Guzel bir ic dokme olmus, ancak atladigin yerler var.
Evet, iç dökme oldu ama altta yazanlara göre sanırım hepsini de atlamış görünüyorum, tabi bir konu ile çözülecek bir mesele de değil, ben sadece ana hattıyla geçtim üzerinden.
Bilim(bilmek) dogrulamaktir , dogrulayabildigin surece mevcuttur. Mesela gezegenimize iliskin yercekimi bir olgu, gayet nesnel, tartismasiz ortada. Iste bilim bunu bahsettigin acidanortada olan bir olguyu dogrular sadece. Bunu da anlatim babinda dil ile ifade etmek zorundadir. Bilmek veya inanmak veya anlamak bu sinirda ayrisir. Oyle boyutu filan falan yok pek. Bilim(bilmek) meselenin ilk ayağı elbet ama onu anlamak içinde zaman geçmesi gerekiyor, önce bilinecek, sonra anlaşılacak, zaten bu açıdan KEŞF tabirini kullanmıştım, Keşf, bilmek için ilk adım ama onun boyutları için anlaşılması zamanla belli olur, ya da anlaşılır, fark etmez.
Ornegin, sen simdi bilim yercekimini anlamamistir, lehine isler yapmaktadir deyip, bakin, ben hicbir arac gerec kullanmadan havada dusmeden durabiliyorum diyebilir misin? Bilim haliyle sana, bize sergile, gozlemleyelim diyecektir kendi acisindan. Yo ben böyle bir şey demiyorum, sadece zaten bilinen bir şeyin alyehinde iş yapılıyor diyorum. Tabi afaki bir şey desem, illaki gözlemleyelim diyecekler, haklılar.. Lakin zaten gözlemlenmiş tarihteki yerini de almış bir bilgiye, aleyhte iş yapılması tuhaf olan.
Gayet sade ve basit oysa. Diyorum ya, basit dusuneceksin, evrime(olgu) iliskin lehine veya aleyhine gibi durum soz konusu degildir. Dolasiyla sen simdi burada bir olguyu tartismaktasin, lehine ve aleyhine babinda. Olgu'larin lehi veya aleyhi tartisilmaz, tartistikca dogrulamak zorunda kalirsin. Ben evrimi veyahutta bilimi tartışsam, zaten Darwin yanlış yapmış anlamış derim, bilakis doğru yapmış dediğim gibi, bu Modernciler işin cılkını çıkartmışlar diyorum, Darwin adeta yalan söylemiş, boş kpnuşmuş, yanlış gözlemlemiş derlercesine bir gayret içerisindeler. Buna da olgu diyeceksek, o zaman Darwinin çıkarımları da hayal olmuş olur.
Yo ben bunu demiyorum.
Ha Modernciler derse ki Darwin zaten yanlış yapmış, insan her türlü iyiliği hak ediyor, doğanın ayarları zaten bozuk biz düzeltiyoruz derler ve bunuda ispat ederseler, eyvallah... Ortada tartışma filan kalmaz.
Ikinci bir sorun, guclu ve zayif deyince ne anliyorsun? Ornegin, aslan mi gucludur, karinca mi? -e gore cevap vereceksin mecburen.
Vereyim tabi, türler arasında güç değil zaten kast edilen, bir türün kendi içinde ki gücü, yaşamı hak eden.
Bir sürü yavru doğuyor ama bir kaçı hayatta kalmayı hak ediyor, Darwin amcamız bunada "doğal seçilim" demiş, tabi bu güç derken, buna tesadüften, şansa kadar başka faktörlerde eklenir, bir yavrunun iç güdülerinden başka ne gücü olacak, neticede 1 yavru her zaman diğerlerine yemdir, ama bir şekilde hayatta kalanlar yaşamı hak edenlerdir, geleceğe nesli taşıyanlarda onlardır.
İnsanın burada yaptığı tamamen "doğal seçilim" 'e müdahale etmesidir, artık o klasik eskisi gibi doğum olayları bitmiştir, tamamen iş teknolojiye binmiştir.
Ucuncu bir sorun, ters koseden ele alarak, evrimi anlayan insan, evrimi yok etmez demissin, olgulari yok edemezsin sevgili felasife. Bu cikarim hatalidir. İnsanın bu yaptıkları Evrimin bir sonucu ise sen haklısın tabi sevgili Neva, yani insan bunları zaten yapmak için doğdu, doğaya hükmetmesi kaderiydi veya hakkıydı gibi bakılırsa, benim çıkarım baştan hatalı. Bu tabi Darwin'i filan hatalı eder ki iş çok karışır.
Ama yok tersi uyum içinde olmasıysa mesele, insan yanlış kulvarda koşuyor demektir bu, ve bunu yaprkende belli başlı ilkeleri yıkmakta da sakınca görmüyor.
Gunes de isi, isik vs. bakimindan bir olgu ornegin, kalkip simdi gunesteki patlamalari yok ederim ben diyebilir misin? O zaman bilim sana der ki; buyur yok et bize goster, gozlem yapabilelim. Güçlü olan ayakta kalır meselesi kanıtlanmış bir şey, gözlenlenmişte, basit bakabilen herkeste görür, ama buna uymayan genede uymaz, uymuyorlar netekim.
Mesele aslında bir şeylerin ispatı, doğrusu, yanlışında değil, mesele hayat ne tarafa gidiyor, insanlar neden hoşnut kalıyorlar, insanlar doğaya hükmetmek istiyor mesele bu, uzun yaşamak, ölümsüzlük gibi hayalleri olduğu sürecede, bu suyun akışı değişmeyecek, ilkeleri, prensipleri zevkle çiğneyecekler.
Olan senin, benim, bizim gibi ilkeler, prensipler deyipte başka bir şey demeyenlere olacak.
İhtiraslar, ilkeleri yutacak!
Dorduncu bir sorun, zayif genler veya guclu genler demissin farketmez, kalitsal gecisle aktarilir potansiyel sekilde. Yine konu doner dolasir, zayif ve guclu'den senin ne anladigina geliriz. Genetik açıdan zayıfsan ölürsün, bu basit, elbette güçlü olanda ölür, lakin zayıf olan önce ölür, mesele orada ve geleceğe gen aktarma işi büyük oranda biter. Ama güçlü olan dediğimiz yani uzun yaşayan, geleceğe gen aktarma görevini görür.
Aslında sistem çok güzel, böylelikle geleceğe hep güçlüler gen aktardığı için, bir noktadan sonra zayıf gende kalmaz herhalde, tek faktör kalabilir o da şans/tesadüf faktörü kalır. Yani hayatta kalmayı daha çok bunlar belirler.
İnsana bakar mısınız? hala sakat, hastalıklı genleri taşıyor ki bunca sakatı özürlüsü var, ve habire geleceğe de taşınıyorlar, Evrimsel açıdan insanlık daha elenmemiş o anlaşılıyor, ha bu arada benimde engelli raporum vardır, bunu söylerken bende kendimi buna dahil ediyorum.
Simdi soyle bana o halde, gunes mi guclu'dur, ay(moon) mi, hangisi zayif?
Bilmem
Besinci bir sorun, denge demissin, denge hep ikili dualist anlayisa gore ortaya konur. Peki nedensizlik bahsini cokca vurgulayan sen, nasil oluyor da, denge'de takilip kaliyorsun? Bu ikisi cakisir, celisir dusun babinda ki normal bir durum.
Dengeyi zaten Malthus demiş, geometik ve aritmetik açıklamış, neticede gözlemlemiş, demek ki o zamanlar gözlemlenebiliyormuş, artık istesede gözlenlenemez, doğa bunu zaten dengeliyor demiş, ama kime demiş, adam söylediğiyle kalmış.
Sonradan gelenler var güçleriyle aritmetik üzerinde oynayarak, onuda geometrik seviyesine çekmişler.
Yaz kış ayırımı da ortadan kalkmış, Kışın domates? biz çocukken kimin aklına gelirdi, veya bilmem ne avokadosu, ananası kim bilirdi, dünyada mevsim diye bir şey kalmadı, tarla dediğimiz şeylerde bir nevi labaratuar gibi, veya seralar daha doğru olur, laboratuvar gibiler.
Nedensizliğe gelince, doğrudur ona savunurum, inanırım da ama her şeyi de bağlamam, zaten öyle olsa hiç bir şeyde dememem gerekir, haklısın, ama öyle değil. Nedenler olduğu kadar nedensizlikte var, nedensizlik olduğu kadar nedenlerde var. Sadece biri var değil.
Örn. insanlık bu sevdayı yaparken, işin sonu nereye varacak, bu sevda doğayı mı bitirecek, insanı mı bitirecek, yoksa doğa mı daha kazançlı olacak, buna bir nedenim yok, meçhıul çünkü, ama son hızlada gidiyor tren.
Öncesine de çok nedenim yok, yabandan ayrılanlar neden doğa ile bu kadar uğraşsın, bu cevapsız. Neticede onlarla aynı yapıda olanlar, yabanda kalırken, doğa ile savaşmazken, diğerleri yani şehirliler niye böyle bir telaş içine düşsünler.
Yani buna cevabı olanı dinlemek isterim.
Biz bunu şunun için yapıyoruz cevabını çok merak ederim, bilim için derseler bu cevap değil, o çoğunca bir bahane, gerçek sebebi bilmek ilginç olurdu.
Ha dersen ki, soylemek istedigim baska, sayet soyle birsey mi;
http://www.academia.edu/27330268/KAR...BERIN_ANLADIGI
Veya bunun islami vs. acidan ele alinmis sekli mi? Yo yazıyı okumadım, sakin bir zamanda bakarım.
Bunlardan hangisi savunuyorsan belirt, biz seninle o konu iceriginde de konusup, yazisabiliriz, problem yok bu konuda.Sana daha once de yazmistik, nedensizligi pekala savunabilirsin, notr olabilirsin ve dahi bu da bir tarafliliktir.
İllaki taraflılıktır, nötrden artı eksi azade olmaz, hayattan bağımsızda değildir, nedir çok bilinmez mesela bir çocuk anne babasından birini seviyorum demez, ikisini de sever, çünkü ikisindendir. İstisnai durumları vardır elbet ama çocuk ebeveynlerini ayıramaz. Ha büyür eder, şartlar bir tarafa göre değişir, onlar başka, genelde atsada, inkar etsede bağı vardır.
O yüzden nötr durumuda buna benzer, bir tarafı atıp diğer tarafı tutmak gibi derdimde yok, mesele gözlemlerimde.
Hani derlerya gözüm çıksaydı da görmeseydim, ben böyle görüyorum meseleyi.
Öte yandan Evrim zaten bana hiç terste bir şey değil, gerek tasavvufî yanım, gerek yaban yanım, onu zaten inkar etmiyor, bilim tarafında bu kadar atsam da aslında teknik biride sayılırım, ailede birinin bir şeyi bozulur eder, cep, pc, ya da alacak olur, illa sorarlar, teknik işlere zaten merakımda vardır.
Dediğim gibi "hayata yapılan müdahale" bunun bir mantığı yok, savunum bu.
Altinci bir sorun, doganin kaynaklari kisitli degil aslinda, canlinin evrime iliskin evrilisinde ortam faktorleri acisindan yapay bir dusun babinda kisitlilik soz konusu.Mesela, bilim dogmayacak olani dogurtuyor, olecek olani oldurmuyor demektesin, ama bunu derken sadece kendi cephenden bakarak soylemektesin, halbuki o saydigin ve senden bagimsiz sekilde ortamda bulunan diger insanlar da, en az senin kadar kendi yasamlarina iliskin soz sahibidir. Yani sen bu hakki kendine reva gorurken, onlara vermiyorsan, onlar da haliyle, biz gider tedavi oluruz vs. demek hakkina sahiptir. Hiç doğma şansı olamayan birinin, tedavi olma hakkı gibi oldu mesele.
Mesele zaten olanlardan ziyade, nasıl olduğunda, süreç doğal değil, dolayısıyla doğal seçilim diye bir şey zaten kafadan elenmiş.
Ben mesela evde doğmuşum, kızım hastanede erken doğum ile oldu, 6 aylık, 900gr. dı, 70 gün küvez de kaldıktan sora bize verdiler, öyle tüylüydü ki adeta maymun yavrusu gibiydi, sonradan o tüyler gitti, özel mamalar filan ilede büyüdü.
Tıbba göre mucize çocuk, Evrim açısından hiç olmaması gereken bir çocuk, hangisi doğru.
Ha biri derse ki Evrim, insanın bu yaptığı ile de Evrimdir, artık "zayıf olanda hayatta kalır", şartları insan değiştirmiştir derse eyvallah derim.
O zaman Darwin teorisi diye bir şeyde kalmaz, tarihte ki yerini alır, unutulur gider. Zaten mesele ona doğruda gidiyor.
Zayıf olan, cılız olan, hiç olmayacak olan, hayata geliyor... ötesi yok.
Doğa acımasız !...
Kimsenin gözünün yaşına bakmaz, hakmış, haksızlıkmış, dinlemez, zayıfsa fişini çeker, ha bu yanlışsa Darwin de zaten doğal seçilim derken, bir adalet, haktan filan bahsetmiyor, işleyiş bu demiş, bunu gözlemlemiş.
İnsan bunu değiştirecekse, buyursun değiştirsin, zaten ona uğraşıyor.
Kısıtlı kaynakları da suni yöntemlerle çoğaltıyor, meseleyi de çözmüş bir anlamda, zaten bu şehirler dahada kalabalıklaşacak, ona göre yiyecekler, enerjilerde gelecek, çözüm bulacak, buluyor.
Yedinci bir sorun, evrimi sadece insan acisindan yalitik(kendi mevcut dogasindan izole ve sterilmis gibi) bir sekilde ele aliyorsun, bu hatali. Sanki insan, yemez, icmez, uyumaz, seks yapmaz, uremez, urer, uretmez(orn; sanat), gormez, duymaz, dokunmaz, koklamaz vs.vs. sekilde. Bu da bir kesimin kakaladigi, sekizinci sinif bir komplo teorisinden ote gecmez.
Bunu örnekleyebilir misin, neden dolayı böyle dedin çok çıkartamadım.
Sekizinci sorun, halbuki tarim vb. hareketlerden de evriliyor bahsettigin genetik, yani bahcene verdigin gubreden tut, sulama'ya kadar pek cok evresi var.
Eskiler Tarımda da oynamalar yapmış lakin, bunlar genelde nüfusa etki etmemiş, hani tarım çok olunca nüfus artar meselesi yüzünden dikey bir artış olmamış.
Kara veba salgınını okudumda, Avrupa ve Osmanlı resmen kırılmış, bunlar çok eski zamanlarda değil, bayağı bayağı şehirleşen toplumlar ama salgın meselesi gibi meseleler de nüfusu hep alta çekmiş.
Tabi insan bunlarla mücadele ederken ederken, kötü komşu ev sahibi yapar misali, insan pek çok yöntem geliştirmiş, ve bunun son yüzyılda tavan yapmasıyla, ilginç bir noktaya gelmiş.
Öyleki geçmişin gözlemi olan bir mesele, zaten bu mantıkla gidildikçe yanlış denilecektir, bunuda modern bilim yapacaktır yani Darwin'in dediği "güçlü olan ayakta kalır" sözü, hayır zayıf olan ayakta kalır, insan bun müsade etmez noktasına gelecektir. Şimdi tam diyemiyorlar ama onu yapıyorlar. Sonrada bu dillenecektir.
Bunlar ilk kez olan şeyler değil.
Dokuzuncu sorun, kaldi ki bereket denilen yagmur dahi, cok zaman yapay asit barindirabiliyor, ornegin petrol sirketleri depoladiklari dogalgaz,petrol vs. turevlerini toprak altinda depoladiklarindan, haliyle basitce anlasilmasi bakimindan duduklu tencere misali donem donem gazini almak durumunda, e bu gaz salimi esnasinda havaya yapilan salinimla haliyle asit yagmurlari olusuyor. Veya efendim bilmem hangi firma pirlanta vs. degerli tas cikaracak diye, bu materyaller direk topraktan geliyor cunku, kac islemden geciyor biliyor musun? Kac ton asit vb. cesitli kimyasallara maruz kaliyor fikrin var mi?
Nüfus artışı sadece yiyecek içeceklerle alakalı değil ki her şeye etki ediyor, mutfaklarımzıdan banyolarımızdan giden sular bile çığ gibi büyüyor, enerji, barınma, giyim kuşam, süs vs.ler de tabi kirlilik tavan yapacak, nüfus arttıkça her türlü tüketim tavan yapması, gayet normal.
Neticede bu onların hakkı!
Pirlantadan vergi almayip, kitaptan vergi alan bir ulkede, pirlantanin da, tipki kitap gibi, dogadan elde edildigini bilmeyen kitleler var. Buna ne diyeceksin bilim(bilmek) acisindan?
Adeta bedavadan hayata gelen, hiç bir özelliği bulunmayan, genetik bir meziyeti olmayan, sadece kalabalıklarda koşturup duran, çevre bilinci sıfır, kalabalıklardan fazla ne beklenebilir ki?
Meselede orada zaten, hakkı olmayana hak verilince, getirisi budur.
Bu iyilik değil, insana da değil, doğaya da değil.
Bu acidan/acilardan bakmadan yorum yapilirsa, haliyle evrim ici bosaltilmis bir bahis olup cikar, cunku kocaman bir yagliboya tabloda, atiyorum salt birkac unsuru ele alip, digerlerini koyver gitsin seklinde bakmak olur. Taraflilik olur. O yuzden diyoruz ya, notr olmak da bir tarafliliktir. Aksini iddia etmek, kendini inkar olur.
Evrimin içini ben boşaltmıyorum, aksine ona karşı yapılan tutumu ortaya sermek için bu konuyu yazdım.
Sanırım sizde bilime atınca, neredeyse yazdıklarımın hepsi yanlış olduğunu yazdınız.
Bilime değil, bilimci geçinene, Evrime değil, evrimci geçinenedir bu sözler, bilimi bahane edip yaşama dinamit koymak, bilim olmasa gerektir.
Helede zayıfı böyle ite kaka, teknoloji ile ayakta tutmak, olmadı organ nakli, olmadı genlerle oynamak, olmadı kısıra tüp bebektir, suni döllemedir diye ortaya bebekler çıkartmak, sonrada bunu hakkıdır görüp doğal karşılamak, nasıl "doğal seçilim" olur ben anlayamadım. Hali hazırda teknoloji Evrimin önüne geçmiş durumda, Evrimi de bitirecektir emin olun, zira zayıf diye bir şey yok artık, bunu sadece ben görüyor olamam.
Dile getirmek istediğim budur.
Taraflılık konusunda din için kast ediyorsanız, bu nötr olmaz sevgili Neva, bir taraf olan bu dediklerimi de yazamaz emin olun. Hem dine atacak hem bilime atacak böyle bir şey olmaz, ben yanlış olana, yanlış gördüğüme atıyorum hepsi bu. Bilim dediysem tüm bilimciler değil elbet, böyle yapsam zaten haklısınız. Aynı şeyi din açısından da çok yaptım. Tuttuğum yönleri de oluyor, attığım yönleri de, bu da aynı şekil, sırf o olduğu için değil, doğru olduğu için tutarım. veya Ona atmam onu sildiğim anlamına da gelmez.
Tarafsızlığın güzel tarafı tabu denen şeyin olmaması, taraflarda tabu vardır, tarafsızlıkta tabu olmaz. Sanrım biraz tabulara geldi mesele ama ne yapabilirim, bannerin altında ki yazı gibi, mezara mı götüreyim bu meseleyi bilemedim.
Yaşama direk müdahaleler ediliyor, bunada kimseler ses çıkartmıyor, herkesin işinede geliyor durumdan o anlaşılıyor. Ama tabi meseleyi böyle düşünmedikleri içindir, sorun şu ki ben düşünüyorum, asla bana gösterilene değil, ben gördüğüme inanırım, onuda iyice incelerim öyle karar veririm.
Kararım da şu ki; doğal seçilim bitirilmeye çalışılıyor, güçlü olan ayakta kalır, artık başka bir şey olma yoluna girmiştir.
Geriye dönme şansı her zaman vardır, gerçi varsa bile bu yakın zamanda olacak bir şey de değildir.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|