http://members.tripod.com/MustafaCem.../KAOS/Kaos.htm
Öncelikle sıkılmazsanız yukarıdaki link e bir göz atınız.
“Siz hiç küre şeklinde bulut, koni şeklinde dağ gördünüz mü?”
Mandelbrot
Herşey değişir,
İki artı iki dört etmez,
En kısa mesafe eğridir,
Sistemde meydana gelen sapmalar ve sistemi koruyan istikrar sürekli bir döngü halinde birbirini besler ve yaratır,
Kelebeğin kanat çırpması fırtınaya neden olabilir, güneşin aniden yokolması hiçbir belirgin değişime neden olmayabilir,
Entropi ve kararlılık birlikte işler,
Her şey durmaksızın yinelenir,
Olgular kendi içinde doğrusal determinizm taşısa da karşıtların birliği nonlineer ve öngörülemezdir,
Her şey bozulur,düzensizleşir,
Her düzenli olay çatallanarak kaos a, kaos dan sıyrılarak düzen oluşur,
kaos sonsuzun resmidir,
Hiç bir yol birbirinin aynı, hiç bir benzeşiklik tıpatıp değildir,
Bütün düzenli hareketler belli bir noktada türbülansa girerek öngörülemez olurlar,
Ayrılıkta birlik,birlikte ayrılık mevcuttur,
Herşey birbirinden farklı fakat birbiriyle ilişkilidir,
Rastlantı organik bir zorunluluktur,
Düzen kaos u,kaos düzeni doğurur,
Fraktal doğa kanunu ve kesin geometrisidir,
Sonsuz sonluda,sonlu sonsuzdadır,
doğa insan ve özgürlük fraktaldır,
kaos doğadır ve o yüzden özel determinizmdir,
kaos yani doğa kendi kendini örgütler,
güneş canlıların evrilebilmesini sağlar,
Mutlak düzensizlik de mutlak düzen de yokoluş ve ölümdür; bunların birliği kaos, varoluş ve yaşamdır.
Çevremize baktığımızda eğitim sistemimiz ve yaşam planlarımız için oluşturmuş olduğumuz geometrik biçimlerden hiç birine rastlamadığımızı özetleyen Mandelbrot un yukarıdaki cümlesi kaos teorisinin özünü oluşturmaktadır. Bugüne dek inşa etmiş olduğumuz tüm matematik ve fizik sistemler öngörülebilir kaba ve ideal sistemler olarak oluşturulmuştur. Hatta güvenimizin tam olduğu matematik bile her ne kadar kendisi kaos teorisinin doğumuna neden olmuş olsa da öngörülebilir kaba bir sistemdir. Oysa doğa bizim inşa alanlarımız ve tasarımlarımızın hiç olmadığı kadar karmaşık ve nonlineer yapıda oluşumunu sürdürmektedir.
Her şey aslında sonsuzdur. Doğa sonlunun içindeki sonsuz yinelenmelerin toplamından oluşmaktadır. Kar tanelerinin,salyangoz kabuklarının,örümcek ağlarının, kaynatılmış yağın peteksi yapısının, fırtına ve galaksi sarmallarının,yüksek akıntılı sularda oluşan girdapların, hızlı akan musluktaki türbülansın,organik yapı birimlerinin biçimi daima fraktal geometrik biçimlerdedir.
Örneğin bir kıyı şeridinin uzunluğu aslında sonsuzdur. Ancak biz doğrusal yaşayan insanlar belli noktaları işaretleyerek noktaları düz çizgilerle birleştirir ve ölçeği büyüttükçe seçtiğimiz noktalar arasındaki uzaklığı arttırırız. Böylece çizdiğimiz iki boyutlu haritalar ölçek küçültüldükçe daha girintili çıkıntılı bir hal alır. Oysa *oysa atomaltı belirsizlik boyutuna kadar hiç bir zaman birbiri ardına sıralanmış kum tanelerini oluşturan sıralı dizilmiş partiküller mevcut değildir. Avucunuza döktüğünüz kum ya da su başlangıç koşullarına hassas bağımlılık ilkesi gereği hangi yönde akacağı öngörülemez. Asla iki defa aynı yolu izlemez. Belirsizlik boyutunda kaos hakimdir, onu belirlemek mümkün olsaydı bile bu öngörülemez olacaktır.
Yerşekilleri ve doğa bizim için biçimsizdir. Çünkü biz biçim vermek için onları doğrularla keseriz. Fraktal geometriyi modelleyen bilgisayar programlarımız bile statik ve değişmez özelliktedir. Çünkü hem tüm sapmaları hem de karalılığını belirleyebileceğimiz birebir benzerini üretemeyiz. Yapılarımızın statik halini en çok andıran doğal kristaller bile matematik sistemlerimizden bağımsızdır. Çizdiğimiz fraktal şekiller kar tanesini ya da yaprağı andırsa da gerçek bir yaprağın yanında mekanik bir resimm olarak görünür.
Tüm bunlara rağmen hakim olan kaos betimlenebilir ve üzerinde araştırma yapılabilir. Çünkü kaos doğanın kendine özgü bütünlüğüdür.
Jüpiterdeki kırmızı leke herkes tarafından bilinen bir fenomendir. Uzun yıllar bu dev gaz gezegenindeki gezici lekenin neden olduğunun cevabı kaos teorisi tarafından bulunmuştur. Kızıl leke gezegendeki ayrı bir fırtınadan ya da başka bir etkenden oluşmamıştır. Hızla türbülansa girmiş gaz kütlesinin dolaysız sonucudur. Çok sayıda gazdan meydana gelmiş bir karışım döndüğünde bir bölgesinde genel hareketin tersi olan bir döngü oluşmaktadır. Bu hızla akan bir nehirde akıntıdan izole oluşmuş gibi görünen aslında o akıntının neden olduğu bir girdaptan başka birşey değildir. Yani hızla türbülansa girmiş evrenin herhangi bir köşesindeki dev gaz gezegenlerinde daima büyük bir gezici fırtına burgacı oluşacaktır.
Bu öngörülemez fakat kendi örgütlenmesi içinde *zorunluluk olan sapmalar ve geri besleme mekanizmaları yeni örgütlenmeleri, cansızın cannlı olarak özerkleşebilmesini ve pekiştirici geri beslemenin istikrarı sağlayan dengeleyici geri beslemeyi aştığı zaman çatallanmalar ve kaos a yönelim oluşmaktadır. Ancak bu noktalar yeni bir başlangıç koşulu yaratmakta süreç nitelik değiştirerek devam etmektedir. Yani bir sıçrama gerçekleşmektedir.
Şimdilik bu kadar yazı yeter resimlerle ve link ile idare edin uykum geldi, sonra yazarım
http://www.syti.net/Fractals.html (sürekli resme tıklayınız)