Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 27-04-2009, 19:56
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

EVRİM ÖĞRETİSİ UYGARLAŞMAK İÇİN NEDEN GEREKLİDİR?
Prof. Dr. Ali Demirsoy, Hacettepe Üniversitesi
Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır
Uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yaparsanız nafile, uyandıramazsınız (İndra Ghandi)

Evrim ya da evrimleşme deyince, doğru dürüst eğitilmemiş insanların tümünde, maymundan insanın oluştuğunu savunan görüş çağrışmaktadır. Bu da neredeyse mantığı açısından bugünküne benzer, ancak anlatımları farklı olan, 8.000 yıllık geleneksel görüş ve ezberlere ters düşmektedir. Bu öğretilere göre, insan doğaüstü güç tarafından dünyaya özel olarak gönderilmiştir; dolayısıyla her şeyi ile de farklı olması gerekir. Ancak son yirmi yıldır yapılan gen analizleri, daha önceki bilim adamlarının –insan da dâhil canlıların tümü evrimleşmenin ürünüdür şeklindeki- söylediklerini sayısal olarak desteklemeye başlayınca, dünya, evrim karşıtlarının başına çökmeye başladı. Öyle ki bir şempanze ile bir insan arasındaki genetik benzerlik %99’dan bile fazla; yaklaşık 32.000 genden ancak 300 tanesi farklı. Bu benzerliğin basit bir rastlantı ile olamayacağını Homo habilis bile anlayabilir. Ancak bu yazının amacı evrimsel mekanizmanın doğruluğunu kanıtlamak değil, evrim kavramına ulaşamayan toplumların hangi çıkmazlarda olduğunu sergilemektir.


Doğrusunu isterseniz son bir yüzyılda elde edilen bilimsel gelişmeleri izleyemeyenler –anlayamayanlar ve 8.000 yıldır biat ve köle kültürü içerisinde yetişmiş ve bu kültürü şekil olarak atsalar dahi geleneksel belleklerinden temizleyememiş olanlar için, evrim kuramını anlamak gerçekten zor görünmektedir. Geçmişte köleler bile köleliğin bir Tanrı takdiri olduğuna inanmışlardı. Pek az köle bu kurulu düzene ve ezberci anlayışa karşı çıkarak özgürlüğe giden yolu açmıştı. Evrimciler başka bir tanımlama ile –daha çok tepki çeken deyişle- Darwinistler, köleliğin kutsandığı cahiliye döneminin değil, bilgi çağının ışıldayan kandilleri olmuşlardır. Bu nedenle bir insan ne kadar bilgiyle doldurulmuş olursa olsun, ne kadar günümüz araçlarını ustalıkla kullanırsa kullansın, kâğıt üzerinde her insana puan getiren ne kadar beceriyle donatılırsa donatılsın, özgün, özgür ve bağımsız bir yapıya kavuşmalarının vazgeçilmez koşulu, yani uygar bir insan olmaları ancak ve ancak evrimsel bir mantığa kavuştukları zaman gerçekleşebilmektedir. Buradaki zorluk, yarının evrimsel yaklaşımının bugünkünden farklı olabileceğidir. Çünkü Evrim Kuramı durağanlığı değil, değişkenliği inceleyen bilimin adıdır. Evrim Kuramı, sadece değişenleri değil, değişmenin kurallarını –hem de nasıl başarılı değişim yapılabilirliğini- öğretir.


