rivayettir. Akılcı bir gözle baktığımızda bu vakıa *UYDURMADIR. Şimdi gelelim Akşemseddin'e Bilindiği üzere Akşemseddin fatihin hocasıdır. Fatihi İstanbulu alması için çok teşvik etmiştir. İstanbulu aldıktan sonrada , saraya tarikatçılığı sokmak istemesi dolayısıyla * ''islama fesat karıştıran mel-un'' suçlamasıyla, *Göğnük yöresine sürülmüş ordada 1456 yılında mekan değiştirmiştir. Bu kadar büyük alimi! Fatihin sürmesi *, hem alimliğine, hemde evliyalığına! gölge düşürmüştür.Eğer gerçekten Akşemseddin belgelenmiş bir'' Eyüb mezarı'' bulmuş olsaydı ,Fatih, ona *sürgün cezası vereceğine ,yanında tutar ,ölümüne kadar rahat ettirirdi. !!Eyübün mezarı'' *savaşta ,askere moral verme, taktiğidir. Benim kanatime göre, bu ''mezar'' tezgahı Fatih'le istişare eden, Akşemseddin'in veya Fatih'in fikridir. Ama ,zeka kıyası yaparsak, bu Fatihin senaryosudur. Ama herhalde bu saatten sonra Eyüb'ün mezarına! gidipte ''Burda *Eyüp diye birisi yoktur . Akşemseddin veya Fatih sizi kandırdı'' desem herhalde linç edilirim. __________________ |
bende hep derim yuh be gemileri karadan yürütme masalına nasıl inbanıyorlar diye ama inanmak istiyorsa bu millet daha nelere inanırlar bilmem...
|
|
Cem in açtığı başlıktaki yazılar, bencede çok önemli.
resmi ideolojinin tarihçileri tarafından ısrarla, tarihi olaylara ikiyüzlülükle bakmamız isteniyor. Bu fetih-işgal konusunu bendeniz le tartışmıştık bir süre önce. umarım cem in yazısını okursa, birşeylerin farkına varacaktır. sevgiler |
ulubatlı hasan'a (doğrusu ,uluabat) uluabat'lılar sahip çıkmaktadır.köyün meydanında
bir ulubatlı (uluabatlı) hasan heykeli bulunmaktadır uluabat ,bursanın karcabey ilçesine bağlı apollon (uluabat) gölünün kıyısında bir köydür. |
Ulubatlı Hasan kurguya göre yeniçeridir değil mi.? evet yeniçeridir. Öyleyse Ulubatlı Hasan tabii eğer yaşamışsa böyle bir kişi hristiyan bir ailenin çocuğu yani devşirmedir. Bir gayritürkü, küçük yaşta zorla müslüman edilmiş gayrimüslim bir ailenin çocuğunu dayanak yaparak Türk kahramanlığına gönderme yapılması tamamen ironik bir durumdur.
|
Alıntı:
ne olduğunuda merak etmez. onlar sadece büyük ''kahramanlarla'' ilgilenirler. çünkü menkıbeleri anlatılan ''kahramanlar'' 24 miyon km kareye ulaşmış bir mülkün evlatlarıydı. 784bin km.kareye sıkışmış bir toprakta yaşayan torunlar, ezilmişliklerini bu kahramanlar sayesinde , tedavi etme peşine düşmüşlerdir. 1699 dan sonra toprak kaybetmeye başlayan osmanlı, sonunda yıkılmış ve perişan olmuştu. hala bu satvetli günlerin hayaliyle yaşamak, bir övünç kaynağı olmuştu, ardıllarına. bu yüzden her (dışardaki) futbol maçında sağlanan galibiyet, bu mağduriyetten kalma bir hınç alma psikozudur. (nasıl geçirdik ) ecevit'e verilen ''kıbrıs fatihi'' ünvanıda, aynı duyguların bir tezahürüdür. 1699 dan beri (hatay hariç) ilk defa yeni bir toprak parçası almıştık. yani fütühat yapmıştık. işte bu fütühat duygularından dolayı ,kangren haline dönüşmüş ''kıbrıs meselesini'' bir türlü çözemedik. (yahut çözmek istemedik) laf nerden nereye geldi, ama şu bir gerçekki (gidenler bilir) kıbrıstaki soydaşlarımız bizi hiç sevmezler (itiraz eden olursa ,nedenlerinide açıklarım) |
sevgili özgür beyin;
Kıbrıs'taki insanlarımızın bizleri neden sevmediği hakkındaki tezlerinizi öğrenmek istiyorum gerçekten de.Bana bu biraz önyargıymış gibi geliyor.Eee, hazır TD sitesindeyiz, tabuları yıkmaya başlamışız.Bu önyargıdan dem vurmamak da olmaz şimdi, değil mi ama? sevgiler |
Alıntı:
Sevgili İmhotep; Ağaç kesip yol açarken Bizanslılar farkedecek de Eyüp'te tersane kurup gemi yaparken farketmeyecekler mi? Sonra kadırga imal edecek bir tersane kurmak ve onlarca gemi inşa etmek basit mi? Bir gecede 72 kadırgayı yürütürsün Haliç'e ama 72 kadırgayı 72 ayda yapamazsın Eyüp'te kuracağın tersane ile. Karaköy ile Tepebaşı arası 2 km.dir yaklaşık olarak. Bu mesafenin yarısı yokuş yarısı düzdür. 100.000'den fazla askerden, 10.000'i bu işle görevlendirilse, peşpeşe gemileri Tepebaşına çekip, oradan da Kasımpaşa'ya kaydırmak imkansız birşey değildir. Her gemiyi 10 dk. toplamda 720 dk. şeklinde değil yani. Bir geminin Tepebaşı'na çekilmesi ve Kasımpaşa'ya kaydırılması en az 2-3 saat zaman alır. Ama gemiler peşpeşe çekilebilir. Yani 2-3 saat içerisinde 20-30 geminin çekilmesi mümkündür. Ayrıca bu 72 sayısı doğru olmayabilir. O kadar fazlasına gerek yok. Amaç İki yakadaki orduyu birleştirmek ise 15-20 gemi de yeterli. Belki de bu gemilerin karadan yürütülmesi uydurmadır. Ama yapılamayacak birşey değildir. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:11 . |