![]() |
Nazim'i rahat birakin...!
"Nazım Hikmete İadei-İtibar için kollar sıvandı" (Basın)
Siz efendiler.. Kağıt üzerinde Bizden biri değil deyip itmiş olsanızda Nazım her zaman biz kadar bizden biriydi sizden daha çok bizden biriydi. Düne kadar politik çıkarlarınız uğruna " Hain" diye baktığınız ve bugün yine politik çıkarlarınız için "İtibarını iade"den söz ettiğiniz adam,Hiç bir zaman sizlerin iade edeceğiniz itibara muhtaç olacak kadar itibarsız olmadı. mezarını taşımaktan söz ediyorsunuz Aydınların,Yurtseverlerin mezarlarına bile saldırılan bir Ülkeye Onunda mezarını getirmekten söz ediyorsunuz,Hangi hakla..? O bizim edebiyatımızda,Dünya edebiyatında,Düşün dünyamızda "başucunda bir çınar" İtibar içinde ,huzur içinde yatıyor. Ne sizlerin iade edeceği itibara,nede verilecek bir avuç toprak parçasına Muhtaç değil.Çünkü o vatan hainliğine hala devam ediyor. "Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. |
Bu hatadan geri dönüştür.
Bu bir özürdür. Geçmişin hengamesinde yaşanamamış yaşantılara Karşı bir duruştur. Kim isterdi ki, Bedendeki cevherin çıkışını Kim? Diyebilir, doğduğun toprağa dönemezsin ki. Bırakın da bari biz onsuz kalmayalım. Ceset için değil diri içindir mezar. Mezarına bari bakalım. Geçmişi ancak bu paklar. |
Bırakın da bari biz onsuz kalmayalım.
Ceset için değil diri içindir mezar. Mhmd abim.. Yozluğun ,yobazlığın ayyukta olduğu bir vatan burası.. Bilirizki mezarlara bile saldırır,insanlık nasipsizleri. yapmadılarmı...? İçimiz sızlamayacakmı iğrenç eller uzandığında Mezarına. Koruyabilecekmiyiz.. rezil olmayacakmıyız dünya aleme.. |
Rezil her yerde rezil, değerli mep
Değil sadece ölüye, diriye bile rezil. Kızılderili, Aborjin, Yahudi öldürülmedi mi? Hiç yokken sebep Dünün eğilenleri bugün der bana ezil. Korkmayalım yurt onun da yurdu. Bizi kucakladığı kadar kucaklar çınar onu Köklerinden ayrı kaldı. Gölgesi sarsın onu. |
Nazım sadece benim değil herkesin şairi, bu milletin şairi, namuslusu, namussuzu, hırsızı, uğursuzu, kahramanı, haini, cesuru, korkağı, oruspusu, pezevengi, dinsizi, ateisti, dindarı, şeriatçısı
karayılan, Karayılan olmazdan önceyi anlamadan olmaz. birinci bap yil 1918-1919 ve karayilan hikâyesi ateşi ve ihaneti gördük ve yanan gözlerimizle durduk bu dünyanın üzerinde. istanbul 918 teşrinlerinde, izmir 919 mayısında ve manisa, menemen, aydın, akhisar : mayıs ortalarından haziran ortalarına kadar yani tütün kırma mevsimi, yani, arpalar biçilip buğdaya başlanırken yuvarlandılar... adana, antep, urfa, maraş : düşmüş dövüşüyordu... ateşi ve ihaneti gördük. ve kanlı bankerler pazarında memleketi alaman'a satanlar, yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar düştüler can kaygusuna ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından karanlığa karışarak basıp gittiler. yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet, en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat, dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat, iki kat soyulmamak için. ateşi ve ihaneti gördük. murat nehri, canik dağları ve fırat, yeşilırmak, kızılırmak, gültepe, tilbeşar ovası, gördü uzun dişli ingiliz'i. ve aksu'yla köpsu, karagöl'le söğüt gölü ve gümüş basamaklı türbesinde yatan büyük, âşık ölü, şapkası horoz tüylü italyan'ı gördü. ve çukurova, kıyasıya düzlük, uçurumlar, yamaçlar, dağlar kıyasıya ve seyhan ve ceyhan ve kara gözlü yürük kızı, gördü mavi üniformalı fransız'ı. ve devam ettik ateşi ve ihaneti görmekte. eşraf ve âyân ve mütehayyizânın çoğu ve ağalar : bağdasar ağa'dan kellesi büyük mehmet ağa'ya kadar, düşmanla birlik oldular. ve inekleri, koyunları, keçileri sürüp, götürüp, gelinlerin ırzına geçip, çocukları öldürüp ve istiklâli yakıp yıktıkça düşman, dağa çıktı mavzerini, nacağını, çiftesini kapan ve çığ gibi çoğaldı çeteler ve köylülerden paşalar görüldü, kara donlu köylülerden. ve bizim tarafa geçenler oldu tunuslu ve hindli kölelerden. ve türkistanlı hacı ahmet, kısık gözleri, seyrek sakalı, hafif makinalı tüfeğiyle dağlarda bir başına dolaştı. ve sabahleyin ve öğle sıcağında ve akşamüstü ve ayışığında ve yıldız alacasında geceleyin, ne zaman sıkışsa bizimkiler, peyda oluverdi, yerden biter gibi o ve ateş etti ve düşmanı dağıttı ve kayboldu dağlarda yine. ateşi ve ihaneti gördük. dayandık, dayandık her yanda, dayandık izmir'de, aydın'da, adana'da dayandık, dayandık, urfa'da, maraş'ta, antep'te. antepliler silâhşor olur, uçan turnayı gözünden kaçan tavşanı ard ayağından vururlar ve arap kısrağının üstünde taze yeşil selvi gibi ince uzun dururlar. antep sıcak, antep çetin yerdir. antepliler silâhşor olur. antepliler yiğit kişilerdir. karayılan karayılan olmazdan önce antep köylüklerinde ırgattı. belki rahatsızdı, belki rahattı, bunu düşünmeğe vakit bırakmıyordular, yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi ve korkaktı bir tarla sıçanı kadar. yiğitlik atla, silâhla, toprakla olur, onun atı, silâhı, toprağı yoktu. boynu yine böyle çöp gibi ince ve böyle kocaman kafalıydı karayılan karayılan olmazdan önce. düşman antep'e girince antepliler onu korkusunu saklayan bir fıstık ağacından alıp indirdiler. altına bir at çekip eline bir mavzer verdiler. antep çetin yerdir. kırmızı kayalarda yeşil kertenkeleler. sıcak bulutlar dolaşır havada ileri geri... düşman tutmuştu tepeleri, düşmanın topu vardı. antepliler düz ovada sıkışmışlardı. düşman şarapnel döküyordu, toprağı kökünden söküyordu. düşman tutmuştu tepeleri. akan : antep'in kanıydı. düz ovada bir gül fidanıydı karayılan'ın karayılan olmazdan önceki siperi. bu fidan öyle küçük, korkusu ve kafası öyle büyüktü ki onun, namlıya tek fişek sürmeden yatıyordu yüzükoyun. antep sıcak, antep çetin yerdir. antepliler silâhşor olur. antepliler yiğit kişilerdir. fakat düşmanın topu vardı. ve ne çare, kader, düz ovayı antepliler düşmana bırakacaklardı. «karayılan» olmazdan önce umurunda değildi karayılan'ın kıyamete dek düşmana verseler antep'i. çünkü onu düşünmeğe alıştırmadılar. yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi, korkaktı da bir tarla sıçanı kadar. siperi bir gül fidanıydı onun, gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzükoyun ak bir taşın ardından kara bir yılan çıkardı kafasını. derisi ışıl ışıl, gözleri ateşten al, dili çataldı. birden bir kurşun gelip kafasını aldı. hayvan devrildi kaldı. karayılan karayılan olmazdan önce kara yılanın encâmını görünce haykırdı avaz avaz ömrünün ilk düşüncesini . «ibret al, deli gönlüm, demir sandıkta saklansan bulur seni, ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.» ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp bir tarla sıçanı kadar korkak olan, fırlayıp atlayınca ileri bir dehşet aldı anteplileri, seğirttiler peşince. düşmanı tepelerde yediler. ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp bir tarla sıçanı kadar korkak olana : karayilan dediler. «karayılan der ki : harbe oturak, kilis yollarından kelle getirek, nerde düşman varsa orda bitirek, vurun ha yiğitler namus günüdür...» ve biz de bunu böylece duyduk ve çetesinin başında yıllarca nâmı yürüyen karayılan'ı ve anteplileri ve antep'i aynen duyup işittiğimiz gibi destânımızın birinci bâbına koyduk. |
Önce itibarı iade edilsin, yeniden vatandaşlığa geçirilsin.
Mezarının taşınması için henüz erken. "Bakın toprak bile kabul etmiyor" hilelerine girişecekler çok memlekette. |
Nazım Hikmet, Vatan Hainliğine Devam Ediyor Hala.
Vay be vay anasını be Vay benim ellerimde serpilip gelişen hayat Vay benim Aydınlık düşlerime Saplanan hançer Vay benim puslu yollarında Düşüp kalktığım yurdum. Düşmüşüz iki kollu uçurumun İki sarkık yanına. Yüzlerini ayaklar altına almış İnsanlar yürüyor Kendi göğünden uzak uçurumlara. Zulmün pençesine düşmüş özgürlüğüm Can telef etmekte Sanayi yollarında Nazım Hikmet Vatan hainliğine devam ediyor hala. II Bugün Yüzüncü yaşına ayak basıyor Nazım Sakın demeyin ha Ölümden sonra yaş mı sayılır. Sayılır lan sayılır Adam gibi yaşayana ölüm mü olur. Onlar Tek duvaklı gelinin Gerdeğine girer gibi Girdiler toprağın koynuna Hücre hücre sararak yurdu. Ölümsüzlüğe kulaç atarak Aştılar ölüm denizini. Onlardan bir çığlık kalır Sokaklarda yansıması dinmeyen Ölümsüzleşirken sevda Ölümsüzleşir isyan. Yıllar öncesinin yansıması Çınlıyor kulakları da Amerikanın yarı sömürgesiyiz Diyor Nazım III Ustaya hırlaşıyor Kan buğusunda dişlerini ısıtanlar Salyalı dudaklardan Dehşeti dökülmekte yaşamın. Çok şükür, çok şükür Ölsem de gam yemem gayri Sonunda kurtulduk yarı sömürgecilikten Şimdi Tam sömürgesiyiz Amerikanın. Emek işkenceye mahkum Umut dar ağacında Yargısız katledilmekte hayat Şimdilerde Deli dolu akıyor koyağında sular Başlarını çarpa çarpa taşlara Nazım Hikmet Vatan hainliğine devam ediyor hala. Bir dolar bir buçuk milyon Efendilikten kurtardık köylüyü Kölesi yaptık yoksulluğun İzavura lar bize ağlıyor şimdi IV Bütün kirlenmelere Kapattıkça kapılarımızı Alıcılarımızdan girdiler Odamızın sıcaklığına. Önce kültürlerimizi yozlaştırdılar Sonra çaldılar duygularımızı Gün geçtik çe Kendi maymununu yarattı sermaye. Haber dediler Pisliklerini döktüler eteklerinden Kim kiminle yatmış Kimin şeyi kimin neresinde Piç ettiler yaşamı. Piç ettiler serpilip gelişen hayatı Şimdi Medya maymunlarının Salyalı dudaklarından Hortumlananm kanı dökülmekte Emekçi halkımın. İki bacak arasına asılmış sevda. Yoksulluğun_ _Bekareti satılmakta otel odalarında. Şose boylarında aç kadın Doyurabilmek için bebesini Sarkık memelerini okşatmakta Yüzünü yitiren insana. v Fabrika kapılarında Makina lar dan değersiz Kendi mezarına kazmakta emekçi. Kul edilmiş insanlık kula Nazım Hikmet vatan hainliğine Devam ediyor hala. Vay be- vay anasını be Tükürmeli böyle yaşama Nereden nereye geldik böyle. Vay benim Çürümüş damaklarımda Kırılıp dökülen dişlerim Henüz çiğnenmeden çalınmış lokmam. Vay benim omuzdan düşen kolum Vay benim bir defa bükülüp Bir daha doğrulmayan belim. Nereye böyle ayaklarım Niçin susarsın dillerim Neden görmezsin gözlerim Baksana, duysana, görsene Nazım Hikmet vatan hainliğine Devam ediyor hala. VI Nasırlanmış Çatlak derisinden Kanımı sızdıran Ellerim Bırak yazma gayrı Yarına kalsın güzel sözler Sevdalar aşklar Tutkularım aydınlık özlemim. Sakın ha Abidin Sakın çizme Mutluluğun resmini. Hele bir sürelim maviye yelkenleri Hele bir varalım gelecek o günlere Sakın ha Abidin.. Bir umudum kalsın yarına Bak gül yanaklı bebesini emziren Anneler Zehir içiriyor bebesine. Sarı balık yitirdi rengini Sakın ha Abidin... Bu kahır öldürsün beni... Çizersen Çürütürler mutluluğu Kırılır direncim Gelecek nesle kalsın Mutluluğun resmi. VII .. Biraz daha bekle be Abidin Hele bir hanımeli açsın Tanyaların çığlıkları açsın balkonlarımızda. Güneşe başkaldırsın Utancını kasketin altına saklayanlar Gözden kaçan gerçeğin Dile düşen adıdır isyan. Hasret yangını Dudaklarımdan Özgürlük türküsü dökülsün hele bir. Hele bir Yürek diretilsin Diş bilensin Yarınsız kalışlara. Kırılsın bilekte zincir Yıkılsın hücreler Sevdam ulaşsın bulutlara Baksana Abidin... Nazım usta Vatan hainliğine Devam ediyor hala Vııı Özgür bir dünya düşlerken Hortumlandı damarımda kan. Emek yenik düştü Kasalarını vatan sayanlara Afrikalılar gibi yaşıyoruz da Avrupalaştık diyoruz. Kendi kabuğuna çekilmiş Cevahir yürekliler. Sarhoş ağızlara yenik düşmüş Direniş türkülerim. Barlar pavyonlar Devrimci tüketiyor Kafatasçı üretiyor Salyalı dudaklarda sarhoş naralar. Umut ayaklar altında Emek katlolmakta fabrikalarda Nazım Hikmet vatan hainliğine Devam ediyor hala... IX Yüz yıllık Bir direniş türküsü Nazım Bazen şiir olur Bazen türkü Bazen kaygısıdır kan içicilerin. O şimdi Başı göklerde bir çınar. Çalamamışlar güneşini. Rüzgarlara bırakmış şiirlerini. Onun türküsü gelir uzaklardan Rüzgarın kanatlarıyla. Dağlar türkü söylüyor Nehirler ağlıyor Kalemim- Pis yüreğine Dalıp dalıp çıkıyor. Kahpeliğin ırkçılığın Ve satılmışlığın Yüreğimde sevdası Nazım'ın Ellerimde isyanı. Yıllanmış bir çınarbaşı yıldızlarda Yüzüncü yaşında. Vatan hainliğine devam ediyor Nazım Hikmet RAN hala....... Abdullah Oral |
Vatan Haininin Vatanı
Biliyorsunuz son zamanlarda devletle ilgili teorilerde yeni tanımlamalar güncellik, geçerlilik kazanmıştır. Tarih kadar eski gerçeklerin son zamanlarda teorileştirilmesinin nedeni, komünizmin “alt edilmesi”, komünistlerin “önemsizleşmesiyle” yakından bağlıdır.
Eskiden “derin devlet” diyeni döverlerdi. Şimdi işler değişti. Peki, nasıl değişti? Komünizm devreden çıkarılınca, ona karşı kurulmuş derini de ayak bağı olmasın diye tasfiye etmek gerekti. Ee, kolay mı? Adamı yıllarca besleyip büyütmüşsün; kullanmış, kullandırmışsın; içerde aydının, gazetecinin, sendikacının üstüne, dışarıda akıl almaz işlere salmışsın, kolay değil tabii. Yine de tasfiye şart. Zaman öyle gerektiriyor. Ama senin aklında başka bir soru, tilkinin kuyruğu gibi dolanıyor: “Yeri neyle doldurulacak?” Bu kullanılmış malzemeyi tasfiye edip bir başka mecrada, bir başka derin gerekmez mi? Gerekir. Derinsiz devlet mi olurmuş! Hem şu tasfiye işi başkalarının da tasfiyesine yarasa fena mı olur? *** Bu arada yapılacak başka işler var. Zorbalığı daim kılmanın, hasmı, muhalifi tasfiye edebilmenin yolu sıkı demokrat görünmektir. Ama sen bunun ustası değil misin zaten, takıyye mektebini başarıyla bitirip master diplomanı oradan almadın mı? Birinci koşul, soldan çark liberalleri iyi kullanacaksın. İkinci koşul, mademki komünistler artık en azından şimdilik tehlike değil, onların bayraklarını ellerinden alıver gitsin. Yıllar önce seninkilerin vatandan kovdukları Nâzım’a Türk vatandaşlığını geri ver, olsun bitsin. *** Ama bilmediğin bir şey var senin. Şairler tekin değildirler. Hele Nâzım hiç tekin değildir. O dokunanı yakıyor. Onu yazdıklarından, yaşadıklarından, eyleminden, hayatından soyutlayıp yeniden vatandaş yapmaya kalkınca, hiç kimsenin soru sormasına gerek yok, soruları Nâzım kendisi yıllar öncesinden soruyor: “Hangi vatanın vatandaşlığını verdin bana sen? Şu çiftliğiniz olan vatanın vatandaşlığını mı? Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindeki vatanın vatandaşlığını mı? Şose boylarında açlıktan geberilen vatanın vatandaşlığını mı? Fabrikalarınızda işçilerin al kanının içildiği vatanın vatandaşlığı mı? Mızraklı ilmihalli, polis coplu vatanın vatandaşlığı mı? Amerikan üsleri, Amerikan bombası dolu olan vatanın vatandaşlığı mı? Kokmuş karanlığınızdan bir türlü kurtulamadığımız vatanın vatandaşlığı mı? Böyle bir vatanın vatandaşlığını istediğimi kim söyledi size? Benim nasıl bir vatanın çocuğu olduğumu şiirlerimi okuyarak, ama sahte gözyaşlarıyla değil, adam gibi okuyarak anlayacaksınız. O zaman anlayacaksınız ki, o sizin vatanınızla bir ilgim yok benim, vatan hainliğine devam ediyorum ben hâlâ.” *** Gerçekler böyledir. Hem bir şey söyleyeyim mi size, şimdi kimi gazetelerin yazdığı gibi Nâzım’a “itibarı iade” edilemez. Onun itibarı daha siz onu zindana tıktığınızda, insanlar şiirlerini elde ele dolaştırıp yasaklarınızı çiğnediklerinde, sizin hayal bile edemeyeceğiniz kadar yüksekti. Afrika’dan Çin’e, Amerika’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Asya’ya, hiç bilmezsiniz ne kadar yüksekti onun itibarı. Neyi iade edeceksiniz ki siz ona? Biz hep bilirdik, şimdi herkes biliyor; artık her devlette birden fazla devlet var. Öyleyse birden fazla da vatan vardır. Nâzım kendi vatanının vatandaşlığını hiçbir zaman yitirmedi. Siz şimdi, derin operasyonlarınızı rahatça yapabilmek, kendi derinlerinizi örtmek için onu kullanmak, bir derinden bir derine geçerken kendinize yontmak istiyorsunuz. Ama o kadar imkânsız ki bu. e-posta: guray@cumhuriyet.com.tr 15 Ocak 2009 - Cumhuriyet |
Ölmeden önce Türkiye'ye dönseydi acaba başına neler gelirdi. Diri diri toprağamı gömerlerdi, taşamı tutarlardı. Bugünlerde herkes Nazım hayranı olmuş, şiirleri hiç umalmadık yerlerde okunuyor. Nazımı taşa tutacak kişiler şimdi Mezarını Türkiye'ye getirmek istiyorlar, adamı bari mezarında rahat bırakın.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:13 . |