Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 19-04-2008, 04:06
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Canlar ve Ulucanlar

Bu konuda birseyler yazmayi hep istedim. Hala da nasil baslayacagima ve nasil yazacagima karar verebilmis degilim aslinda. Bazi olaylar insanlarin hayatini derinden etkiler, aradan yillar gecse de unutulamayanlarin arasina yazilir. Iste bu da benim unutamadiklarimin en onemlisi, unutamadiklarim icinde birinci sirada yeralan. Hayatimin en buyuk travmasi, sahte sosyalizm cigirtkanliklari ile gerceklerin catistigi, nefretlerin kusulup, ofkenin saha kalktigi, kafa karisikliginin kursunlarla aydinlandigi, renklerin siyah ve beyaz olarak ikiye ayrildigi yer.

Ulucanlardan bahsediyorum. Ulucanlari, gorduklerimi, yasadiklarimi anlatmaya calisacagim. Cok anlatan oldu, daha da olacaktir. Bu yararli da birsey. Cunku genc kusaklarin bunlari bilmesi gerektigine inaniyorum. Bir ideolojiye daha fazla sarilmak, devrime simsiki kenetlenmek icin degil. Iskencecilerden nefret etmek yada onlari affetmek icin falan da degil. Sadece ve sadece "insan" olabilmek icin, insanliktan cikmanin da ne oldugunun bilinebilmesi icin.

Bir hikaye, icindeki canli kanli insanlari tanimadan hicbir anlam tasimayacaktir. O yuzden bu hikayeye can katan birinden bahsederek baslamak yerinde olacak. Bu kisi topraksiz, 6 cocuklu bir ailenin, gun boyu ailecek aganin topraginda calisan kucuk bir ogludur. Elazig'in Karakocan'indan gelip Izmir Aliaga'nin fabrikalarinda iscilikle suren, sonra devrimci olan siradan biridir. Yani sizin gibi, bizim gibi biri.

Onunla ilk olarak cezavine gorusune gittigimde tanistim. Kendisinden cok emin, karsisindakine saygiyla yaklasan, eglenceli, sohbeti ilgiyle dinlenen biriydi gordugum. Yazdiklarini zaten severek okuyordum, ilk kez de kadinlar kogusunun gorus yerinde tel orgulerin iki tarafinda oturarak gorusmustuk. Tel orgunun yirtik bir yerinden bana kivrilmis bir kagit rulosunu gizlice vermisti. Verdigi sey cikardigimiz derginin bir sonraki sayisinda basilacak yazisiydi.

Birkac ay sonra, ayni cezaevinde, ama bu sefer gorus yerinde degil, gardiyanlar esliginde kalacagim kogusa goturuldugumde karsilacaktik. Hafif yagan yagmurun altinda uzun uzun birlikte volta atarak ilk sohbetimizi yapacaktik. Adi Habip Gul'du.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla