4. Evrim Kuram’ında olasılık sınırları içinde bulunan, ancak ortaya çıkma olasılığı düşük olabilen rastgele (random) olaylar vardır. Ancak mucize yoktur. Örneğin Kars’tan yola çıkıp Ankara’ya yürüyen bir adamın, çıkış zamanı ve hızı bilinmiyorsa, Ankara’dan yola çıkıp Kars’a yürüyen bir adamla yolda karşılaşma şansı muhakkak vardır; ancak Sivas’a 750 metre kala karşılaşma şansı koşullara bağlıdır ve olasılığı çok düşüktür; ancak mucize değildir. Ancak bu adamlardan biri, Antalya’dan Ankara’ya yürüyen bir adamla karşılaşırsa, onun adı mucize olur. Böyle bir mucize olmuş mudur? Olmuştur ancak gericilerin hayallerinde ve geçmiş mitolojilerinde… Mitler döneminde. Ölen insanlar diriltilmiş, cüzzamlılar bir anda sağlığına kavuşmuş, körler görmeye başlamış, Kızıldeniz boydan boya açılmış, gökyüzüne çıkılmış vs vs. Evrim ise matematiksel olasılıkların bütünüdür. Bu nedenle iki kesim birbirini hiçbir zaman anlayamaz.
Çalışmadan zengin, okumadan âlim, gezmeden gezgin olmaya çalışan bir toplum için mucize tutunacak en önemli öğreti şeklidir. Akşam yatıp sabah zengin olmayı hayal eden bir topluluk neden Evrim Kuramı gibi gerçekçi olmaya yönlendiren bir öğretiye sıcak baksın? Bu kadar güdülecek insanı olan sömürü düzeni kurmuş yönetimlerin böyle bir öğretinin yaratacağı tehlikeyi sezinlememesi mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye’de ve geri kalmış ülkelerde evrim karşıtı kitaplar en iyi kaliteden basılmakta ve parasız olarak dağıtılmaktadır. Bunlar düzenleyenler Afrika’dan bir zamanlar zenci ticareti yapan insanlardan farklı değildir; modern köle yetiştirmektedirler…
Bütün bunların sonucunda ne olmaktadır? Çocuğunu gereği gibi yetiştiremeyen bu insanlar sınava doğru Eyüp Sultan’a giderek kurban kesip dua eder; akşam sabah sigara içip, dişini bir defa bile fırçalamayan bir kesim, yatırlara sağlığına kavuşmak için adak adar; hangi işe başlarsa başlasın çalışma yerine dua etmeyi tercih eder; trafik kurallarına uymaktansa arabasının arkasına Allah Korusun yazdırır; çalışmaktansa şans oyunlarına eğilir, her biri bir bahis olan bilmem ne maçında ilk golü atanı, maçta kaç gol atılacağını, kaç sarı kart kaç kırmızı kart görüleceğini tahmin etmeyle kazanmayı düşünür; zengin kızın fakir delikanlıya aşık olduğu filmlere gider, o tip dizileri seyreder. En son düşündüğü şey alın teriyle çalışıp kazanmadır. Mucize varsa, bunca zahmete ne gerek… Mucize geçmişte birine gelmişse, bana niye gelmesin der… Evrim mantığı bunlara izin vermez; kişilerin hayallerini bozduğu için de sevimsizdir… Evrim yeteneksizlerin ayıklandığı bir sistemi öğretir. Dolayısıyla bize hiç uymuyor.
5. Evrim Kuramı’nda birisi çalışsın diğeri yesin diye bir işleyiş yoktur. Herkes ayakta kalabilmek için bütün gücüyle çabalamak zorundadır. Hatta ilkin canlıların çoğunda yavru bakımı bile yoktur. Beleşçilik evrim mekanizmasının içinde yer almaz. Belirli bir evreden sonra (ana-baba bakımının bittiği noktadan itibaren) herkes kendi rızkını kazanmak zorundadır. Dilenen, başkasının alın teriyle kazınılmış değerlerden geçinmeyi alışkanlık edinen, sırt üstü yatarak geçinen bir işletim Evrim Kuramının içinde yer almaz. Ayakta kalanların egemen olduğu bir yapı vardır. Geliyorsunuz evrim karşıtı toplumlara, yeşil kart kullanan, belediyelerden ve devlet yönetimlerinden yardım adı altında resmen iane alan (esasında oy karşılığı aldığı için rüşvet alan da denebilir), herkese ait topraklara gecekondu kuran, kaçak su, elektrik kullanan, her türlü pisliğe bulaşmış insanların yönetimi belirlediği bir toplum karşınıza çıkıyor.
6. Evrim Kuramı, 13.5 milyar yıl boyunca inorganik evrenin, 3.5 milyar yıl boyunca da organik evrimin süreçlerini ve özellikle bu süreçlerdeki egemen olan ilkeleri inceler. Bunun için bilimsel düşünce ve merak esastır. En iyi bilinen şeyler için bile kuşku duyulması esastır. Her şeyin bir nedeni olduğunu bilir. Doğaüstü güçlerden ziyade, evrenin kuruluş esaslarındaki kuralların kendi arasındaki ilişkilerine inanır. Niçin böyle olmuştur sorusuna yanıt bulmaya çalışır. Yanlışlık yaparsa hiç çekinmeden düzeltme yoluna gider. Bulamadıkları ya da ulaşamadıkları şeyler için –ihtiyat kaydıyla- yorum yapar. Onu doğaüstü güçlere havale etmez.
Bunu yapamayız, bilemeyiz, bizim gücümüz ve zekâmız yetmez ifadesini hiç kullanmaz. Olanak ve gerekli zaman verilirse her şeyi açıklayabileceğini bilir. Bu nedenle ilerlemesinin önünde tek engel vardır, gericiler… Çünkü onlar insanın ancak belirli şeylere kadir olduğuna inanmışlardır. Bu nedenle bilime, bilim adamına güvenmez. Dogmayı ön plana alan her düşünceye öncelik ve dokunulmazlık tanır. Bu nedenle de ne yaparsanız yapın değişemez.
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|