Konuya yeni katıldım, ama konunun yabancısı değilim. Öncelikle, bana göre, "Miras Paylaşımı" ile ilgili Nisa Suresi'nin 11. ve 12. ayetlerinde verilen oranların nasıl verilmiş olursa olunsun, oranların toplamı için, o da VARSA, birkaç kombinasyonla "1" bütünü elde etmek mümkün gibi gözükse de diğer kombinasyonlarda "1"i ıskalamak (1'den küçük veya büyük bir sayının elde edilmesi) açıktır. Buradan oranların nasıl toplanacağı anılan ayetlerde bir kılavuzla birlikte verilmiş olması sonucu çıkar ve bu da yapılmamış olduğuna göre evrensellik ilkesiyle çelişir. İşte Turan DURSUN hocamızın uyarısı bu çelişkiye dikkat çekmek olsa gerektir. Yoksa, bu konunun diğer tarafı bu forumda ve diğer yerlerde daima 2. planda kalmaya layıktır. Çünkü buradaki öncelik; uygulayacıların ayetlerde verilen bilgileri 1-1 olarak, yani oranları değiştirmeden, uygulayabilmesidir. Bu yapılmadığı takdirde ne konuşulursa konuşulsun, boştur.
Peki bu yapılabiliyor mu?
Bu konuda Ata, ilk örneği şöyle rivâyet etmiştir: "Sâd b. Rabi' (r.a.) şehid olmuş, iki kızı, bir hanımı, bir de kardeşi kalmıştı. Kardeşi, malın hepsini alıverdi. Kadın da Hz. Peygambere gelip, "Ey Allah'ın Resulü! İşte Sâd'ın kızları, Sâd öldürüldü, bunların amcası da m allarını aldı." diye durumu arz etti. Peygamber (s.a.v.) de, "Haydi şimdilik git, umarım ki, Allah bu konuda hükmünü yakında verecektir." buyurmuştu. Bir süre sonra kadın yine geldi ve ağladı ve bunun üzerine bu âyet indi. Bundan dolayı Peygamberimiz kızın amcasını çağırdı, "Sâd'ın iki kızına üçte iki ve bunların annesine sekizde bir ver! Kalanı da senin." buyurdu. Ve işte bu âyet gereğince İslâm'da ilk paylaşılan miras bu oldu."
Çözüm: Şu halde bu ilk örneğe göre
(Sâd'ın iki kızına) 2/3 + (bunların annesine) 1/8 = 19/24
ve
(Kalanı da senin) 1-19/24=5/24
olduğundan, bu miras paylaşımı doğrudur. Ayrıca âyetin iniş hikmetinin en önemli yönü, kadınların ve çocukların mirasçılığa hakkıyla katılması ve evlenmenin ister koca ve ister hanım için miras sebepleri içine konması büyük inkılabı ile nicelik ve niteliği mirasçılığın kesin bir şekilde belirlenmesi ve bundan önceki geleneklerin ve hükümlerin hükümsüz kılınması ve yürürlükten kaldırılmasıdır.
Gördüğünüz gibi ilk örnek basit olduğu için miras paylaşımının nasıl gerçekleştiği çok açık bir biçimde görülüyor. Fakat bu örnekten biraz daha zor olan örnekle karşılaştığımız zaman, oranların toplamının 1 bütünü aştığını ve bu durumda ayetlerde bildirilen oranlardan ayrılmak zorunda kalıyoruz.
Örnek 2: 3 kız evlada mirasın 2/3'ü, ana ve babanın herbirine 1/6 ve karısına 1/8 verilirse, miras nasıl paylaşılır?
Çözüm: Bu durumda hemen bir hesap yaparsak;
(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 ) = 27/24 = 1,125
bulunur! Oysa bu sonuç "1,0" olması gerekirdi!...
Bu sonuç oranların hatalı olduğunu göstermektedir çünkü mirasın %112,5'i mirasçılara dağıtılamaz; %100'ün üstünde bir dağıtım yapmak imkansızdır.
Bu hatayı düzeltmek için Hz. Ömer "Avl", "avliye" olarak adlandırılan aldatmaya dayalı basit bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem Allah'ın verdiği oranlardan yola çıkıp bir noktada ufak bir değişiklik yaparak oranların tümünü değiştiren ve toplamı %100 olacak yeni oranlar elde eden bir yöntemdir... Günümüzde islam hukuku miras konusunda bu yöntemi esas alır...
Buna göre, yani "İslam Hukuku"na göre, bu problemin çözümünde ilk olarak paydaların ekoku alınır; ortak payda Ekok[3,6,8]=24 olur ki bu durumda oranların toplamı
(16/24)+(4/24)+(4/24)+(3/24) = 27/24
olarak elde edilir. Fakat İslam Hukukçuları bu problemin çözümü için ortak paydanın bir 3 katını almak suretiyle oranların toplamını
(48/72)+(12/72)+(12/72)+(9/72) = 81/72
olarak elde ettikten sonra toplamı "1" yapabilmek için oranların ortak paydası olan 72'yi 81 ile değiştirirek,
(48/81)+(12/81)+(12/81)+(9/81) = 81/81 = 1,0
sonucu buluyorlar. Oysa bu şekildeki bir hesap matematiksel olarak gereksizdir. Çünkü ilk ortak payda Ekok[3,6,8]=24 iken toplam kesirde aynı işlemi yapmış olsalardı, ilk eşitlikte 24 yerine 27 ortak paydası alınarak,
(16/27)+(4/27)+(4/27)+(3/27) = 27/27 =1,0
şeklinde yine aynı oranları elde etmiş olacaklardı.
Buna göre İslam Hukukçuları'nın burada yaptıkları şey, bu son oranların 3 ile genişletilmesinden başka bir şey değildir. Çünkü 48/81, 12/81, 12/81, 9/81 kesirleri, 16/27, 4/27, 4/27, 3/27 kesirlerinin 3 ile genişletilmişleridir.
Sonuçta bu sonuçla İslam Hukukçuları'nın kesirlerin toplanmasında olmazsa olan yani ortak paydayı bulmakta kullanılan "Ekok" kavramından habersiz oldukları ya da bu kavrama dikkat etmedikleri anlaşılmaktadır.
Tabii ki burada 3 kıza düşen miras payının 16/27 ve herbirine düşen payın da (16/27)/3=16/81 olması açık olmasına rağmen, İslam Hukukçuları'nın herbir oranı 3 ile genişleterek aynı sonuca ulaşmaktadır. Demek ki İslam Hukukçuları ilk ortak paydayı 24 olarak belirdikten sonra 3 kızın herbirine düşen miras payını açık bir şekilde gösterebilmek için, bir de 24'ün 3 katını alıyorlardı.
Oysa M.Ö. 3. yüzyılda Siraküza'da yaşamış mucit-matematikçi
Arşimet, bu işlemi İslam Hukukçuları gibi uzatarak değil en kısa yoldan çözmekteydi. Onun kesirlerle ilgili hiçbir hesabında gereksiz işlem göremezsiniz!
Özetle, İslam Hukukçuları tarafından verilen bu yöntemin, oranların toplamı 1'den büyük veya küçük çıkması durumunda ayetlerde verilen oranlara yaklaşık oranlar alınmakla birlikte, ki bu durumda ister istemez ayetlerdeki saf oranlar değişmektedir, basit ama etkin bir yöntem olduğu anlaşılıyor.