Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 25-08-2007, 16:27
hshtanri hshtanri isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Aug 2007
Mesajlar: 54
Standart Tanrı, evrim ve varlık üstüne düşünceler

Bu sitede çok sık karşılaştığım ahkam çeşitleri:

1.
Tanrının ispatı!!!
Tanrının var olmadığının ispatı!!!

2.
Kolaysa evrim teorisini ispatlayın!!
Evrim teorisi çürütüldü!!!


Ve okuduğumda hepsi için (aynen okumadan önce tahmin ettiğim gibi) tutarsız argümanlar...

Neden tutarsız?

1.
* Tanrı'ya ne apriori ne de a posteriori ilkelerle ulaşılabilir ne de bu ilkelerle yadsınabilir. Başka bir deyişle bir kavram olarak tanrı ne akıl yoluyla ne de deneyim yoluyla irdelenebilir.
* Daha da ileri gitmek gerekirse bu iki yöntem tanrının varlıksız olduğunu (non-existence) göstermektedir.
Çok sık kullanılan bazı önermeler: Tanrı kaldıramayacağı bir taş yaratabilir mi? Tanrı üçgen bir daire çizebilir mi? tanrı 2+2 nin 8 etmesini sağlayabilir mi? Tanrı hem var hem yok olabilir mi? (mükemmelliyeti gereği yok ta olabilmesi lazım, zira yok olmaya gücü yetmeyen varlığa mükemmel diyemeyiz)
Bu sorular paradoksa yol açmaktadır ve önerme hali alınca geçersizleşir.
* Hepiniz kabul edersiniz ki tanrıya deneyimler yoluyla (Harun Yahya'nın yapmaya çalıştığı gibi) ulaşmak mümkün değildir. Deneyimler yoluyla tanrıyı ispatlamaya çalışanlar çoğunlukla aynı hataya düşmektedir. Başlıca argüman olarak Dünya'daki düzeni kullanmaktadırlar. Ancak düzen tanrı için bir ispat sayılamaz.

* O halde, Tanrı'yı akıl yürütmelerle ve deneyimle sorgulayamayız. Ya da daha doğru bir ifadeyle Tanrı akıl yoluyla ve deneyimlerle sorgulandığında bizi çelişkiye düşürüyorsa onun ya var olmadığını ya da bütün bu ilkelerin üstünde farklı bir algı alanında var olduğunu kabul etmemiz gerekecektir. Bu yüzden ilk neden ya da ilk muharrik olarak nitelendirdiğimiz olgu da akıl dışı kalmaktadır.

O halde Tanrı'ya nasıl ulaşılır?

Bu iki yöntemin yanısıra resmen kabul edilmese de geçerliliği tartışılan bir biliş türünden daha söz edilir: "Sezgi"...

Sezgi, kişiseldir. Yani birey sezgi yoluyla tanrıyı var etmişse bile bunu herhangi bir methodla bir başkasına anlatamaz. Tek yapabileceği şey inanıp inanmamak arasında bir karar vermektir.

Bir başka yöntem de tanrının yokluğunu din kitapları ve hadisler yoluyla kanıtlamaktır. Ancak bu yöntem olsa olsa dinlerin yanlışlığını ya da doğruluğunu gösterebilir. Dinlerin tamamen çürütüldüğünü farz etsek bile bu "Tanrı var olmayandır" diyebilmemiz için yeterli değildir.

Sonuç olarak daha arabesk bir deyişle "Tanrı kalptedir" noktasına varıyoruz ve kimse kimseyi kalbinde olanlarla ilgili itham edemez, suçlayamaz... Tanrı insan beyninin sol lobunda bir yerlerde vardır ya da yoktur... Bu da insandan insana değişir.

2.
* Hadi evrimi ispatlayın bakalım. Nasıl bir hücre hiç yoktan var olabilir. bakın 500 tane aminoasitin sıralı bir şekilde bir araya gelmesi için 10^950 de 1 ihtimal vardır... hede höde...
İlk olarak hücrenin oluşması için öğrendiğim kadarıyla 500 değil 300 küsür aminoasidin bir araya gelmesi gerekmektedir. 500 Harun Yahya'nın abartılarından biridir.. Ancak bu önemli değil. Zira ben de bir biyolog olmadığım için yanılıyor olabilirim. Ancak bilim felsefesiyle özellikle ilgilenen bir felsefeci olarak evrim teorisine başka bir açıdan bakmaktayım ki bu bilimin de kabul ettiği genel görüştür.
*Öncelikle evrim hayatın başlangıcıyla ilgilenmez. Hayatın başlangıcıyla ilgilenen biliş alanı "Ambiogenez" dir. O da bir hücrenin hiç yoktan oluştuğunu savlamaz. Hücrenin oluşumuyla ilgili deney gözlem yoluyla çıkarımlara ulaşmaya çalışır.
*Evrim teorisi ise hayat başladıktan sonra bu hayatın nasıl gelişim gösterdiğiyle ilgilenir ki bu gelişim için genellikle "Doğal seçilim" ve "mutasyon" kavramlarını kullanır. Doğal seçilim akla yatkın ve genel kabul görmüş bir "bilimsel gerçek" (bu konuya sonra döneceğim) olarak kabul edilse de mutasyon üstünde bazı tartışmalar süre gelmekteydi. Ancak son yıllarda genetik mühendisliğinin gelişimiyle beraber mutasyonun da pekala geçerli olabileceği sonucuna varıldı. Ne var ki mutasyonun türler arası geçişi gerçekleştirilemeyeceği gösterilse bile bu evrim teorisinin çöktüğü anlamına gelmez. Zira teorinin arkaplanında hala geçerliliğini koruyan doğal seleksiyon vardır.

(Bilimsel gerçek: Gerçeklere deneyim yoluyla ulaşabileceğimiz ön kabuluyle yapılan deney-gözlem-düşün faaliyetleriyle ortaya atılmış fikirlerin,tezlerin,teorilerin bilim çevrelerince genel kabul görmüş hali.. Bir ön kabulle yola çıkılmasından dolayı bu alanda hüküm süren tartışmalar vardır. Her ne kadar bilim şimdiye kadar kendini ispatlamış olsa da bu önkabul yüzünden onun elde ettiği verilere gerçek diyemeyiz.)

evet evrim teorisi çürütülebilir ama bu kolay bir şey değildir. Kaldı ki evrim teorisinin zaman içinde çürütülen noktaları da vardır ancak bu bütün teorinin raflara kaldırılacağı anlamına gelmez. Onun yerine yanlışlanan alan üstüne yeni çalışmalar yapılır ve daha kapsayıcı sonuçlara ulaşılmaya çalışılır.
* söz konusu teoriyle ilgili bir başka yanılgı da onun tanrıyı reddediyor olmasıdır. Evrim teorisinin gerçeklendirilmesi tanrının var olmaması anlamına gelmez! Ama şu anlama gelir: şu ana kadar dünyaya ulaşmış ve yaygın kabul gören üç büyük dinde yer alan "canlıların bir anda bir tasarımcı tarafından ortaya çıktığı ve aynı şekilde kaldığı" fikrinde yanlışlıklar bulunmaktadır. Bu bizi başka bir noktaya çeker. Mükemmel Tanrı'nın mükemmel kitaplarında niye yanlışlık olsun ki? O halde ya kitaplar değiştirilmiştir ya da kitaplar tanrının sözleri değildir. Ama yine söylüyorum; teorinin ispatı (ki bilimsel gerçektir) tanrının "var olmayan" olduğu anlamına gelmez. Ve aynı nedenden dolayı teoriyi kabul edenler ateist olmak zorunda değildir. Bu kişiler kitaplarının değiştirilmiş olabileceğini kabul eden Müslümanlar da olabilir.

hshtanri 25 ağustos 2007

Kendinizi
modası geçmiş peri masallarının ardına saklamaya
ve ellerinizi masumca yıkamaya
devam edemezsiniz

Epica - Cry for the moon
Alıntı ile Cevapla