Benim bir türlü anlayamadığım ve bir yaratıcı varlığı ile bağdaştıramadığım konu yaratıcının, yarattığı varlıklara peygamberler ve kitaplar yoluyla ulaşmaya çalışmasıdır. Onları kendine ibadet ettirmek, toplumsal yaşamı düzenlemek, insanları doğru yola sevk etmek amacıyla defalarca peygamberler, kitaplar vs. göndermesi ve her seferinde başarısız olması ‘her şeye kadir’ bir yaratıcı kavramı ile bağdaşmıyor.
Burada, insanların doğru yola gelememesinin suçunu ne insanlara ne de kötülüklerin kaynağı diye bize dayatılan şeytana atabiliriz. Zira ‘güya’ her ikisini de yaratan Tanrı’dır.
Ayrıca toplumsal yaşamın düzenlenmesi sadece kitaplarla, peygamberlerle olacak iş değildir.
Günümüzde toplumsal yaşam, modern hukuki kurallar ile düzenleniyor. En başta anayasa hukuku olmak üzere, idare hukuku, medeni hukuk, borçlar hukuku, ceza hukuku, ceza muhakemesi hukuku gibi birçok hukuk dalı var. Bu hukuk kurallarının günümüzdeki şeklini alması ise asırlar almış. Toplumlar değiştikçe yeni hukuki kurallara gereksinim duyulmuş ve hala duyulmakta.
Bir kimsenin 40 yaşından sonra hayatında karşılaştığı olaylara çözüm getirmek amacıyla Tanrı’nın ayet göndermesi ve bu ayetlerin daha sonra sürekli değişen yaşam koşullarına uygulanmaya çalışılması ne kadar mantıklıdır?
Her şeyi bilen ve her şeyi yapmaya kadir bir Tanrı, hayatın sürekli değişken ve yeni ve ihtiyaçların ortaya çıktığı bir süreç olduğunu bilmiyor mu?
Sadece bir kitap ile bu iş halledilebilir mi?
Tanrı bir kitap gönderdi diyelim. Tanrı’nın gönderdiği bir kitap, bu kadar çelişki içeren bu kadar ne anlaşılması güç, herkesin kafasına göre farklı yönlere çekebileceği bir kitap olabilir mi?
Tanrı bu kadar beceriksiz midir?
Nereden bakarsak bakalım Tanrı’nın, bu şekilde ayetler göndererek dünya hayatını düzene sokmaya, kendisine ibadet ettirmeye çalışması anlamsızdır.
Gerçekten bir Tanrı olsaydı, yöntemi bu şekilde olmazdı bence.
Saygılar.
... ve insan Tanrı'yı yarattı ...
|