Tekil Mesaj gösterimi
  #9  
Alt 15-06-2011, 17:46
Laqrma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Laqrma Laqrma isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 46
Standart

Ve son yazı..


Tanrı Kavramı:

Ölüm, ruh ve öteki dünya ya da fizikötesine geçiş kavramları bu kadarla kalmamış ve insanoğlunun günümüze kadar süregelen macerasında bir başka kavramın daha ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Bu kavram da "tanrı"dır.

İnsanın bilişsel gelişiminde şimdi sırada tanrı kavramı vardır ve insanoğlunun bundan sonraki yaşantısında, kurduğu tüm uygarlıklarda ve geliştirdiği tüm kültürel öğelerde bu kavram çok büyük bir yer tutacak ve ister gündelik yaşantısının seküler kısmında ister manevi ya da soyut kısmında bu kavrama doğrudan ya da dolaylı olarak göndermeler yapan değişik semboller üretecektir.

Özellikle de Neolitik Çağ'dan itibaren tanrı kavramının toplulukların materyal kültürlerindeki yansıması, biz arkeologların işlerini kolaylaştıracak, yazının ortaya çıkmasıyla başlayan tarihsel çağlarla birlikte de onların mitolojileri, ritüelleri ve bunların yaşantılarında oluşturduğu değişiklik ve kültürel farklılaşmalarını gözlemlemek bizler için daha kolay hale gelecektir.

Bugüne dek, tanrı kavramının ya da insan aklında ortaya çıkan tanrı tasarımının, ister felsefeciler olsun isterse de sosyal bilimlerin diğer alanlarında çalışanlarca olsun genel bir tanımı yapılamamıştır. Bunun nedeni ise dünya üzerinde yaşayan ya da yaşamış bulunan birçok topluluğun değişik tanrı tasarımlarının olmasıdır.

Örneklersek, toplumbilimci Durkheim; "Kabile tanrısı yüksek bir mevkiye ulaşmış bir ata ruhundan başka bir şey değildir." derken, daha önce ruh kavramının açıklanması sırasında belirttiğimiz gibi tinsel bir varlığı tanımlar.

Ancak, tinsel olmayan tanrılar da vardır. Örneğin Yunan Tanrıları. Bu tanrılar ölümlü kadınlar ile ilişkiye girerek çocuk yapabilirler. Ya da değişik topluluklarda doğaüstü olmayan hayvanlar ve bitkiler tanrı olarak kabul edilip, Roma'da olduğu gibi bazı hükümdarlar da kendini tanrı olarak ilan edebilirler.

Çeşitli kültürlerin mitolojilerinde üç yüz milyondan fazla tanrı ve tanrıça adı olduğu saptanmıştır. Bu tanrı ya da tanrıçalar, insanlar tarafından genellikle sadece kendilerinden üstün, gerektiği zaman başvurup yardım dileyebilecekleri ve onlara yalvarıp yakarmakla birçok sorunlarını çözümleyebilecekleri varlıklar olarak tasarımlanmış ve bu tasarımlar giderek soyutlanarak tektanrıcı dinlerin soyut tanrı tasarımına ulaşmıştır.

Konuyla ilgili olarak baktığımızda, ata kültüne tapınmanın tanrı kavramının ortaya çıkmasında önemli bir rol oynadığı çok açıktır.

Sonuç olarak "tanrı" sözcüğünün değişik dillerdeki etimolojisi, bizi bazı dillerde ruh kavramına götürürken bazılarında sadece doğayla ilgili sözcüklerden alınmış köklere götürmektedir.

Yeniden eskiye doğru gidersek Yahudilik ve Hıristiyanlıkta tanrının bir ruh olduğu açıkça belirtilmiştir. Hint-Avrupa dillerinde parıltı anlamına gelen "dei" kökünden türeyen Yunanca "dios ve theos", Latince önce "deivos" daha sonra "deus", Sanskritçe "devah" gibi sözcükler aslında Proto-Hint-Avrupa dilindeki "gökyüzü baba-dyeus pater" deyiminden türemişlerdir. Bu deyimdeki baba sözcüğü bazı araştırmacılarca tanrıların ya da insanoğlunun atasını ifade ediyor olabileceği gibi, Latince paterfamilias ile ilişkili bir tür otoriteye de işaret ediyor olabilir.

Tanrı sözcüğü diğer Hint-Avrupa dillerinde, yaşadıkları coğrafyayla ilgili doğa olaylarından kök almakta yani doğanın temel öğelerinin kutsallaştırıldığını bize göstermektedir. Örneklersek, Sanskritçe'de "surya", Gal dilinde "sulis", Germen dilinde "sol" sözcükleri bir güneş tanrı ya da tanrıçasını temsil ederken, Litvanyaca "perkunas", Slavca "perun" ve Norman dilinde "fjörgyn" ise fırtına ya da yağmur tanrısını temsil etmektedir. Türkçe'deki "tengri" sözcüğü de keza gök tanrıyı ifade etmektedir. Semitik bir dil olan İbranice'de ise daha önce de belirtildiği gibi ruh anlamına gelen ve Arapça'daki "allah ve ilah" sözcüklerinin de kaynağı olan "eloah " ve çoğulu "elohim" yüklendiği bu anlamıyla tinsel bir öğeye dolayısıyla belki de ata kültüne tapınmaya işaret ediyor olabilir.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılabileceği gibi tanrı kavramı hem doğa olaylarıyla hem de ölmüş ataların ruhlarıyla ilgilidir. Bir ritüel dahilinde toplulukların farklı niteliklere, bilgi ve becerilere sahip bireylerinin öncelikli olarak gömülmesi ve bunların yanına materyal kültürle ilgili bazı nesnelerin bırakılması ile başlayan "ata kültüne tapınma", başka bir deyişle "ölenin düşünsel ilke anlamındaki tinine tapınma" zamanla tinin tanrılaşmasını getirmiştir. Konuyu daha da açacak olursak, bu olay ölümle gerçekleştiğinden bazı kültürlerde ilk tanrılar ölü ataların ruhları ve ilk dini törenlerin gerçekleştiği yerlerin de mezarlık alanları olarak düşünebiliriz.

Türkiye'deki Çayönü yerleşiminin en erken tabakasından itibaren aynı yerde süreklilik göstererek ortaya çıkan ve kazıcıları tarafından kafataslı yapı olarak adlandırılan yapı yukarıda belirtilenlere en iyi örnektir. Bu yapıyla birlikte aynı yerleşimde ortaya çıkarılan ve "özel yapı" ya da "tapınak" olarak adlandırılan yapılar da bulunmaktadır. Burada ortaya çıkarılan kafataslı yapı'yı kısaca incelersek;
Yerleşimin en erken yapı evresinin son yapı katından itibaren (C14 verilerine göre yaklaşık MÖ 10200-9200), Çanak Çömleksiz Neolitik dönemin tamamında, aynı yerde küçük değişikliklerle devam eden ve 1964 yılında ilk bulunduğunda içinde sadece kafatasları ortaya çıkarıldığı için kafataslı yapı olarak adlandırılan bu yapının değişik evrelerinden toplam 450 kadar iskelet bulunmuş ve burasının ölü kültü için kullanıldığı kesinlik kazanmıştır. Yapının avlusundaki büyük yassı taşın üzerinde hayvan ve insan kanının saptanması, bu taşın kafaların kesilmesinde ve hayvan adağı için kullanıldığını göstermekte ve bize Çayönü insanının ölü kültüne hizmet verdiğini göstermektedir.

Ayrıca, Çanak Çömleksiz Neolitik Dönemin son evresinde ve Çanak Çömlekli Neolitik Çağ tabakalarında yerleşim içi gömüye rastlanılmaması, toplumda bir mezarlık kavramının oluştuğunun ve ölülerin yerleşim dışındaki uygun bir alana gömüldüklerinin göstergesidir.

Bir başka örnek olan Çatalhöyük ele alındığında ise James Mellaart'ın yaptığı çalışmalar sonucu ortaya çıkardığı ve tapınak olarak nitelediği yapılardaki platformların altına yapılan gömü yine bir ata kültünün işareti olabilir.

Çatalhöyük'teki kazılarda ortaya çıkarılan tapınakların niteliklerinden söz etmek gerekirse, Mellaart Çatalhöyük'te ortaya çıkarılan 139 yapının en az kırkının Neolitik Çağ dinine hizmet ettiğini ve bu yapıların her zaman daha özenli yapıldıklarını, içinde bulundukları alanın en büyük yapısı olduklarını, buna karşın mimari açıdan konutlardan farklı olmadıklarını ve çoğunlukla ölülerin bir ritüel dahilinde bu yapıların tabanlarındaki platformların altına gömüldüklerini belirtir.

Ayrıca Çatalhöyük'te bütün ölülerin tapınak olarak nitelenen mekanlara gömülmemiş olması ve Büyük Akbaba Tapınağı olarak adlandırılan yerin 120 yıl boyunca sadece altı mezara ev sahipliği yapmış olması Çatalhöyük'ü Çayönü gibi erken yerleşimlerden ayıran bir özelliktir. Mellaart, buradan sadece altı mezarın çıkmış olmasını, tapınakların sürekli gömü yapılan yerler değil sadece özel kişilere ayrılan yerler olması ile açıklamakta ve bu kişileri rahibe olarak nitelemektedir. Bu da bize, dinlerin temel özelliklerinden ikincisi olan; bir toplumda, özellikle bazı insanların doğrudan tanrılar ya da ruhlar gibi doğaüstü varlıklardan ilham ve mesajlar alabilecekleri inancı ile uyuştuğunu göstermektedir.

Ölü ataların ruhları için yapılan ritüellerin giderek özelleşmesi, bu ritüellerde rol alan bazı insanların varlığı ve gündelik yaşantıda kullanılan yapılardan giderek farklılaşması ile bu yapıların yerleşim dokusunda belirgin biçimde ortaya çıkması, ileride daha da gelişkin olarak ortaya çıkacak tapınakların temelini atmıştır. Yani ölüm ve ölü gömmenin, dinlerin ve tanrı kavramının ortaya çıkmasında dolaylı ve doğrudan etkisi vardır.

İnsanoğlunun bundan sonraki yaşantısında çok önemli bir yer tutacak olan tanrı kavramı ve bu kavramla bağlantılı olan tapınaklar daha sonraki dönemlerde de birçok kültürde ölü gömme olgusuyla paralel olarak ilerlemiştir. Mezarlıkların geçmişte olduğu gibi günümüzde de kutsal ve dokunulmaz yerler olarak görülmesini ve bütün dinlerde bununla ilgili yaptırımların bulunmasını başka türlü açıklama olanağı da yoktur.

Doğaüstü güçlere sahip olduğuna inanılan ve saygı gören şamanlar ise; Paleolitik Dönem'den itibaren yavaş yavaş yerleşik yaşama geçtikten sonra da saygınlık görmeye devam etmişler ve daha sonra tapınaklarda çalışan rahiplere dönüşmüşlerdir.



Ö.N: Bu yazıda büyük ölçüde Uhri.A., "Batı Anadolu ETÇ Ölü Gömme Gelenekleri" adlı doktora tezinden yararlanılmıştır.



Kaynakça:


Arsebük,G., "Evrimi Kendine Özgü Bir Canlı: İnsan", Colloquium Anatolicum-I, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yay.,İstanbul, 2002.

Armstrong,K., "Tanrı'nın Tarihi-İbrahim'den Günümüze 4000 Yıllık Tanrı Arayışı", Çev.O.Özel-H.Koyukan-K.Emiroğlu, Ayraç Yay., Ankara, 1998.

Assmann, Jan, "Kültürel Bellek-Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama ve Politik Kimlik", Çev.A.Tekin, Ayrıntı Yay. İst, 2001.

Bottéro, J., "Mezopotamya Yazı, Akıl ve Tanrılar", Çev.M.E.Özcan-A.Er, Dost Ktbv. Yay., Ankara, 2003.

Braidwood, R.J.,"Tarih Öncesi İnsan", Çev.B.Altınok, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1995.

Çoruhlu, Y., "Eski Türklerde Ölüm", Cogito-40 Ölüm: Bir Topografya", YKY, İstanbul, 2004.

Erginer,G., "Bir Halk Bilimcinin Gözünden Ölüm", Cogito-40 Ölüm: Bir Topografya", YKY, İstanbul, 2004.

Esin,U., "Arkeolojik Terminolojide Bazı Sorunlar", TÜBA-AR-7, Ankara, 2004.

Hançerlioğlu,O., "Felsefe Ansiklopedisi", Remzi Ktbv. Yay. İstanbul, 1978.

Leroi-Gourhan,A., "The Flowers found with Shanidar IV, a Neanderthal burial in Iraq", Science 190, 1975.

Levin,R., "Modern İnsanın Kökeni", Çev.N.Özüaydın, TÜBİTAK yay., Ankara, 1998.

Lévi-Strauss,C., "Yaban Düşünce", çev.T.Yücel, Hürriyet Vkf. Yay. İst., 1984.

Mellaart,J., "Çatalhöyük, A Neolithic Town in Anatolia; McGraw-Hill Book Company", New York, 1967.

Örnek,S.V., "100 Soruda İlkellerde Din, Büyü, Sanat, Efsane", Gerçek Yayınevi, İstanbul, 1971.

Örnek,S.V., "Anadolu Folklorunda Ölüm", DTCF yay.218, Ankara, 1979.

Özbudun,S., "Ayinden Törene-Siyasal İktidarın Kurulma ve Kurumsallaşma Sürecinde Törenlerin İşlevleri", Anahtar Kitaplar, İstanbul, 1997.

Özdoğan,M., "Neolitik Çağ-Neolitik Devrim-İlk Üretim Toplulukları Kavramının Değişimi ve Braidwoodlar", TÜBA-AR-7, Ankara, 2004.

Özdoğan,M.-Özdoğan,A.-Bar,D.-Yosef-Van Zeist,W., "Çayönü Kazısı ve Güneydoğu Anadolu Karma Projesi, 30 Yıllık Genel Bir Değerlendirme", XV. KST-I, Ankara, 1993.

Özdoğan,M.-Özdogan,A., "Buildings of Cult and the Cult of Buildings", Light on Top of The Black Hill-Studies presented to Halet Çambel, Ege Yayınları, İstanbul, 1998.

Özmen,A., "Ahiret", Antropoloji Sözlüğü, Edt.K.Emiroglu-S.Aydın, Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara, 2003.

Pearson,M.P., "The Archaeology of Death and Burial", Texas A&M Univ. Press., 2002.

Rotermund,H.O., "Japonya'da Can, Ruh", Antik Dünyada ve Geleneksel Toplumlarda Dinler ve Mitolojiler Sözlüğü, (Edt.) Y.Bonnefoy, Çev.G.Çetin, Dost Ktbv.Yay., Ankara, 2000.

Schmidt,K., "Göbekli Tepe and the Rock Art of the Near East"; TÜBAAR 3; Ankara, 1-14., 2000.

Solecki,R., "Shanidar IV, a Neanderthal flower burial in Northern Iraq" Science 190, 4217, 1975.

Şenel,A., "İlkel Topluluktan Uygar Topluma Geçiş Aşamasında Ekonomik Toplumsal Düşünsel Yapıların Etkileşimi", Bilim ve Sanat Yay., Ankara, 1995.

TAY II, Harmankaya,S.-Tanındı,O.-Özbaşaran,M., "Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri-II, Neolitik", Ege Yay. İstanbul, 1997.

TAY-C14 Veri Tabanı, Harmankaya,S.-Erdoğu,B.-Uygun,D., "Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri-C14 Veri Tabanı", Ege Yay. İstanbul, 2003.

Türk,H.,"Neanderthal İnsanda Törensel Ölü Gömme"; Bilim ve Ütopya-36; İstanbul, 1997.

Tuğlacı,P., Okyanus Ansiklopedik Sözlük, Pars yay. İst. 1972.

Ünal,A., "Hititler Devrinde Anadolu-II", Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2003.

Van Lamoen,F., "Simya, Hermetik Sanat: Batı Simyasına ve Simya İkonografisine Giriş-Alchemy, The Hermetic Art: An Introduction to Western Alchemy and Alchemical Iconography", Çev.M.H.Doğan,
Sanat Dünyamız-97, YKY yay., İstanbul, 2006.

Wells,C., "Sosyal Antropoloji Açısından İnsan ve Dünyası", çev. E.Onur, Remzi Ktbv. İstanbul, 1972.

Yakar,J.,"Etnografya Işığında Arkeolojide Sosyal ve Kültürel Değerlendirmeler", Colloquium Anatolicum-I, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yay.,İstanbul, 2002.

'Okuyan Çocuk'
Alıntı ile Cevapla