Tekil Mesaj gösterimi
  #7  
Alt 20-04-2008, 16:39
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Canlar ve Ulucanlar

Operasyon Basliyor

Bu arada sunu da eklemem gerekiyor. PKK'lilarin Ulucanlar'daki tutumu cok elestirildi. Ancak burda haksizlik yapildigini dusunuyorum. PKK'lilar sureci degisterebilmek icin ellerinden geleni yaptilar. Sorun suydu. Siyasiler iki kogusta kaliyorlardi. Bunlardan birini PKK'lilar ile Turk sol gruplari olarak paylasiyorduk. PKK gerilimi tirmandirmak istemiyordu. Cezaevlerinde genel olarak farkli bir tutumlari vardi. PKK'ya gore cezaevlerindeki mucadeleyi on plana cikarmak dogru degildi, bu kamuoyunun Kurt sorunu ile ilgisini baska yonlere cevirme potansiyeli tasiyordu. Cezaevinde yapilacak hersey buna bagli olarak dusunulmeliydi. Bunun disinda bir baska ciddi endiseleri oldugunu da dusunuyorum. O da suydu: Turk solunun tum cezaevlerindeki toplam mahkum sayisi 1200 civarinda iken PKK'nin 10.000'den fazlaydi. PKK'nin cezaevlerinde sert bir direnis hatti olusturmaya calismasi devletin icerde buyuk bir katliama girismesine yol acabilirdi. *Bu endiselerinde de hakliydilar, cunku cok daha basit durumlarda, PKK'lilara donuk katliamlar yapilmisti. Son olarak PKK'li olarak cezaevlerinde tutulanlarin onemli bir kismi siradan koylulerdi. Bircok kisiye son derece basit olaylardan dolayi cok agir cezalar verilmisti. Bu kisileri sert bir mucadeleye sokmaya calismak dogru degildi.

Bu yuzden PKK'li mahkumlar temsilcileri araciligi ile yonetime bazi onerilerde bulundular. Yonetim bizim temsilcilerle gorusmuyordu ama PKK'li temsilcilerle gorusuyordu. Kogustan ayrilmayi kabul ettiklerini, kendilerine onerilen herhangi bir kogusa gecebileceklerini soylediler. Ancak idare bunu da kabul etmedi.

26 Eylul 1999 gunu gece saat 03:30'da nobetciler tarafindan uyandirildik. Operasyon baslamisti. Gozcu kulelerine ve catilara yerlestirilen askerler koguslara dogru ates ediyorlardi. Ilk ates ozellikle isgal edilen kucuk kogusun kapisindan iceriye dogru yapilmisti ve ilk ateste yaralanan kisiler tasinarak bulundugumuz kogusa getirildiler. Operasyon ertesi gun oglen saatlerinde sona erdiginde ilk ateste yaralanan kisilerin bir kismi olmustu. Umit de ilk ates sirasinda yaralananlar arasindaydi. Baldirina gelen kursun agir bir kanama yaratiyordu. Saglik islerinden anlayan arkadaslar yaralilarin kanamasini durdurmak icin birseyler yapmaya calisiyorlardi. Kulelerden ve catilardan acilan ates biraz azalinca bulundugumuz kogustan yan kogusa gecmeye calisacaktik. Saldiri durumunda yan kogusa gecilmesi icin karar alinmisti. Yan kogusa gecerken yaralilarin da tasinmasi gerekiyordu. Isin en zor kismi da buydu. Cunku iki kogusun kapisi arasinda yaklasik 5-6 metrelik ustu acik bir koridor vardi ve bu koridor tam da gozcu kulelerinin onune dusuyordu. Kulelere dizilmis askerler koridora ates ediyorlar ve diger kogusa gecis olanaksiz oluyordu. Gecis isini soyle yapiyorduk. Bir kisi kapida bekliyordu. Diger kapida da karsi taraftakiler bekliyorlardi. "Hadi" deyince firlayip 5-6 metreyi kosar adim geciyorduk. Eger yolda vurulan, tokezleyen olursa diger taraftakiler iceri cekmeye calisiyorlardi. Bu islemi bir de yaralilarla birlikte tekrarlamamiz gerekiyordu. Kursun yagmuru altinda herkes diger kogusa gecmeyi basardi.

Bizim yan kogusa gecmemizin ardindan PKK'lilar direnmeyeceklerini soyleyerek ellerini kaldirip teslim oldular. Buna ragmen agir bir sekilde dayaktan gecirilmekten kurtulamadilar.

Yan kogusa gectigimizde sayimiz 65 idi. Yaklasik 10 kisi de agir sekilde yarali idi. Tahmin ediyorum operasyon sonunda olen 10 kisiden 6'si bu ilk ates sirasinda yaralanmis olanlardi. Catilarda, kulelerde, maltada ve disarda yuzlerce robokop elbiseli asker vardi ve biz 50 kisilik bir topluluk bu buyuk silahli guce karsi direnmeye calisiyorduk. Operasyonun hizini kesmek icin yemek yapmakta kullanilan tupgazlardan biri patlatildi. Bir baskasinin ucuna hortum baglanarak ucundan ates cikan ilkel bir mekanizma yapildi. Ustelik bu ates iki de bir sonuyordu, su sikilmaya basladiktan sonra da hic yanmaz oldu. Ancak bu ilkel metotlarin boyle bir guce karsi cocuk oyuncagi gibi gelecegi acikti. Operasyon son derece hazirlikli baslamisti. Degisik birliklerden 2000 civarinda asker, cok sayida ozel tim ve sivil polis getirilmisti. Bunun disinda itfaiye araclari da getirilmisti.

Itfaiye hortumlari gozcu kulesine cikarilarak kogus ve havalandirmaya su sikilmaya baslandi. Bunun ne icin yapildigini basta anlamamistim, ama Eylul sogugunda birkac saat icinde yedigimiz su bizi sirilsiklam yapip herkesin gucunu tuketince amac anlasilir oldu. Ardindan yine itfaiye araclarindan kopuk sikilmaya basladi. Havalandirma kisa zamanda belimize kadar kopukle doldu. Bu arada catidaki robokoplar gaz bombalari ve catidaki kiremitleri ustumuze atmaya basladilar. Gaz bombalarindan nefessiz kalanlar siddetli sekilde oksuruk krizine giriyor ve kusmaya basliyordu. Kafama gelen kiremitlerden her tarafim kan icinde kalmisti. Bu arada once Abuzer'in sonra Umit'in oldugu haberi geldi. "Devrim sehitleri olumsuzdur" sloganlari atiliyordu. Habip, Umit'i kucagina yatirmis, agliyordu. Olmeden bir sure once Umit'in elini tutup, "dayan" demistim, "dayan sabaha az kaldi, kurtulacagiz". Gulumsemeye calisti, "buraya kadar, bu is bitti" diye dusundugunun farkina vardim. Umit'e kardesi bir isim takmisti: Gece batmayan gunes". Son sozleri soyle olmustu: "Gunes batti."

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla