Tekil Mesaj gösterimi
  #24  
Alt 28-07-2015, 15:59
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 12.328

Onur Üyeliği 

Standart

Dialectics´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sn. Spartacus,

Bilime karşı şöyle bir eleştiri yapılıyor: Bilim, varlığın doğasını asla çözemez. Çünkü bilim empirisistdir, deneyseldir. Sadece gözlemlediklerini ölçer, gözleyebildiklerini açıklar. Ancak bu yöntemiyle varlığın asıl "formu"nu çözemez.

Form ve içerik mevzusunu şöyle örnekleyebiliriz: Örneğin bir dvd'deki bir film düşünün ve sizin de bu filmin içinde yaşadığınızı düşünün veyahut da geliştirilen 3d teknolojiler, sensörler vb. ile adeta filmin içindeymişsiniz hissinde olduğunu düşünün. Bu film içinde yapacağınız her gözlem, yaşayacağınız her şey, her deney size bu filmin içeriği hakkında bilgi verecektir; ancak bu filmi saklayan, bu filmi ihtiva eden dvd hakkında hiçbir veriye ulaşamayacaksınızdır. Örneğin bu dvd kaç gb'lık bir dvd, ebatları ne, şekli nasıl, film sahneleri bu dvd üzerine nasıl işlenmiş, dvd hangi malzemeden yapılmış vb...

İşte bu noktada da deneysel yöntemlerin değil, rasyonel yöntemlerin kullanılması gerektiği iddia ediliyor. Rasyonellik ise şartlardan ve ortamdan ve koşullardan bağımsızdır deniyor ve dolayısıyla en basit anlamıyla rasyonelliği de matematik ihtiva eder deniyor. Hatta bir adım daha öteye gidilerek varlığın formu matematiktir deniliyor...

Ancak formun matematik olması ya da hiç form olmaması neyi değiştirir derseniz, açıkçası bence çok fark yok....
Sevgili Dialectics, hiç formun olmaması ile kasıt ne? Bu tür konualrda matematik bir hesap, kıyas, mantık, önerme işi en nihayetinde insan iradesinin saltıklaştığı bir alana yönelimdir ki, bence dahil edilmemeli. Fizik şeylerin doğasını kavrama, çözümleme üzerinedir, hasılı, özü budur.

Peki DVD dediğimiz içndekilerle süreğen dinamik ise ve gerçek olanın DVD ve içindekiler olduğu durumu ve bizlerin sebep, sonuç, önce, sonra gibi kavramlar ve mefhumları, DVD nin sektörlerindeki değişim ise ne olacak? DVD'nin sebebi ne vb diye sormak rasyonel olur mu? Bu soruları DVD'nin içinden-DAHİLİ- sormaktayız ve soruların muhatabıda muhtevanın değişimi kapsamında
Yine DVD önceden formatlanıp, sektörlenmiş değilde, her an sektörel olarak değişiyor ve sektörler ilişkisel ağ dahilinde belirleniyor-oluşuyor-kayboluyor ve böylelikle de nitelik düzeyinde oluşlar, yok oluşlar peyda oluyorsa ve gerçek bu ise? yani DVD ve şeyler ve şeylerin form-yapı-dizilim-bileşik-ilişki temelli dinamik değişimi ise ne olacak?

Bilim neyseki son 40-50 yıllık uğradığı dumurdan(idealist, [matrix, bilgi felsefesi - kaba idealizm], kilise şu bu) bombardımanından yavaş, yavaş tekrar çıkmaya başladı. Bilim ne zaman bu bombardımanlardan uzak o zaman verimli oluyor çünkü bilim meşgul ve bilim insanlarının kafası, yönelimi, açısı ideolojik olarak karıştırılamıyor, saptırılmıyor.

Irrasyonel nedir? Akıl ve mantıkdan yoksun... Mesela, bilim Evrenin ne zaman başladığını filan gayet bilimsel olarak sorgulayabilir çünkü EVREN gözlem dahilidir çünkü nitelik-özellik-form-dizilim-yapı(yani nesne) gözlemlenebilir, evren dediğimizde zaten bu(şey'in kendisi değil, durumu, formu, hali, yapısı vb), an itibariyle ne ise formu, yapısı da o ve bu dinamik-değişken.
  • Varlık(ŞEY) ne zaman başladı? ERROR.
  • Varlığın(şeyin) sebebi ne? Error
  • Başlatan kim(kim sorusu idealist sorudur geçersizdir). Error
  • Başlatan ne? Error
  • Varlık kaç yaşında? Error-saçma...
Bu vb. sorular safsatadır, irrasyonel yani akıl ve mantıktan yoksundur. Mümkünse bu tür kafa karıştıran, kavram kargaşası yaratan ve bunlardan da nemalananlardan uzak durmalı, bilimide uzak tutalı zira bu sorular birer at gözlüğüdür..

Matematik bilim değildir, fizik değildir, öznenin mantığıdır ve şeylerin dünyası matematiğe değil, öznenin mantığı şeylerin dünyasındaki yani nesnel gerçeklikteki, şeylerin nitel farkları, nicel değişimleri(sayılabilir olan), ilişkileri vb'ne bağlıdır, tüm diğer neden, nasıl, süreç-zaman vb soru ve kavramlar gibi.Matematiğin dünyası ARDIŞIKTIR bilimin dünyası ise ARDIŞIK değil, aksidir. Gerçek ardışık olsa zaten bilim olmazdı. Pisagor ve lineer insan mantığı(formel) her şeye yeterdi...

Örneğin, Güneş gözlemi vardır ve güneşin formunu sağlayan dizilim ve bileşimlerin bu niteliği ne kadar sürede(işte zaman soyutlandı) kaybedeceği(! kaybolan nitelik) üzerine varsayımlarda bulunabilir. Deneylerde yapılabilir, Güneş'in yapısı 3 aşağı, 5 yukarı çözümlerse, deney ortamında da ömür(NİTELİK DEĞİŞİMİ, şu anki ile öngörülen değişim arasındaki fark!) bakımından 3 aşağı, beş yukarı fikre sahip olunabilir. Bakın gözleme açık, deneye de açık ve rasyonel ve gözlemleniyorda. Yalnız bilim gözlem çerçevesini her zaman çizer(yani laboratuvar ortamı yapay ortamdır ve maddeler doğal ortamlarından yalıtılmışlardır bu bilinir), haliyle varsayımları idealist yönteme saparak saltıklaştırma, indirgeme hatasına düşmemek gerekir, düşen bilim insanları ise açıklamalarıyla bilimin ağzına ediyor... (Sonraki yazılarda Lawrence Krasus'dan bir kaç pasaj aktarayım, hem de Kuantum ölçek ve SAPITMA-YANILSAMA, yanlış sorular, yanlış ilişkilendirmeler üzerine)

Şimdi gözleme ve deneye açık olmayan ne? Bilmek istiyorum, işte bana bunun cevabı lazım, şey'mi gözleme kapalı yoksa gözlem sorunu nitelikle(değişken, dinamik) ilgili mi bir sorun. Kısaca gözleme açık olmayan ne var? DVD demiştin, işte o halde DVD gözleme açıktır, vay efendim bu sektörlerin yapısı dün nasıldı vs, bu tür sorular DVD'yi bağlamaz, DVD nin muhtevasının nitel değişimlerine odaklıdır ve ne yazık ki günümüz insanı DVD yi gözlemlemek yerine vay efendim bilmem kaç milyar önce sektörler nasıldı(elinin kiriydi çok mu önemli?). Vay efendim 50 milyar yıl sonra ne olacak? Elinin körü olacak, çok mu önemli? daha burnunun önündeki kertiği görmeyen, içinde yaşadığı Dünya ve Evreni yorumlamaktan aciz, her yanı bok götürüyor oturup ölümcül mesele diye kafayı taktıkları meselelere bak, çok mu önemli ve üstelik sorularda külliyen safsata!? Hiç bir önemi yok, bilsen de olur, bilmesende... yani işimiz gücümüz, ömrü billah kuyulara taş atan delilerle mi uğraşmak olmalı? Ya gırtlağımıza kadar çökmüş bunca boku kim temizleyecek?

Ne demişti Dario Fo;
Başımız dimdik yürüyoruz, çünkü boğazımıza kadar boka battık(bu söz bize ne kadar çok benziyor). Bizim binlerce sorunu ve önemi bırakıp, bunca önemsiz şeylerle meşguliyetimizin temelinde yine teoloji belası yatıyor, olmadı idealist yapımız. Fonksiyoner çalışma mantığımız, gerçek spiral iken, düzlemsel-doğrusal(lineer), özne-merkezli(ben, ego merkezli) algı yanılsamalarımız ve ne yazık ki bizi artık alakasız öne sürdüğümüz matematikte kurtarmıyor, çoğalttığımız safsata deryasında, kendi bokumuzda battıkça batıyoruz ve bu durumumuz ne evrenin umrunda ne de muhtevanın.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla