İşte ben de spekülasyon yapıyorum.

Evrimin normal olarak insanı yaratmış olması mümkün. Yani bu noktada insanı diğer türlerden farklı kılan gelişimi alet yapma tekniğindeki gelişiminden ibaret olup hemen hemen tüm canlılarda kısıtlı olmakla birlikte kendilerine özgü fakat son derece yetkinleşmiş örgütlenmelere sahip oldukları da bir gerçek. Evrimdeki zaman yeterli değil diyemeyiz. Bu atmasyon bir savdır. İnsanın farkı yaşam alanı açısından çok da farklı değildir. Bir uzaylı dünyaya uzaydan baksa mavi bir gezegen görür. Sonra yüzeyinde örgütlenerek yaşayan canlılar görür. Sonra odaklandığında binalarda yaşayan ordan oraya birşeyler götürüp getiren yiyen içen dolaşan insanlar görür. Sonra toprağın içinde aynı şeyleri farklı materyal ve organlarla yeraltına inşa etmiş olan topraktan kuleleri ve yapıları içinde karıncalar görür. Sonra bunların içine bakarsa türlü işlevlere göre özerkleşmiş hücrelerin organizasyonunu görür. Hepsi zaman içinde farklı şekillerde örgütlenip çeşitli işlevlerde özerkleşmiş bir bütün içinde yapılanmalar yaratmaktadırlar. İnsanlığın kentleri ve ulaşımı uzaydan bakıldığında bir yaprağın iletim sistemlerine,bir hayvanın kan damarlarına benzemektedir. Her canlının gelişimi belli alanlarda yetkinleşmiştir. Arılar yuva yapmada ve yüksek frekanslı iletişimde, kediler avlanma organizasyonunda, karıncalar işbirliğinde vs. Yamamı birbiri ile dolaylı yollardan etkileşime girmekte bazen birbirlerine göre biçimlenmekte bazen de birbirlerini taklit etmektedirler. Geniş perspektiften baktığımızda insanın bunun en uzun süreçteki son hali olduğunun ötesinde çok farklı bir niteliğine rastlamayız. O da doğar beslenir büyür ölür bireyselinde ancak oluşturduğu populasyon gelişerek ortama sürekli yeniden uyarlanarak varlığını sürdürür. Aslanın pençesiyle arının iletişimi ve işbirliği ile yaptığını aletleri ve tasarımıyla yaparak hayatta kalır. Yani dışardan müdahaleden ziyade içerdeki dinamiklerin bir sonucu ortaya çıkıp *oluştuğu daha kesindir. Bu evrim sürekli olduğuna göre de dışardan bir yardımcıya lüzum yoktur. İlerde ne olacağını da yaşadığımız koşullar ve kendi değiştirip adapte olduğumuz ve de doğanın değişen dinamikleri ile birlikteki uyum mekanizmalarımız belirleyecektir. Ancak suni olarak evrimi bin yıla sıkıştırmak doğaya bilinmeyen dinamiklerini yok edici ve ihmal edici insanca dar bir müdahale olacağından başarılı olacağını söylemek pek mümkün görünmemektedir. Çünkü gerçek ırmak ile suni kanal biri hızlı ve direk amaca yönelik oluştuğu diğeri kendi iç dinamiği ile oluşmaktadır. Bu noktada evrim de insanın zekasınca anlaşılabilse de, o zekanın oluşumu evrimin iç dinamiğinin dolaysız sonucu olduğundan taklidi aynı sonucu vermeyecektir. Bu yüzden bu tür spekülasyonlar insanın tam anlayamadığı evren ve doğa hakkında kendini aşma arzusundan çıkan ve o arzunun fantastik imgesi olan kendi benzeri türlü varlıklara göndermeler yapacaktır. Ancak bunlar ise sadece hayal gücü geliştirmeye ve farklı bakış açıları aramaya yöneliktir. Evrim konusunda buna lüzum yoktur ancak uzaylılar konusu spekülasyonlara ve her türlü kurguya elbette açıktır. Yine evrim teorisi nedeniyle. Çünkü dünya da zeki tür oluşabilmişse elbette benzer koşullara sahip her gezegende de bizden çok önce ya da sonra hatta aynı anlarda olmuş olabilir. Byük oranda farklı koşullardan ötürü farklı yollardan olsa da.