Bugün hangi bilim dalına bakarsak bakalım, çok büyük bir kısmı son durumdaki görünümü inceler, örneğin sistematik çalışan bir biyolog, yapısal benzerliklerine göre canlıları gruplandırır; bir fizyolog, hücrelerde ya da dokularda neler olup bittiğine bakar; ülkeler coğrafyacısı şu anda o ülkenin durumunu bakar; bir sosyolog o andaki yapıyı inceler; bir tarihçi incelediği zaman kesitindeki toplumun ilişkilerine ve durumuna bakar; bir teolog dininin ortaya çıktığı dönemi nirengi noktası olarak alır. Bu listeyi uzatabildiğimiz kadar uzatabiliriz. Ancak, bütün bunların neden ortaya çıktığını ve gelecekte de neler olabileceğini yorumlayan bilim dalı evrimdir. Bu, bilgi ister, listelenmiş arşiv ister, evrensel bakış ister, bağımsız düşünme yeteneği ister ve en biraz zekâ ve akıl ister… Evrimi anlatmada ve anlamadaki zorluk bu son cümledeki açıklamalarda yatar. Ezberi olan, bir fikre körü körüne bağlı olan, geleneksel anlayışından ödün vermeye yanaşmayan, geleceği yorumlamaktan korkan, yaşadığı olumsuzlukların nedenini arama zahmetine girmeyen, sıkı sıkıya sarıldığı öğretilerin bir anlaşılan bir de anlaşılmayan (anlaşılmayan yönünü öğrenebilmek için mürşit, rehber, şeyh, dini lider peşinde koşan ve onların sömürüsünden bir türlü kurtulamayan) tarafı olduğuna inanan, kendi öğretisinin dışında bir yorum getirenleri lanetleyen ve aşağılayan, öğretisindeki kusurları örtmek için bin bir bahane uydurmayı adet haline getirenlerin, “her şeyimiz iyi de biz ve bizim gibi olanlar niye böyleyiz?” sorusunu kendine bir defa bile sormamış olanlar ve bu bağlamda neden-sonuç ilişkisini yaşam tarzı olarak benimseyemeyenler Evrim Kuramını hiçbir zaman kavrayamazlar. Burada 43 yıllık bir eğitmen olarak bir şeyi de vurgulamadan geçmek istemiyorum: Bilim dünyası, eğitim dünyası, kendini halkına adamış yöneticiler, bir önceki cümledeki söylenenlerin egemen olduğu bir aileden ve bir çevreden gelen çocuklara bilgi vermek ve eğitilmek suretiyle çok fazla değiştirilebileceğine inanıyorsanız yanılıyorsunuz. Dogma bir defa bir körpe beyne yerleşti mi, onu söküp atmanız hemen hemen olanaksızdır. Çünkü beyin bencildir ve en kestirme yolu izleme eğilimindedir. Bir şeyi öğrenmek için çok karmaşık işlemlerden kaçınır; kestirme yolu izleme eğilimi vardır. Çim ekilmiş bir alanın çevresine ne kadar çimlere basmayınız yazarsanız yazın, dikkat edin, insanların çoğu (bunların da çoğunu tutucu çevreden gelenler –örneğin türbanlılar-oluşturur) eğer kestirme ise, yolu kısaltıyorsa, çiğneyecektir. Bunun, galiba en iyi, dünyayı idare etmeyi aklına koymuş ve gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeleri sürekli koltuğunun altında tutmayı amaçlamış emperyalist ülkelerin gizli ve açık strateji merkezleri farkındadır. Demokrasiyi getireceğim diye bir ülkede (Irak’ta) milyon kişiyi katleden bir politika, dünyanın geleceğini etkileyecek petrol rezervlerine sahip çevre ülkelerin gerici eğitimine bırakın müdahaleyi, herhangi bir kınama bildirisi dahi sunmaktan kaçınmaktadır. Hatta üstü kapalı olarak “inanç hürriyeti” adı altında, güya demokrasinin bir gereğiymiş gibi, destek de olmaktadır. Bir ülkede ilkokul çağındaki insanlara neden-sonuç ilişkisini yasaklayan bir dini eğitim veriyorsanız, örneğin Kur’an Kursu açıyorsanız, her şeyi dinle açıklamaya kalkışıyorsanız, üniversite hocalarınız dahi her şeyi bir ayet ve hadis ile açıklamaya kalkışıyorsa, bu öğretinin dışında yeni yollar açabilecek, gelecekteki yeni koşullara uyum yapabilecek yaratıcı düşüncenin yolunu peşinen tıkıyorsunuz demektir.

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla