Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 07-03-2018, 16:09
pianola - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pianola pianola isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
Standart

Schopenhauer ve Wagner adlarını taşıyan iki Çağdışı Yazı'nın, iki olgunun anlaşılmasında veya hiç değilse psikolojik açıdan sorgulanmasında herhangi bir yardımı olabileceğini iddia etmek istemiyorum, bu iki husus dışında elbette. Bu yüzden, örneğin Wagner'in doğasındaki temel öğe, güçlü bir içgüdüsel kesinlikle burada zaten sadece amaçları ve araçlarıyla mantıksal olarak tutarlı olan bir dramatik yetenek olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmalarla, temelde psikolojiden tümüyle farklı olan birşeyler yapmak istemiştim; eşi benzeri görülmemiş bir kültür sorunu, sertlik sınırlarına varan bir kendini sıkıya koyma, kendini savunma kavramı, insanı, büyüklüğe, evrensel, tarihsel hedeflere götüren bir yol, bunlar ilk kez dile getiriliyordu. Kısaca, konuşmak gerekirse, insan birşeyi ifade edebilmek, elinde birkaç deyim, işaret, söyleme yolu bulundurabilmek için, önüne çıkan fırsata nasıl dört elle sarılırsa, ben de bu iki ünlü ama son derece belirsiz örneğe sıkıca sarıldım.

***

Platon da, Sokrates'ten bu şekilde bir "gösterge dili" olarak yararlanmıştı; bu yazıların tanıklık ettiği şimdi geride kalmış durumlara tekrar dönüp baktığımda, bu yazılarda temelde sadece kendimden söz ettiğimi inkar edecek değilim. Bir Eğitimci Olarak Schopenhauer adlı eserde, benliğimin en iç öyküsü, bu öykünün oluşması yazılıyken, Wagner Bayreuth'da adlı eser benim geleceğime bir bakıştır. Herşeyden önce, ettiğim yemin. Bugün olduğum şey, bugün durduğum yer, konuşmak için artık kelimeleri değil yıldırımları kullanabileceğim bir yükseklikten hem de, o zamanlar nasıl da uzaktım bunlardan... Fakat ülkeyi görebildim; ama yol, deniz, tehlike ve hatta başarı konusunda kendimi bir an için bile olsun kandırmadım. Söz verirkenki büyük durgunluk, artık sadece vaat olarak kalmayacak bir geleceğe o mutlu bakış. Burada, her söz derinden, içten yaşanmıştır; acı çeken, hatta neredeyse kanayan sözcükler eksik değildir. Fakat, büyük bir özgürlük yeli herşeyin üzerinden eser, yaranın kendisi bile bir itiraz gibi gelmez. Benim filosoftan anladığım, yakınındaki herşeyi tehlikeye sokan korkunç dinamittir; benim filosof kavramımla, yüksek öğretimdeki "geviş getirenleri", diğer felsefe öğretmenlerini bir yana bırakın, koskoca Kant'ın bile içine girdiği filosof kavramı arasındaki uçurum, o yazı bunların hepsi üzerine paha biçilmez şeyler öğretir; ama konuşma şansı verilen kişinin Eğitimci Olarak Schopenhauer değil de, onun karşıtı "Eğitimci Olarak Nietzsche" olmasının önemi vardır ki; o zamanlar benim işimin bilginlik olduğu, benim de belki de işimi iyi yaptığım göz önünde tutulursa, bu yazıda bilgin psikoloji üzerine aniden ortaya çıkan acı eleştiriyi önemsiz saymamak gerekir; o, bendeki ayrı oluş bilincini, benim için görev nedir, sadece araç, arada tatil ve katkı nedir sorularının cevabının kesin olarak bilincinde olduğumu ifade eder. Tek bir şey olabilmek için, tek bir şeye gelmek için pek çok yerde bulunduğumun ve pek çok şey olduğumun bendeki sağduyunun eseri olduğunu gösterir. Ben, bir süre için de bilgin olmak zorundaydım.


Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath

Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett

Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel

Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot

İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan

Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe

ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
Alıntı ile Cevapla