Buraya kadar okuyan oldu mu bilmem ama araya şöyle bir girmek isterim.
Aborjinlerle ilgili okuduğum bir yazının arasında;
Avustralya | AborjinlerAborjinlerin dini inanışlarına göre Hayal Zaman denilen bir dönemde ruhlar toprağın üzerinde dolaşıp tüm hareketli hareketsiz varlıkları, ağaçları, taşları, nehirleri ve insanları yaratmışlardır. Bazı yorumlamalara göre toprak ve barındırdığı her varlık bütünüyle kutsaldır. Çitleri, demiryolları ve hayvanlarıyla beraber gelen beyaz adam da bu kozmosun bir parçası olduğundan yerlilerin ona karşı bir müdahale hakları olamaz. (Bruce Chatwin'in "Songlines" adlı eseri Aborjin dini inanışları ve açılımları ile ilgili derinlemesine ve tarafsız bir okuma için önemli bir kitaptır.)
Bir nevi benim yazımda bu boldladığım kısımla paralel gidiyor, hoşuma gitti.

Bruce Chatwin'in kitabını da okumak isterdim ama ing. olmayınca okumak imkansız.
Gerçi bu yerlilerin koca kıtayı "
şarkı yolları" diye adeta haritalandıklarında izlemiştim.
Bir yere giderlerken kara abimiz şarkılar söyleyerek gidiyordu, spiker sormuştu, ya bu şarkıları yanlış okursan ne olur? diye.
Yo yanlış okumam, eğer okursamda bu ruhlara çok kayıp olur filan demişti.
Gittikleri her yolun, her patikanın ayrı bir şarkısı varmış ve bunları zaten kuşaktan kuşağa da ezberliyorlarmış.
Bizdeki deyimle yola, Türkü çığıra çığıra gidiyorlar.
..'Balanda' yani beyaz adam bu topraklara ilk ayak bastığında, ilk gözüne çarpan, o garip hayvan oldu.
Ormanların, nehirlerin, çöllerin sahibi Aborijin'e sordu: "Adı ne?".
Aborijin cevap verdi "kanguru",
yani "seni anlamıyorum".
Bu da burada ki
Umut'un ağıdı adlı bir Aborjinin yazdığı hikayeden.
Günümüzden sadece 214 yıl önce, buraların gerçek sahibi Aborijin yerli, kıyıya çıkan İngiliz gemisinin kaptanına "Warra warra!" yani "geri gidin" demişti.
Çok geçmeden İngilizler bu verimsiz ve belalı topraklara mahkûmlarını gönderdiler. Hayalperestlerse, yeryüzünün en ücra köşesindeki bu zindan adada umut aradılar. Vahşi doğa ve sert toprak ehlileştirildi, kıta göçmenlere kucak açtı, özgür ve mutlu bir hayat vaat etti. Avustralyalılar her yıl, bir gün boyunca, kurmuş oldukları bu yeni hayatı kutlamalarla anarlar.
Aynı gün, bu toprakların ilk sahipleri Aborijinler, protest şarkılarla ve tek bir sözcükle, o tarihte olup bitenleri yinelerler: "İstilâ"
İstilâ bu dünyanın bir kaderi gibi, lakin hiçte haketmediği bir kaderi ama yapacakta bir şey yok.
İnsan olarak İSTİLÂYI iyi biliyoruz demek ki.
Neyse efendim istilâ, pardon hayat, aman neyse dilim sürçtü yazı devam ediyor, haftaya Şamanlarlayız.

Daha sonra ki haftada Tanrılarlayız, yani "Tanrılar çağı" gelecek.