Tekil Mesaj gösterimi
  #8  
Alt 03-04-2007, 14:03
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875

Onur Üyeliği 

Standart Re: Evrim Gerçeği ve Adım Adım Aydınlanma.

DOĞAL SEÇİLİM –YAPAY SEÇİLİM...

“1979 da 1 ton fildişi için 54 fil öldürmek gerekiyordu şimdi ise 1 ton fildişi için 113 fil öldürmek gerekiyor, çünkü artık büyük fil bulmak güçleşti ve küçükler öldürülmeye başlandı. (Bu rakamlar açlıktan ölen yavru filleri içermiyor.) Çok trajik olan ise henüz bebek denecek kadar küçük yavru fillerin bile küçücük dişleri için öldürülmeye başlanmış olması.”

http://www.ntvmsnbc.com/news/42254.asp#BODY

Bu fildişi avcılarının “yakınmalarından” alınmış oldukça acıklı(!) bir hikaye. Ama burada evrimin nasıl çalıştığına dair belirgin bir ipucu var. Erkek fillerin irileşmesi ve buna bağlı olarak göreli büyük dişlere ulaşması onlara eş bulmada avantaj sağlar. Diğer erkek fillerle rekabetinde ve mücadelesinde ona üstünlük verir. Genlerin aktarılmasında iri fillerin baskın bireyler olması, sonraki kuşaklarda da iri fillerin ortaya çıkışını destekler. Peki olan nedir ? Kendi tarihini tutma becerisi geliştirmiş bir primat (insan) süs eşyası yapmak amacıyla ilk hedef olarak iri filleri seçer. En az enerji ile maksimum fayda sağlamak amacındadır. Bunu yaparken fillerin gen havuzuna müdahale etmektedir. Gen havuzunda iri fillerin genleri azalır, çünkü genel popülasyon içerisinde iri filler artık daha azdır...

Bu örnek insan müdahalesi nedeniyle trajik unsurlar içerse de, doğal seçilimin en yalın biçimiyle nasıl gerçekleştiğini bize anlatır. Çok kısa bir dönem içerisinde evrenin tarihinde salise değeri taşımayan bir sürede, fillerdeki biçimsel değişikliği göstermesi açısından ilginçtir. Filler kendi yaşam alanında gerçekleşen çevresel bir etkene biçimsel bir değişiklikle cevap vermiştir. Bu noktada özenle altını çizmemiz gereken şey yazınsal bir ödün olarak “iradi” bir tercihten bahseder gibi söz ettiğimiz şey, aslında evrim mekanizmasının doğal sonucudur. Yani filler, “eyvah insanlar dişlerimiz için bizi öldürüyorlar biz de artık büyük dişler üretmeyelim” diye karar almazlar.

Günümüzden 12000-13000 yıl önce yok olmuş bir tür olan İrlanda Sığını çevresel koşulların bir türün kaderini nasıl belirleyebileceğinin ilginç örneklerinden birisidir. Hemen hemen eksiksiz fosil iskeletleri bulunan ve bu günkü geyiklerle doğrudan akraba olan bu tür yok olmuştur. Oldukça iri bir hayvandır. Karşılaştırma için irice bir atı göz önüne getirelim. Ama onu ilginç kılan bu iriliğinin yanında inanılmaz büyüklükte boynuzlarıdır. Genişliği 4 metreye ulaşabilen boynuzları ile muhteşem bir görüntüsü vardır. İrlanda otlaklarında doğal bir düşmanı olmayan, yalıtılmış bir ortamda fizik yasalarının elverdiği kadar irileşen bu hayvan, 12-13 bin sene önce yaşanan buzul döneminin ardından İrlanda’da çok hızlı gelişen ormanların, ve aynı dönemlerde adalara ulaşan insanların yarattığı çevresel değişikliğe ayak uyduramamış ve evriminin desteklediği, ağırlığı 40 kg ulaşabilen boynuzlarının kurbanı olarak tarihe veda etmiştir. Çünkü otlaklarda sorun olmayan hatta ona genlerin aktarılmasında avantaj sağlayan boynuzları artık sıklaşan bitki ve ağaç örtüsü içerisinde hareket kabiliyetini sınırlamaya başlamıştır.

Doğal seçilimi anlayabilmek için çok yakından bildiğimiz bir türe canis lupus’a göz atmakta
fayda vardır.


Aşağıdaki fotoğraflarda bulunan hayvanlar *memeli taksonometrisinde aynı tür olarak kabul edilirler. Bildiğimiz Kurt. Bilinen 300 e yakın köpek soyu vardır. Minyatürlerinden devlerine kadar hepsinin derilerinin altında canis lupus yatar. Araştırma sonuçları Kurt’un günümüzden 30 bin yıl önce iki farklı coğrafyada iki kez evcilleştirildiğini göstermektedir. Kurtların arasında insana daha yakın, uysal özellikler gösteren bireyleri bu evcilleşmede öncü rolü oynamış görünmektedirler. İnsan bu evcilleşmede seçicidir. Kurt bu sürece girdiği andan itibaren yavrulardan uyumlu ve uysal olanların evcil kurt popülasyonuna kabulü ve aykırı olanların dışlanması ilkesine tabi tutulur. Kurt açısından bunun bedeli yiyecek için insana ihtiyaç duymasıdır. Yabanıl kurdun doğası tehlikelerle ve sürprizlerle dolu bir dünyadır. Avlanacak bir zeka yeteneğine, avlarını parçalayacak vahşiliğe sahip olmak zorundadır. Düşmanını ipnotize edecek kadar etkili bakışa sahiptir. Ancak evcilleşmeyi seçen kurdun bu gün bilinen en güçlülerinden Kangal köpekleri eğer sahibi bir ölü hayvanı parçalamaz ise onu parçalayıp yiyemez. Köpek insanın elini yalayarak beslenmenin bedelini beyin sığasında ve çene kemiğinde küçülme ile ödemiştir. Labrador soyundan yetişkin bir köpek Kurtla aynı büyüklüktedir ama beyni 1/5 oranında küçülmüştür. Peki bu anlattığımız canis lupus örneği ile evrimin ilişkisi nerdedir.? Yapay seçilimde “hedef” baştan bellidir. Sahibine karşı uysal, koruyucu ve avlanmada yol arkadaşı olacak bir hayvan türetilmiştir. Doğal seçilim ise bunlarla ilgili değildir. Bir önceki mesajda anlatmaya çalıştığım gibi doğal seçilimin belli bir hedefi yoktur ilkesel bir ilerleme gözetmez. O çevresel koşullara “en iyi uyumu” gözetir.

İrlanda sığını örneğindeki gibi önce büyümeyi ve muhteşem boynuzları desteklemiş sonra
çevresel koşullardaki değişiklikle bu ayrıcalık ve avantaj yok oluşa neden olmuştur.




İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla