Tekil Mesaj gösterimi
  #5  
Alt 22-07-2024, 14:39
dragonslayer dragonslayer isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2024
Mesajlar: 20
Standart

Özellikle Ortadoğu'da yaşamış eski insanlar; beynin fonksiyonlarını bilmezdi, kalbi düşünme organı zannederlerdi. Halbuki beynin düşünce organı olduğu taaa antik Yunan-Roma'dan beri biliniyordu. Hipokrat gibi insan anatomisini çizmiş eski Yunan doktorları; kalbi duygu organı, beyni de düşünme organı olarak ısrarla vurgulamışlardı. Antik putperest dönemde insanlık, günümüzden çok daha ileriydi: Artemis tapınağı, tıp, mimari vb. falan...
Demekki neymiş, kutsal(!) kitaplar, insanın aklına değil de duygularına hitap edermiş. çünkü kalp bir duygu/his organıdır. İşte o sıkandal ayetler:
İncil-Luka, 2-35: ''Senin kalbine de adeta bir kılıç saplanacak. Bütün bunlar, birçoklarının yüreğindeki düşüncelerin açığa çıkması için olacak.''
Tevrat-Yasa'nın Tekrarı, 29-34: ''Ne var ki RAB; bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.''
Kur'an-Hac 46: ''Onlar; yeryüzünde dolaşmadılar mı ki onların, onunla akıl ettikleri kalpleri ve onunla işittikleri kulakları olsun fakat baş gözleri kör olmaz, lakin sinelerindeki kalpleri kör olur.''
Alıntı ile Cevapla