8. Buraya kadar daha cok bilinc, dusunce, aci gibi zihinsel durumlar uzerinden gittim. Fakat bunlardan once cevap verilmesi gereken daha temel bir soru var. Dusunen kim? Inanan kim? Hatirlayan kim? Bunun mental ve fiziksel parcacigi nedir? Sonucta ortada tek basina dolasan bir dusunce yok. Birinin dusuncesi var. Tek basina duran bir aci da yok. Birinin acisi var. Ayni sey umut, korku, sevinc, pismanlik vb. icin de gecerli. Bunlarin hepsi bir ozneye ait deneyimler. Bu yuzden sadece dusunce nedir? sorusunu sormak bazen yeterli olmazx.
Bir de Bu dusunce kime ait? sorusu var. Ilginc olan su ki, son yillarda zihin felsefesinde de olaylar yavas yavas bu noktaya kaymaya basladi. Cunku zihinsel durumlari tek tek aciklamaya calismak, o zihinsel durumlari yasayan ozneyi aciklamak anlamina gelmez. Bunu gunluk hayatta da fark ediyoruz aslinda. Mesela "Ben bunu hatirliyorum." diyorum. "Ben karar verdim." diyorum. "Ben fikrimi degistirdim." diyorum. Buradaki "ben" kelimesini rastgele kullanmiyoruz. Gercekten de butun bu farkli deneyimleri bir arada yasayan tek bir ozne oldugunu varsayiyoruz. Aksi halde cocuklugumdaki bir anidan bahsederken Onu ben yasadim. dememin de pek bir anlami kalmazdi. Ya da dun verdigim bir sozden bugun kendimi sorumlu hissetmemi nasil aciklayacagiz? Bunlar ilk bakista cok siradan gibi gorunuyor ama biraz durup dusununce aslinda oldukca temel sorular. Bir baska nokta da su. Bir noronu alip baska bir beynin icine koydugunu dusun. Noron ayni noron olabilir. Ama o noronla birlikte benim dusuncemin, benim acimin ya da benim hatiramin da tasindigini soylemiyoruz. Cunku dusunceler ya da acilar, tek tek noronlara ait seyler gibi gorunmuyor. Onlar belirli bir oznenin zihinsel yasaminin parcasi olarak var oluyorlar. Bu yuzden sadece beyni ya da noronlari aciklamak yeterli olmuyor. Bir de butun bu deneyimleri yasayan ve zaman icinde ayni kalan oznenin nasil mumkun oldugunu aciklamak gerekiyor.
|