Tekil Mesaj gösterimi
  #12  
Alt 26-12-2006, 16:47
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704

Onur Üyeliği 

Standart Re: Yasin 40. ayet icin Yorumlarinizi istiyorum.

Madem konumuzda yer denen dünyada geçiyor ve her ne hikmetse, Allah Ademi en son 6. gün yaratıyor ve yine her ne hikmetse Adem meyveyi yediği için dünyaya gönderiliyorsada birazcık detaya inelim.

Allah Adem'i 6. Günde yaratıyor.
O'nu cennete koyuyor. Cennetde Adem, Allah ile yüzyüze geliyor, Allah Adem ile konuşuyor. Cennette iyilik ve kötülüğü bilme meyvesi var. Yukarıdaki yazımda Tevrat'tan aktardığım bölümde, Cennet denen yerin Tarifi, Dicle-Fırat bölgesi olarak ifade ediliyor. O halde Cennet Dünya'da bir yer. Sümer'i işaret ediyoruz burada(Dilmun(Sümerlerin Cennet şehri ile)

1.Şimdi madem Allah en son insanı yaratıyor, o halde Adem nasıl oluyorda Cennetten kovuluyor? Adem dünyadan daha evvel değil mi?
2. Madem Cennet bu dünyada bir yer nasıl olurda, Adem yaratılmazdan evvel Allah ve Melekleri cennette ikamet ediyorlar?
3. Hayır Cennet dünyadan öncedir deniyorsa o halde illa imtihan için Adem'in Cennette hata yapması sonrasında neden Dünya devreye giriyor ve neden Dünyanın yaradılışından sonra ancak Adem kendisine bir yer bulabiliyor?
4. Cennette imtihan mümkün değil mi?
5. Yer ile Gök birbirinden ayrılıyor, Cennet var iken neden yer ile göke ihtiyaç duyuluyor?
6. Cennet tarifi islam tarafından neden tahrifata uğratılıyor ve neden dahada belirginsizletirilerek, hayali aleme döndürülüyor, Dicle ve Fırat bilinen bir yer olduğu için mi?
7. Gehinnom, Cehennem Gehinnom vadisinde kötülerin cezalandırıldığı ve ölülerin yakıldı kuyu iken, neden İslama MS 7. Yüzyıla gelindiğinde hayal alemine alınıyor, Gehinnom vadisi bu dünyada olduğu için mi? Böylelikle izler süpürülmeye mi çalışılıyor?

İzler süpürülsede süpürüldüğüne dair izler kalıyor. Sonraki kutsal dini inançlar, Sümerler'in Tanrı ve insan yaşantısı, onların dünyayı anlama ve açıklama, teolojik bilgi ve ilahileri ile çatışmak değil kimi yerlerde örtüşmek olarak yansıyor. İslamiyet de ise Zerdüşt inancının etkileride çok fazla görülüyor. İyi ile kötünün savaşı, şeytanın diğerlerine nazaran aşırı ve abartı düzeyinde Şeytanı öne çıkartması gibi. Oysa Tevrat şeytan demez, evvelki uygarlıklar gibi lanetlenmiş yada yüceltilmiş Yılan figürünü kullanır!
Tevrat yaradılış bölüm 1 den gidelim.

"Yar.2: 25 Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı."

Bunu bilmiyorlardı, böyle bir hisleri yoktu çünkü, yasak meyveyi yememişlerdi. İyi ile kötüyü ayırd edebiliyorlarmıydı peki? Mesala meyveden yerlerse bu onlar için kötü olurmuydu? yemezlerse bunu nasıl bilebilirlerdi? İşte bilemezlerdi!? Geliyor;
Yar.3: 3 "Ama Tanrı, 'Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz' dedi."
Yar.3: 4 Yılan, "Kesinlikle ölmezsiniz" dedi,
Yar.3: 5 "Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız."

iyi ile kötüyü bilemeyen, daha utanç nedir bilmeyen insan, nasıl ayırt edebilir ki? Değil mi? Böyle bir suçu işleyemez, işlesede bilemez zaten. (Bu bölümde bir nevi Adem'in Avukatı olduk)

Görüldüğü gibi Şeytan değil, Yılan var burada, çok daha sonraki yüz yıllarda şeytan daha baskın bir karakter olarak yerini alıyor, en çokda islam anlayışında, Zerdüşt inancından etkiler daha fazla kendisini gösteriyor. Şeytanın askerleri, oğulları, orduları var...

Bir üst yazıda Cennetin sulanması konusu, geçmişti. Kısaca şöyle.
Dilmun'da güneş tanrısı topraktan sular fışkırtıyor ve böylelikle Dilmun Tanrıların cenneti oluyor, bir sürü bitki meyve yetişiyor. Kaynak için;
http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/27.php
Aramakda zorlananlar için 14 nolu paragraftır konunun geçtiği yer, yukarıdan aşağı sayabilirler.

"Yar.2: 6 Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu." Buda tevratın ilgili yeri. Şuradan bakılabilir.
http://www.incil.info/incil-eskiceviri/Yar.htm

Şimdi anlaşıldığına göre, Cennet ile Dünyanın kaderi bir, kısaca Cennet dediğimiz yer bu dünyada bir yer. Cehennem dediğimiz yerde bu dünyada bir yer ve çok sonraları hayal alemlerine İslamiyetinde büyük katkıları ile süpürülmeden evvel, ciddi ciddi yaşanan yerlerdi. Mesala toplumsal kurallar gereği, suç işleyenlerin Gehinnom vadisinde cezalandırılması, kuyuya atılarak yakılması, somut bir şeydir. Böylesi ayrımların isimleri faklı olsada, somut gerçekliği bir çok uygarlıklarda olmalıdır, Cenneti olan Sümer'in bu Dünyada Cehennemide olmalıdır mesala. Evet var, Tanrıça Ereskigal'in tahtında oturduğu ölüler ülkesi, yerin altında olan yer; Arallu

Bu bahsi geçelim biraz şeytana eğilelim. O'na İbraniler Satan diyorlar, SamaEL, *AzaEL de denir. Aslında şeytan ölümüde temsil eder. Burada bizi ilgilendiren Arapların en büyük Put Tanrısının ismi neden şeytanda-iblisde geçmez sorusuna bulunan yanıttır. Satan demek, daha doğrusu bu gün şeytan demek bizzat şeytanın adını değil, O'nun özelliğinden hareketle bir tanımlamadır, ancak şeytanın isminin ise Samel, yada Azael olduğunuda öğreniyoruz.
EL Arapların büyük tanrısıdır, göklerin ve yerin tahtında EL(ilah)oturur, aynen Sümerlerin Enlili(Babil'in *Ba'al'i) gibi. Tüm meleklere adını verir EL, bazen peygamber adlarına, bazen kişi adlarına ve bazende tanrıça adlarına. AzraEL, MikaEL, İsrafEL, CebraEL, bu dördünü biliyorduk, şeytandaki Allah ismini ise, SamaEL ve AzaEL'de yakalıyoruz, önü açık araştırmaya değer.
Nasılki Yakup Yehova(Eloah) ile gürşip onu yenmiş bu yüzden adına Tanrı ile güreşen denmiş(İsraEL), burada tanrının EL olduğu gayet açıklığa kavuşmuş demektir. Aynen Şeytanın ismindeki gibi.

Yar.32: 24 Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya
kadar onunla güreşti.
Yar.32: 25 Yakup'u yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin
başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup'un uyluk kemiği çıktı.
Yar.32: 26 Adam, "Bırak beni, gün ağarıyor" dedi.
Yakup, "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" diye yanıtladı.
Yar.32: 27 Adam, "Adın ne?" diye sordu. "Yakup."
Yar.32: 28 Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail* denecek" dedi,
"Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin."

*Terimin aslı İsrael'dir.

Yar.32: 30 Yakup, "Tanrı'yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı"
diyerek oraya Peniel* adını verdi.

"PeniEL": "Tanrı'nın yüzü" anlamına gelir. Burada Tanrı EL oluyor. Yani El-İlah; El-Uzza, El-Menat, El-Lat(Al-menat, Uzza,Lat'ın babası).

İşte doğru noktaya geliyoruz,


Yar.33: 20 Orada bir sunak kurarak El-Elohe*-İsrail adını verdi.

El-Elohe Israel: Israel'in Tanrısı" anlamına gelir.

Uzatalım mı, bu nokta yeterli mi, o halde El-enat, El-Uzza ve El-Lat ın babası EL, şeytanada ismini vermiştir, Samael yada Azael, diğer meleklerin adı gibi.....

Allah cinleri ve insanları, Adem'i kendisine kulluk etsinler diye yaratıyor. Demek ki dünyanın yaratılış mantığının kökeninde kulluk var. Bu bahisle yukarıdaki çelişkileri bir kenara bırakarak yaratılışın mantığının bizi yine Sümer yaradılış inancına doğru götürdüğüne tanık oluyoruz.

Sümer yaradılış inancında, insanların yaratılış sebebi Tanrılara hizmettir. Eğer kulluk da bir vazife bir hizmet ise, buradada çatışma değil örtüşme kendisini gösteriyor. Burada noktalıyorum

ZÂRİYÂT SÛRESİ
(56) Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla