Tekil Mesaj gösterimi
  #18  
Alt 28-01-2010, 12:51
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.928
Standart

sevgili canip bilirsindir rumeliyi müslümanlıkla tanıştıranbektaşi babalarıdır hala rumelide bırak türkleri arnavutlarda ve değişik ırklardan bektaşiliğe mensup insanlar hala var ve ritüeller devam etmektedir.
rumeli ye bektaşiliği götürenler genel olarak ışıkçılar denmekteydi.
bu anadoluya bektaşiliği götüren en meşhur pir sarı saltuk babaydı
sarı saltuk baba çok önemli bir pirdir yukarda söylediğim gibi. o kadar büyük bir zadegandırki rumeliden tut niğdeye kadar en az20 yerde mezarı olduğuna inanılıyor.
bu sarı saltuk alp büyük erenlerdendir.
akıncıların öncülerindendir.

Rumeli'de Türklerin İlk Yerleşmesi

Çeşitli Türk kavimleri Kuzey Karadeniz steplerinden gelip VI. Yüzyıldan itibaren Balkan yarımadasına yerleşmişlerdir. Fakat Bizans’ın dini baskısı ve önceden yerleşik hayata geçmiş olan Slavlarla karışarak ortadan kaybolmuşlardır.

Türklerin güneyden gelip Kuzeydoğu Bulgaristan’da yerleşmesi Anadolu Selçuklu Sultanı II.İzzeddin Keykavüs’ün (1238-1278) Dobruca’daki sürgün hayatıyla yakından bağlantılıdır. Sultana bağlılığı devam eden çok sayıda Türkmen Anadolu’dan gelip Dobruca’ya yerleşti. Türkmenlerin bölgeye gelişi ile ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Bunların odak noktasında daima Sarı Saltuk yer almaktadır. Sarı Saltuk, manevi olarak kendisine bağlı olan kalabalık sayıdaki Türkmen nüfusla birlikte Rumeli'ye gelmiş ve burasını yurt edinmiştir.

Sarı Saltuk’un Dobruca'daki faaliyeti ve faaliyet alanıyla ilgili en geniş popüler bilgi Evliya Çelebi Seyahatname’ sinde bulunmaktadır. Seyahatname’ de Evliya Çelebi sık sık gerçeklerle efsaneleri birbirine karışmıştır.

Yazıcızade Ali II. Murad’a ithaf ettiği Tarih-i Âl-i Selçuk’da , Rumeli’ye giden göçmenlerin bir kısmının Halil Ece ile birlikte Karesi İline geri döndüklerini, kalanların ise Sarı Saltuk’ın etrafında toplandıklarını kaydetmiştir.

A - Baba, dede ve şeyhlerin adını taşıyan köyler : Pek çoğu unutulmuş veya bunlara Bulgarca ad verilmiş olmasına rağmen, halen Sağ kolda bulunan köy adları arasında baba, dede ve şeyhlere adanmış çok sayıda köy bulunmaktadır. Kozluca Baba, Hüssam Dede, Menteş Baba, Sindel Baba, Pir Can Baba bunlar arasında sayılabilir. Günümüzde hemen hemen hiç bir köyde tekke ve türbe izine tesadüf edilmemektedir. Tekke Kozluca gibi “tekke” adını korumuş olan köyler arasında bile, köylüler Tekke kelimesinin niçin korunmuş olduğu bilmemektedir.

Bu köyler için pek çok örnek bulunmaktadır. Bir kaza merkezi olan Kozluca , Tavşan Kozluca ve Tekke Kozluca. Saruhan İlinde bulunan Kozluca Baba’ya manevi olarak adanmış yerleşim yerleriydi Yoğun olarak . Saruhanlıların iskan edildiği yerde; kaza merkezine beş ila on kilometre mesafede iki tane daha Kozluca köyünün bulunması Kozluca Baba ile manevi bağı olan yürüklerin yeni topraklarıyla daha kolay bütünleşmesini sağlamıştır. Kutsal saydıkları ve geldikleri yerleri kesin olarak belirterek sürgün ve göçün yıpratıcı ve yalnızlık duygusundan kurtulmuşlardır. Anadolu ve Rumeli Eyaletinde söz konusu kaza ve köylerden başka Kozluca Baba’ya adanmış çok sayıda köy bulunmaktadır.

Hüssam Dede köyüne ise Manisa’da Muradiye camii vakıfları arasında bulunan Hüssam Dede köyünden gelenler yerleştirilmiştir. Her iki köy de adını Hüssam Şah’tan almıştır. İskan tarihinde şeyhlerin önemini göstermesi bakımından son derece dikkat çekici bir örnektir.

Küçük Abdal tarafından kaleme alınan menakıbnameye göre Kalenderi şeyhlerinden olan Otman Baba’nın asıl adı Hüssam Şah’tır. Menakıbnameye göre Otman Baba H.780 / 1378 tarihinde doğmuştur. Bazılarının Gani Baba, Hüssam Dede de dedikleri Hüssam Şah H 883 / 1478’de yüz yaşını geçtiği halde ölmüş, öldükten sonra hilafet “İbrahim-i sani” de denilen Akyazılı Sultan’a geçmiştir.

Rivayete göre Otman Baba daha çok gençken, Timur’un Anadolu’yu istilası sırasında Anadolu’ya ayak basmış, Germiyan ve Saruhan havalisinde uzun süre dolaşmış ve hatta II. Mehmed’in şehzadeliğindeki Manisa valiliği sırasında burada bulunmuştur. Yaz aylarında Gelibolu’dan Dobruca’ya kadar kasaba ve köylerde dolaşarak kurban topladığı bilinmektedir. Otman Baba bazı yıllar kış aylarını Varna’daki zaviyesinde geçiriyordu. Bu zaviye; Hüssam Dede köyü ile komşu olan Batova köyünde bulunan ve daha sonra Akyazılı’nın adı ile anılacak olan zaviyedir. Hüssam Dede ile ilgili bilgiler ışığında Anadolu’dan Rumeli’ye göç incelendiğinde, Rumeli’ye göçün XV. Yüzyılın ikinci yarısında da devam ettiği görülmektedir.

Hüssam Dede ile ilişkisi nedeniyle Akyazılı Sultan Tekkesine değinmek gerekmektedir. Akyazılı Sultan Tekkesi, Kozluca Kazasının Hüssam Baba köyüne sınır olan Üşenli köyünden geçen Botova nehrinin oluşturduğu vadinin yamacında yer almıştır.

Evliya Çelebi 1652’de tekkeyi ziyaret ettiğizaman menakıb’den yararlanarak Akyazılı Sultan’ın hayatı, kişiliği ve tekke hakkında geniş bilgi vermiştir. Akyazılı’nın Ahmed Yesevi’ye bağlı ve Hacı Bektaş Veli halifelerinden olduğunu, önce Bursa’ya daha sonra Rumeli’ye gittiğini belirtmiş, yüz yıl kadar yaşadıktan sonra II. Murad zamanında öldüğünü kaydetmiştir.

Faziletname adındaki eserin sahibi Yemeni; Akyazılı’nın Kalenderi şeyhi Osman Baba’nın halifesi ve Hüssam Şah’ın halifesi olduğunu, kendisinin de Akyazılı Sultan’ın halifesi olduğunu yazmıştır. Yemeni’ye göre Gani Baba da denilen Hüssam Baba H. 883 / 1478’de halife olmuş, H. 901 / 1495’de vefat etmiş, ve hilafet “İbrahim-i sani” denilen Akyazılı Sultan’ a geçmiştir. Yemeni bunları anlattığı şiirini H. 925 / 1519 yılında kaleme almıştır ve Akyazılı Sultanın “Kutb” olduğunu belirtmiştir.

Bir Bektaşi tekkesi olarak kurulan Akyazılı zaviyesinde Işıkların sayısının artması üzerine Kanuni döneminde takibe alınmış, 1559 yılında teftiş edilerek rafızı Işıklara karşı tedbir alınması istenmiştir. Yeniçeri ordusunun kaldırılmasından sonra, 1243 / 1827 yılında çıkarılmış olan bir irade ile Anadolu’da ve Rumeli’de ne kadar Bektaşi tekke ve zaviyesi varsa bunları yalnız türbelerinin bırakılmasını ve her türlü vakıf emlakinin devletleşmesi emredilmişti. Bunların aralarında bazıları Nakşibendi tarikatına dahil olduklarını ilan ederek otorite ile barışık yaşamayı seçmişlerdi.

Hüssam Dede köyü ile komşu olan Şüca köyüne gelince; köyde oturan yürükler Saruhan-oğulları döneminden beri ayende ve ravendeye (gelene geçene) hizmet eden Şüca Baba Zaviyesine bağlı bulunuyorlardı.

