Merhaba Ebu Leheb,
Yukarıda saydığın orucu bozanlardan, namaz vakitlerine kadar tüm hükümler Kuran’da vardır. Fakat Kuran’da olanla geleneksel İslam arasında farklılıklarda vardır. Bir şey Kuran’da ne kadar açıklanıyorsa odur.
Senin verdiğin listedekilerin hepsini teker teker açıklarım. Örneğin namazın nasıl kılınacağına ilişkin onlarca ayet vardır. Bırakın namazın kılınış şeklini savaş halinde yada bir binek üzerindeyken bile nasıl namaz kılınacağının bile tarifi Kuran’da vardır.
En basitinden bu sorduklarından abdestin alınış şekli ve bozan şeylerin nasıl anlatıldığını sana söyleyeyim:
5/6- Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da . Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.
Bu ayette abdestin nasıl alınacağı anlatılmıştır. Geleneksel abdesten farklıdır. Örneğin bağızın için yada burnun içi yıkanması şart değildir. Ya da ayağın yıkanması değil sadece mesh edilmesi söz konusudur. Abdest namaz için alınır. Eğer cinsel ilişkiye girilmişse ( bunun için ayrıca yıkanılması) yada defi hacet denilen olayı gerçekleştirmişse abdest alması gerekir. Artık bunları yaparsa ve su bulamazsa, nasıl abdest alınacağı bile bu ayette açıklanmıştır.
Dolayısıyla senin Kuran’da hükümler eksik iddian geçersizdir. Tüm hükümler vardır. Fakat bunlar geleneksel din anlayışından farklılıklar gösterir.
Sorularına gelince:
Ebu LehebYazdı:
Hadis ve sünnet islamın temel kaynakları mıdır? Eğer bunlar islamın birer kaynağı ise neden bazı cahiller mantık dışı hadisleri görünce "hadisler islamın kaynağı değildir tek kaynak kurandır" diyor?
Hadisler İslam’ın temel kaynağı değildir. Bu Kuran’a dayalı İslam görüşünün düşüncesidir. Fakat bunu geleneksel bakış açısıyla bakanlar farklı düşünceleri vardır. Onlar Kuran dışında kitapları da kaynak olarak kabul eder. Fakat bir çoğu Kuran ile çelişen ve gerçek dışı hadisler, hiçbir şekilde Kuran’a eş bir kaynak olamaz. Aksine bunların tümünün yeri çöplüktür.
Ebu LehebYazdı:
Eğer hadisler islamın kaynağı ise bir dinin böyle çelişkili ve tereddütlü bir kaynağı olabilirmi? Hangi hadisin sahte hangisinin gerçek olduğu tartışmalı ise böyle bir kaynaktan söz edilebilir mi? Eğer sahih olmayan hadis varsa o zaman "kuran değişmedi" diye sevinmeyin çünkü kurandan sonraki en temel islam kaynağı değişmiştir.
Güzel bir noktaya parmak basmışsın. Bu kadar çelişkili, ihtilaflı ve güvenilmez hadisler nasıl dinin kaynağı olabilir ki? En büyük hadisçi 600 bin hadis içinden 5 bin tanesini seçmiştir. Düşünün eğer hadisler dinin ana kaynağı olsa ve, ya Buhari’nin kabul etmediği hadislerin içinde doğru hadis varsa, o zaman ne olacak? Görüldüğü gibi hiçbir yeri tutarlı olmaya bir iddiadır. Kuran’da da tek hüküm kaynağının Kuran olduğu, ondan başka hüküm koyucu olmadığı vurgulanır. Furkan suresinin 30. ayetinde peygamberin hesap günü ümmetinden Kuran’ı terk edilmiş bıraktıklarından dolayı şikayetçi olduğundan bahsedilir. Allah’ın tüm hükümleri Kuran’da eksiksiz olarak konmuştur.
Ebu LehebYazdı:
Muhammedin hadis ve sünnetleri islama ait sayılabilirmi? Eğer tanrı, insanlara söylemek istediklerini kuran aracılığıyla söylediyse, muhammedin bu uygulamalarının(hadsi-sünnet) dinde yeri yok demektir. Muhammed bu hadis ve sünnetleri neye dayanarak oluşturmuştur?
Hz. Muhammed hadisleri hazırlamamıştır. Aksine hadislerin yazılmasını yasaklaması yine hadis kitaplarında yazar. Peygamberimizden sonra 4 halife döneminde de bu hadislerin yazılmasına izin verilmemiştir. Hz. Ömer’in yazılı hadisleri yaktırması yine hadis kitaplarında yazar. Hadislerin yazılması emeviler döneminde peygamberin vefatinden 200 yıldan fazla bir süre sonra yazılmaya başlanmıştır. Bir çok hadiste bu dönemde uydurulmuştur. Özellikle emeviler kendi saldırganlıklarını kutsamak için, bu dönemde bir çok hadis uydurmuştur. Şiddet içerikli uydurma hadisler Emevi zulmünün dayanağı olarak kullanılşmmıştır.Yine Arap ırkını öven ve diğer ırkları aşağılayan hadisler de bu dönemde uydurulmuştur. Yazıldıktan sonra hiç bozulmadığını kabul etsek bile aradan geçen sürede bu hadisler kulaktan kulağa değişeceği çok açıktır. 1804 yılında 2. Mahmut’un bir söz söylediğini düşünün. Bu söz kulaktan kulağa 7-8 kişinin birbirine nakledilmesiyle bugüne geldiğini düşünün. Bu şekilde yaklaşık rivayet edildiği iddia edilen tam 2 milyon söz vardır. Bunların doğru olmasını bir yana bırakın, bir tane bile sağlam kalması imkansızdır. Ayrıca kötü niyetler uydurulan hadisler, yada peygamber sevgisiyle kendilerince dine hizmet için uydurulan hadisler olduğu düşünülürse durum daha iyi anlaşılacaktır. O yüzden istisnasız tüm bu hadislerin yeri çöplüktür. Bu sözlerden hiç biri peygambere ait zaten olamaz. Dinin de bu tarz uydurmalar ihtiyacı yoktur. Kuran tek hüküm kitabı olarak ortadadır.
Ebu LehebYazdı:
Örneğin bir ezan okunması adetini neye dayanarak ortaya çıkarmıştır? Eğer ezan okunmasını tanrı istediyse neden bunu kurana koymamış? Eğer tanrı unutkan değilse ve ezanı kurana koymadıysa o zaman bu muhammedin şahsi isteğidir. O halde muhammedin hadis ve sünnetleri tanrısal kaynaklı değildir bu nedenle insanların buna uyması istenemez.
Ezan bir gelenektir. Namazın ortaya çıkışı, eğer çağrı filmini seyredenler varsa içinizde orada anlatılan bir olay vardır. Bilal’in ilk ezan okunmasının anlatıldığı yer. Ezanın okunması, okunuş şekli ne cümlelerin söyleneceği orada karar verilmiştir. Bunların hiçbir vahiy kaynaklı değildir. Namazın duyurulması için okunur. Bu sadece gelenektir. Ben şahsen insanların yüksek sesle bozuk ses düzenleriyle okumasına da karşıyım. Onun yerine insanların kendi sesleriyle sadece çok yakın çevresine duyuracak şekilde okuyabilir. Hiç okunmasa da bir mahsuru olmaz. İlginç olanı insanların Kuran’a dayanmayan sadece gelenekten gelen bu adetlere inanmaları ve bu konuda ısrarcı olmalarıdır.
Kuran’daki dinle hadislerde anlatılan din birbirinden çok farklıdır. Bu sitede de genelde hadisler referans alınarak bu eleştiriler yapılmıştır. Bu hadislerin eleştirilmesi bence çok faydalı olmaktadır. Bunu hep tekrarlıyorum. Bir daha söylemek istiyorum. Allah bu eleştirileri vesile kılarak kendi dininin gerçek yüzünü insanlara tanıtmaktadır. Bilmeden bu tarz yazılarla Kuran’a hizmet edilmesi sağlanmaktadır.
|