Tekil Mesaj gösterimi
  #8  
Alt 01-09-2006, 13:52
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.701

Onur Üyeliği 

Standart Re: ülkücü arkadaşlar

İnsanlar, yaşam alanlarının koşullarının her yerde aynı olmaması dolayısı ile, yaşam alanının doğasına uygun olaak şekillenmişlerdir. Bu şartlarda görüngüde ve yaşam alanının diğer etmen farklılıklarında insanlarda görgü-biçimsel farklılıklar oluşturmuştur. Buraya kadar her şey normaldir, sra bu farklılıkların adlandırmasına geldiğinde, bir iç sınıflandırmaya girilmektedir ki, bu sınıflandırmada amaç belirteç oluşturmaktır. Sarı, beyaz, zenci, kızıl gibi. Adına ırk diyoruz. Evrensel açıdan düşündüğünüzde varlığı sadece bir betimleme maksatlı olan bu farklılıklar, kimi egoist ve ben merkezci menfi düşüncelerin elinde birer oyuncak geridekiler kurban edilmişlerdir, açıkca ırkçılar insanlığı bir saçmalığa kendi çıkarları için kurban etme telaşındaydılar. Bunlar ırkçı oluyor.

Yine aynı şekilde milliyetler ise, farklı coğrafyada, farklı koşullarda ve farklı gruplar olarak yaşayan insanların geliştirdikleri dilin, toplumsal kültür yada örf ve adetlerinin, diğerlerinden kaçınılmaz farklılığı idi. Buraya kadarda her şey normaldir ve henüz insanlık bir yara almamaktadır. Bunlarda belirteç olarak tanımlanmak zorunda idi, ve ABCD ler, ZKDE ler gibi belirteçler ile betimler oluştu. Adına milliyet diyoruz, ve milliyet kalıcı değil göreceli bir özelliktir, biribirine girer, değişir yada öbürü olabilir, arzu edilen bunun en doğal yollar ile olmasıdır.

Sonra aynı yerden geçen ve herkese yetecek olan bir ırmağa sadece ABCD ler sahip olmak istediğinde, düşünmedikleri tek şey neden aynı su üzerinde diğerlerininde aynı haklarının olup saygı duymaları ve kardeşce(aynı tür canlı bunlar) paylaşmaları gerektiği değilde, sadece onların olması, bunun içinde öbürlerinin sürülmesi, yok edilmesi gibi düşünceler oluşmaktaydı. Bu insanlığa uzaklaşmış ama yerine henüz bir şeyi koyamamış, hayvanlaşamayan insanın halleri idi. İnsanlıktan çıkmış ama yerine henüz hayvanlığı bile koyamamış bir haldir bu. Sonra tarihi incelediğimizde görürüzki, insanların doğal koşullarla oluşan tüm farklılık(edinim ve kazanım zenginliği) çeşitli menfi çıkarlar için ayrıcalıklar haline dönüştürülmüştür. Bu damardan ırkçılık, aynı düzlemde dincilik, ve en nihayetinde, burjuva kültür anlayışı ile milliyet faktörüde menfi çıkarlarla katılmıştır bu sahneye. Farklılığın varlığı değildir kötü olan, akisne bu zenginliğin varlığıdır, kötü olan insanların farklılığından ayrıcalıklar sağlamasıdır ki bu sebebi ne olursa olsun, ister din, ister milliyet yada bilemediniz ırk olsun, insana yabancı ve onun doğasına, aynı türdeşliğe aykırı bir durum oluşturur. Aklı başında insan kendini diğer tüm insanlardan daha ayrı görmemeli ve mümkünse ortada ayrıcalıklı ve farklılaşmalı bir dünya var ise kardeşleşme için düşüncesini çalıştırmalıdır. İnsan insandır ve nerde yada hangi toplumsal kültüre doğduğunun(iradesi ile belirleyemez) önemi olmadığı gibi ayrıcalıklarıda yoktur. Dünya herkese yeter, yeter ki insan keçi olupda ormanın filizlerinden yemesin, ve bir gün insan olduğunu ona unutturan herşeyden kurtulsun.

Kendin gibi olmayan ve kendin gibi düşünmeyenleri bertaraf etmek, bunun içinde yok etmek, öncelikle sindirmek düşüncesidir. Bunun adına milliyetçilik denemez, bunun adı faşizmdir.
-Bir öğrenci yurdunda gecenin bilmem hangi saati uluyanları duydunuz mu hiç.
-Uluduktan sonra rahatsız olan var mı diye bağırdıklarında, arkadaşım az sessiz olurmusun uyuyamıyorum diyenin ağzını burnunu kırdıklarını?
-Alt katta yatan bayan öğrencileri rahatsız etmek için(sanki onlar türk değil) odalarında zıplayarak rahatsızlık verdiklerini?
- Satır ve eline ne geçerse insanlara salya sümük saldırdıklarını?
- Sloganın yani temsilin (öz olmayanın) onlar için her şey olduğunu biliyormuyuz? O yüzden girdikleri her yerde varlık nedenlerinin temsil için olduğunu ve böylelikle ego tatmini olduğunu, hiç bir ortamla uyuşamadıklarını, çünkü benimsedikleri tek şeyin temsil ve onlara bunun öğretildiğini...

Peki yurdun kapısından girdiğinizde, görevli size şöyle sesleniyor, beyefendi giremezsiniz.
-nerede yazıyor diye soruyorsunuz
-Camda diyor.
Camdan söküyorsunuz kağıdı yırtıp atıyorsunuz ve bir daha soruyorsunuz, görevli şimdi girebilirmiyim. evet diyor korku ile.
-Evet, akşamları uluyan ulumayanların burnunu, kolunu kıran, zavallı kız öğrencilerin üzerinde tepinerek rahatsız edenler kimler diyorsunuz.
-Kimse çıkmayacak mı, o halde rahatsız edenler göstersin dendiğinde, merdivenleri bulan merdivenden, masayı bulan altına, ayağı bulan ayağınıza kapaklanıyor, bunları yaşadınız mı?

Zalim insan zulmettikleri için korkmaz ama burnu kanayacak olsa 50 takla atmaya razı olur. Çünkü zalimdir, acıma duygusu sadece kendisi içindir ve en kötüsü kendisi kendinden geriye kalanlardan daha yücedir ve burnunun kılı bile onun için değerli iken, bir başka insanın yaşamının hiç bir anlamı yoktur. Zihniyet budur. Slogan atarak, içeriği boş ve insalığa köküyle bağdaşmayan bir temsil ile ancak egosal tatminde bulunabilirler. Onların bu kullanıma açık yönü ise tarihte bir çok yerde layıklarıyla kullanılmıştır, yukarıdaki deli_cevat'ın verdikleri örnekler sadece bir kaçıdır.

İnsan her renkde, her yerde ve her dilde, her dinde insandır. yeter ki insan keçi olupda ormanın filizlerinden yemesin, ve bir gün insan olduğunu ona unutturan herşeyden kurtulsun.