Şüca Baba’nın tasavvufi kimliği Hüssam Dede, Taptuk Dede ve Akyazılı ile paralellik göstermekte; Varna, Deliorman ve Dobruca için büyük önem taşımaktadır. Şüca Baba veya Menakıpnamesinde zikredildiği gibi Sultan Varlığı, XV. Yüzyılın bir hayli etkili olmuş Kalenderi şeyhlerindendir. 1450’lerde kaleme alınmış bir de Velayetname-i Sultan Şücau’d-Din adında Menakıbnamesi bulunmaktadır. Buna göre Çelebi Mehmed ve II. Murad devirlerinde yaşamıştır. Fatih döneminde yaşamış olan ünlü Kalenderi şeyhi Otman Baba’nın menakıbnamesinde de şeyhden söz edilmiştir. Buna rağmen sözlü kaynaklardan bazıları onu çok daha eskilere götürerek Şucau’d-Din lakabından hareketle, 1240’daki Babai isyanının başı Şucau’d-Din Ebu’l-Baka Baba İlyas-ı Horasani ile özdeşleştirmektedir. Başka bir söylenceye göre Sultan Şücau’d-Din, Seyyid Gazi Zaviyesinin yakınında bir yerde yaşamağa başlamış, burada zaviyesini açmış, halen adı Aslanbeyli olan köye adını vermiştir. Burada en tanınmış müridi Timurtaş Paşa olmuştur. Bilgiler zaman olarak birbiri ile çelişmesine rağmen sözlü bilgiler Türkmenler arasında itibar görmüş ve saygı ile kuşaktan kuşağa nakledilmiştir.

Sultan Şucaü’d-Din’in yalnız Kalenderi zümreleri içinde değil, ünlü gaziler arasında da saygı duyulan bir şeyh olmuştur. Timurtaş Paşa, ve oğlu Ali Bey bunlar arasında bulunmakta hatta Aslan Beyli köyünde Timurtaş Paşa ile Şeyh Şücaü’d-Din’in türbeleri yan yana yapılmıştır. Velayetname’de şeyhin bir derviş gazi olarak zaman zaman gazilerle Rumeli gazalarına katıldığından söz edilmektedir. Hüssam Dede, Şüca, Taptık, Akyazılı (Üşenli-Batova) köylerinin bir birine çok yakın kurulmuş olması geleneğin devamını göstermektedir.

Taptık (Taptık Baba) köyüne gelince Varna’ya bağlı olan köy halkı yürük ve celep yazılmıştı. Saruhanda Taptık köyü bulunmamasına rağmen Sruhan’da Taptuk Baba adı sık sık kullanılmaktadır .

Bektaşi ananesine göre Taptuk Emre, Yunus Emre’nin şeyhidir. Her ikisi de Hacı Bektaş-ı Veli mürididir. Yunus Emre bir şiirinde tarikat şeceresini açıklarken şeyhinin Baba Taptık olduğunu söyler, Taptık ise Barak Babanın halifesidir. Barak Baba Sarı Saltuk’un en sevdiği halifesidir. Anadolu’daki sünni – gayri sünni tasavvuf çevrelerini derinden etkileyen Yunus Emre; Taptuk Baba veya Baba Taptuk yanında yetişmiştir. Fuat Köprülü, Tapduk Emre’nin Babai çevreleri ile alakalı bulunması nedeni ile bir Türkmen Babası olduğunu belirtmiştir. Bu niteliği sebebiyle Tapduk Baba, Tapduk Emre adıyla XV. Yüzyılda Kalenderilik kanalıyla Bektaşilik geleneğine girmiştir.

Varna Kazasındaki Pir Can Baba Zaviyesinin bulunduğu Doğuca köyü yürük teşkilatına bağlıydı ve adını Saruhan’da Akhisar’a bağlı Doğuca köyünden almıştı .

Anadolu’da sıkça rastlanan Karyadı hatun adındaki kadın evliya burada da saygı ve sevgi görmüş adına kurulan zaviyenin etrafında bir köy oluşturulmuştur.. Karyağdı köyünde Naldöken yürükleri oturuyordu Saruhan’da da yürüklerin oturduğu Gördes’in bir Karyağdı köyü bulunmaktadır.

Karyağdı, Anadolu’nun pek çok yerinde türbesi olan bir kadın evliyadır. Efsaneye göre genç bir kadın ağustos ayında aşerdiği sırada kar yemek ister. Kuvvetle dilediği için geceleyin kar yağar. Kadın; bu kardan avuç avuç yer ve hastalanıp ölür. Karyağdı adını taşıyan türbelere genç ve hamile kadınlar adak adar, muratlarının yerine getirilmesini dilerler.

Sağ kolda Varna, Şumnu, Hacı-oğlu Pazarı, Deliorman ve Dobruca’ya yerleştirilen, göçerlerin ve Anadolu’da yerleşik hayata yenilerde geçmiş olan göçmenlerin gelirken Anadolu’daki inanç geleneklerini beraberlerinde getirmiş olmaları bir taraftan yaşamlarını kolaylaştırmış öte yandan aralarında dayanışmayı arttırmıştır.

sevgili canip olay senin eleştirmeğe çalıştığın sığlıkta değildir söylenecek daha çok şey vardır

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla