Sevgili Ulpian,
Anayasalar eğer toplum üzerinde bir bağlayıcılıkları gerçekten varsa, yani toplum o ilkeleri benimsemişse anlamlıdır. Yoksa tüm yasalar sadece kağıt üzerinde kalır. Örneğin bugünkü anayasada TC'nin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu yazıyor. Peki öyle mi? Elbette değil. Aslolan anayasa yazmak değil, bu haklar için toplumsal bir mücadeleyi tabandan örgütlemektir. Gerisi boş iştir. Önemli olan anayasa yazmak değil, toplumu ortak insanlık değerlerini benimsemesi için harekete geçirmektir. Örneğin İngiltere'nin yazılı bir anayasası yok, çünkü belli başlı ilkeler toplumsal kültüre zaten nüfuz etmiş.
Herşeyi emperyalizme ya da ''dış güçlerin oyunlarına'' indirgeyen yaklaşıma ben de itiraz ediyorum. Ama bu durum, meseleleri değerlendirirken emperyalizm gerçeğini göz ardı etmemize neden olursa çok büyük yanlış yaparız. Emperyalizm hala büyük bir güç. Yok sayılamayacak bir güç. Ülkeleri işgal ediyor, kaynak ve pazarları kapmak için herşeyi yapıyor. Başbakan en son ''NATO'nun Libya'da ne işi var?'' diye diklenmeye kalkmıştı, şimdi TC işgale destek veriyor. Başbakanın islamcı yönelimleri gereği bu işgali istemediği belli ama emperyalist sistem onu buna zorluyor o da boyun eğiyor. Emperyalizm bizim gibi yarı-sömürge ülkelerde içsel bir olgu. Hala ipler, tümüyle olmasa bile, büyük ölçüde onun elinde.
Bir önceki mesajımda herşeye karşın asıl vurguyu emperyalizme değil kapitalist ülkelerdeki sözde demokratikleşmenin solun yok edilmişliğine dayandığını belirterek yapmıştım. Bugün ülkemizde sınıf mücadelesi yok denecek denli cılız ve sosyalist sol da bindelik dilimlerle ifade edilecek denli güçsüz olduğu için burjuvazi rahattır ve demokratikleşme adımları da tümüyle buna dayanıyor. Sınıf hareketi birazcık yükselsin, demokrasinin zerresi kalmaz. Solsuzlukla tarifli bir ''demokrasiyi'' de solun desteklemesi düşünülemez. Bu arada, sınıf mücadelesi sadece sosyalistlerin değil gerçek sosyal demokratların da değerdir. Sınıf mücadelesi yoksa, sosyal demokrasi de yoktur. TÜSİAD'ın anayasa önerisinde sosyal haklar ve emeğin örgütlenme özgürlüğü bakımından hiçbir şey yok. Hal böyle olunca demokrasi açılımları da ancak belli bir kaymak tabakaya hitap edebiliyor.
|