Cumhurriyetin Kurulusundan Beri Yapilan Butun Katliamlar. Fasist Irkci, Milliyetci ve Gerici KEMALIZMIN URUNUDUR.
Maraş'ta vahşice katledilen Canlarımız! Maraş Katliamı; Tarihin utanç sayfalarından biri olan Maraş Katliamı; bir halkın inancından, kimliğinden ve kültüründen dolayı hedef haline getirildiği, planlı bir saldırının adım adım yürütüldüğü bir karanlık dönemi ifade ediyor. O karanlık günlerde bebekler kundaklarında katledildi. Gençler, yaşlılar, kadınlar, hamile anneler ve daha hayatı yeni tanımaya başlamış masumlar çocuklar diri diri yakılarak katledildiler.
Dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'in anlatımına dayanarak, Maraş katliamının baş sorumlularından biri üzerine de birkaç söz söylememiz gerekiyor. Bu kişi hepimizin bildiği gibi o dönem Alevilerin, Kürtlerin, sosyal demokratların ismini dağa taşa yazdıkları, Karaoğlan diye sahiplendikleri, katliam yapılırken kılını kıpırdatmayan ve kendisine verilen raporu (belgeyi) 27 yıl çekmecesinde saklayan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'tir! Maraş katliamında "kimi devlet kurumlarının bizzat parmağı" olduğuna dair en büyük kanıt, Ecevit'in 27 yıl çekmecesinde sakladığı (rapor) belgedir: Dönemin Başbakanı Ecevit'e gönderilen, 3 Ocak 1979 tarihli rapor, olayların organize edilmesinde MİT'in rolüne işaret ediyor. Bu belge Ecevit'in "Kütüphane Ev" diye bilinen ve yüzlerce klasörden oluşan özel arşivinden çıkıyor. Bu belgeyi 2006 yılında açığa çıkaran kişiler, gazeteci yazar Can Dündar ve Rıdvan Akar'dır. "Belge "Çok Gizli" mahreci taşıyor. Belgenin girişinde, "MİT'in MHP ve Kontrgerilla ile müşterek çalışma içine girdiği" iddiasına yer veriliyor.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in arşivinde bulunan (Ecevit bizzat kendisi ‘3 Ocak 1979 – çok ciddi bir kaynaktan verilmiştir' notunu düşmüş) bu raporda şunlar yazılıdır: "CHP iktidarı devraldıktan sonra, vuku bulan büyük olayların (Malatya, Sivas ve Maraş) çıkacağına dair bir iki ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve milyonlarca mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermeleri bir tarafa, üstelik olayın yaratılmasında en etkin rol oynamışlardır. Nitekim yeni vuku bulan Maraş olayı MİT'ten (burada kimi isimler zikrediliyor (RA. CD)) müşterek planlamaları ile çıkarılmıştır." Raporu yazan kişiye göre 1975–1976 yıllarında Adana ve Bölgesi Daire Başkanlığı yapan S.Y.'un namuslu çalışmaları nedeniyle bu ekiple anlaşamadığı S.Y.'nin silah kaçakçılığı yapan 12 MHP'linin yakalamasından sonra iplerin koptuğu ve bu ekibin girişimleriyle görevden alınarak, yerine N.A.'nın geçirildiği ve bu kişinin göreve gelmesiyle MHP'nin güney bölgesini ele geçirdiği ve Maraş olayının rahatlıkla tertip ettirildiği iddia ediliyor. "Eğer MİT olayın içinde olmasaydı, Maraş'tan her türlü istihbaratı aylar evvel alır ve olayın zuhur etmesine meydan vermezdi" deniliyor. Bu raporda da görüldüğü üzere Ecevit, Maraş'ta insanlar çoluk-çocuk, yaşlı-kadın demeden canice katledilirken, deyim yerindeyse ortalarda görünmez olmuştur. Sonraki yıllarda da Maraş katliamı kendine sorulduğunda Ecevit, kendi sorumluluğuyla (sorumsuzluğuyla) yüzleşmek yerine Maraş'ta işlenen insanlık suçlarını "talihsiz olaylar" olarak nitelendirmiş; yukarıda bahsi keçen konuların yani olup-bitenlerin üzerini örtbas etmeyi tercih etmiştir.
Sonuç olarak: devlet yani dönemin iktidarları, Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta, Gazi'de işlenen caniliklere ya seyirci kaldı ya da suça ortak oldu. Devlet yani dönemin iktidarları, bu katliamları yıllarca "provokasyon" ya da "kontrolden çıkmış olaylar" diyerek topluma anlattı. Bu anlatım biçimini sürekli olarak içselleştirerek bütün bu katliamlarla yüzleşmeye yanaşmadı. Yüzleşmeye yanaşmadığı gibi ne yazık ki, zaman zaman da iç siyaset mücadelesinin malzemesi haline getirdi. Zaman bu topraklar da işlenmiş tüm katliamların üzerini iç siyaset mücadelesinin malzemesi haline getirerek örtme zamanı değildir. Zaman Cumhuriyet'in birinci yüzyılında bu topraklarda işlenmiş tüm katliamlarla yüzleşmenin zamanıdır. Zira bu topraklarda işlenmiş katliamlarla gerçek anlamda yüzleşilmeden, failler ve sorumlular ortaya çıkarılmadan bu ülkede toplumsal barışın inşa edilmesi ve ortak bir geleceğin kurulması mümkün değildir. Çünkü yüzleşme olmadan yaralar sarılamaz ve toplumsal tranvalar giderilemez. Yaralar sarılmadan ve toplumsal tranvalar giderilmeden de ne de halklar arasında onurlu bir barış sağlanır ne de ortak gelecek kurulur. Sevgiyle. Aşk ile.
19–26 Aralık 1978 tarihleri arasında işlenmiş olan Maraş katliamı; dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneşin'de anlattığı gibi münferit bir olay değil; örgütlü ve planlı bir saldırının sonucudur. Bu katliamda Alevilere ve solculara ait mahalleler sistematik biçimde hedef alınmış; evler, iş yerleri ve tarım arazileri yağmalanmış, yakılmış ve talan edilmiş! 150 Can'ın canice katledilmesine, binlercesinin yaralanmasına ve on binlercesinin evlerinden, topraklarından, işlerinden koparılarak zorunlu göçe maruz bırakılmasına neden olmuştur. Maraş Katliamının 47. Yılında Maraş katliamına iştirak eden ve göz yuman zihniyeti kınıyor ve lanetliyorum. 1978 Maraş katliamı'nda yaşamını yitiren tüm canlarımızı sevgiyle anıyorum. Canlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Devirleri daim olsun. Maraş Katliamını Unutmadık, Unutmayacağız!
YARARLANILAN KAYNAKLAR.
1- Aziz Tunç, Maraş Kıyımı Tarihsel Arka Planı ve Anatomisi, Belge Yay.
2- Rıdvan Akar – Can Dündar, Milliyet Gazetesi, 11. 11. 2006.
3- Avusturya (ABF) Wels Alevi Kültür Merkezi tarafından 23 Aralık 2011tarihinde düzenlenen Panel.
4- H. Nedim Şahhüseyinoğlu, Yakın Tarihimizde Kitlesel Katliamlar, Berfin Yay, 2012.
5- Mete Göktürk, Yakın Tarihimizin Utanç Sayfaları, Siyam Kitap, 2015
6- Mehmet Kabadayı, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Kitle Katliamları, Vesta Yay, 2015.
https://alev-i.com/19-26-aralik-1978...yi/katliamlar/