Tekil Mesaj gösterimi
  #4  
Alt 12-03-2013, 15:09
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

- Türkiye'de 2012 itibariyle 83 kadar sığınma evi var. Kanuna göre nüfusu %50.000 ve üzeri her yerde açılmak zorunda. Avrupa'daysa bu oran 7500 ila 10.000 arası.

- Nüfusu 50.000'i aşan 206 belediyeden 181'inde sığınma evi yok.

Maalesef son yıllarda şöyle bir sıkıntı daha gündeme geliyor: Belediyelerin kendi imkanlarıyla açtıkları evler de ''merkezi bir çatı'' altında toplanıyor. Merkezi hükümet şayet, bu soruna pozitif bir bakış açısıyla yaklaşırsa belki olumlu sonuçları olabilir; ancak, şiddet gören kadına ''evine dön'' diyen yahut sorunlu ailelere ''İMAM'' vekalet ettiren ve nihayet ''EV KADINLIĞI ÜNİVERSİTESİ'' kurduran bir hükümetten bahsediyoruz.

Sığınma evlerine kocadan, aileden ve ata-erkiden kaçan kadınlar başvuruyor. Ancak bu kadınlar, yeni giren uygulamayla muhtemel ''yeni baskılara'' ma'ruz kalabilirler. İktidarın atayacağı dindar sosyal hizmet uzmanlarının(?) bu mağdur kadınlara ne gibi telkinlerde bulunacağını ön görmek için mülkiye diploması almaya gerek yok.

Bir şeye dikkat etmekte fayda var:

Sığınma evleri özellikle bazı muhafazakar cenahlarca itibarsızlaştırılmaya çalışılmakta(tıpkı hekimlik ve öğretmenlerde olduğu üzere) Bu zokayı yutmayın dostlar. Taleplerimiz evlerin sayısının, olanaklarının artması üzerine olduğu gibi o kadınların ''özgür ve güçlü'' biçimde kendi ayakları üzerinde durmaya teşvik edilmesi yönünde olmalıdır. Yani hakiki anlamda sosyal devlet anlayışı ve kadını önceleyen bir biçimde.

Aksi halde, halihazırda zaten şiddetten kaçmaya çeşitli sebeplerle cesaret edemeyen kadınların direncini, umudunu vs daha da kırmış oluruz. Sığınma evlerini lütfen ''dayağa, kocaya, erkeğe ve aileye itaati dolaylı da olsa MEŞRULAŞTIRAN'' bir alegori içinde göstermeyiniz.
Alıntı ile Cevapla