Re: Tanrı'nın Evrimi
[b] Tanrı'nın evrimleşmesini, tarih böyle görüyor arkadaşlar.[/b
--------------
* * * * Sayın Nedim Yılmaz
* * * * Tarih degil de siz ya da alıhtıladıgınız tarih böyle görüyor demek daha dogru olacak. İzninizle bazı konularda düzeltmeler yapmak istiyorum.
Tarım, topluluk halinde yaşamaya başlayan insanlar için bir zorunluluktu. Tarım başarmak içinse, gökyüzünün iyi incelenmesi gerekiyordu.
* * * Tarımın zorunlu olması diye bir olay oldugunu düşünmüyorum. Taımsal aşamaya geçmeden dahi yok olan pek çok ilkel toplum örnegi var. Tarımı başarmak için topragı incelemek gerekiyor. Gökyüzünün incelenmesi ise dogadaki dogum ve ölümün mevsimdel döngüsü. Yani takriben Mart sonu ve nisan başlarında dogum ve Eylül sonu ve Ekim başı ölüm. Tarımın başarılması için gökyüzünün iyi incelenmesi gerektiginin şu anki bilgilerimizle bir anlam ifade etmeyebilecegini biliyoruz. Ama nehrin incelenmesi- ki Nil taşkınları gibi - önemli. Tarımın gökyüzünden ilk etapta alacagı pek bir şey yok. Kaldı ki ilk tanrılar hep toprak ana dır. Dişidir. Ve topraktır ya da dogadır. Güneş ve gökyüzü tanrıları tanrı fikri ile gelirler. İnsanlıgın ilk dinsel biçimi totemlerdir. Bunlarda gökte degil yerde bulunan canlılardır. Toplum henüz toplayıcılık ve avcılık aşamasındadır. Evcilleştirme yeni yeni başlamıştır, tarımdan ziyade bahçecilik egemendir. Dolayısıyla gökyüzüne degil yeryüzüne bagımlıdırlar. Gündüz degil gece egemendir. Çünkü güneş karanlıktan, yani aydan ( dişil simge ) dogar. Ve onun için güneş her akşam Yunan Mitolojisinde agıla kapatılır sabah da serbest bırakılır.
Bir yıldız kümesinin gökyüzündeki hareketiyle bitkinin büyüyüp gelişmesi arasındaki bağlantı insanoğlunun ilgisini çekiyordu. O halde yeryüzünü gökteki yıldızlar ve varlıklar yönetiyordu.
* * * * * böyle bir baglantının abartılmış oldugunu düşünüyorum. Belki güneşle ya da ayla baglantı kurmak mümkün, ama diger yıldız kümelerinin ortaya çıkması ve baglantı kurulabilmesi için tanrı fikrinin, sonsuz yaşam fikrinin ortaya çıkması lazım ki sonsuz yaşamın sonsuz yıldızlarda oluştugu fikri ortaya çıksın. Aynı zamanda aslında her insanın bir yıldız ruhu oldugu ve dogunca yıldızdan geldigi ve ölünce yıldıza geri döndügü fikri oluşsun. Halbuki daha totemci aşamadayız ve bu aşamada tarım bahçecilik düzeyindedir ya da hiç yoktur, tanrının ortaya çıkamsı için gereken tarımsal örgütlenme ve bunun getirdigi artı deger ve bunun oluşturdugu sınıfsal sömürüye rastlamak mümkün degil. Tanrı düşüncesi sınıfların varlıgı ile oluşturuldu. Sınıfsal sömürünün olmadıgı bir toplumda tanrıyı da bulamıyoruz. Ancak totemi ve totem ruhunu bulabiliyoruz. Bırakın bu aşamada göksel egemenlik fikrini daha güneş bile kuvvetli bir tanrı degildir ve demin belirttigim gibi agıla kapatılır. Burada sıgırtmaç kültürünün geliştigini görüyoruz. Bu aşamada henüz yer ve toprak daha dogrusu doga egemendir. Anaerkilliktir egemen kültür.
15.000 yıl önce Mısır'da yaşayanlar yıldızlara tapmaya başladılar, gökyüzündeki yıldızlara isimler takmaya başladılar. Saban sürme sırasında görülen yıldızlara "Öküz" ya da "Boğa" yıldızları, aslanların susuzluktan çölden ırmaklara geldiğinde görülen yıldızlara "Aslan yıldızları" gibi isimler yakıştırılmaya başlandı. (Günümüz burçlarının temelleri atıldı )
* * * * *Günümüz burçlarının 12 burçun çıplak gözlemle temeli atıldıgı dogru fakat 15.000 sene kavramı abartılı. Birinci olarak yazılı tarihin İÖ 3.500 -4.000 lerde başladıgını biliyoruz. En eski yerleşim yerlerinin İö 9.000 ile 7.000 arasında Anadolu ile İsrail civarında da bulundugunu biliyoruz. Azami 11.000 sene evvel eder ki aekeolojik buluntularla gene çelişir bu rakam. Kaldı ki tarih öncesi çagdan kalan bu yerleşimlerden bize kalan çanak, çömlek yemek artıkları, kül vs gibi buluntulardır. Yıldızlara tapma konusunda herhangi bir bulgu yoktur. Saban sürme ile gökteki yıldızların da bir alakası yoktur. Ancak gördügü şekillerden bu yıldızların dogadaki benzerlerine uygun isimler taktıkları bilgisi dogrudur.
Zamanla insanoğlu göğün boğasından beklediği gücü yeryüzündeki boğadan da bekler oldu. Bunun gibi bir çok canlı ve cansız şeyi kutsallaştırdı ve insanlar putlara tapmaya başladıl
---------
* * * * * *Gögün bogası Perseus takım yıldızıdır ve çok farklı bir tapım biçimidir. Hırıstiyanlıgın da Essenlilerle birlikre önselidir. Ama gögün bogası olan Perseus un Mitra tarafından öldürülüp koç takım yıldızına geçimi ile yerdeki boga ya da Minatourus tapımının ne derecede alakası vardır bu tartışılır. ( Bunu yazarken ben de kuşkuya düştüm araştırıp bir dahaki yazıda netleştirecegim. ) Pek çok canlı şeyi kutsallaştırmak ise totemizmdir. Put ise tanrının ya da ruhun sadece suretidir ve bir tapım aracıdır, bir simgedir.
* * * * * *Burada çelişki ilkel sürüden bu yana gelen inanış biçimlerinin birbiri üstüne evrilerek devamlılık arzetmesidir. Aslında bir tapımı görürken onun daha eski dönemlere ait inanç biçimlerini de içinde barındırdıgını görmemiz gerekiyor.
* * * * * Sayın Yılmaz affınız sıgınarak bu yazınızın neredeyse her satırının eleştirilmesi gerektigini düşünüyorum. Burada kötü bir amaçtan ziyade eksik bilgilerin tazelenmesi diye bir amacım var. Yer kaplayacagından vakit buladugum ölçüde kısım kısım eleştirmeyi planlıyorum. İnşallah başarırım.
* * * * *saygılarımla
|