<murat> mesela biri içki içmek istedi, bu irade değil mi?
<Osmanlı_> irade, insanın kendi istemesi
<murat> aynı zaman da düşünce değil mi?
<Osmanlı_> düşünce derken..
<murat> düşünce, istek, içki içmeyi istemek aynı zaman da düşünce değil mi?
<Osmanlı_> evet
<murat> şimdi şu soruyu soracaksın; Bu onların zayıf noktasıdır, diyeceksin ki:
İçki içme düşüncesini Allah yarattığı için mi kul böyle düşündü? Bu kalıbı ezberle,
o "evet" diyemeyecek, neden? Söyle bakalım, neden "evet" diyemeyecek?
<Osmanlı_> özgür irade nerede kalacak
<murat> özgür irade olmaz değil mi? Çünkü Allah'ın yarattığı düşünceyi kul engelleyemez değil mi?
mecbur düşünmüş olur değil mi? Anladın mı?
<Osmanlı_> anladım
<murat> ok, o bakımdan Allah onu yarattığı için düşündüm diyemeyecek. Bunu diyemeyince de ne diyecek
bilirmusun? Şunu diyecek: Sen istersin Allah yaratır.
<Osmanlı_> evet
<murat> sen diyeceksin ki: Ben o istemeyi soruyorum zaten; onu Allah mı yarattı? O hala anlamamış
görünmekde ısrar edecek. Diyecek ki: İşte sen o düşünceyi istersin, Allah da onu yaratır. Bunu belki beş
sefer diyecek. Neden biliyor musun? Yani neden anlamamış görünecek? Çünkü ona bu soru karşısında
ne yapacağı söylenmemişti. Afallıyor bu soru karşısında. Ancak bu işleri daha çok bilenler çıkıyor;
özellikle nurculardan. Onlar birşey buldu diyecek. Onlara da cevabımız hazır. Söyleyim mi ne diyeceklerini
<Osmanlı_> söyle
<murat> Cüzi iradeyi Allah yaratmaz demek onlara zor geliyor. Özellikle nurcular, buna şöyle bir formül
buldular. Cüzi iradeye "var" demekten kaçındılar. Çünkü "var" derlerse, "onu kim yarattı?" diye soracağız ya..
<Osmanlı_> hımm
<murat> bu soruyla karşılaşmamak için emri itibari (varsayılan) derler. SAid nursi bunu da kullanır.
Mesela kul zina yapmak ister, Allah da kulun isteğine göre kulun hareketini yaratır derler, bu temel sözleri ya
<Osmanlı_> evet
<murat> biz de kulun isteğini kim yaratıyo deyince, çoğu afallar zaten. Ama nurcular der ki: "Kulun bu isteği
hem var hem yok hükmündedir" derler. "Dolayısıyla yaratılmaya ihtiyacı yok" derler ve kendilerince çözüm bulmuş
olurlar. Yani "emri itibari (varsayılan) dedikleri bu istekleri, Allah da yaratmaz, kul da yaratmaz" derler.
Böylece kul yaratıcı olmadan, hür iradeyi savunabilmiş oluyor onlara göre; buraya dek anladın mı?
<Osmanlı_> evet
<murat> ok, şimdi emri itibari olayını nasıl açıkladıklarını görelim. Çünkü mantıken bir şey ya vardır ya yoktur
değil mi?
<Osmanlı_> evet, ama mantıken öyledir
<murat> Onlar bu isteklere "hem var, hem yok, varsayılan" diyorlar. "Allah yaratmaz" demek için bunu yaparlar
anladın değil mi? anladın mı?
<Osmanlı_> ikincisini anlamadım, açık yaz
<murat> Şimdi "isteklerimiz var" derse, O isteği Allah mı yarattı? diyeceğiz ya, bu soruyla karşılaşmamak için
hem var, hem yok, varrsayılan diyorlar.
<Osmanlı_> anladım, sende ya vardır yada yoktur diyorsun
<murat> onu diyorum da, bir de bu "varsayılan" olayını şöyle anlatıyolar: Ekvator çizgisi var ya
<Osmanlı_> evet
<murat> Diyolar ki: Ekvator çizgisi gerçekte var mı?
<murat> ne diyeceğiz?
<Osmanlı_> yok
<murat> Diyor ki: Bak, biz ekvator çizgisi diyoruz. Aslında öyle birşey yok. Varsayılan birşey o, bunun
yaratılması gerekiyor mu?
<murat> hayır yaratılmış değil diyoruz. Diyor ki: Cüzi irade de böyle, varsayılan bir şeydir.
<murat> ne dersin bu izaha
<Osmanlı_> ben bir şey diyemem
<murat> kafa karıştırıcı değil mi?
<Osmanlı_> evet
<murat> işte bunlar böyle profesyonel. Çok hazırlıklılar. Diyeceğiz ki: Ekvator çizgisi hakiki anlamda yok
ama senin düşüncen olması yönüyle yok mu? Ne diyecek?
<Osmanlı_> var
<murat> işte sıkıştı, orada kandırma yapıyordu işte. Aslında şöyle de denir; bunlar cüzi iradeye varsayılan diyor ya
<Osmanlı_> evet
<murat> varsayılan mantıken yok demek değil mi? Çünkü varolsa ona var denir değil mi?
<Osmanlı_> evet
<murat> varsayılan madem mantıken yok demek, öyleyse bunlar varsayılan demekle yok demiş oluyorlar.
çünkü onlara göre de hareketlerimizi Allah yaratır.
Yani cüzi irade yok demiş oluyorlar ki, direkt özgür irade yok demeye gelir değil mi?
<Osmanlı_> sana döndü iş
<murat> ok
<Osmanlı_> seninkini savunmuş oldular
<murat> işte özgür iradecilerin en bilgileri bunu der. Çoğu Allah bildiği için yazdı der. Bir tane
daha var. Bunu da en bilgilileri söyler. Anlatayım mı?
<Osmanlı_> buyur
<murat> bunu da kaparsan önün açık. Şimdi bunlar ehli sünnet ya, maturidi ya
<Osmanlı_> evet
<murat> Allah'ın iradesi ezeli derler ve kulların yaptıkları Alah'ın ezeli iradesiyle olur derler
<Osmanlı_> evet
<murat> bu onların temel inançlarıdır. Hatta İmam Maturidi "bunu kabul etmeyenin sözü dinlenmez"
der kitabında. Drum böyle olunca, diyecensin ki: Zina yapanın bu yaptığını Alah mı irade etti?
Önce cevap vermek istemez bu soruya. "Allah irade, akıl verdi" diye konuşmaya başlar. Uzunca konuşur,
neden? Çünkü soru onu sıkıştırıcı niteliktedir. Soruyu unutturmaya çalışır. Sen ısrar edeceksin. Ben
bunu sordum, sen ne anlatıyorsun diyeceksin. Bu sefer eğer şunu derse: "Sen istersin, sonra Allah
irade eder" ya da "aynı anda Allah da diler." Bunu diyen bilgisiz olanıdır. Ona şunu dersin: Allah'ın
iradesi ezeli değil miydi? Buna göre ezelde irade etmiş olmalı. Afallar bu. En bilgilileri kulların
yaptığını Allah'ın irade ettiğini kabul eder. Onu da iyice sıkıştırırsan, yani soruyu (zina yapanın
bu yaptığını Allah irade etmiş miydi?) ısrarla sorarsan; baktı ki daha fazla soruyu savuşturamayacak
en son şunu der: Allah kulun özgür iradesiyle ne yapacağını ezelden bildiği için irade eder. Anladın mı?
<Osmanlı_> evet
<murat> hani bildiği için yazdı vardı ya, bu da benzeri. Başka hiçbir diyeceği yok. Şimdi cevabı
söylüyorum. Onlar Allah'ın hem ilmine, hem iradesine ezeli diyor ya
<Osmanlı_> evet
<murat> "Allah kulunun özgür iradesiyle ne yapacağını bildiği için irade etti" sözü, şu anlama gelmiyor mu
önce bildi, sonra irade etti.
<Osmanlı_> evet
<murat> buna göre irade ezeli olmuyor değil mi? Çünkü bir şeyden zaman olarak sonra olan, ezeli olmaz değil mi?
<Osmanlı_> öyle
<murat> halbuki onlar Allah'ın iradesine ezeli demişti. Çeşlişkiye düştüler.
|