Tekil Mesaj gösterimi
  #8  
Alt 13-07-2017, 11:42
Vefik Sami Vefik Sami isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
Standart

Yakın çevremizde bir benzeri yokken, adına "Dünya" denen gezegende hayat neden, nasıl var olmuştur; bunun cevabı, hayâtın anlam veya anlamsızlığını da açıklayacaktır. Genelde inançlı insanlar kendilerine "Neden varız ?" sorusunu yöneltip, mevcut durumu bir "Tanrı"ya bağlayarak açıklamaya çalışır. Aslında, düşünsel olarak pek de mantıksız bir yaklaşım değil bu. Ne var ki, Tanrı'yı bir nesne-madde düzeyinde görme-algılama isteği, Tanrı fikrinin reddiyesine zemin hazırlamaktadır.

Kanâ'atimce; Tanrı yoksa adâletin, merhametin, paylaşmanın, ahlâkın, sözün özü; temelinde şahsi çıkar barındırmayan tüm değer yargılarının da bir anlamı olmayacak; canlılar arasındaki yardımlaşma veya iş bölümü "Sen benim sırtımı kaşı, ben de senin" düzeyinde gerçekleşecektir. Burada, Cennet ve ebedi hayat mukâbilinde bir "dürüstlük" ten söz etmiyorum. Aksine ahlaklı olmayı Tanrıdan elde edecekleri ödüle bağlayanlar da Tanrı ile kendi aralarında bir çeşit "sırt kaşıma" anlaşması yapmış olurlar.

" Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır." (Tevbe: 111)

Yukarıdaki Kur'an pasajında Tanrı ile yapılan bir alış-veriş ya da anlaşmadan bahsolunuyor. Hristiyanlar da Tavrat'ı "Eski anlaşma" İncil'i de "Yeni anlaşma" olarak algılar. Öyle görünüyor ki burada, kendilerini "inançlı" olarak gören insanların büyük bir gafı yatmaktadır. Alış-veriş veya anlaşma için en azından iki taraf gerekir. Yetmez, her iki tarafın da ellerinde ihtiyaç duydukları ve karşılıklı olarak takas edebilecekleri materyal veya koşullar olmalıdır. Şimdi on puanlık basit-sıradan "baraj sorusu" şudur:

Bizi Tanrı var etti ise zâten "Benim" diyebildiğim her şey O'nundur.
Bu durumda, insanın Tanrı ile bir "Alış-veriş, takas" yapması nasıl mümkün olabilir ki ?
Hele hele de anlaşma !?

Eğer İncilde - Matta/Markos/Luka/Yuhanna - gördüğüm öğretişlerdeki ilkesellik olmasaydı, çoktaan Deist veya Agnostik olmuştum. Tevrat ve Kur'an'ın bize anlattığı; öfkelenen - ki öfke adâleti yok eder - öç alan, "öldürün, kesin, doğrayın" türü katliam emirleri veren, pişman olan, görmek için aşağı inen, Güneş ve gezegenler olmadan "gün"lerden söz eden, Atı gün çalışınca yorulup 7. gün dinlenen. Ruhu sular üzeründen gezinen, bir ölçüde zaman ve mekânla mâlûl 'Tanrı', aslâ Evren(ler)in halk edicisi/sâhibi olamaz. Bizden bir farkı yoktur çünki. Ömrü, insan hayatı ile sınırlıdır. İnsan yok olduğunda insan algısındaki "Tanrı" da yok olacaktır.

Konu Vefik Sami tarafından (13-07-2017 Saat 12:41 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla